BASINDAN YAZILAR
Vergi uzlaşması, mahkemelik dosyalarla sınırlı kalmamalı; bütün borçluları kapsasın - MuhasebeTR

Vergi uzlaşması, mahkemelik dosyalarla sınırlı kalmamalı; bütün borçluları kapsasın

Böylece bir süredir kamuoyunun gündemindeki 'af' beklentileriyle ilgili en yetkilisinden bir açıklama gelmiş oldu. Hazırlanan tasarı, mahkemeye intikal etmiş ve henüz kesinleşmemiş vergi problemlerini kapsıyor. Bunlar için yeniden bir uzlaşma kapısı açıyor. Borcu 18 ayda, 18 eşit taksitte ödeme imkânını içeriyor. Şimdi, yeni düzenlemenin dar bir çerçevede mi kalacağı, yoksa geniş bir kitleye mi hitap edeceği tartışması yapılıyor.

Bu hafta, konuyu alanında uzman bir isimle enine boyuna inceleyelim istedim. Dolayısıyla Vergi Kalemi köşesi yerine bu röportaj ortaya çıktı. Konuğumuz, denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte'un Türkiye ortaklarından Ertan Özdemir. Özdemir, Maliye camiasının yakından tanıdığı bir isim. 40 yılı aşkın süredir vergi konusu ile içli dışlı. Hesap uzmanı olarak başladığı devlet macerasına, 1979'da Gelirler Genel Müdür yardımcısı iken nokta koymuş. Dolayısıyla masanın her iki tarafını da iyi bilen bir isim.

Vergi uzlaşmasından sadece mahkemeye intikal eden dosyaların etkileneceği söyleniyor. Diğer borçlu mükellefler de bu kanundan faydalanmalı mı?

Odalar Birliği'nin (TOBB) kanun kapsamının genişletilmesini istediğini duyduk. Esas itibarıyla uzlaşma müessesesine benzer bir uygulama getiriliyor. Bunun anlamı Maliye'yle ihtilafınız devam ediyorsa yani uzlaşma veya dava aşamasında iseniz bu kanundan faydalanabiliyorsunuz. Yani bu durumdaki birisi kurulacak komisyonlara başvuracak ve o kişinin cezalarına indirim yapılacak.

Pek çok mükellef beyan ettiği vergiyi zamanında ödeyememiş ve geçtiğimiz yıllarda oldukça yüksek olan gecikme faizi oranı sebebiyle katlanan borcu ödeyemeyecek hale gelmiş durumda. Sırf bu yüzden kepenk kapatan, faaliyetine son verenler var.

Ben de prensip olarak af kanunlarına karşıyım. Çünkü afların dürüst mükellefleri mağdur eden bir yönü var. Ama gerçekten hem mükelleflerde hem idarede hem de mahkemelerde yaşanan tıkanıklıkların aşılması, mükellef ile vergi idaresinin uyumlu hale gelmesi için bu tür açılımlar zaman zaman kaçınılmaz oluyor. Şu an mevcut taslakta sadece ihtilaflı dosyalar faydalanabiliyor. Ancak komisyonda ve Meclis'te ne gibi değişiklikler olacak bilemiyoruz. Başta söylediğim gibi farklı meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, kanun kapsamının genişletilmesi için girişimlerde bulunuyor. Bu kanun da geçerse yukarıda bahsettiğim tıkanıklıklar artacak ve her üç unsur da daha kaliteli hizmet yapacaktır.

Bu arada belirtmek gerekir ki, vergi müessesesinde en önemli unsur mükelleftir. O kişi yatırım yapıyorsa, istihdam oluşturuyorsa, ihracat gerçekleştiriyorsa devletin o kişiyi baş tacı yapması lazım. Bu dünya ölçeğinde de böyledir. Onun için mükellefle mutlaka iyi ilişki kurulması ve güler yüzle yaklaşılması lazım. Son dönemlerde ülkemizde bu tür yaklaşımlara şahit oluyoruz, bu da bizi sevindiriyor. Eskiden vergi dairesine giren mükellef hırpalanırdı, bu yüzden vergi dairesine gitmek bile istemezlerdi mükellefler.

Düzenlemeyle vergi aslından da indirime gidilebilir mi?

Tabii buna hiçbir mani yok aslında. Bu da tasarıya eklenebilir. Eğer indirim kabul edilirse uzlaşılacak rakam üzerinden 18 ay taksit yapılacak ve bu taksitlendirmede ayrıca bir faiz hesaplanmayacak. Bu, güzel ve yerinde bir düzenleme. Çünkü bu durumdaki mükelleflerle vergi idaresinin barışması sağlanacak. Ayrıca Gelir İdaresi'nin vergi gelirleri de hedeflerin oldukça gerisinde kalmış durumda. Bu düzenleme vergi gelirlerini de artıracak bir mahiyet taşıyor.

Maliye'nin karşılaştığı söz konusu davaların vergi toplamanın maliyetini artırdığını söyleyebilir miyiz?

Çok önemli bir konuya değindiniz. Bir dava açmak çok ciddi bir prosedürü gerektiriyor. Şöyle ki maliye mükellefe bir tarhiyat yaptıktan sonra mükellef bunu haksız buluyor ve mahkemeye gidecekse bir dava dilekçesi hazırlıyor. Dilekçe mahkemeye gönderiliyor. Mahkeme bu dilekçeyi vergi dairesine gönderiyor, vergi dairesi savunma yazıyor ve mahkemeye gönderiyor. Mahkeme bu savunmayı mükellefe gönderiyor, mükellef savunmaya karşı bir cevap daha yazıp mahkemeye gönderiyor. Daha bilirkişi ve diğer ayrıntılardan bahsetmiyorum. Sadece ana hatlarıyla yaşanan süreci anlatıyorum. Şimdi vergi dairesi bu konulara zaman ayırıyor, mükellef zaman ayırıyor, para harcıyor.

Gelirler Genel Müdürlüğü'nde idareci olarak çalıştığım zamanlarda vergi daireleri, açacakları davaları genel müdürlüğe gönderiyordu. Genel müdürlük o davaya benzer diğer dosyaların tamamlanış biçimine de bakarak davaya devam edilmesi veya artık vazgeçilmesi yönünde yazıyla cevap veriyordu. Bu da gereksiz zaman harcanmasını, gereksiz masraf yapılmasını bir nebze azaltıyordu. Çünkü bazı seri tipli davalar vardır ki; mesela mükellefle aynı konuda 100 mahkemelik dosyanız oluyor ve mükellef sırasıyla ilk davaları kazanıyor. Bir, üç, beş derken genel müdürlük vergi dairesine yeter diyordu, artık bu konu ile ilgili davalardan vazgeç. Böylece gereksiz yazışmalardan, ihtilaftan, masraftan her iki taraf da kurtulmuş oluyordu. Fakat maalesef özellikle son 20 yıldır bakanlık bu yetkisini kullanmıyor ve davalar son aşamaya kadar devam ediyor. Bu da mahkemelerin iş yükünü ciddi manada artırıyor.

 

Mükellef inceleme tutanağını isteyip, iyice incelemeli

Vergi incelemelerinde mükellefler nelere dikkat etmeli?

Mükellefler, inceleme esnasında kendilerinin de haklarının bulunduğunu bilmeleri gerekiyor. Nedir bu haklar? Mesela inceleme elemanlarının incelemeye tabi olana, incelemenin mevzuunu işe başlamadan evvel açık olarak izah etmeleri, nezdinde inceleme yapılanın muvafakati olmadıkça resmi çalışma saatleri dışında inceleme yapmamaları ve inceleme bitince, tespitleri bir tutanağa bağlayarak bunun bir örneğini mükellefe vermeleri gerekiyor. Tutanaklar çok iyi incelenip, içerdiği bilgiler gözden geçirilmeli. Doğru olmayan bilgiler düzelttirilmeli. Tutanaklardaki hesaplamalar kontrol edilmeli, hesap hataları giderilmeli. Yorum konusu olabilecek ifadelere yer verilmemeli. İstenilen ifade, tespit ve eklerin tutanakta tam ve doğru olarak yer aldığından emin olunmalıdır.

(Kaynak: Zaman Gazetesi | 18.02.2008)

GÜNDEM