BASINDAN YAZILAR
KDV'de Neler Yapılabilir, Neler Yapılmalı? - MuhasebeTR

KDV'de Neler Yapılabilir, Neler Yapılmalı?

Önce Sayın Cumhurbaşkanımız, hemen arkasından da Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Nureddin NEBATİ Bey’in “KDV'de önemli düzenlemeler yapıyoruz, güzel şeyler olacak” açıklamalarının ardından büyük bir merak başladı, hemen herkes “KDV’de ne değişiklik olacak?” diye birbirine sormaya başladı!

Bu konu, şu an en çok merak edilen ve konuşulan konular arasında yer alıyor!

KDV’de mutlaka değişmesi gereken birkaç konu var

KDV uygulamasında iş dünyasını zorlayan birkaç önemli konu var: Birincisi, yüksek KDV oranları, ikincisi çok sayıdaki istisna, üçüncüsü KDV iadeleri, dördüncüsü özel esaslar, beşincisi ise devreden KDV!

Bunların her biri başlı başına bir sorun ve karışık! Maliye, gerekli önlemleri alsa da, maalesef uygulamada yaşanan sorunları hemen çözmek mümkün olmuyor. Bu sorunların bir kısmı Maliye’nin kendi uygulamasından, diğer kısmı ise tamamen sistemden kaynaklanıyor. Maliye, kendisinden kaynaklı sorunları kolay bir şekilde çözüyor, sistemden kaynaklı sorunların çözümü ise yasa değişikliği gerektirmesi nedeniyle biraz zaman alıyor.

Ancak, artık KDV dahil vergi sistemimizde köklü değişiklik zamanı geldi. KDV doğrudan ve hızlı bir şekilde ekonomiyi ve hayatımızı etkilediğinden, KDV değişiklikleri daha öncelikli olarak görülüyor ve değerlendiriliyor. Gelir ve kurumlar vergisinde köklü değişiklikler için konjonktür olarak biraz zamana ihtiyaç var gibi görünüyor!

Yüzde 18 KDV oranı çok yüksek

Şu an uygulanmakta olan yüzde 18 genel KDV oranı, AB’ye göre normal olsa da, ülkemiz gerçekleri dikkate alındığında biraz yüksek kalıyor. Bu ise, maalesef belgesiz satışlara ve dolayısıyla kayıt dışılığa neden oluyor. Özellikle durgunluk dönemlerinde alış ve satışlarda kimse yüzde 18 KDV’yi ödemek istemiyor. İş dünyası, bu oranın yüzde 10 – 15 arasında belirlenmesini istiyor. Bütçe imkanları ve temel göstergeler dikkate alındığında bunun yapılması pek mümkün görünmüyor. Belki, bir iki puan indirilebilir.

Mevcut düzenlemeye göre, KDV oranı, vergiye tabi her bir işlem için yüzde 10 olup, Cumhurbaşkanımız bu oranı, dört katına kadar artırmaya (yüzde 40’a kadar), yüzde 1'e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde muhtelif mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkili bulunuyor (KDVK, Mad. 28).

Bize göre, KDV Kanununun 28. maddesinde değişiklik yapılarak, önceden olduğu gibi tekrar Cumhurbaşkanımıza KDV oranını sıfıra kadar indirme yetkisi verilebilir. Bu, özellikle bazı mallarda KDV yükünün kaldırılması açısından önemli!

KDV istisna sayısının azaltılması şart

KDV Kanunu’nda olması gerekenin üzerinde çok sayıda istisna düzenlemesi bulunuyor. Bu istisnaların büyük bir kısmı da, sonradan eklenen istisnalar. Kanun ilk yürürlüğe girdiğinde istisnalar son derece sade ve az sayıda idi. Ancak, gelinen son noktada torba istisna maddesi olarak kullanılan 17. maddede alfabedeki harf sayısından fazla istisna bendi oldu. Bu nedenle, 13. madde torba istisna maddesi olarak kullanılmaya başlandı.

Ayrıca, şu an bir işlemin KDV’ye tabi olup olmadığına karar verilebilmesi için, önce istisna maddelerine bakılması gerekiyor. Anlayacağınız oldukça sıkıntılı bir durum.

Özel esaslar uygulaması iş dünyası için başka bir dert

Maliye, özel esaslar uygulaması ile; iade edilecek KDV tutarının gerçek olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle, Hazine’ye intikal etmemiş ve/veya hayali olarak oluşturulmuş, gerçek bir yüklenime dayanmayan tutarların KDV iadesi adı altında yersiz olarak iadesini önlemeyi amaçlıyor.

Maliye’nin, hiç yüklenilmediği halde sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeye dayalı olarak indirim hesaplarına alınan ve indirim yoluyla giderilemediği için de iadesi talep edilen KDV olarak gösterilen tutarların iadesini önlemek istemesi son derece normal. Ancak, bunu ticari hayata etki etkilemeyecek bir şekilde yapması lazım. Şu anki, özel esaslar uygulaması, bir kısım dürüst ve vergiye uyumlu mükellefi mağdur eden bir yapıya sahip. Bir mükellefin özel esaslar kapsamına alınması, Maliye’deki işlerini aksatmasının yanı sıra, ticari hayatını da olumsuz etkiliyor. Alıcılar, özel esaslarda olan mükelleflerden mal almıyorlar. Özel esaslar KDV iadesi alan mükelleflerde de ciddi sorunlara neden oluyor. Özel esaslara alınan mükellefler bu işleme karşı dava açıyor ve tamamına yakını (sahte fatura düzenleyenler hariç) davayı kazanarak özel esaslardan çıkıyorlar. Bu ise, her iki taraf açısından bir maliyet ve zaman kaybına neden oluyor. Yani, artık buna karşı bir önlem alınmasının zamanı geldi de geçiyor.

Mevcut uygulamada “özel esaslara alınmak kolay, çıkmak çok zor!”. Aslında bunun tam tersi olması lazım, özel esaslara alınma çok zor hale getirilmeli. Çünkü sonuçları mükellefler açısından gerçekten çok ağır!

Özel esaslar uygulamasına prensip olarak karşı olmamakla beraber, bu uygulama için yargı kararları dikkate alınarak öncelikle buna özel yasal bir düzenleme yapılması ve daha net ve somut kriterler belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Devreden KDV sorun olmaya devam ediyor

KDV sistemimiz, vergi mükelleflerinin Maliye’yi finanse ettiği bir sistem haline gelmiş durumda. Devir KDV’nin yarattığı finansman yükünü artık iş dünyası taşıyamıyor. Gerçekten taşınır gibi de değil! Çoğu işletmenin, işletme sermayesi olarak kullanacağı tutarlar, devir KDV’de bulunuyor. Devir KDV tutarının 250 - 300 Milyar TL civarında olduğu ifade ediliyor. Yani, artık devreden KDV sorununun çözülmesi bir zorunluluk haline gelmiş bulunuyor. Finansman sıkıntısı arttıkça, devir KDV’ye olan talep de artıyor. Devir KDV tutarının nasıl tasfiye edileceği konusu KONUTDER, GYODER ve İNDER’in gündeme getirmesi nedeniyle özellikle 2017 yılından bu yana kamuoyunda en çok tartışılan konular arasında yer alıyor.

KDV iadeleri hızlandı, ancak yine de sorunlar var

KDV iadeleri önceki yıllara göre oldukça hızlandı. Ancak, Maliye’nin aldığı tüm önlemlere, getirdiği yeni sistemlere, iyi niyetli, gayretli ve çözüme dönük çalışmalarına rağmen KDV iadelerinde yine de sorunlar yaşanmaya devam ediyor. Bu da, iadelerde gecikmelere ve dolayısıyla iade hakkı sahibi sektörler ve mükellefler üzerinde ciddi finansman yüküne neden oluyor. Sonuçta mükellefler daha önce ödedikleri KDV’nin iadesini alıyorlar.

Maliye bugüne kadar iade işlemlerinin hızlandırılmasına dönük olarak; YMM Raporu ile iade, KDVİRA sistemi, yüzde 100 teminat uygulaması, İTUS (indirimli teminat uygulaması), HİS (hızlandırılmış iade sistemi), ATUS (artırılmış teminat uygulaması), KDV iadesi ön kontrol raporuna dayalı iade uygulaması, ihtisas vergi dairesi kurulması sistemlerini denedi, uyguladı ve halen de uygulamaya devam ediliyor. Ancak, yine de gecikmeler önlenemiyor. Tüm bu gecikmelere ve olumsuz koşullara rağmen, iade süreçleriyle ilgili mükellefleri rahatlatacak uygulamaları hayata geçirmeye de devam ediyor.

KDV iade yönteminde esaslı bir değişiklik şart

İş dünyası KDV konusunda en fazla problemi KDV iadelerinde yaşıyor. Bunun en büyük nedeni ise, yüklenilen (daha önce ödenen) KDV’nin iade edilmesi. Çünkü, iade hakkı sahibi mükelleflerin tedarikçilerinde yaşanan her sorun, örneğin özel esaslarda olmaları, doğrudan KDV iadelerini etkiliyor. KDV iadesi talep eden mükelleflerin tedarikçilerini ve onların mal ve hizmet satın aldıkları mükellefleri kontrol etmeleri veya kontrol altında tutmaları mümkün değil. Kaldı ki, bu görev esas itibariyle bunların değil, Maliye’nin görevi!

Bize göre, KDV iadelerinde, “yüklenilen verginin iadesi” yönteminden vazgeçilerek, “satış bedelinin belli bir oranı” kadar KDV iadesi yapılmalı. Bu şekilde, iadede ortaya çıkan sorunlar da kökten çözümlenmiş, iade işlemleri daha basitleştirilmiş olur.

Bu nasıl mı yapılacak?

Çok kolay, aslında bu konuda geçmişte bir adım atıldı. KDV Kanununun 32. Maddesinde 7104 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na; imalatçılar tarafından yapılan ihracat işlemlerinden kaynaklanan iadelerde, yüklenilen KDV yerine sektörler itibarıyla ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yaptırma yetkisi verildi. Ancak, bu yetki henüz kullanılmadı. Bu yetki kullanıldığı takdirde, imalatçı ihracatçıların KDV iadelerinde yüklenilen KDV’den kaynaklanan sıkıntılarının tamamı çözümlenmiş olacak. Aynı imkanın inşaat sektörü başta olmak üzere diğer sektörlere de tanınarak, yüklenilen KDV yerine, iade kapsamına giren satış bedelinin belli bir oranına kadar KDV iadesi yapılması halinde, KDV iadesinde yaşanan sorunların büyük bir kısmı da çözümlenmiş ve iadelerdeki gecikmeler önlenmiş olur.

Sonuç olarak;

KDV’de üç konuda devrim niteliğinde düzenleme yapılabilir: KDV oranları, KDV iadeleri ve devir KDV’nin tasfiyesi.

İş dünyasının içinden gelen, reel sektörü ve yaşanan sorunları çok iyi bilen birisi olan Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Dr. Nureddin NEBATİ’nin bu konularda neler yapacağını hep beraber bekleyip göreceğiz.

(Kaynak: Abdullah Tolu / Dünya Gazetesi | 29.12.2021)

GÜNDEM