BASINDAN YAZILAR
Adnan NAS - En büyük CEO'dan dersler - MuhasebeTR

Adnan NAS - En büyük CEO'dan dersler

Denk geldi, tam da yıllardır başarıyla sürdürülen istikrar programının yerine bu defa kendi inisiyatifimizin ağırlık taşıyacağı bir yol haritası ve stratejik plan hazırlamanın gereğinden söz ediyorken, üstelik geçen hafta yazdığımız "sanayi stratejisi" konulu arama konferansı sanayi kapsamını da aşan bir vizyonun ipuçlarını ortaya koymuşken, piyasa ekonomisinin ve küresel şirketler dünyasının yıldızı ve 20'nci yüzyılın (dolayısıyla bütün zamanların) en iyi CEO'su sayılan Jack Welch Türkiye'ye geldi ve kısaca da olsa iş dünyasına birinci elden görüşlerini anlattı.

Bu arada CEO kavramının dünyada, Türkiye'dekinden farklı olarak, sermaye tabanı çok yaygın ve hakim hissedarın bulunmadığı şirketlerde, hem yönetici hem patron yetkilerini kullanan pozisyona verilen isim olduğunu hatırlatalım.

Önce insan ve kazanç

Turkcell'in yıllık "İşTcell Liderler Konferansı"nın konuğu olan Welch, yedi yıldır emekli hayatı sürmesine ve ilerlemiş yaşına rağmen, öncelikle "az laf çok iş" ve "tutku/heyecan" adamı olduğunu ortaya koydu. İşten ve başarıdan, çalışma hayatına yeni başlamış bir delikanlı gibi bahsedişi etkileyiciydi.

Ama herhalde onu en fazla tanımlayan tavrı, söyleşiyi yapan eşinin de vurguladığı gibi, yeteneklerini sınırsız gördüğü insana ve kutsadığı kazanca olan inancı. Konuşmasının büyük bölümünde insandan ve takım çalışmasından söz etti; ancak bunda kasdının insan kaynakları departmanı ya da insan kaynakları uzmanlığı adları altında oluşturulan bürokrasi ya da üretilen laf kalabalığı olmadığını vurgulamayı ihmal etmedi. Ona göre önemli olan her kademedeki yöneticilerin ve özellikle üst yönetimin bütün çalışanlar ile iç içe olması, onlara değer vermesi ve beyinlerinden yararlanmayı hedeflemesi. Bununla birlikte, insanları yeteneklerine ve potansiyellerine göre farklı değerlendirmenin ve ayrıma tabi tutmanın da zorunlu olduğunu, performansı yetersiz olanları geç olmadan uyarmayı ve yeni bir kariyere yönlendirmeyi onlara gerçekten iyilik yapmak olarak gördüğünün de altını çizdi.

Welch'in firma ölçeğinde hayati rolünü vurguladığı insan kaynağının eğitim düzeyi ve verimliliği ülke ölçeğinde daha da önemli. Özellikle de artık bütün dünyanın kabul ettiği gibi Türkiye, önümüzdeki 30-40 yıl için kritik bir nufüs fırsatını elde tutarken. Unutmayalım ki ne doğal kaynaklar, ne de jeopolitik konumu bir ülkenin ekonomik açıdan en üst ligde yer almasını garantilemiyor, ama insan ve işgücü bunu mutlaka sağlıyor.

Strateji ve bütçe

Welch'in strateji ve bütçeleme konularındaki yaklaşımı da ilginç ve çarpıcı. Naçizane benim de iş hayatımdaki yöneticiliğim boyunca inandığım, uyguladığım, ancak kendi firmamdaki küresel ya da bölgesel yöneticilerce dahi aykırı bulunan yaklaşım ile birebir örtüşmesinden de haz duyduğumu itiraf etmeliyim.

Ona göre strateji karmaşık bir bilimsel metodoloji de değil, kendi başına pazarlanacak, üstünden para kazanılacak bir ürün de. Bunlardan çok daha basit ve yalın olarak strateji, sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü elde etmek için hedef ve yön belirlemek, ona ulaşmak için de ölesiye çalışmaktan ibarettir. Bunu belirlemek için pazar, rakipler ve ürün hakkında pek de zor olmayan bir değerlendirme yapmak ve ardından kaynak tahsisi için net tercihlerde bulunmak yeterlidir. Gerisi, uygulamayı sürekli iyileştirmek, gerekirse altı sigma gibi yöntemlerden yararlanarak müşteri güvenini ve sadakatini sağlayacak kalite istikrarına ulaşmak için çabalamaktır.

Alışılmış bütçeleme sistemini, yani performansın taahhüt edilmiş rakamları tutturmakla ölçüldüğü yönetim uygulamasını da çok verimsiz ve enerji tüketicisi olarak görüyor Welch. Ona göre böyle bir bütçe yaklaşımıyla şirket hala kazanıyorsa, bu bütçe sayesinde değil, ona rağmen oluyordur. Çünkü insanlar, riski küçük tutmak için bütçe rakamlarını küçük ya da ılımlı bir düzeyde belirleyecektir. Bunun yerine yaratıcılığı ve büyümeyi özendiren, pazara ve fırsatlara odaklanan, performansı ise önceki yıl ve rakipler ile karşılaştırma yoluyla ölçen, işi bütün boyutları ile değerlendirmeyi sağlayan, faaliyet planı tarzında bir bütçe yöntemine geçmek gerekir. Gerçekten böyle bir yaklaşım, hem herkesin üretkenliğini çoğaltacak, hem de şirket ile çalışanların performansını aynı eksende buluşturacaktır.

Türk işletmelerinde de bu verimsiz ve sınırlayıcı bütçe anlayışının hakim olduğunu söylemeye gerek bile yok.

Türkiye'nin potansiyeli çok misyonu yok

Welch, Türkiye ile ilgili olarak da, sınırlı bilgisine rağmen, çok net ve doğru konuştu: Potansiyeli çok olan, ancak stratejisi ve misyonu belli olmayan bir ülke. Genç insan gücüne heyecan vermenin, onları risk aldırmaya özen göstermenin önemini vurguladı. İhtimal bizim eğitimi ve AR-GE'yi hiçbir zaman öncelikli saymadığımızı bilse biraz daha umutsuz konuşurdu.

Verimli ve kazanan şirketlerin toplumu zenginleştireceğini, herkes için daha fazla iş, fırsat ve devlet için de vergi üreteceğini, küreselleşmenin de dünyada hayat standardını yükselttiğini belirten Welch, Türkiye'nin de hedef belirleyip ona göre strateji tespit ederse kazanacaklara katılacağını söylüyor. Bu arada yatırım ortamını ve vergi rejimini iyileştirip daha fazla küresel kaynak çekmesi gerektiğini de ekliyor.

Umarız ki geç de olsa bir hedef ve strateji belirlemekte geç kalmayız. Ama insan kaynağımızı donatmayı ve geliştirmeyi ihmal etmeden...

(Kaynak: Dünya Gazetesi | 22.04.2008)

GÜNDEM