BASINDAN YAZILAR
Haksız Alınan Verginin İadesi Sorunları - MuhasebeTR

Haksız Alınan Verginin İadesi Sorunları

Herkesin hata yapması mümkündür. İdarenin de hata yapması, fazla ve haksız vergi tahsil etmesi de mümkündür. Nasıl ki mükellef eksik vergi ödediğinde, bunu yapılacak tarhiyatlar üzerine faizi ile ödemek zorunda ise idare de haksız aldığı vergiyi faizi ile iade etmek zorundadır. Ancak bu iadenin yapılmasında veya faizi konusunda zaman zaman duraksamalar yaşanmaktadır. Bu duraksamalarla yakından ilgili elime geçen üç yargı kararını bu yazımda paylaşmak istiyorum. 

Faizin düzeltme yoluyla istenmesi

İdare tarafından haksız tahsil olunan vergilerin, Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 112/4 maddesi uyarınca tecil faizi ile birlikte iade olunması gerekmektedir. Haksız tahsil hallerinde haksızlığın VUK md. 117 ve 118 kapsamında bir hatadan kaynaklandığı hallerde, bu hatanın giderilmesi için önce idareye VUK’un hataların düzeltilmesi için öngördüğü usul içerisinde başvuru yapılması gerekmektedir (Hatanın idarece re’sen yapılan bir işlemden kaynaklandığı hallerde doğrudan dava açılması da mümkündür). İdarenin hatayı ve haksızlığı kabul ederek tecil faizi ile birlikte iade yapması halinde bir sorun yoktur. Ancak idarenin hatayı ve haksızlığı kabul ederek faizsiz ödeme yapması halinde, eğer idareye yapılan düzeltme müracaatında faiz istenilmemişse, faiz alacağı için de idareye hata ve düzeltme hükümleri çerçevesinde ayrıca ve yeni bir başvuru yapılıp yapılamayacağı konusu tartışmalıydı. Bu konuda nihayet Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu bir belirleme yaptı ve E. 2022/1 K.2022/4 sayı ve 2.3.2022 tarihli Kararı ile VUK’un 112. maddesinin 4. fıkrasından faizin de haksız ve fazla tahsil edilen verginin kapsamında olduğu sonucunun çıkartıldığına ve faiz hesaplanmadan ödeme yapılması halinde fazladan tahsil edilmiş verginin iade edilmiş sayılamayacağına, bu sebeplerle de iade talebinde söz edilmemiş olsa bile, iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak -asıl alacağın iade talebine ilişkin zamanaşımı süresi içinde olmak kaydı ile- düzeltme ve şikâyet başvurusunda bulunulabileceğine hükmetti. Ancak yine kararda da belirtildiği gibi, ilk başvuruda faizde talep edilmesi ve idarenin vergi dışında faize ilişkin talebi reddettiği hallerde, faiz için tekrar başvuru olanağı bulunmamaktadır. Bu gibi durumlarda ret işlemi üzerine, iadenin eksik yapıldığı gerekçesi ile tekrar idareye başvuru yerine doğrudan yargı yoluna başvuru gerekmektedir.

Faizin hesaplanacağı süre

Davacının dava sırasında -karardan anlaşılamamakla birlikte sanırım gecikme faizini durdurmak amacıyla VUK md. 112 uyarınca- dava sırasında ödediği tutarın davanın lehine sonuçlanması üzerine kendisine iadesinde ödenecek faizin hesaplanacağı sürenin, idareye ödeme yapıldığı tarihten ödemenin iade edildiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanması gerekmektedir. Bu konuda yerel mahkeme, İdari Yargılama Usulü Kanununun 28/6. maddesinden hareketle, ödeme yapılan alacağa ilişkin mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödemenin yapıldığı tarih arasında faiz hesaplanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu arada, mükellef önce davayı kaybedip bozma kararı üzerine kazanması dolayısıyla, idareye ödeme ile mükellef lehine olan kararın tebliğ arasında geçen süre, yaklaşık 5,5 senedir. Danıştay 3. Dairesi, pek yerinde ve  haklı olarak yerel mahkeme kararını bozmuş ve “yargı kararı ile kaldırılan vergilendirmeler nedeniyle tahsil edilmiş tutarların ilgililerine iadesi sırasında, tahsil tarihi ile iade tarihi arasında geçen süre için söz konusu tutara tasarrufunun engellenmesi dolayısıyla faiz ödenmesi gerektiğine” hükmetmiştir (Danıştay 3. Daire E. 2016/15614 K.2020/3752 T.14.10.2020). 

Görevli mahkeme

Konusu belli bir paranın ödenmesini gerektiren davalar (örneğin iade talebinin reddi aleyhine açılan davalarda) ile vergi davalarında davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına bu bildirim tarihinden itibaren 30 gün içinde ödenmesi gerekmektedir. Bu süre içerisinde ödeme yapılmaması halinde idare aleyhine adli yargı nezdinde icra takibi yapılabilir (İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 28/2). Ancak yine de bir sonuç alınamazsa veya uğranılan zarar konusunda başkaca talepler söz konusu ise idare aleyhine maddi veya manevi tazminat davası açılabilir (İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 28/3). Bu tazminat davasında mahkeme, yargı kararının yerine getirilip getirilmediğini veya ne ölçüde yerine getirildiğini incelemek suretiyle karar vereceğinden, görevli mahkeme yine vergi mahkemesi olmaktadır. Bu tip davaların idare mahkemesinde görülüp karara bağlanması mümkün değildir (Danıştay 10. Daire E.2018/2646 K.2022/967 T.22.2.2022).

(Kaynak: Bumin Doğrusöz / Dünya Gazetesi | 07.06.2022)

GÜNDEM