BASINDAN YAZILAR
İşletmeler zorunlu tazminatları gider olarak gösterebilir / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

İşletmeler zorunlu tazminatları gider olarak gösterebilir / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz

İşle ilgili olmak koşuluyla ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar dönem kazancının belirlenmesinde gider olarak gösterilebilir. Ancak, işverenin şahsi kusurundan kaynaklanan ödemelerin giderleştirilmesi mümkün değil.

 

 

SORU: Gelir Vergisi Kanunu'nun 40/3'üncü maddesine göre işle ilgili olmak üzere mukavelenameye veya ilama veyahut da kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar safi kazancın tespit edilmesi sırasında gider olarak indirim konusu yapılabilmektedir. Ancak tatbikatta bu tür ödemelerin giderleştirilmesi halinde denetim elemanları konuyu tenkit etmektedirler. Mükellef olarak bu konuda bizde tereddüde düşüyoruz. Kanun maddesinde yer alan giderlerin kapsamı nedir? (N.YILDIZ)

 

YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın 40'ıncı maddesinin 3'üncü bendi uyarınca işle ilgili olmak koşuluyla yazılı bir sözleşmeye veya yargı organlarınca verilmiş bir karara veyahut da yasa emrine dayalı olarak ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar dönem kazancının belirlenmesinde gider olarak dikkate alınmaktadır. Buna göre yasa maddesinde belirtilen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak kayıtlara intikal ettirilebilmesi için;

· İşle ilgili olması,

· Yasa hükmüne veya sözleşmeye veyahut da yargı kararına göre ödenmesi zorunlu görülmesi,

· Söz konusu zarar, ziyan ve tazminatların teşebbüs sahibinin kusurundan kaynaklanmaması, gerekmektedir.

İşverenin kendi şahsi kusurundan dolayı ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar Gelir Vergisi Yasası'nın 41 inci maddesinin 6 numaralı bendi uyarınca gider kabul edilmeyen ödeme olarak kabul edilmektedir. Bir başka anlatımla teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar "kanunen kabul edilmeyen gider" niteliğindedir. Bu nedenle de Gelir Vergisi Yasası'nın 40 ıncı maddesinin 3'üncü bendinde yer alan zarar, ziyan ve tazminatların teşebbüs sahibinin suçlarından doğmamış olması gerekmektedir.

Örneğin bir işyerinde ücretli olarak çalışan bir şoförün yaptığı trafik kazası sonucu meydana gelen hasar için ödenen tazminat ile işletmeye ait aracın sebebiyet verdiği kazada sakat kalan kişiye veya ölen kişinin yakınlarına mahkeme kararına istinaden ödenen tazminatlar gider olarak kayıtlara intikal ettirilebilmektedir.

Kurumlarda, teşebbüs sahibi kurumun kendisidir. Kurumun sevk ve idare edenlerin kurum adına yaptıkları ve yasal olarak suç sayılan işlemler, teşebbüs sahibi olan kurumun suçu sayılır ve böyle bir suç kurumun tazminat ödenmesine yol açmış bulunuyorsa, bu tazminat yasa hükmüne veya yargı kararına dayansa dahi gider olarak kabul edilmemektedir. Burada yer alan suç tanımı, Türk Ceza Yasası'na ve diğer yasalara göre, ceza uygulanması öngörülen fiilleri kapsamaktadır.

Suçun varlığı ancak yargı kararı ile belirlenebilir.

İşletme sahibinin kusurlu olmaması halinde dahi Borçlar Yasası'nın 55'inci maddesi gereği olarak istihdam ettiği kişinin hizmet ifa ederken yaptığı zarardan sorumludur. Dolayısıyla bu tür ödenen tazminatlarında giderleştirilmesi hukuken mümkün bulunmaktadır.

Gelir Vergisi Yasası'nın 41 inci maddesinin 10 numaralı bendinde yer alan düzenleme gereği olarak "Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminatların" kanunen gider kabul edilmeyen ödeme niteliğinde olduğu hükme bağlanmıştır.(V. Seviğ)

 

 

Personele eğitim olanağı sağlanması

SORU: Teknik alanda faaliyet gösteren bir anonim şirket olarak, bazı personelimize yapılan performans değerlendirmesi sonucu yüksek lisans yapmaları için maddi açıdan destekliyoruz. Bir vakıf üniversitesinde ücretli yani paralı olarak söz konusu personellerimize yüksek lisans yapma olanağını sağlamamız halinde yapılan ödemeleri giderleştirebilirmiyiz? (Ö.ÇOLAK)

 

YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın 61'inci maddesinde yer alan tanımlamaya göre "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan para ile temsil edilebilen menfaatlerdir." Bu bağlamda da "Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı , mali sorumluluk tazminatı, tahsisat,zam,avans,aidat,huzur hakkı,prim,ikramiye,gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmaması şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini" değiştirmemektedir.

Aynı yasanın 28'inci maddesinin ikinci bendinde yer alan düzenleme gereği olarak; "Resmi ve özel müesseselere ve şahıslar hesabına Türkiye'de tahsilde bulunan öğrenciye iaşe, ibate ve tahsil gideri olarak ödenen paralar" gelir vergisinden bağışık tutulmaktadır.

Diğer yandan Kurumlar Vergisi Yasası'nın 6'ıncı maddesi gereği olarak safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Yasası'nın ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanmaktadır. Aynı yasanın 8 inci maddesinde ticari kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının tespitinde, ticari kazancın tespiti sırasında indirim konusu yapılan giderlerin dikkate alınması öngörülmüştür.

Mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde;

* Eğitim giderleri karşılanacak kişilerin, eğitimi tamamladıktan sonra burs veren işletmede hizmet yükümlülükleri nedeniyle çalışacaklarını gösterir bir sözleşmenin düzenlenmesi ve durumun vergi incelemesi sırasında inceleme elamanına kanıtlanması,giderleştirilmesi mümkündür. (V. Seviğ)

 

YABANCIYA ÖTV

SORU: Türkiye'de çalışma izni olan bir yabancı olarak yine Türkiye'de satın almış bulunduğum otomobil üzerinden Özel Tüketim Vergisi alınır mı? Söz konusu vergi Türkiye'deki yabancılar için de geçerlimi? ( T.Önalan )

 

Yanıt: Özel Tüketim Vergisi Yasası'na ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanlarda Özel Tüketim Vergisi mükellefi, motorlu araç ticareti yapanlar, kullanmak üzere ithal edenler veya müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenlerdir. Buna göre, Türkiye'de kayıt ve tescil edilmemiş olan araçların satışını yapan fabrika, ana bayi, bölge bayi, yetkili satıcı ve acenteler ile Maliye Bakanlığı tarafından motorlu araç ticaretiyle uğraştığına dair belge verilenler Özel Tüketim Vergisi mükellefidir. Kayıt ve tescile tabi araçların ithalinde mükellef, bu araçları kullanmak, aktife almak veya kayıt ve tescil ettirmek üzere ithal edenlerdir. Yasal düzenleme gereği olarak yurt dışındaki bir müşteriye teslim edilen ve T.C gümrük bölgesinden çıkan mallar Özel Tüketim Vergisinden istisna edilmiş olup, bunun dışında söz konusu tescile tabi mallar için istisna uygulanması mümkün bulunmamaktadır.              (V. Seviğ)

 

 

YARGI KARARLARINDA

 

İHBARNAME

 

Danıştay 9.Dairesi E.2004/3686 K.2006/1837 T.22.05.2006

Yükümlü adına ilgili dönemler için   re'sen KDV salınmışsa da; VUK'nun 35/son fıkrasında, takdir komisyonu kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve resen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye ekleneceği belirtilmiş olup, davacının murisi adına düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca re'sen tarh edilen vergilere ilişkin ihbarnamelerin, vergi inceleme raporu eklenmeden 30.12.2003 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, ancak bu tebligattan sonra vergi inceleme raporunun eklenmediğinin tespiti üzerine anılan rapor eklenerek aynı ihbarnamelerin tekrar 7.1.2004 tarihinde davacıya tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda, ihbarnamelere vergi inceleme raporunun eklenmesinin zorunlu olması, aksi takdirde tarhiyatın maddi ve hukuki sebepleri hakkında mükellefin yasal haklarını kullanmasının söz konusu olamayacak olması, vergi inceleme raporu eklenmeden yapılan bir tebligatın geçerliliğinden söz edilemeyecek olması ve 1998 yılına ilişkin vergi alacağının en son 31.12.2003 tarihine kadar davacıdan istenilmesi gerekirken ve 30.12.2003 tarihinde yapılan tebliğ de geçerli olmadığından, 7.1.2004 tarihinde tebliğ edilen vergilerin zamanaşımına uğramış olması sebepleriyle, dava konusu tarhiyatta yasal isabet bulunmamaktadır.

 

Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.2001/220 K.2001/390 T.26.10.2001

İnşaat ve taahhüt işiyle uğraşan yükümlü şirketin, içeriği itibariyle gerçeği yansıtmayan faturalarla gider kaydettiği tespit edilerek, alınan istihkak tutarının %20'sinin safi kazanç olduğu görüşüyle hesaplanan matrah farkı üzerinden adına ilgili dönem için yapılan cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı aleyhine açtığı dava, yerel mahkemece reddedilmişse de; VUK'nun 35/son fıkrasında, takdir komisyonu kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve resen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye ekleneceği kurala bağlanmış olup, yükümlünün dava dilekçesinde vergi inceleme raporunun ihbarnameyle beraber kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmesine ve bu hususun esasa etkili ve ihbarnameyi hükümsüz kılacak bir husus olmasına rağmen, inceleme raporunun ihbarname ile birlikte yükümlüye tebliğ edilip edilmediği araştırılmadan işin esası hakkında verilen yerel mahkeme ısrar kararında isabet yoktur.

 

 Danıştay 11. Dairesi E.1997/1409 K.1998/3215 T.7.10.1998

Ayakkabı ve çanta ticareti ile uğraşan yükümlü adına, 1993 yılında bir kısım mal bedelini kayıt ve beyan dışı bıraktığı belirtilerek, inceleme raporuna istinaden beyannamelerin yeniden düzenlenmesi sonucunda ilgili dönemler için cezalı Katma Değer Vergisi tarhiyatı yapılmış ise de; mükelleflerin uzlaşma veya dava açma gibi yasal haklarını kullanabilmeleri için Vergi Usul Kanunu'nun 35.maddesine göre takdir komisyonu kararının veya vergi inceleme raporunun ihbarnameye eklenmesinin gerekmesi, eklenmemiş olmasının esasa etkili bir şekil hatası olması ve olayda tarhiyatın dayanağını oluşturan vergi inceleme raporunun ihbarnameye eklenmemesinin kanuna aykırı olması sebepleriyle, yapılan tarhiyatı kaldıran yerel mahkeme kararı hukuka uygundur. 

 

 

ÖZELGELERDE

 

BELGE DÜZENİ

1. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 3.3.2008 tarih ve 5631 sayılı özelgesi;

"Belli bir dönemde yararlanılan hizmete ilişkin bedelin belli bir tutarın altında kalmış olması, hizmet satışı nedeniyle vergilendirmeye ilişkin olayın gerçekleşmesini engellemez. Bu sebeple, bir aya ilişkin hizmet bedelinin belli bir bedelin altında olduğundan bahisle faturalandırılmayarak gelecek ay hizmet bedeline eklenmesi durumu söz konusu değildir. Bedel ne olursa olsun, hizmetin ara dönemler itibariyle tamamlanmasından itibaren 7 gün içinde faturanın düzenlenmesi zorunludur."

2. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 13.3.2008 tarih ve 6952 sayılı özelgesi;

"VUK'un 231. maddesinin 4. bendi hükmü gereğince faturada iş sahibinin ya da namına imzaya yetkili olanların imzasının bulunması zorunludur. Kanunda faturadaki imzaya ilişkin başkaca özel bir düzenleme olmadığından, iş yoğunluğu ve gün içerisinde düzenlenen fatura sayısının çok olması dikkate alınarak imzaya yetkili olanların imzalarının notere onaylattırılmak suretiyle fatura üzerine anlaşmalı matbaada bastırılarak kullanılabilmesi mümkündür."

3. Gelirler Genel Müdürlüğü'nün 7.6.2004 tarih ve 35404 sayılı özelgesi;

"KDVK'nın 27/5. maddesi düzenlemesi gereğince, serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife olması halinde, hizmet bedeli bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz. Gelir Vergisi Kanunu'nda ise, bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple, serbest meslek erbabının dahil olduğu meslek kuruluşu tarafından belirlenen ücret tarifesinin altında bir bedelle hizmet vermesi halinde, almış olduğu hizmet bedelini aynı tutarla hasılat olarak kaydedecektir. Ancak, KDVK'nın 27/5. maddesi düzenlemesi karşısında, hizmet bedeli daha düşük olsa bile katma değer vergisini tarifede belirlenen tutara göre hesaplayacaktır."

4. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 9.6.2005 tarih ve 22994 sayılı özelgesi;

"2004/8301 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1.1.2005 tarihinden itibaren eğitim ve öğretim hizmetlerinin katma değer vergisi oranının %18'den %8' indirilmesi nedeniyle, 1.1.2005 tarihi öncesinde peşin olarak tahsil edilen hizmet bedellerinden bu tarihten sonra ifa edilen kısmına ait 10 birimlik katma değer vergisi farkının iadesinde ilgili şirket tarafından düzenlenmiş olan yazar kasa fişlerinin fatura gibi kabul edilip iade işleminin yapılması mümkündür."

5. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 30.7.2005 tarih ve 30421 sayılı özelgesi;

"Sağlık kurum ve kuruluşlarının tanzim ettikleri faturaların ödem süresini düzenleyen Bütçe Uygulama Talimatının ilgili maddelerinde, özel sağlık kurum ve kuruluşlarına yapılması gereken ödemelerin faturanın kayıtlara alındığı tarihten başlayarak 45 gün içinde yapılması öngörülmüştür. Bazı durumlarda kamu kurum ve kuruluşlarının hizmet veren sağlık kurumlarına yapmış oldukları ödemeler daha öncesinde tanzim edilen fatura bedelinin altında olabilmektedir. Bu durumlarda, kamu kurum ve kuruluşlarının, sağlık kuruluşlarına verdiği ödeme yapıldığına dair yazılar, VUK'un 227. maddesinde yer alan hükümler uyarınca kayıtların tevsikinde geçerli belge olarak kabul edilebilir.

 

DÜNYADA İKİ KUSURSUZ İNSAN VARDIR. BİRİ ÖLMÜŞTÜR, DİĞERİ İSE HENÜZ DOĞMAMIŞTIR.

 

Çin Atasözü

(Referans Gazetesi | 13.08.2008)

GÜNDEM