BASINDAN YAZILAR
Nakit Sermaye Artıranlarda Faiz İndirimi ve Cevap Bekleyen Sorular (3) / Recep Bıyık - MuhasebeTR

Nakit Sermaye Artıranlarda Faiz İndirimi ve Cevap Bekleyen Sorular (3) / Recep Bıyık

 Nakit sermaye artırımı yapan şirketlerde faiz indirimi uygulamasıyla ilgili konulara devam ediyoruz.

Sermaye artışı yapan şirketler, ortakların sermaye paylarının kaynağını bilmek zorunda mıdır?

Yasal düzenlemeye göre, ortaklar veya ortaklarla ilişkili kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmamaktadır.

Bu düzenleme, sermaye artıran şirketin, ortağın veya ortakla ilişkili kişilerin sermaye payını hangi kaynaktan karşıladığını, sermaye taahhüt borcunu karşılamak için kredi kullanıp kullanmadığını veya borç alıp almadığını tespit etmesini gerektirmektedir.

Bu durum da çoğu zaman mümkün değildir. Örneğin, sermaye artıran bir halka açık şirketin ortaklarının sermaye paylarını hangi kaynaktan karşıladığını nasıl tespit edebilir? Bu ortaklardan bir kısmı da yabancı ise, sermaye artıran şirketin yapabileceği bir şey var mıdır? Tespit edemezse, faiz indirimi olanağını nasıl kullanabilir?

Nakit sermaye artırımı yapan kurumun, ortaklarının sermaye taahhütlerini nasıl karşıladıklarını bildiği veya bilmesi gerektiği durumlarda (örneğin hakim ortaklar için), faiz indirimi uygulanmasının yapaılamayacağı söylenebilir. Ancak bütün ortaklar için sermaye artıran şirketin araştırma yapması, sermayenin kaynağını tespit etmesi ve buna göre uygulama yapması düşünülemez. Bu çerçevede, sermaye artıran ve faiz indiriminden yararlanan şirketlerin bu sorumluluklarının belirli bir şekilde sınırlandırılmasına ihtiyaç vardır.

Halka açık şirketlerde yıl içinde halka açıklık oranı düşerse ne olur?

Payları borsada işlem gören halka açık şirketlerin faiz indiriminde dikkate alacakları indirim oranı, yılın son günündeki halka açıklık oranına bağlı olarak belirlenmektedir. Geçici vergi dönemlerinin sonu ile yıl sonundaki halka açıklık oranın farklılığı, indirim oranının da farklılaşmasına yol açacaktır. Halka açıklık oranı yükselen şirketlerde pratik bir sorun olmayabilir ancak halka açıklık oranında yıl içinde düşüş meydana gelen şirketler için faiz indirimi uygulaması sorun yaratabilir. Kişisel düşüncem, her geçici vergi dönemini ve yıllık vergilendirme dönemini ayrı ayrı düşünmek gerektiği yönündedir. Buna göre yıl içinde halka açıklık oranı % 50’nin üzerinde olan bir şirket 50 ek puanı dikkate alarak faiz indiriminden yararlanacaktır. Bu şirketin, daha sonraki geçici vergilendirme döneminde veya yıl sonu itibariyle halka açıklık oranının %50’nin altında olması durumunda %25 ek puanı dikkate alarak indirimden yararlanacağı ve önceki geçici vergi dönemi için her hangi işlem yapılmasına gerek olmadığı düşünülmektedir.

Sermaye artışından gelen nakdin nerede kullanıldığı nasıl tespit edilir?

Bakanlar Kurulu kararına göre, sermaye artırımından gelen nakdin teşvik belgeli yatırımlarda kullanılması durumunda, faiz indiriminde genel orana 25 puan ilave edilecektir. Bu durumda indirim oranı %75 olacaktır. Bu düzenleme, sermaye artırımından gelen nakdin teşvik belgeli yatırımlarda kullanılan kısmının tespitini gerektirmektedir. Sermaye artırımının bir defalık bir işlem, özellikle de büyük ve belli bir zamanda gerçekleşecek yatırımların ise uzun bir sürece yayılı olması nedeniyle, sermaye artışından gelen nakdin yatırımlarda kullanılan kısmını tam olarak tespit etmek çoğunlukla mümkün olmayacaktır.

Konuya pratik açıdan bakacak olursak, yatırımını sermaye artışından gelecek nakitle finanse etmek isteyen bir şirket, gelen nakdi özel bir hesaba koyup yatırımını bu kaynakla finanse etmeyecektir. Sermaye artırımından gelen kaynak her türlü ödemede kullanılacak, başka kaynaklardan gelen nakit ise yatırım harcamaları dahil her türlü ödemelerde kullanılacaktır.

Örneğin, bir milyon liralık yatırım yapacak bir şirket bu yatırımı sermaye artırımı ile finanse etmek isterse bu kadarlık bir sermaye artışı yapacaktır. Yatırımın örneğin üç yıl devam ettiği bir durumda, sermaye artırımından gelen nakit üç yıl süresince bir fonda atıl tutulmayacak, bütün ihtiyaçlarda kullanılacaktır. Sonuçta bir milyon liralık ek kaynakla yeni yatırım finanse edilmiş olacaktır. Ancak sermaye artışından gelen nakit doğrudan yeni yatırımın finansmanında kullanılmış sayılmayabilecektir. Kanun, sermaye artışından gelen nakdin özel bir hesapta tutulmasını ve yatırım harcamalarının bu hesaptan karşılanmasını zorunlu tutmadığına göre, sermaye artışından gelen kaynağın yeni yatırımı karşılayacak kadar bir kapasite yaratması, ek indirim olanağının kullanılması için yeterli sayılmalıdır.

Kâr dağıtan şirketler nakit sermaye artırımı yaparsa indirimden yararlanabilir mi?

Bu soruyu bir başka şekilde daha sormak mümkündür: Nakit sermaye artıran şirketler, sermaye artırımından gelen nakitle kâr dağıtımı yaparlarsa, faiz indiriminden yararlanabilirler mi? Yasal düzenleme gereği, bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artırımları nakit sermaye artışı sayılmamakta ve indirim uygulamasında dikkate alınmamaktadır. Bu çerçevede, kârın sermayeye eklenmesi durumunda, artan sermaye tutarı üzerinden faiz indirimi mümkün değildir. Peki, dağıtılmamış kârı bulunan şirketin kârını yasal düzenlemeler çerçevesinde varsa vergisel yükümlülükleri de yerine getirerek dağıtması, sonrasında da finansal ihtiyaçlarını karşılamak için nakit sermaye artışı yapması durumunda faiz indiriminden yararlanmaya bir engel var mıdır? Bana göre yoktur.

Borcun sermayeye eklenmesi nakit sermaye artışı mıdır?

Faiz indiriminden yararlanmanın temel koşulu, sermaye artışının nakit olmasıdır.

Artırılan sermayenin ortaklar tarafından nakit olarak ödenmesi durumunda sorun yoktur. Ancak artırılan sermayenin iç kaynaklardan veya ortakların şirketten olan alacaklarından karşılanması durumunda sermaye artışının nakit olarak karşılanıp karşılanmadığı açık değildir. Kanunla, bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artırımlarında faiz indirimi yapılamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.

Açık düzenleme nedeniyle, örneğin kârın sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışlarında faiz indirimi uygulanamayacaktır.

Ortaklara borcun sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışlarında faiz indirimini engelleyen bir düzenleme yapılmamıştır. Kişisel düşüncem, ortaklara borcun sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışının nakit sermaye artışından özü itibariyle bir farkı yoktur. Bu nedenle de borcun sermayeye eklenmesi durumunda faiz indiriminden yararlanılabilir.

Kaldı ki, ortaklara olan borçlar dahil mevcut borçlarını ödemek isteyen kurumların, borcun ödemesinde kullanmak üzere nakit sermaye artışı yapmaları, gelen nakitle de ortaklara olan borçlar dahil mevcut borçlarını kapatmaları durumunda, ne yasal anlamda ne de yasanın amacı anlamında bir sorun olmadığı açıktır. Bir başka şekilde, ortaklara olan borçlarını banka kredisiyle kapatan, banka borcunu da artırılan sermayeden gelen nakitle karşılayan bir şirketin bu işleminin faiz indirimi açısından eleştirilecek bir boyutu yoktur.

Son söz

Daha önce yayınlanan iki makale ile bu makalede, mevzuatımıza yeni giren faiz indirimiyle ilgili tartışma yaratabilecek, ilk tespit edebildiğim konuları özetlemeye çalıştım.

Bu kısa özet bile konunun, önümüzdeki süreçte çokça tartışılacağını ve uygulamasının hiç de kolay olmayacağını göstermeye zannederim yeterli.

Ben kendi adıma bu tartışmaya katkı yapmaya çalıştım.

Ancak bu aşamada öncelikle İdarenin görüşleri önemli. Umarım sorular ve sorunlar birikmeden ikincil düzenlemeler bir an önce yapılır.

(Kaynak: Dünya Gazetesi | 05.08.2015)

GÜNDEM