BASINDAN YAZILAR
Ciddi Bir Tehlike: Sermayenin Kaybı ve Borca Batıklık / İsmail Kökbulut - MuhasebeTR

Ciddi Bir Tehlike: Sermayenin Kaybı ve Borca Batıklık / İsmail Kökbulut

 Ülkemizde çoğunluğunu limited ve anonim şirketlerin oluşturduğu sermaye şirketlerinde ortakların sorumluluğu, şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı. Bir diğer deyişle; sermaye şirketlerinden alacaklı konumda olan 3. kişiler şirketten olan alacaklarını, şirketin malvarlığının yetersizliği nedeniyle tahsil edemezlerse, ortakların kişisel mal varlıkları ile bir sorumluluğu söz konusu değil.

Bu durum, sermaye şirketlerinin içine düşeceği olası bir sermaye kaybı veya borca batıklık durumunda alacaklıların haklarının mağdur olmasına neden olabilir nitelikte. Kanun koyucu olası böyle bir mağduriyeti önlemek amacıyla, şirket yöneticilerini şirketin ödeme gücünü takip etmekle ve yasada tanımlanan durumların ortaya çıkması durumunda önlem almakla mükellef tutmuş durumda.

Sermayenin yarısı kaybolmuşsa ne yapılmalı?

Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 376/I. maddesine göre; son yıllık bilânçodan sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının yarısının zararlar sonucu karşılıksız kaldığının, yani yitirilmiş bulunduğunun anlaşılması halinde, yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağırması ve uygun gördüğü gerekli önlemleri kurula sunması zorunlu.

Hükmün uygulanabilmesi için, kanunî yedek akçeler dışındaki açık yedek akçelerle de zararın kapanmamış olması ve arta kalan zararın sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının yarısını geçmesi gerekiyor.

Sermaye terimi ile bilânçoda sermaye kalemi altında yer alan esas sermaye ve kayıtlı sermaye sisteminde çıkarılmış sermaye; kanunî yedek akçe ile TTK'nın 519. maddesinde düzenlenen akçeler kastediliyor.

Yönetim kurulunun sorumluluğu

Böyle bir durumda, yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağırması, şirketin finansal yönden kötü durumda bulunduğunu bütün açıklığıyla kurula anlatması, hatta bu konuda bir rapor vermesi, zararların sebeplerini (kaynaklarını) göstermesi ve tedavi çareleri önermesi gerekiyor. Aksi halde yönetim kurulunun sorumluluğu söz konusu.

Yönetim kurulunun genel kurula sunabileceği önlemlere örnek olarak; sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerin kapatılması ya da küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi verilebilir.

Kırmızı alarm: Sermayenin üçte ikisinin karşılıksız kalması

TTK'nın 376/II. maddesine göre; son yıllık bilânçodan, zararlar sebebiyle sermaye ile kanunî yedek akçeler toplamının üçte ikisinin karşılıksız kaldığının anlaşılması halinde, yönetim kurulunun çağrısı üzerine genel kurul iki karardan birini alabilir:

(1) Sermayenin üçte biri ile yetinme, yani sermayenin azaltılıp zararın bünye dışına atılması;

(2) Sermayenin tamamlanması.

Bu iki karardan biri alınmamışsa şirket sona erer.

Sermayenin tamamlanmasından kasıt ne?

Sermayenin tamamlanmasından kastın ne olduğu; sermayenin tam olarak önceki miktarına mı tamamlanması gerektiği, yoksa zorunlu tedbir öngören 2/3'lük kaybı izale etmeye yetecek kadar kısmi bir tamamlamanın yeterli mi olacağı net değil. Düşüncemiz kısmi tamamlamanın yeterli olacağı yönünde.

En kötü senaryo: Borca batıklık

Şirketin öz sermayesinin negatife inmesi, bir diğer deyişle aktiflerin borçları karşılamaya yetmemesi durumu borca batıklık olarak adlandırılmakta.

Kanunun 376/III. maddesine göre; şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilançosu çıkartması gerekmekte.

Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulunun, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirmesi ve şirketin iflasını istemesi gerekiyor.

Ancak; iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmişse iflasın istenmesine gerek bulunmuyor. Fakat bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmak zorunda.

(Kaynak: Bugün Gazetesi | 20.01.2014)

GÜNDEM