BASINDAN YAZILAR
Özel Usulsüzlük Cezaları Yeniden Düzenlenmeli-2 / Osman Arıoğlu - MuhasebeTR

Özel Usulsüzlük Cezaları Yeniden Düzenlenmeli-2 / Osman Arıoğlu

 Geçen yazımızda özel usulsüzlük cezalarının yeniden düzenlenmesinin gelinen noktada bir gereklilik haline geldiğini belirterek, ilk etapta Ba-Bs formlarına ilişkin durumdan bahsetmiştik. Konuya kaldığımız yerden devam edelim.
Özel usulsüzlük cezalarında Ba-Bs formlarına ilişkin cezalardan da vahimi, elektronik beyanname verilmemesine ilişkin özel usulsüzlük cezaları konusundadır. Her ne kadar 2010 yılında yapılan değişiklikle e-beyannamenin ilk 30 gün içerisinde gönderilmesi halinde özel usulsüzlük cezasının 1/10 oranında, ikinci 30 gün içerisinde verilmesi halinde 1/5 oranında uygulanacağı şeklinde düzenlenmek suretiyle önemli bir iyileştirme yapılmışsa da bu mükellefiyet kaydı bulunanlarla ilgilidir. Bir yılda birden fazla veya takip eden yıllarda gayrimenkul alım satımı nedeniyle sonradan vergi mükellefiyeti tesis edilen durumlarda bu indirimlerin bir anlamı kalmadığı gibi esasen fiili imkansızlık durumu olmasına rağmen böyle bir ceza ile karşı karşıya kalınması söz konusu olmaktadır. Çoğu zaman uygulanan toplam özel usulsüzlük cezaları tutarı bu faaliyet nedeniyle salınan vergiden fazla rakamlara ulaşabilmektedir.
Üstelik bu tür tespitler ve tarhiyatlar çoğunlukla zaman aşımı bitmesine yakın tespit edilebilmektedir. Bu durumda da geriye doğru 5 yıl her ay için KDV beyannamesi verilmemesi nedeniyle talep edilen usulsüzlük cezaları altından kalkılamaz hale gelmektedir. Vergi aslına bağlı olmadığı için ve tarhiyat öncesi uzlaşma imkanı da sağlanmadığı için bu cezalarda uzlaşma imkanı da olmadığı için ancak vergi indirimine yönelik VUK 376’ncı maddeden yararlanılabilmektedir. Böyle olunca da amaç ötesi bir cezalandırmaya dönüşmektedir. Bu ceza nedeniyle mükellef genel olarak dava açma yolunu tercih ettiğinden ve her bir dönem ayrı bir dava dosyası anlamına geldiği için de binlerce dava ile idare ile mükellef ihtilaflı halde kalmaktadır. Üstelik son zamanlarda çoğunlukla üst yargıda fiili imkansızlık nedeniyle beyanname verilemeyeceği dikkate alınarak bu cezaların kaldırılmakta olduğunu da hatırlatırsak, idare ile mükellefin gereksiz yere uzun süre boşu boşuna ihtilaflı halde kaldığı bir durumun ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
Oysa, doğal olarak mükellef olanların elektronik beyanname vermelerini sağlamak üzere getirilen bu cezanın biraz zorlama ile uygulanması yerine, vergi mükellefiyetini zamanında tesis ettirmeyenlere yönelik ayrı bir ceza öngörülmesi durumu çok daha sağlıklı hale getirecektir. Kaldı ki, örnek verdiğimiz bir yılda iki gayrimenkul satışı gibi bir nedenle mükellefiyet tesis edilen durumlarda işlemin yapıldığı aylar dışında KDV gerektiren başkaca bir durum olmadığı halde mükellef olmanın sonucu olarak her ay düzenli KDV beyannamesi verilmesi gereği ile karşılaşılması işi biraz daha zorlu hale getirmektedir.
* * *
Mükellefiyet tesis edilmemesine ayrı bir ceza uygulanmalı
Olması gereken mükellefiyet tesis ettirilmesi gereken durumlarda mükellefiyet tesis ettirilmemiş olmasına yönelik ayrı bir özel usulsüzlük cezası öngörülmesi ve mükellef olmayanlardan vergi beyanname ve bildirimlerini elektronik ortamda verme yükümlülüğünün aranmamasıdır. Bunun yapılması uygulanan cezayı daha anlamlı kılacaktır. Elbette bu tür durumlarda da cezanın gayrimenkul alım
satımının bir yılda veya birden fazla veya takip eden yıllarda olması gibi bir nedene dayanması ile esasen genel teamülde ticari, zirai ve serbest meslek faaliyeti gibi işyeri açılması veya benzeri objektif kriterler ile belli olan durumlar ayrıştırılmasının yapılması ya da özel usulsüzlük cezalarının da uzlaşma kapsamına alınmasına yönelik bir yasal değişiklik ile bu ihtilafların azaltılması mümkün olabilecektir. Aksi halde idare ile mükellef arasında gereksiz yere çoğalan bu ihtilaflar her geçen gün artarak devam edecek ve mükellefin idareye olan güven ve bağlılığında ciddi hasara neden olacaktır.

(İto Gazetesi | 28.12.2013)

GÜNDEM