BASINDAN YAZILAR
Tasfiye sonrasına kalan katma değer vergisinin iadesi mümkün değildir / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Tasfiye sonrasına kalan katma değer vergisinin iadesi mümkün değildir / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz

Tasfiye sürecine giren ticari bir işletmenin önceki dönemlerde indirim konusu yapmadığı katma değer vergisini iade alması ya da giderleştirmesi mümkün değildir.Mükellefin, vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV de, kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez.

 

Tekstil ve konfeksiyon alanında iç piyasaya hitap eden ve üretim yapan bir firmayız. Yaşanan ekonomik ortam nedeniyle bir süre zararına satış yaptık. Ancak ortaklar olarak tasfiyeye karar verdik. Kayıtlarımızda ve düzenlemiş bulunduğumuz mali tablolarda söz konusu indirim konusu yapamadığımız katma değer vergisi gözükmektedir. İndirim konusu yapamadığımız bu katma değer vergisini tasfiye bitiminde geri almamız söz konusu olabilir mi?

 

Katma Değer Vergisi Yasası'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir vergilendirme döneminde indirilecek katma değer vergisi toplamı mükellefin vergiye tabi işlemleri dolayısıyla hesaplanan katma değer vergisi toplamından fazla olduğu takdirde, aradaki fark sonraki dönemlere devrolunur ve iade edilmez. Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim tutarı Bakanlar Kurulu'nca tespit edilecek sınırı aşan vergi bu mükelleflerin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli idareler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin yüzde 51'inden veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmeler ile organize sanayi bölgelerinden temin ettikleri mal hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsuben ödenir. Yılı içinde mahsuben iade edilmeyen vergi nakden iade edilir.

Diğer yandan Katma Değer Vergisi Yasası'nın 32. maddesi gereği olarak ihracat, araçlar, petrol aramaları ve teşvik belgeli yatırımlar, taşımacılık, diplomatik istisnalar ile özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar teslimlerinden doğan istisnalarda ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma değer vergisinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen katma değer vergisi Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade edilir.

Bu bilgiler ışığında katma değer vergisi mükelleflerinin sonraki dönemlere devreden katma değer vergisinin iade edilebilmesi için Katma Değer Vergisi Yasası'nın 28. maddesi uyarınca vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerden dolayı oluşması ya da aynı yasanın 32. maddesinde sayılmak suretiyle belirtilen istisnaya konu işlemlerden kaynaklanması gerekmektedir.

Ayrıca Katma Değer Vergisi Yasası'nın 58. maddesinde yer alan düzenleme gereği olarak "Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan Katma Değer Vergisi ile mükellefçe indirilecek Katma Değer Vergisi, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmemektedir."

Dolayısıyla bir ticari işletmenin tasfiyeye girmesi halinde önceki dönemlerde indirim konusu yapamadığı katma değer vergisini iade alması veyahut da giderleştirmesi mümkün değildir. (V. Seviğ)

 

 

ULUSLARARASI TAŞIMACILIKTA VERGİ İSTİSNASI

Yabancı taşımacı firmalara Türkiye'den müşteri bularak aracılık işi yapıyorum. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık işlerinde, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek taşıma işleri vergiden müstesna tutulmaktadır. Bizim yapmış olduğumuz iş yurt dışına müşteri temini olup, bu iş yabancı ülkelerle Türkiye arasında yapılan ve aynı zamanda Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımacılık işini de içine almaktadır. Biz de bu istisnadan yararlanabilir miyiz?

 

 

Katma Değer Vergisi Yasası'nın 14. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 24.12.1984 gün ve 84/ 8889 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasında deniz, hava, kara ve demiryolu ile yapılan yük ve yolcu taşıma işlerinin vergiden istisna olduğu hususu karara bağlanmıştır.

Söz konusu istisna sadece taşıma işini kapsamaktadır. Bir başka anlatımla söz konusu istisna kapsamına yabancı ülkede başlayıp Türkiye'den geçerek yabancı bir ülkede sona eren, yabancı bir ülkeden başlayıp Türkiye'de sona eren ve Türkiye'de başlayıp yabancı bir ülkede sona eren taşımacılık işleri girmektedir.

Ancak taşımacılık işinin istisna kapsamında olabilmesi için mevcut mevzuat çerçevesinde yapılan bir taşımacılık işinin bizzat gerçekleştirilmesi gerekir. Buna göre taşımacılık işinin bizzat firmanızca üstlenilmiş olması veya tamamının veyahut da bir kısmının başka firmalara yaptırılması halinde gerek taşıma işini yaptıran kişiye karşı muhatap olarak işi üstlenen, gerekse ikinci derecede yüklenici pozisyonunda olarak nakliyeyi gerçekleştiren firmanın bu faaliyetleri istisna kapsamındadır.

Buna karşılık taşıma işinin aracılık yapan firma tarafından üstlenilmemesi halinde söz konusu istisnadan yararlanmak mümkün değildir. Bir başka anlatımla sadece uluslar arası taşımacılıkla ilgili olarak araca yük bulma ya da yüke araç bulma şeklinde verilen aracılık hizmeti ile bu faaliyet dolayısıyla alınan komisyonlar, uluslar arası taşımacılık hizmeti olarak değerlendirilmemekte olup, söz konusu aracılık hizmeti karşılığı alınan komisyonlar katma değer vergisine tabi tutulmaktadır.

Benzer bir konuda İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bir özelgede de "Uluslar arası taşımacılık komisyonlarının katma değer vergisine tabi olduğu" bildirilmiştir. ( 30.07.2008 gün ve KDV.MUK.B.07.1.GİB.4.34.17.01.14.6683) (V. Seviğ)

 

LOJMAN GİDERİNİN KİRA GELİRİNDEN İNDİRİMİ

Kendime ait bulunan ve İstanbul dışında kiraya vermiş bulunduğum evimin kira gelirinden lojmana ödemekte olduğum bedel indirim konusu yapılabilir mi? (Ben banka kredisi ile aldığım dairemi kiraya verdim. Buna karşılık işim nedeniyle şahsıma tahsis edilen lojman içinde kira ödemesi yapıyorum.)

 

Gelir Vergisi Yasası'nın 70.maddesinde gayrimenkul sermaye iradının tanımı yapılmış olup, bu kapsamda binaların sahipleri tarafından kiraya verilmesi nedeniyle elde edilen iratlar da gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlanmıştır.

Aynı yasanın 74.maddesinin birinci fıkrasının 10 numaralı bendinde, sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konutun kira bedeli (kira indirimi gayri safi hasılattan bu maddenin (1) ila 9 ve 11 numaralı bentlerinden yazılı giderler düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden yapılır; kiranın indirilmeyen kısmı gider fazlalığı sayılmaz .) kira hasılatından indirilebileceği belirtilmiştir.

Bu nedenle lojman için ödemekte olduğunuz kira bedellerini beyan ettiğiniz şahsınıza ait konut kira gelirinden indirim konusu yapmanız mümkün olup, söz konusu indirimi yaparken Gelir Vergisi Yasası'nın 74/10. maddesindeki hükmü dikkate almanız gerekmektedir. (V. Seviğ)

 

 

 

YARGI KARARLARINDA KATMA DEĞER VERGİSİNDE İNDİRİM

 

Danıştay 7. Dairesi E.2000/7839 K.2002/445 T.5.2.2002

Davacının ilgili yıla ait defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle, KDV indirimleri kabul edilmeyerek adına cezalı tarhiyat yapılmıştır. 3065 sayılı Kanunun 29 ve 34.maddelerine göre, yüklenilen KDV'nin indirim konusu yapılabilmesi için, indirime konu verginin fatura ve benzeri belgelerde hem ayrıca gösterilmesi, hem de alış belgelerinin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı içinde yasal defterlere kaydedilmiş olması zorunlu olup, bu koşulun, kaydı zorunlu belgelerin yükümlülerin tutulması zorunlu defterlerine kayıt düzenine uyularak yazılmış olmasını ifade etmesi, olayda yükümlülerin alış belgelerini yalnızca bilgisayara kaydetmeleri, buna karşın söz konusu belgeleri gerek Vergi Usul Kanunu gerekse bu kanuna göre çıkartılmış tebliğlerle belirlenmiş tasdikli defterlere süresi içinde kaydetmemiş olmaları dolayısıyla KDV indiriminden yararlanmalarının mümkün olmaması ve bilanço esasına göre defter tutan davacının 1996 yılına ait belgelerinin 1997 yılının mart ayına kadar muhasebeci tarafından yasal defterlere kaydedilmediği hususunun da dava dilekçesinde belirtilmiş olması sebepleriyle, yasal defterlere geçirilmeyen belgelerin bilgisayar hafızasında bulunması indirim hakkı vermeyeceğinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık yoktur.

 

Danıştay 7. Dairesi E.2000/5897 K.2002/4212 T.17.12.2002

Davacı şirketin sahte fatura kullandığından bahisle KDV indirimleri kabul edilmeyerek adına cezalı tarhiyat yapılmıştır. Vergi Usul Kanununun 230. maddesinde; faturaların düzenlenme tarihi ile seri ve sıra numarası faturada bulunması zorunlu bilgiler arasında sayıldıktan sonra 231/5. maddesinde; faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami on gün içinde düzenleneceği, 227/3. fıkrasında ise kanunda öngörülen zorunlu bilgileri taşımayan belgelerin vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Davacının KDV indiriminde kullandığı faturalardan, X Ltd. Şti. ile Y Pazarlama Şirketi ve Z tarafından düzenlenen faturalara ilişkin olarak, satıcı kişi ve firmaların kayıtları ile ibraz edilen faturaların tarihleri ve tutarları arasında fark bulunduğu olayda, üzerinde tahrifat yapıldığı açık olan ve bu haliyle hiç düzenlenmemiş sayılan faturalara dayanılarak KDV indiriminden yararlanılmasına olanak bulunmadığından, yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık yoktur.

 

Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.2001/285 K.2001/412 T.9.11.2001

Radyo işletmeciliği yapan yükümlünün ilgili yıl defter ve belgelerinin incelenmek amacıyla ibrazı yazı ile istenildiği halde herhangi bir mazeret belirtmeksizin ibraz etmediğinin anlaşıldığı olayda, yükümlünün KDV indirimleri kabul edilmeyerek adına yapılan cezalı tarhiyat Yerel Mahkemece kaldırılmışsa da; Mahkemece yükümlüden defter ve belgeleri istenerek; 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 29 ve 34. maddeleri uyarınca ihtilaflı dönemde indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin, davacı şirkete yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak, düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda yer alıp almadığının ve defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespiti için, ibraz edilecek bu faturalardan vergi dairesi de haberdar edilip, gerçek mal teslim ve hizmet alımına ilişkin olup olmadıklarının araştırılması sağlandıktan sonra yapılacak değerlendirme neticesinde karar verilmesi gerekirken, incelemenin işyerinde yapılmamış olmasından bahisle tarhiyatı kaldıran Yerel Mahkeme kararında yasal isabet yoktur.

 

 

ÖZELGELERDE SERBEST MESLEK KAZANCI

 

1. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 23.1.2008 tarih ve 658 sayılı özelgesi;

"VUK'un 161. maddesinde, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesinin işi bırakmayı ifade ettiği, işlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulmasının işi bırakma sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu sebeple, meslekten men edilmiş olmasına rağmen faaliyetine devam eden serbest meslek erbabı mükellefin, söz konusu faaliyetinden dolayı vergilendirilmesine ve vergi mevzuatından doğan sorumluluklarını yerine getirmesine engel bir durumun bulunmaması hususu da göz önünde bulundurularak mükellefiyet kaydının serbest meslek kazancı olarak tesisi gerekir."

2. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 3.3.2008 tarih ve 3872 sayılı özelgesi;

"Mmesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde VUK'un 328. maddesine göre hesaplanacak zararlar dahil) serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilebilir. Bu nevi giderlerin hasılattan indirilebilmesi için, mesleki faaliyette kullanılan taşıtların envantere dahil edilmesi şarttır. Diğer taraftan, serbest meslek kazançlarına ilişkin olarak, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde, VUK'un 328. maddesine göre hesaplanacak kâr veya zararın, matrahın tespitinde dikkate alınması gerekir. Bu hüküm ve açıklamalar ve amortisman uygulamasının mükelleflerin kullanabileceği bir hak olduğu ve bu hakkın kullanılmamış olmasının, amortismana tâbi olan iktisadi kıymetin satışından elde edilen kârın kazanca ilave edilmesine engel teşkil etmeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, envantere kayıtlı olan ve serbest meslek faaliyetinizde kullanılan, amortisman uygulamasına konu edilmediği ifade olunan aracın satışında, VUK'un 328. maddesine göre hesaplanacak kâr veya zararın, serbest meslek kazancınızın tespitinde dikkate alınması gerekmektedir."

3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 23.7.2008 tarih ve 16138 sayılı özelgesi;

"Ücret kısaca çalışana ayın veya para ile sağlanan menfaat olup, bunun tazminat, avans, prim, gider karşılığı ve benzeri şekillerde tayin edilmiş olması ücretin hukuki niteliğini değiştirmez. İşletmede çalışan personelin özel poliklinikte tedavi ettirmesi nedeniyle işletme tarafından karşılanan sağlık harcamalarının (muayene ve ilaç masrafları) ücret olarak değerlendirilmesi ve GVK'nın 94. maddesi uyarınca tevkifat yapılması gerekmektedir. Diğer taraftan, sağlık giderlerinin hizmet erbabına sağlanan bir menfaat olarak kabul edilmesi nedeniyle ücret olarak ücret bordrosu üzerinden gider olarak kabul edilmesi mümkündür."

4. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 8.5.2008 tarih ve 4047 sayılı özelgesi;

"Vergi mükellefi olmayan ve şirkete risk analizi ve güvenlik planlarının hazırlanması hizmeti veren emekli polis veya asker gibi fiilen güvenlik hizmetinde bulunmuş kişilerin, söz konusu hizmeti mesleki bilgilerine dayanarak şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesaplarına devamlı olarak yapmaları halinde ,GVK'nın serbest meslek kazançlarında istinaya ilişkin 18. maddesi ile ilişkilendirilmeksizin 65. maddesine göre serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmesi ve bu kişilere yapılan ödemelerin yine GVK'nın 94/2-b maddesi uyarınca % 20 oranında tevkifata tabi tutulması gerekir. Bu hizmetin devamlılık arz etmeyecek şekilde yapılması ve mutat meslek haline getirilmemesi, başka bir ifade ile aynı yılda veya birbirini izleyen yıllarda birden fazla yapılmaması şartıyla, bu faaliyetin arızi serbest meslek faaliyeti, bu faaliyet sonucunda elde edilen kazancın da arızi kazanç olarak değerlendirilmesi ve kazanç sahiplerinin arızi kazanç hükümleri uyarınca vergilendirilmesi gerekir."

5. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın GVK-61-28 sayı ve Mayıs 2008 tarihli özelgesi;

"Dava sonunda mahkeme ilamına göre veya icra takibi sonucu verilen kararla avukatlık tarifesine dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin serbest meslek erbabı olan avukatlara ödenmesi halinde, GVK'nın 94. maddesi uyarınca sorumlularca    % 20 nispetinde gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekir. Diğer taraftan, karşı taraf aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ödemelerinin avukatlara değil de doğrudan icra müdürlüklerine yapıldığı durumda, icra müdürlüklerine ödeme yapıldığı sırada ödemeyi yapan borçlu tarafından vekalet ücreti ödemesinden gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Söz konusu vekalet ücreti ödemesi yapan borçlunun GVK'nın 94. maddesinde sayılan tevkifat yapmakla sorumlu kişilerden olmaması veya herhangi bir sebeple tevkifat yapılmadan icra dairesine ödemede bulunulması halinde, elde edilen serbest meslek kazancı avukat tarafından verilen yıllık beyannamede vergilendirilecektir. Davayı kaybeden tarafından, mahkeme ilamına göre veya icra takibi sonucu karşı taraf avukatına ödenmesine karar verilen vekalet ücretinin, avukat dışında alacaklı tarafa vekalet eden üçüncü bir kişiye nakden ödenmesi durumunda; bu vekalet, alacağın tahsiline yönelik olduğundan, ödeme yapan tarafın tevkifat yapmakla yükümlü kişilerden olması halinde, yapılan vekalet ücreti ödemesi üzerinden gelir vergisi tevkifatının yine yapılması gerekir. Ancak, vekalet ücretini ödeyen karşı tarafın ödeme esnasında stopaj yapmaması durumunda elde edilen hasılatın avukat tarafından yıllık beyannameye dahil edileceği tabiidir."

 

Bir Dönemin Çözümleri sonraki dönemin sorunlarıdır.

 

R. Tawney

(Referans Gazetesi | 15.10.2008)

GÜNDEM