SORU - CEVAP (Her gün 1 SORU - 1 CEVAP)
Alkol Ve Alkollü İçki Reklamı Yapılmasının Vergisel Sonuçları

Alkol Ve Alkollü İçki Reklamı Yapılmasının Vergisel Sonuçları

 Soru: Alkol Ve Alkollü İçki Reklamı Yapılmasının Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu Nedir?

Cevap:

 a-Alkollü İçki Reklamlarına İlişkin Yasal Düzenlemeler

Alkollü içki reklamlarına ilişkin temel düzenleme Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulunca 18/01/2005 tarihli ve 25704 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Alkollü İçki Reklamlarında Uyulacak İlkeler Hakkında Tebliğde yer almakta olup, bu tebliğe göre alkollü içki reklamı mümkün olmakla birlikte Tebliğin 2’inci maddesinde yer alan kısıtlamalara tabidir. Burada fazla detaya girmeyi gerekli görmemekle birlikte belli kurallar dahilinde gazete, dergi v.b basılı yayın organlarında ve sinema filmi gösterme vasıtasıyla alkollü içkilerin reklamının yapılmasının mümkün olduğunu belirtmek istiyoruz.

Alkollü içki reklamlarına radyo ve televizyon yayınlarında yer verilmesi konusu 17.04.2003 tarih ve 25082 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “ Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas Ve Usulleri Hakkında Yönetmelik” ‘in 21/a maddesi uyarınca tamamen yasak edilmiştir.

b-Danıştay 4.Dairesinin Yürütmeyi Durdurma Kararı ve Olası Sonuçları:

Danıştay 4.Dairesi 22.09.2008 tarih ve 2008/3758 esas nolu kararında, 2 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 6’ıncı bölümünde yer alan düzenlemenin alkol ve alkollü içkilere ait reklam giderlerine ilişkin kısmının yürütmesini durdurmuştur. Diğer bir ifadeyle hali hazırda alkollü içkilere ait reklam giderleri kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmektedir.

Danıştay 4.Dairesi 22.09.2008 tarih ve 2008/3758 esas nolu kararında,

“213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinde "Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır," hükmü mevcuttur. 4207 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 11 numaralı fıkrasındaki gider kısıtlamasının kapsamının da bu genel hüküm dikkate alınarak tespit edilmesi gerekmektedir.

5727 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin amacı kişileri ve gelecek nesilleri tütün ve tütün mamullerinin zararlarından korumaktadır. Anılan fıkranın Kanundaki yeri ve getirilişindeki amaç dikkate alındığında sadece tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin matrahtan indiriminin kabul edilmemesi ve bu surette tütün ve tütün ürünlerine ait ilan, tanıtım ve reklamların azaltılmasının amaçlandığı açıktır. Dolayısıyla, tamamen tütün ve tütün mamulleriyle ilgili düzenlemeler içeren bir Kanunda yer alan söz konusu kısıtlamanın alkol ve alkollü içkilere ait ilan ve reklam giderlerini de kapsadığı düşünülemez. Bu nedenle, dava konusu düzenlemenin 4 ve 6. paragraflarında alkol ve alkolü içkilere ait ilan ve reklam giderlerinin de kısıtlama kapsamı dahilinde olduğunun belirtilmesinin açıkça Kanuna aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Tebliğin iptali istenilen 6. bölümünde yer alan diğer paragraflarda ise yasal düzenlemelere yer verilmiş olup, bu paragraflarda hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır,

Bu durumda, dava konusu düzenlemenin 6. bölümünün 4 ve 6. paragraflarında yer alan ve alkol ve alkollü içkilerin de ilan ve reklam giderlerinin kabul edilmeyeceği ve kanunen kabul edilmeyen gider olduğu yolundaki düzenlemeler yönünden 2577 sayılı Kanunun 27. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleştiği sonucuna varılmaktadır.

Bu nedenle, 2 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin 6. bölümünün 4 ve 6. paragraflarında yer alan, her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin tamamının ticari kazancın ve kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı ve dolayısıyla bu tür reklam harcamalarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması gerektiği yolundaki düzenlemenin alkol ve alkollü içkilere ilişkin ilan ve reklam giderleri yönünden yürütülmesinin durdurulmasına, oybirliğiyle karar verildi.”  denilmektedir.

Danıştay 4.Dairesi’nin yukarıda yer alan içtihadında yürütmeyi durdurma kararının 4207 sk. Madde 4/11’in lafzına göre değil amaçsal yorum yöntemiyle verildiği görülmektedir. Burada bazı alternatifler ortaya çıkacaktır. Birinci alternatif senaryo, muhtemel bir iptal kararından sonra davalı Maliye Bakanlığı’nın 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38/2-b maddesi uyarınca temyiz mercii olan Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyize gitmesi ve temyiz isteminin red edilmesi, 4. Daire’nin verdiği yürütmeyi durdurma ve olası iptal kararının kesinleşmesidir. İkinci alternatif senaryo ise Maliye Bakanlığı’nın temyiz isteminin kabul görmesidir.

Birinci senaryonun gerçekleşmesi durumunda alkollü içkilerine reklam giderleri yeni bir yasal düzenleme yapılana kadar gider yazılabilecek ve yüklenilen KDV doğal olarak indirim konusu yapılabilecektir.

İkinci senaryonun gerçekleşmesi durumunda ise alkollü içkilerin reklam giderleri tekrar KKEG niteliği kazanacaktır. Ancak daha önce de ifade edildiği üzere bu kısıtlamanın dayanağı 193 veya 5520 sayılı Kanunlarda yer alan hükümler değil 4207 sayılı Kanun’un 4/11’inci maddesinde yer alan düzenleme olduğundan, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/d maddesindeki KDV indirimine engel olan hükmün söz konusu reklam giderleri açısından her hangi bir etkisi olmayacaktır.

Koray ATEŞ
SMMM-E. Öğretim Görevlisi
Akdeniz Denetim YMM Ltd.Şti.
Fax:0224 224 53 54
korayates@muhasebetr.com

(27.06.2012)

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

GÜNDEM