BASINDAN YAZILAR
Veysi SEVİĞ, Bumin DOĞRUSÖZ - Ücretli çalışanlar emekli eşinin geçim indirimini alabilir - MuhasebeTR

Veysi SEVİĞ, Bumin DOĞRUSÖZ - Ücretli çalışanlar emekli eşinin geçim indirimini alabilir

Asgari geçim indiriminde çalışmayan eşin indirim hakkı ücretli çalışan eşe ödeniyor. Ancak eşlerden biri emekli maaşı alıyorsa bunun geçim indirimini ücret geliri elde eden eş kullanabiliyor.

 

Asgari geçim indiriminde eşin ücreti

SORU: Asgari geçim indirimi uygulamasında sadece gerçek usulde ücret geliri elde eden eş mi çalışıyor kabul edilecek, bunun dışında zirai, ticari vb gelir elde edenleri çalışmayan eş olarak mı düşüneceğiz. Tebliğden öyle anlaşılıyor. Bu konudaki yorumunuzu alabilir miyiz? (H. Kibar)

YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın "Asgari geçim indirimi" başlıklı 32. maddesi uyarınca "Asgari geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık tutarının; mükellefin kendisi için yüzde 50'si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için yüzde 10'u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için yüzde 7,5, diğer çocuklar için yüzde 5'idir."

Yasa maddesinden de anlaşılacağı üzere asgari geçim indiriminin eş için uygulanabilmesi ancak yasa maddesinde yer alan iki koşula bağlıdır. Bu iki koşuldan birisi eşin çalışmaması, diğeri ise herhangi bir gelirinin bulunmamasıdır.

265 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğ ile yapılan yönlendirmede asgari geçim indirimi uygulamasında "eşin çalışmadığı ve herhangi bir gelirinin olmadığına ilişkin olarak aksi tespit edilmediği sürece ücretlinin beyanı yeterli olacaktır."

Bu bağlamda da yine tebliğ ile belirlendiği üzere sadece ücret geliri elde eden eş çalışan ve dolayısıyla geliri olan eş olarak değerlendirilecektir. Bunlar dışındakiler ise çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş kapsamında değerlendirilecek olup, münhasıran emekli maaşı alanlar da çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş olarak kabul edilecektir. Bir başka anlatımla "sadece ücret geliri elde eden eş" çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eş kapsamında değerlendirilmeyecektir.

Bilindiği üzere yasal düzenleme gereği olarak "Asgari geçim indiriminin uygulanma dönemleri ve mahsup şekli ile diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar" Maliye Bakanlığı'nca belirlenmektedir.

Dolayısıyla Maliye Bakanlığı tarafından tebliğ ile yapılan açıklamada da vurgulandığı üzere;

* Eşler ücret geliri elde ediyorlarsa, her biri kendi ücret geliri elde ettiği işyerinden almakta olduğu ücret üzerinden kendisine ait asgari geçim indiriminden yararlanabilecektir.

* Eşin ücret geliri dışında başka bir geliri varsa, bu takdirde 265 no'lu tebliğin 6. bölümünde de ifade edildiği üzere bu kişi eşinin ücretli çalışması halinde, eşi açısından indirimden yararlanmayacaktır.

* Emekli maaşı alan eşlere ait indirim hakkını ücret geliri elde eden eş kullanabilecektir. (V. Seviğ)

 

Teşvikli bölgelerde asgari geçim indirimi

SORU: Asgari geçim indiriminden dolayı teşvikten faydalanan şirketimizin teşvik kaybını devlet nasıl telafi edecek? Bu konuda hiçbir gelişme olmadı. Bu konuda ne yapmamız gerekiyor? (S. Yalçın)

YANIT: "Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki" yasa uyarınca ülkemizde Gelir Vergisi stopaj ve sigorta primi teşviki uygulanmaktadır.

Yasal düzenleme gereği olarak öngörülen teşvik uygulamasında teşvik kapsamında değerlendirilecek ücretliler dolayısıyla hesaplanacak Gelir Vergisi'nin ya tamamı veyahut da yüzde 80 oranındaki kısmı, verilecek muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk ettirilen Gelir Vergisi'nden düşülerek terkin edilmektedir.

Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile ilgili olarak yayımlanan (4) seri numaralı genel tebliğ ile yapılan yönlendirme gereği teşvik kapsamına giren işçi sayısı ile asgari ücret üzerinden hesaplanarak ödenmesi gereken Gelir Vergisi miktarının çarpılması suretiyle bulunacak tutar, çalışan işçilerin ücretleri üzerinden tahakkuk ettirilerek vergi dairesine ödenecek olan Gelir Vergisi'nden indirilerek vergi dairesince terkin edilmektedir. Oysa Asgari Geçim İndirimi uygulamasında bordro üzerinde hesaplanan Gelir Vergisi'nden asgari geçim indirimi uygulamasına göre hesaplanan bedel düşüldükten sonra vergi dairesine ödenecek, asgari geçim indirimi olarak hesaplanan kısım için hak sahiplerine ücretlerine eklenmek suretiyle ödeme yapılacaktır.

Bir başka anlatımla asgari geçim indirimi uygulamasında ücretliye yansıtılacak tutar ücret ödemesinin yapıldığı dönemde ücret bordrosunda açılan "Asgari Geçim İndirimi" satırında gösterilecek ve işveren tarafından ilgili aya ilişkin verilecek muhtasar beyannamede tevkif suretiyle kesilen vergiler toplamından mahsup edilecek olup, bu miktarın işveren tarafından mutlak suretle ücretlilere ödenmiş olması gerekmektedir.

Asgari geçim indirim uygulaması bu hali ile Yatırım ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Yasa hükümlerinin uygulanması ile örtüşmemekte, tam aksine zıtlık teşkil etmektedir.

Konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı'nın açıklama yapması beklenmektedir. (V. Seviğ)

 

ÇALIŞANLAR İÇİN KAYBOLAN YIL 2007

SORU: Çalışanlara 2007 yılında büyük haksızlık yapıldı. Kendilerine uygulanan vergi iadesi kaldırıldı. Yerine asgari geçim indirimi getirildi. Net ücretle çalışanların asgari geçim indiriminden yararlandırılıp yararlandırılamayacağı belli değil. Bazı işyerleri 2008 yılında ücretlere zam yapmadı. Bunun yerine asgari geçim indiriminden doğan farkın hazırlığını yapıyor.

Asgari geçim indirimi için istenen bildirimler işverene verilirken bunların nasıl kontrol edileceğine dair herhangi bir bilgi yok. Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliğ yeterince açık değil. Bu durum ücretlilerin aleyhine değil mi?

YANIT: Asgari geçim indirimi genel anlamı ile çalışanların aylık geliri üzerinden hesaplanarak alınan Gelir Vergisi miktarını, yine çalışanın medeni hali ve bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısına göre azaltmaya yönelik bir uygulamadır.

Bu uygulama 01.01.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

Uygulamada çalışan tarafından alınan ücretin büyüklüğü önem taşımamaktadır. Buna karşılık indirimin uygulanmasında nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar da yararlandırılmaktadır.

Maliye Bakanlığı tarafından konuya ilişkin olarak tebliğ ile yapılan yönlendirmelerden de anlaşılacağı üzere işverenlerin asgari geçim indirimi çalışanlarına nakit olarak ödemek suretiyle yansıtmaları gerekmektedir.

Geçmişte uygulanan vergi indiriminde bazı çalışanlar indirimden yararlanmak üzere topladıkları ve işverene vermiş oldukları fiş ve faturalar dolayısıyla sorun yaşamıştır.

Yeni uygulama ile geçmiş dönemde yaşanan sorunlar ortadan kalkmıştır. Ancak buna rağmen ücretliler 2007 yılında her ay ücretlerinden kesilen Gelir Vergisi açısından herhangi bir indirim hakkından yararlandırılmamıştır. (V. Seviğ)

 

YARGI KARARLARINDA

 

KDV'DE İSTİSNA EDİLMİŞ İŞLEMLERDE İNDİRİM-II

Danıştay 7. Dairesi E.2004/27 K.2005/2998 T.30.11.2005

Davacı, 2001 yılı temmuz, ağustos ve eylül dönemlerinde ihraç ettiği köpek mamalarının üretiminde yüklenip indirimle gideremediği Katma Değer Vergisi tutarının, bir kısım vergi borçlarına mahsubunu talep etmiş ancak yerel mahkeme davacının imalatçı sayılabilmesi için 27 seri No'lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği'nde aranılan, en az beş işçi çalıştırma koşulunu taşımadığını, ayrıca kapasite raporu ve sanayi sicil belgesini ihracat tarihinden sonra aldığını ileri sürerek bu talebi reddetmişse de gerek davalı idarece davacının 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 11. maddesinin 1/a bendi uyarınca istisna kapsamında ihracat gerçekleşmediğinden iade hakkının doğmadığı yolunda bir iddiada veya tespitte bulunulmamış olması, gerekse yasada öngörülmeyen bir sınırlamanın idarece yapılacak düzenlemelerle getirilebileceğinin kabul edilmesinin hakkın özüne dokunma anlamını taşıyacak olması ve imalatçı sayılabilmek için yasada öngörülmeyen bir koşulunun Genel Tebliğ ile getirilemeyecek olması sebepleriyle davacının mahsup talebinin tebliğde anılan şartları taşımadığından bahisle kabul edilmemesinde hukuka uyarlık yoktur.

 

Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.2004/135 K.2004/197 T.24.12.2004

Yükümlünün 1995 yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen inceleme raporuna göre, davacının 1995 yılına ait tüm defterlerinin tasdikli olduğu, ancak 29.7.1995 tarihinde yevmiye defterinin bitmesi üzerine bu tarihten sonraki işlemlerin tasdiksiz yevmiye defterine kaydedilerek defter tasdikinin 29.12.1995 tarihinde yapıldığından bahisle, yevmiye defterinin bittiği tarihten defter tasdikinin yapıldığı tarihe kadar olan döneme ilişkin KDV indirimlerinin kabul edilmemesi, ayrıca ilgili yılda indirilebilir KDV'nin fazla beyan edildiğinin göz önüne alınması suretiyle yeniden düzenlenen 1995 yılı KDV beyannamelerine göre cezalı tarhiyat yapılmışsa da 29.7.1995-30.12.1995 tarihleri arasındaki yevmiye kayıtlarının tasdiksiz yevmiye defterine kaydedildiği sabit olsa dahi, kanunen tutulması zorunlu olan diğer defterlerin tasdikli olması, tasdikli defterlerle karşılaştırmalı bir inceleme yapılmamış olması ve salt yevmiye defterinin süresinde tasdik ettirilmemiş olmasının mal alışları sırasında ödendiği ihtilafsız olan katma değer vergilerinin indirim hakkını kaybettirdiğinin kabulünün hakkaniyete ve vergi adaletine uygun düşmeyecek olması sebepleriyle yapılan tarhiyatın kaldırılması gerekir.

 

ÖZELGELERDE SEVK İRSALİYESİ

1. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 11.12.2007 tarih ve 25108 sayılı özelgesi

"VUK'nın 230. maddesinin 5. bendinde; satılan malların alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan ve taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve bu irsaliyenin taşıtta bulundurulması zorunluluğu düzenlenmiştir. Öte yandan 173 ve 253 sıra no'lu VUK genel tebliğlerinde; diğer istisna haller haricinde, gümrük idaresince düzenlenip verilen resmi belgelerin, alınan ürünün alıcı veya satıcı tarafından taşınıp taşınmadığına bakılmaksızın sevk irsaliyesi olarak kabul edileceği ve satın aldığı malı kendi araçlarıyla veya bir nakliyeciye taşıttıranlardan ayrıca sevk irsaliyesi istenilmeyeceği belirtilmiştir. Bu hüküm ve düzenlemeler gereğince, ithal edilen malların, sadece gümrük idaresinden alınan belgelerle sevk edilmesi mümkündür. Ancak gümrük idaresince düzenlenen resmi belgelerde yer alan mal mevcudu ile araçta yer alan mal mevcudunun aynı miktarda olması gerektiğine dikkat edilmesi gerekir. Aksi takdirde genel kurallara riayetle sevk irsaliyesinin düzenlenmesi gerekir.

2. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 31.8.2007 tarih ve 16519 sayılı özelgesi;

"Sevk irsaliyesi ticari mal hareketinin izlenmesi için düzenlenen bir belgedir. Bu sebeple, firmaya ait muhtelif yerlerdeki teknik ekipmanların tamiri için oluşturulan gezici serviste bulunan alet ve edevat için veya bir teknik ekipmandan söküp diğer teknik ekipmana takılan malzemeler için sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekmez."

3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 22.5.2007 tarih ve 4063 sayılı özelgesi;

"Hurda alım satım faaliyeti ile iştigal eden ve aynı zamanda bazı sigorta şirketlerinin oto hurda parçalarının toplanmasına ilişkin bölge bayiliğini yapan şirketin, sigorta şirketlerine teslim için oto servislerinden topladığı hurda parçaları için sevkıyatı kendi araçları ile yapıyor ise sevk irsaliyesi düzenlemesi gerekir."

4. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 19.6.2007 tarih ve 4781 sayılı özelgesi;

"Satışı yapılan ürünlerin tanıtımı için hazırlanan katalogların, broşürlerin ve reklam malzemelerinin kargo veya kurye aracılığıyla alcılara gönderilmesinde bu tür malzemeler ticari mal niteliğinde olmadığından sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekmez. Ancak şirketin ürettiği ve satışını yaptığı ürünleri promosyon gayesi ile alıcılara dağıtması halinde sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekir."

5. Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın Eylül 2005 tarihli özelgesi;

"Alıcıların kim olacağının ve de ne kadar mal alacaklarının bilinmemesi halinde malın taşınması ve teslimi işini kendi yapan satıcıların ‘muhtelif müşteri' ibareli sevk irsaliyesi düzenlemesi ve sevk irsaliyesine konu mala ilişkin olarak teslim anında fatura düzenlemesi gerekir. Söz konusu sevk irsaliyesine konu mallardan satılamayanların, dönüş sırasında irsaliye üzerinde işaretlenmesi ve tekrar satışa çıkıldığı zaman araca yeni mal da yüklenmiş ise araçtaki bütün mal için yeniden sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekir. Ancak, sevk irsaliyesi düzenlenerek servise çıkılması ve birkaç gün depo, iş merkezi gibi yerlere geri dönülmemesi halinde, araca yeni mal yüklenilmiş olsun veya olmasın her gün için araçta bulunan tüm malları gösteren yeni bir sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerekir."

6. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 13.10.2005 tarih ve 321 sayılı özelgesi;

"Sevk irsaliyesinde, bir faturada bulunması gereken, irsaliyeye konu malın fiyat ve bedeli haricindeki bilgilerin tamamının olması gerekir. Faturada yer alması gereken bilgilerden birisi de malın nev'i ve miktarıdır. Sevk irsaliyesine konu malın kum ve çakıl olması halinde, miktar kısmına metreküp birim değeri yazılabilir."

7. Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 26.10.2006 tarih ve 2482 sayılı özelgesi;

"Şubelerinizin dağıtım araçları vasıtasıyla yapılan satışlara ait faturaların azami yedi günlük süre içinde şirket merkezinde düzenlenmek istenmesi halinde, ‘Muhtelif Müşteri' ibareli tek sevk irsaliyesi düzenleyerek sevkıyatın yapılması imkânından yararlanılması mümkün değildir. Bu sebeple muhtelif kişilere yapılan satışlarda faturayı mutlaka şirket merkezinde düzenlemek istenmesi halinde, her mal teslimi anında yeni bir sevk irsaliyesi düzenlenmesi, bu sevk irsaliyesinde araçtaki bütün mallar için düzenlenmiş olan asıl ‘Muhtelif Müşteri' ibareli sevk irsaliyesinin tarih, seri ve sıra no bilgilerine atıf yapılması gerekir. Bu şekilde, söz konusu faturaların mal tesliminden sonra azami yedi günlük süre içinde ayrıca düzenlenmesi mümkündür. Bu şekilde düzenlenen faturada ise hem malın satımına ilişkin sevk irsaliyesinin hem de asıl irsaliye ‘Muhtelif Müşteri' ibareli sevk irsaliyesinin bilgilerine yer verilmesi gerekir."

 

Yeni yayınlar

5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu ile önceki kanunun örtülü sermaye faizi ve örtülü kazanç dağıtımı müesseseleri yeniden düzenlendi. Bu yasal düzenlemeler ve özellikle transfer fiyatlandırması konusunda yetersiz bir genel tebliğ düzenlemesinin dışında başkaca kaynak olmaması sebebiyle bu müesseseler uygulamada duraksamalara sıkça düşülen müesseseler haline geldi. İşte bu ortamda elimize ulaşan bir kaynağı hemen tanıtalım istedik. İSMMMO tarafından yayımlanan ve Gelirler Kontrolörleri Cem Tekin ile Emre Kartaloğlu tarafından müştereken kaleme alınmış bulunan "Örtülü Sermaye ve Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımında Dönem Sonu İşlemleri" adlı bu kitapta söz konusu iki müessese, özellikle dönem sonunda bu müesseseler açısından yapılması gereken işlemleri konu alıyor. Kitap İSMMMO'dan edinilebilir.

 

SÖZÜN ÖZÜ

Bizim hayata karşı takındığımız tavır, hayatın bize takındığı tavrı meydana getirir.

E. NIGHTINGALE

(Kaynak: Referans Gazetesi | 23.01.2008)

GÜNDEM