BASINDAN YAZILAR
Binek Otomobillerin Giderleri (II) - MuhasebeTR

Binek Otomobillerin Giderleri (II)

Önceki yazımda binek otomobillerinin giderlerine ilişkin idari anlayışı aktarmıştım. Bu yazımda da önce ve kısaca binek otomobillerinin amortismanlarına ilişkin idari anlayışı aktaracağım sonra da bir genel değerlendirme yapacağım.

Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 2020 yılı için 160 bin TL, söz konusu vergilerin tercihen maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hâllerde, amortismana tabi tutarı 2020 yılı için 300 bin TL’yi aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı gelir ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

213 sayılı Kanun hükümlerine göre, aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılan ve amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değerleri, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilebilen binek otomobiller için aktife alınan yılda gider konusu yapılamayan amortisman bedellerinin tamamı, itfa süresinin son yılında amortismana esas bedel uygulamasından bağımsız olarak safi kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir. Binek otomobillere ilişkin gider olarak dikkate alınabilecek amortismana esas bedelin tespitinde, binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınacaktır.

İdari anlayışa göre, amortismanlara ilişkin gider kısıtlaması 7194 sayılı Kanun’un yayımlandığı 7/12/2019 tarihinden itibaren iktisap edilen binek otomobillere uygulanacak olup, bu tarih ile 2019 yılı sonuna kadar iktisap edilenler için müteakip vergilendirme dönemlerinde gider olarak dikkate alınabilecek amortismana esas bedel; özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 135.000 Türk lirası, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hâllerde amortismana tâbi tutarı 250 bin Türk Lirası’dır. Ancak, bu tarih aralığında iktisap edilen binek otomobiller için 2019 yılında amortisman gideri kısıtlaması söz konusu olmayacak, bu otomobiller için ayrılan amortismanlar Kanunun yayımı tarihinden önceki hükümlere göre gider olarak indirim konusu yapılabilecektir. 2020 yılı başta olmak üzere müteakip yıllarda ise söz konusu binek otomobiller amortisman gider kısıtlamasına tabi olacak, amortismana esas bedelin tespitinde 2019 yılı için belirlenen tutar dikkate alınacaktır.

7/12/2019'dan önce iktisap edilmiş binek otomobillerde ise amortisman, değişiklik öncesi hükümlere göre gider yazılabilecektir. Bu düzenlemeler, söz konusu araçların satışında haksız yere daha fazla vergi ödenmesine yol açacaktır. Öte yandan tebliğde verilen örnekler, serbest meslek kazançlarında KKEG düzenleme ve uygulamasının olmayışı sebebiyle, serbest meslek erbabı için yetersiz ve anlamsız kalmıştır. Buradaki uygulamanın satış kazancının, amortisman ayrılan tutarın amortismana tabi olması gereken kısıtlanmamış tutara olan oranı kadar olan kısmının vergiye tabi olması şeklinde yürümesi gerekmektedir. Amortisman konusundaki idari anlayış, yukarıdaki şekildedir.

Şimdi gelelim bu düzenlemelerin değerlendirmesine. Binek otomobillerinin yakıt, onarım bedeli, sigorta bedelleri gibi giderlerine getirilen % 70 sınırlaması, tacirin veya serbest meslek erbabının araçlarını iş günleri dışında da kullandıkları inancına dayanmaktadır. Ancak bu düzenlemenin, aksi kanıtlanabilir bir karine şeklinde değil de bir yasak şeklinde getirilmesi, düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı kıldığı gibi gelir vergisinin “safi” kazanç” şeklindeki temel ilkesine de aykırı düşmüştür. Binek araçlarını tatil günlerinde de iş için kullanan işyerleri ile iş günleri dışında kullanmayan mükelleflere haksızlık yapılmıştır. Bu mükelleflere, ispat yükü kendilerine ait olmak üzere binek araçlarının giderlerinin tamamını kazanç tespitinde dikkate alma olanağının sağlanmış olması gerekirdi. Çünkü bu mükellefler yeni düzenleme sonucu gerçek mali güçleri üzerinden vergilendirilmemekle, dezavantajlı duruma düşürülmüş durumdadır.

Binek araçlarının alımında ödenen ÖTV ve KDV’nin gider yazılmasına getirilen sınırlama da mükellefleri gerçek kazanç ve mali güçleri üzerinden vergilendirilmesine engel oluşturmaktadır. Öte yandan işletmede oluşan nakit çıkışına ve dönen varlık azalmasına karşılık duran varlıklara aynı tutarda giriş olmamaktadır. Bu da özkaynaklarda azalmaya yol açacaktır.(Üstelik bir de gider yazılamayan kısım üzerinde KKEG olarak vergi ödenecektir.) Ortaya çıkan sonuç, bakanlık tarafından yerinde olarak önemle takip edilen “işletmelerde öz kaynakların güçlendirilmesi” amaç ve çabaları ile de çelişmektedir. Bir yandan sermayelerdeki nakit artışlar faiz indirimi ile teşvik edilirken (KVK. md. 10/ı), bir yandan Vergi Konseyi'nde işletmelerin öz kaynaklarının güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapılırken böylesi bir düzenlemenin getirilmesi bir çelişki olarak karşımıza çıkmaktadır.

Öte yandan 7.12.2019 ile 31.12,20109 tarihi arası alınan araçlarla ilgili ve bu araçların 2020 ve sonraki dönemlerde amortisman kısıtlamasına tabi tutulacaklarına ilişkin görüşün, kanunun yayımı ile birlikte gelecek uygulamayı öğrenenlerin bunu bilerek araç aldıkları şeklinde bir gerekçeye dayandığını düşünüyorum. Ancak bu yorumun yasal bir dayanağı olmadığı da açık. Bu nedenle yargının bu yorumu benimseyeceği konusunda ciddi endişelerim var.

Kısacası, içerisinde çeşitli haksızlıklar barındıran bu düzenlemelerin haklı ve yerinde olduğunu söylemek ve savunmak bana göre güçtür ve bu düzenlemeler ihtirazi kayda dayalı pek çok ihtilafa da yol açacak niteliktedir.

(Kaynak: Bumin Doğrusöz / Dünya Gazetesi | 09.06.2020)

GÜNDEM