BASINDAN YAZILAR
İflasın ‘Erteleme Yargılaması’ / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

İflasın ‘Erteleme Yargılaması’ / Veysi Seviğ

 İcra-İflas Kanunu’nun yeni 179/a maddesiyle özellikle kayyımın taşıması gereken nitelikler ve kayyıma yüklenen görevler ve sorumluluklar belirlenmiş olup uygulamada ortaya çıkan duraksamaların giderilmesi amaçlanmıştır.

Kayyımın hukuki tanımı Türk Medeni Kanunu’nun 403’üncü maddesinde yer almaktadır. Bu tanıma göre “kayyım belirli işleri görmek veya mal varlığını yönetmek için atanır.” Kayyımlığı gerektiren mallar ise söz konusu kanunun 427’nci maddesinde belirlenmiştir.

Kanun maddesinin dördüncü fıkrasında ifade edildiği üzere “Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa” bu defa yönetimi kayyımı gerektirir.

İcra İflas Kanunu’nun 179/a maddesinde yapılan değişiklikle “kayyım gerek yönetim gerek denetim amacıyla atansın, envanter işlemlerini başlatacak ve kontrolü altında yönetilecektir. Bu bağlamda da”… kayyım envanter işlemlerinin aralıklarla denetimi ile değil, sürekli biçimde kontrolü ile de görevlendirilmiş olmaktadır.

Diğer yandan Vergi Usul Kanunu’nun 186’ncı maddesinde belirlendiği üzerine envanter çıkarmak, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları saymak, ölçmek, tartmak ve değerlemek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı (ayrıntılı) olarak tespit etmektir.
İflas “erteleme sistemi” kayyımın atanmasına ilişkin karar ile kayyımın görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırlarının tescil edilmek üzere sicil müdürlüğüne bildirilerek usulüne uygun ilan edilmesi hukuki yetkinlik kazanır.

Yapılan bu düzenleme ile üç önemli ilke benimsenmiştir. Şöyle ki;

  • Yargılama aşamasında alınacak önlemlerin neler olduğu açıklanacaktır. Uygulamada çoğu kez farklı tedbirlerin öngörüldüğü, alacaklılar ile borçlular arasında farklılık yaratıldığı ve nihai (son) hükümle verilenden daha fazlasının yargılama aşamasında konulan tedbirlerle oluştuğu anlaşıldığından önlemlerin netleştirilmesinde fayda öngörülmektedir.
  • Diğer yandan yargılama aşamasında alınan önlemlerin toplam erteleme süresinden sayılması ile ilgili düzenlemeler önem arz etmektedir. Bilindiği üzere Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları istikrar kazanmıştır. Dolayısıyla yargılama süresindeki gereksiz uzamalar ve birçok somut olayda karşılaşılan erteleme kararlarının bozulması sonrasında erteleme süresinin yasal süreyi aştığı, daha uzun sürelere ulaştığı yönündeki yakınmalar giderek artmıştır. Yapılan düzenleme ile borçluya erteleme projesinin başarılı olabilmesi için başlangıçta net bir süre verilmesi öngörülmekte, buna karşılık alacaklıların da katlanması gereken süre belirginleştirilmektedir. 
  • Yapılan yeni düzenleme ile ihtiyati tedbir kararları ile ihtiyati kararlar uygulanmayacaktır. Mevcut Yargıtay uygulaması ile “ihtiyati haczin bir takip muamelesi olmadığı” düşüncesinden hareketle hakkında iflas erteleme tedbirleri verilmiş borçlular aleyhine ihtiyati haciz uygulanarak ertelemenin amacına aykırı davranılması suretiyle borçlunun durumunun kötüleştirildiği ve düzelmenin (ıslahın) zorlaştırıldığı anlaşıldığından konuya ilişkin yasal düzenlemenin yapılması uygun görülmüştür.

İflas erteleme yargılaması sırasında önlemlere tedbir talebinin reddi veya bu istemin kabulü halinde aynı mahkemeye yapılacak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341’nci maddesi uyarınca ‘istinaf’ yoluna başvurulabilecektir.

Bilindiği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341’inci maddesi uyarınca ilk derece muhakemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı ‘istinaf’ yoluna başvurulabilmektedir. Ayrıca mahkeme gerektiğinde kayyımın görevine son verebileceği gibi, kayyım da kendi isteğiyle görevinden çekilebilecektir.

Ek sermaye artırımı sırasında sona geçme ve borç yapılandırma sözleşmeleri, alacaklıların feragatleri gibi önemli iyileştirme unsurları, her aşamada kayyım tarafından mahkemeye yansıtılabilecektir.

Bu nedenle getirilen düzenleme borçlunun aleyhine olmadığı gibi yargılamayı hızlandırma amacına yöneliktir.

Yeni düzenleme ile iflasın ertelenmesi taleplerinin öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılması öngörülmektedir.

(ito | 25.07.2016)

GÜNDEM