BASINDAN YAZILAR
Okurlarımızın istekleri / Veysi SEVİĞ - MuhasebeTR

Okurlarımızın istekleri / Veysi SEVİĞ

Okurlarımızdan bize ulaşan soruların yanında yer alan bazı bilgi ve isteklerin sizlere aktarılması bazen gecikebilmektedir. Bu bağlamda Sayın Mustafa Durdu tarafından köşemize gönderilen bir açıklamayı size aktarmakta yarar gördük. Şöyle ki; "1960'lı yıllarda çıkarılan kat mülkiyeti kanununun 24. maddesi aşağıdaki gibidir:

Madde 24- Ana gayrimenkulün kütükte mesken, iş veya ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde hastane, dispanser, klinik, poliklinik, ecza laboratuvarı gibi müesseseler kurulamaz, kat maliklerinin buna aykırı sözleşmeleri hükümsüzdür. Dispanser, klinik, poliklinik niteliğinde olmayan muayenehaneler bu hükmün dışındadır. Ana gayrimenkulün, kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde sinema, tiyatro, kahvehane, gazino, pavyon, bar, kulüp, dans salonu ve emsali gibi eğlence ve toplantı yerleri ve fırın, lokanta, pastane, süthane gibi gıda ve beslenme yerleri, imalathane, boyahane, basımevi, dükkân, galeri ve çarşı gibi yerler, ancak kat malikleri kurulunun oybirliği ile vereceği kararla açılabilir."

Bu kanuna göre ana gayrimenkulde bar, pavyon, gazino açılabilirken poliklinik açılmasına izin verilmemesinin nasıl bir kamu yararı olduğu anlaşılamamaktadır. Hukukçulara sorduğumuzda 1960'larda çıkan bu maddenin ne amaçla düşünüldüğünü anlayamadıklarını belirtmişlerdir. 1960'larda çıkan bu kanun maddesi uygulanabilirliğini de kaybetmiştir. Bu maddeye rağmen bu devlete hem de özel sektöre ait çok sayıda sağlık kuruluşu müstakil olmayan binalarda açılmış, çoğu da şu an hizmete devam etmektedir. 15 Şubat 2008 tarihinde çıkan "Ayakta Teşhis ve Tedavi Yönetmeliği"nde poliklinik ve tıp merkezlerine bu kanun maddesi nedeniyle müstakil bina şartı getirilmektedir. 15 Şubat tarihinden önce açılan ya da açılma başvurusu yapılmış merkezlere ise 24. maddeye uymadıkları takdirde ruhsatlarının iptal edileceği söylenmektedir.

* Bundan önceki çıkan ayakta teşhis tedavi yönetmeliklerinin hepsi de müstakil olmayan binalarda sağlık kuruluşu açmaya izin veriyordu, halbuki sözü geçen madde bu tarihlerde de yürürlükteydi. Diğer bir deyişle çıkarılan yönetmeliklerin hepsi şimdiye kadar kanuna aykırı ulgulanmıştı.

*24. madde 1960'lardan beri yürürlükte olmasına rağmen devlete ait çok sayıda sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı poliklinikleri müstakil olmayan binalarda açılmış, halen de hizmet vermektedirler. Yani kanuna aykırı bir şekilde çalışmaktadırlar.

* Mevcut çalışan özel sağlık merkezleri Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlıdır, burada alınan ruhsatla çalışmakta, buradan alınan ruhsatla teknolojik yatırım yapmış belli mükellefiyetlerin altına girmişlerdir. Ama şimdi Sağlık Bakanlığı'nın kanuna aykırı ruhsat verdiği anlaşılmaktadır.

* Sağlık Bakanlığı "1960'larda bu kanun varmış ama haberimiz yokmuş, o yüzden bu ruhsatları vermişiz ama şimdi böyle bir madde olduğu aklımıza geldi, verdiğimiz ruhsatları geri istiyoruz" dediğinde, kapattırdığı her kurumun yasal tazminatını maalesef ödemek zorunda kalacaktır. Kapattırılacak sağlık merkezlerinin sayısı 2500'ün üzerinde olduğu düşünülürse ödenecek bedel ülke ekonomisini olumsuz etkileyecek rakamlarda olabilecektir. Ayrıca istihdam kaybı, çalışanların mağduriyeti, vergi kaybı, teknolojik cihazların atıl hale gelmesi gibi olumsuzluklar düşünülmektedir.

* Bu madde yüzünden özel sağlık kuruluşları kapattırılırsa emsal teşkil edeceğinden devlete, çok sayıda birinci basamak sağlık kuruluşları da bundan etkilenecektir. Ya kapanacaklar ya da müstakil binaya taşınmak zorunda kalacaklardır. Özellikle büyük şehirlerde müstakil bina bulmak çok zor ya da büyük bedel gerektireceğinden, belirtilen devlete ait sağlık kuruluşların çoğu kendi bölgelerine hizmet veremeyebileceklerdir.

* Avrupa Birliği ülkelerinde müstakil olmayan binalarda klinik açılabilmektedir.

* Kamu yararı vasfını yitiren yarım yüzyıllık hiç uygulanmamış kanun maddesinin şimdi uygulanması, şapka kanununun tekrar uygulanmaya geçmesine benzemektedir.

Yukarıda sayılan sebeplerle yarım yüzyıllık bu kanun maddesi işlevini yitirmiştir. Buna rağmen uygulamada kalması gerek kamuya gerekse vatandaşa mağduriyet getirecektir. Kamu yararı olmayan bir kanun olamayacağı açıktır. Gayrimenkullerin işyerlerinde bar, pavyon açılmasına izin verirken sağlık hizmeti verilmesine izin vermeyen, pratikte uygulanmamış, ulgulandığında vatandaşını mağdur edecek bu kanun maddesinin günümüze uygun olarak en kısa zamanda yeniden düzenlenmesini saygılarımla arz ederim."

Okurumuzun bize e-posta olarak göndermiş bulunduğu yakınma ve isteğini aynen yukarıya aktarıyoruz. Umarız ki ilgililer konuyu inceleyerek değerlendireceklerdir. Ancak okurumuzun bize vermiş olduğu bilgiler göre ayrıca aynı istek ilgili bakanlıklara da gönderilmiştir.

Bize gelen istekler ve yakınmalar sadece yukarıya aktarmış bulunduğumuzla sınırlı değildir. Bize ulaşan sorunların yüzde 50'si yukarıya aktarmış olduğumuz şekilde daha çok yakınma niteliğindedir. Fırsat buldukça bu yakınmaları sizlerle paylaşarak okurlarımıza yararlı olmaya ve onların görüşlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağız.

(Kaynak: Referans Gazetesi | 24.05.2008)

GÜNDEM