BASINDAN YAZILAR
İflas Ertelemenin Kötüye Kullanımı Engellenecek / Osman Arıoğlu - MuhasebeTR

İflas Ertelemenin Kötüye Kullanımı Engellenecek / Osman Arıoğlu

 Adalet Bakanlığı tarafından İcra ve İflas Kanunu’nda değişiklikler öngören kanun tasarısı hazırlandı. Tasarı ile İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesinde değişiklik yapılarak iflas erteleme uygulamasına bazı esaslı kriterler getiriliyor. Böylece iflas erteleme talebinde bulunabilmek için elle tutulur ve objektif denebilecek delil ve belgelerin sağlanması gerekiyor.

MEVCUT DURUM NEYDİ?

Öncelikle mevcut durum neydi, şikayete konu olan bu uygulamanın neresiydi, onu anlatmaya çalışalım.

Aslında iflas erteleme uygulaması şirketlere iflas etmeksizin yaşama imkanı olacaksa bunu delillendirmeleri ve bir program sunmaları kaydıyla iflas kararının 4 yıla kadar ertelenmesine imkan sağlıyordu. Bu süre zarfında şirketin alacaklarını tahsil edip, durumunda iyileştirme yapıp, borçlarını ödeyebilir hale gelmesi için yasa gücü ile kamu dahil alacaklılarının kendisine süre tanımaları anlamına geliyordu. Bu anlamda düzenleme aslında objektif kurallara göre işletilmesi halinde zora düşen ama bir fırsat tanınması halinde bu zor durumunu düzelterek faaliyetine devam edebilecek şirketlere bu imkanın sağlanması anlamına geliyor. Bu yönüyle de ticari hayatın içinde bulunması gereken bir düzenleme.

NE OLMAYA BAŞLAMIŞTI?

Son zamanlarda bu müessese kötü niyetli şirket sahipleri veya yöneticileri tarafından istismar edilmeye başlanmıştı. Bir şekilde şirketin içi boşaltılıyor, yani şirket borca batırılıyor. Sonra da mahkemeye iflas başvurusunda bulunuluyor. Bu başvuruyla beraber bir de iflas ertelemesi başvurusu yapılıyor. Doğal olarak iflas erteleme başvurusuna bir çıkış planı da ekleniyor. Ancak çoğunlukla bu plan fiili gerçeklerden uzak olabiliyor veya başvuru sahibi zaten amaç olarak şirketi kurtarmayı hedeflemediği için sadece belli bir süre takibata uğramama konusunda koruma sağlamış oluyor. Bu arada da doğal olarak iyi niyetli ve ticari hayatın gereği olarak bu şirketle iş yapmış olan sanayi, ticaret veya meslek erbabı şahıs veya şirketler mağdur oluyorlardı.

Problem müessesenin kendisinde değil, kötüye kullanıma açık olmasından kaynaklanıyordu. Burada da temel neden, iflastan çıkış yol haritasının görünürde olduğu kadar titiz ve gerçeğe uygun olmamasından ve son zamanlarda bu yolun artık kötü niyetli olanların piyasayı mağdur etmelerinin bir aracı halinde kullanabilme imkanından kaynaklanıyordu. İş dünyası da bu uygulamanın kötüye kullanımından artık bizar olmaya başladığını sürekli ifade eder hale gelmişti.

DÜZENLEME NE GETİRİYOR?

Tasarı ile getirilmek istenilen düzenleme temelde iki konuyu çözümlemeye çalışıyor. En önemlisi bu uygulamanın istismara neden olan çıkış planı konusunun biraz daha elle tutulur delillerle desteklenmesi gerekiyor. Şirkete yeni kaynak konulması da dahil, çıkış planının delillendirilmesi isteniyor. Mevcut borçların ödeme süre ve tutarları, alacaklılara ilişkin ayrıntılı bilgiler, faaliyet gösterilen sektörün özelliğine göre stoklar ve stok devir sürelerini gösteren listeler ile mali tabloların denetlendiğini gösteren bağımsız denetim raporu ile parasal olmayan aktiflerin muhtemel paraya çevrilme tutarlarına ilişkin uzman kuruluşların değerleme raporları ile diğer inandırıcı belgelerin çıkarılan ara bilanço ile birlikte mahkemeye sunulması gerekiyor.

Bu bilgi ve belgelerin ya iflas erteleme başvurusu ile birlikte verilmesi veya mahkemece verilecek iki hafta gibi bir sürede tamamlanması gerekiyor. Aksi takdirde erteleme talebi mahkemece reddedilecek ve şirket iflas etmiş sayılacak.

Daha önce iflas erteleme başvurusu yapmış ve süre almış olanların bu sürenin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde iflas erteleme başvurusunda bulunamamaları da düzenleniyor. Ayrıca iflas erteleme süresi de 1 yıla düşürülüyor. Mahkeme maksimum bir yıl daha ilave süre verebilecek. Böylece toplam süre 2 yılı aşamayacak.

Düzenleme ile hem iflas erteleme başvuru sahibi borçluya hem de ilgili alacaklılara kararın tebliği ve ilanından itibaren 10 gün içerisinde istinaf yoluna başvurulabileceği, adliye mahkemesi kararı üzerine de yine 10 gün içinde bölge adliye mahkemesine temyiz için başvurulabileceği belirtiliyor.

Umarız bu düzenleme ile kötüye kullanımlar önlenmiş olur.

(ito | 27.06.2016)

GÜNDEM