BASINDAN YAZILAR
Oğuz OYAN - Sağlık hakkındaki kısıtlamalar - MuhasebeTR

Oğuz OYAN - Sağlık hakkındaki kısıtlamalar

oyan@tbmm.gov.tr

Önceki iki yazımızda 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nda değişiklik yapan tasarının kapsam daraltıcı bazı yönlerine ve emeklilik hakkındaki kısıtlamalara değindik. Şimdi, henüz yürürlüğe girmemiş olan 5510 sayılı yasa ile bunda değişiklik yapan tasarıya sağlık yardımı alma hakkındaki kısıtlamalar açısından bir göz atalım.

1) Mevcut uygulamada sosyal sigortalıların 18 yaşına kadar çocuklarının sağlık giderleri devletçe karşılanırken, 5510 sayılı yasaya göre "katılım payı" ödenecek.

2) Bugün sigortasız ve bekar kız çocukları sağlık yardımı alma hakkından yararlanırken, yeni tasarıya göre 18 yaşını veya ortaöğretimde ise 20 yaşını, yükseköğrenimde ise 25 yaşını doldurduğunda kesilecek!

3) Ayrıca, sigortalılardan ve çocuklarından "otelcilik hizmeti" ile "öğretim üyesi" hizmeti için fark ödenmesi istenebilecek. 5510'a göre bu fark ödemeleri, belirlenen sağlık hizmet tutarlarının iki katını geçmeyecekti; yeni düzenleme bunu üç katına çıkarıyor!

4) 5510'a göre, hizmet basamakları ve sevk zinciri hükümlerine uyulması veya uyulmaması ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularına başvurulmasına bakılarak, fatura bedelinin yüzde 30 ile yüzde 50'si sigortalıya yüklenecek. Yeni tasarıda, acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın alınan hizmet bedellerinin kurumca ödenmemesi de öngörülmekte.

5) Yasaya göre, Sosyal Güvenlik Kurulu Başkanlığı, "sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini" sınırlayabilecek. Yeni tasarıya göre katılım payını yarısına kadar indirmeye veya beş katına kadar artırmaya kurum yetkili kılınmakta. Ayrıca, yatan hastalardan da katılım payı alınacak...

6) Bugünkü uygulamada sigortalı olma niteliğini yitirenlere sonraki altı aylık sürede sağlık yardımı yapılmaya devam edilirken, yeni tasarıda anında kesilecek.

7) 5510'a göre Yeşil Kart verilen kişiler genel sağlık sigortalı sayılıyordu. Yeni tasarı, bunu iki yıl için sınırlıyor. Ayrıca gelir tanımını değiştirerek "Yeşil Kartlı" tanımını daraltıyor. Böylece Yeşil Kart'tan genel sağlık sigortasına geçerken devletin prim katkısından yararlanabileceklerin sayısını önemli ölçüde azaltıyor.

Sonuç olarak: Birincisi, Türkiye'nin sosyal, ekonomik ve demografik koşullarına uygun olmayan bir tasarı yasalaştırılmak istenmektedir.

İkincisi, asıl başarı ölçütünün kayıtdışılıkla mücadele etkinliği olması gereken bir düzenleme, tam tersine, sosyal güvenlik sistemi içine girmenin ve orada kalmanın çekiciliğini azaltmakta ve baştan özürlü doğmaktadır. Oysa sosyal güvenlik sisteminin mali dengelerini korumanın yolu hak kısıtlamak veya prim oranlarını yüksek tutmaktan değil, kayıt içi sosyal sigortalı tabanının genişletilmesinden geçmektedir.

Üçüncüsü, sosyal güvenlik haklarını bu ölçüde gerileten düzenlemeler, çok sayıda çifte standardı da beraberinde getirmektedir. Anayasa Mahkemesi'nden tekrar dönmemek için kazanılmış haklara dokunulmazken, koşullar uygun olduğunda sosyal güvenlik haklarını tırpanlamada tereddüt edilmemektedir. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışmaya başlayanlar ile yürürlüğe girdikten sonra çalışmaya başlayanlar arasında -memur olsun işçi olsun- yaratılan sosyal farklar, bu yasayı henüz doğarken bir sosyal eşitsizlik yasasına dönüştürmektedir.

Dördüncüsü, örgütlü toplum kesimlerinin tepkileri de yok sayılmaktadır. Bu da, demokratik yollardan hak arama kanallarını hiçe sayan, bu kanalları tıkayan, giderek antidemokratik bir mutlak yönetim biçimine evrilen bir anlayışın tezahürüdür. IMF/DB ve diğer dış kaynaklardan gelen telkinlere kulağı ardına kadar açık ama toplumsal tepkilere duyarsız bir iktidar biçimi, ülkeyi derin bir demokrasi ve bağımsızlık krizine sürüklemektedir.

Son günlerde yoğunlaşan tepkilere bakıldığında, DİSK, Türk Tabipleri Birliği, TMMOB, KESK, Türk Diş Hekimleri Birliği, BASK'ın örgütlediği tepkilerin öne çıktığı görülmekte. Hak-İş, iktidar yanlısı konumunu sürdürüyor. Türk-İş'in şube veya bölge temsilcilikleri düzeyindeki hareketlilik merkez yönetiminde yok.

Böylece eşitlikçi bir sosyal devlet anlayışını özde veya sözde savunmanın farklılığı ortaya çıkıyor. Türk-İş'in "özde veya sözde"nin hangi tarafında olduğunu meydanlar söyleyecek.

(Kaynak: Dünya Gazetesi | 23.01.2008)

GÜNDEM