BASINDAN YAZILAR
Önlemler Doğru Zamanlama Yanlış / Erdoğan Süzer - MuhasebeTR

Önlemler Doğru Zamanlama Yanlış / Erdoğan Süzer

 Dünya ekonomisinde büyük dönüşüm yaşanıyor. Bol para dönemi bitti. Türkiye'nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ülke ekonomileri bol güneşli, bol yağmurlu ılıman iklimden kurak, dondurucu, uzun sürecek sert bir kışa geçiş yapıyor.

Son 4 yılda dünyada 5,7 trilyon dolarlık doğrudan yatırım gerçekleşti, bunun 46 milyar doları Türkiye'ye geldi. Brezilya 200 milyar, Meksika 73 milyar, Polonya 50 milyar dolarla ihya oldu. Oluk oluk akan 'ödünç' sıcak para gelişmekte olan ülkelerden dönüş hazırlığı yapıyor. Bu ülkeler göçü durdurma adına bonkör faiz artışları yapsalar da iklimi değiştirecek güce sahip değiller.

Zamanlama hatası

Türkiye işte böylesine işlerin terse döndüğü dönemde kredi kartı ve tüketici kredilerini merkeze alan iç tüketimi kısmayı hedefleyen bir dizi önlemi uygulamaya başladı. Amaç cari açığı düşürüp ülke ekonomisinin kırılganlığını azaltmak. Önlemlerin çıkış noktası doğru ancak zamanlaması bir hayli yanlış.

Tüketimi kısmaya yönelik önlemler bir taraftan bazı ürünlerde ithalatı engellerken diğer yandan üreten reel sektörü ve bankaları vuruyor. Kredi kartı ve tüketici kredisi yoluyla engellenen tüketim, doğal olarak üretim ayağını tehdit ediyor. TL'nin değerli olduğu, tüketim çılgınlığının zirve yaptığı, cari açığın çıkışa geçtiği dönemde almamız gereken önlemleri; yabancı paranın değer kazandığı, ithalatın ve tüketimin cazibesini yitirdiği, cari açığın düşüşe geçtiği dönemde alıyoruz.

Yine doğru bir karar alınıp İşsizlik Sigortası Fonu'nun 7-8 milyar lirasının özel bankalardan çekilip kamu bankalarına aktarılmasını öngören düzenleme çıkarıldı. Ancak, içeriği doğru bu kararın da zamanlaması yanlış oldu.

Önlemlerin tümü, bankacılık sistemini zayıflatıcı etkiye sahip. Kredi kartı ve tüketici kredilerindeki azalma banka kârlarını düşürecek. Tüketimin kısılmasıyla üretimlerini kısmak zorunda kalacak özel sektörün kredi talebi azalacak. Krediyle yatırım ve üretim yapmak isteyen de bankaların 'risk' kaygısına takılacak. Özel bankalardan çekilecek Fon'un parası bankacılık sektöründe 7-8 milyar liralık ilave kaynak ihtiyacına yol açacak. Bankalar bu paraların yerine para koyabilmek için faiz yarışına girecek.

Kahraman bankalar

Sonuçta tüm bu önlemlerin, Türkiye ekonomisini küresel krizden kurtardığı için adeta 'kahraman' ilan ettiğimiz bankacılık sektörünü zayıflatma riski taşıdığını dikkate almamız gerekiyor. İklimin böylesine hızla değiştiği bir dönemde ekonomiyi canlandıracak, bankacılık sektörünün güçlü yapısını koruyacak adımlar atmak yerine tam tersi adımlar atmak, ileride telafisi güç sonuçlar doğurabilir.

Ekonominin, gerçek anlamda vergi reformunu da kapsayan, yeni iklime ayak uyduran, içeriği ve zamanlaması doğru önlem paketine ihtiyacı var. Güçlü A planı olmadan B ya da C planını tartışmak fazlasıyla lüks kaçıyor.

(Kaynak: Bugün Gazetesi | 05.02.2014)

GÜNDEM