BASINDAN YAZILAR
Kanundaki “Nafaka” Düzenlemesi Nedeniyle 65 Yaş Aylığı Kesiliyor / Ahmet Kıvanç - MuhasebeTR

Kanundaki “Nafaka” Düzenlemesi Nedeniyle 65 Yaş Aylığı Kesiliyor / Ahmet Kıvanç

Boşanmış eşlerle ilgili nafaka tartışması devam ederken, bir başka nafaka sorunu da 65 yaş aylığında yaşanıyor. 2016 yılında yapılan yasa değişikliğiyle 65 yaş aylığı bağlanmasında muhtaçlık tespitinde sadece kişinin kendisi ve eşinin gelirinin dikkate alınması öngörüldü. Ancak, aynı kanunda 1976 yılından bu yana yer alan “nafaka” ifadesi çıkartılmadığı için “çocuklarının ekonomik durumu iyi” olduğu gerekçesiyle binlerce kişinin yaşlı aylığı kesildi. Habertürk’ten Ahmet Kıvanç, binlerce kişiyi mağdur eden 65 yaş aylığındaki nafaka sorununu yazdı.

Muhtaç kişilere bağlanan 65 yaş aylığında son yıllarda iki olumlu düzenleme yapıldı. Geçen yıl 65 yaş aylığı yüzde 90 oranında artırılarak 266 liradan 500 liraya yükseltildi. Yaşlı aylığı temmuz ayında ise 637 liraya çıktı. Geçen yılki iyileştirme yapılmamış olsaydı, şu an 65 yaş aylığı 637 lira değil 338 lira olacaktı.

65 yaş aylığı bağlanacak kişinin muhtaç olması gerekiyor. Muhtaçlık kriteri olarak, hane içinde kişi başına aylık gelirin net asgari ücretin 3’te 1’inden az olması gerekiyor. 2019 yılı için bu rakam 609 liraya karşılık geliyor. Hane içinde kişi başına gelir 610 liraya çıkarsa, bağlanmış yaşlı aylığı kesiliyor.

Geçmiş yıllarda, çocuklarının yanında yaşayan yaşlılara aylık bağlanırken, oğlunun, gelininin, damadının geliri dikkate alınarak muhtaçlık tespiti yapılıyordu. Torun işe girdiğinde hane içinde ortalama gelir yükseldiği için dedenin, ninenin yaşlı aylığı kesiliyordu.

Diğer olumlu değişiklik bu konuda yapıldı. Çok sayıda kişinin yaşlı aylığı kesilince 2016 yılında yasa değiştirildi. Muhtaçlık tespitinde sadece yaşlı aylığı bağlanacak kişi ile eşinin gelirlerinin dikkate alınması öngörüldü. Yasanın gerekçesinde bu değişikliğin neden yapıldığı, “65 yaş aylığı alan vatandaşlarımızın kimin yanında yaşarsa yaşasın, maaşlarını almaları ve maaşlarında kesinti ve duraksama olmamasının sağlanması” olarak açıklandı. Böylece yaşlılar, kişisel ihtiyaçlarını karşılayacak harçlık için birlikte yaşadıkları çocuklarının eline bakmaktan kurtuldu.

YENİDEN BAŞA DÖNÜLDÜ

Bu yılın başından itibaren HABERTÜRK okurlarından, çocuklarının ekonomik durumunun iyi olduğu gerekçesiyle 65 yaş aylığının kesildiğine ilişkin mesajlar gelmeye başladı. Son zamanlarda bu yöndeki mesajlar daha da arttı. Yaptığımız araştırmada, aylık kesme uygulamasının İstanbul Pendik, Zeytinburnu, Niğde ve Ankara’nın bazı ilçelerinde yoğun olduğunu tespit ettik.

KANUNDAKİ ÇELİŞKİ

65 yaş aylığı, 1976 yılında çıkartılan 2022 Sayılı Kanun’a göre ödeniyor. Kanunun birinci maddesinin ilk fıkrasında şöyle deniliyor:

“Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar, nafaka bağlanmış veya nafaka bağlanması mümkün olanlar veya 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenenler hariç olmak kaydıyla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilen 65 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarına, muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe (4.387) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından bulunacak tutarda aylık bağlanır.”

Aynı maddenin, 2016 yılında değiştirilen ikinci fıkrasında ise “Birinci fıkra kapsamına girenlerden, her ne nam altında olursa olsun kendisine ve eşine ait her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz” deniliyor.

İlk fıkrada yer alan “nafaka” ifadesi, boşanma nafakalarından farklı olarak Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 364. maddesindeki düzenlemeyi işaret ediyor. Söz konusu madde, herkesin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü olduğunu öngörüyor.

2022 Sayılı Kanun’un 65 yaş aylığıyla ilgili maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası çelişiyor. 1976 yılından beri kanunda yer alan “nafaka” ifadesi aynen korunduğu için 2016 yılında yapılan ve muhtaçlık tespitinde sadece başvuran kişi ile eşinin gelirinin dikkate alınmasını öngören düzenleme havada kalıyor.

AYNI KANUN İKİ FARKLI UYGULAMA

Kanundaki bu çelişki dolayısıyla ilçelerde bulunan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları arasında iki farklı uygulama ortaya çıktı. Büyük kısmı 2016 yılındaki değişikliği dikkate alarak, çocuklarının ekonomik durumu iyi olsa da 65 yaş aylığı bağlanacak kişi ve eşinin geliri aylık 609 liranın altında ise yaşlı aylığını bağlıyor. Ancak, bazı vakıflar kanundaki nafaka yükümlülüğünü gerekçe göstererek, çocuklarının ekonomik durumu iyi olanlara yaşlı aylığı bağlamıyor, bağlanmış olanları da kesiyor.

ÇELİŞKİ GİDERİLMELİ

Çelişkiyi ortadan kaldırmak için kanunda değişiklik yapılması ve somut bir kriter getirilmesi gerekiyor. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi, adil dağıtılabilmesi için hakkın kötüye kullanımını önleyecek tedbirlerin de alınması kaçınılmaz.

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları mütevelli heyetlerine daha fazla inisiyatif tanınması gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor. Ancak, böyle bir inisiyatif tanındığında, keyfi uygulamalara karşı sınırların iyi çizilmesi gerekiyor.

SİZ OLSANIZ NE YAPARDINIZ?

Örnek 1: Yaşlı anne baba 35 yaşındaki bekâr oğulları ile birlikte oturuyor. Uzun süredir iş arayan oğulları işe başladığı için babanın 65 yaş aylığı kesildi. Gerekçe, “Oğlunun maaşı var, size bakar.” Oysa oğlan işe girdikten sonra biraz para biriktirip, evlenip yuva kurmayı planlıyordu.

Örnek 2: Babanın dört dairesi bulunuyor. Birinde, 4 çocuklu oğluyla kendisi ve eşi yaşıyor, diğer üç dairede ise üç çocuğu oturuyor. Çocuklar kira ödemiyor. Birlikte yaşadığı oğlu ise asgari ücretli bir işte çalışıyor. Muhtaçlık tespiti için yapılan gelir testinde ikâmet edilen haricindeki konutların rayiç bedelinin 240’ta biri ve aylık kira getirisinin toplamı, kira geliri yoksa konutların rayiç bedelinin 120’de biri esas alınıyor. Başka bir ifadeyle, oturduğu konut dışında, bu yıl itibarıyla rayiç değeri 146 bin lira olan ikinci bir evi bulunan kişi yaşlı aylığı alamaz. Örneğimizdeki vatandaşın birlikte yaşadığı oğlunun geliri düşük ama oturduğu dairenin dışında üç dairesi bulunduğu için yaşlı aylığı kesildi.

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfında mütevelli heyeti üyesi olsaydınız, bu dosyalar önünüze geldiğinde nasıl karar verirdiniz?

(Haber Türk | 22.07.2019)

GÜNDEM