Danıştay'dan şirketleri üzecek karar!

Evet, Danıştay bu defa da şirketleri üzdü!

Danıştay’ın son dönemde verdiği kararlar ağırlıklı olarak şirketler lehine. Bu kararların önemli bir kısmı ise, Maliye’nin yetki aşımı yaptığı düzenlemeleriyle ilgili. Örneğin, özel fon, garantörlük vb.

Ancak, Danıştay’ın bugünkü yazımıza konu olan kararları, emisyon primli sermaye artışı yapan ve nakdi faiz indiriminden yararlanmayı bekleyen çok sayıda şirkette şok etkisi yarattı.

Şirketler, bu kararlar sonrasında önemli bir vergi avantajını da kaybetti!

Şirketleri üzen karar ne ile ilgili?

Danıştay’ın şirketleri üzen ve hatta şok eden kararları, emisyon primli sermaye artırımlarında, emisyon primli sermaye artışı üzerinden nakit sermaye faiz indirimi hesaplanıp hesaplanamayacağı ile ilgili.

Nakit sermaye faiz indirimi düzenlemesinin amacı ne?

Hemen belirtelim, nakit sermaye artışı faiz indirimi düzenlemesi, Kurumlar Vergisi Kanununun 10. Maddesinde yer alıyor. Bu düzenlemeye göre; finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’si, kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirim konusu yapılabiliyor. Bu düzenlemenin amacı ise, sermaye şirketlerinin nakit sermaye artırımını teşvik etmek ve şirketlerin sermaye yapılarını güçlendirmek. Özellikle faiz oranlarının yüksek olduğu günümüzde, nakit sermaye artışından kaynaklanan faiz indirimi, şirketlere önemli bir vergisel avantaj sağlıyor.

Bu indirimden kimler faydalanabiliyor?

Bu indirimden finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç, gerekli şartları sağlayan sermaye şirketleri faydalanabiliyor.

Faiz indirimi nasıl hesaplanıyor ve süre sınırı var mı?

Nakdi sermaye artışı üzerinden, indirimden yararlanılan yıl için TCMB tarafından en son açıklanan ticari krediler faiz oranı dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın belirlenen orana isabet eden kısmı, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirim konusu yapılabiliyor.

Faiz indirimi, ödemenin yapıldığı ve izleyen dört hesap dönemi olmak üzere 5 hesap dönemi ile sınırlı! 

İndirim hesabında sermaye artırımının tescil tarihi mi ödeme tarihi mi dikkate alınıyor?

Taahhüt edilen sermayenin indirim hesaplamasında dikkate alınabilmesi için, bu sermayenin şirketlerin banka hesaplarına nakit olarak yatırılmış olması gerekiyor. İndirim hesaplamasında dikkate alınacak sermaye artışı tutarı, artırılan sermayenin ortaklar tarafından şirketin banka hesabına nakit olarak yatırılan kısmı ile sınırlı bulunuyor. Ortaklar tarafından taahhüt edilen sermayenin şirketin banka hesabına nakit olarak yatırılmamış kısmı, indirim hesaplamasında dikkate alınamıyor.

İndirim tutarının hesabında dikkate alınmayacak sermaye artışları var mı?

Olmaz olur mu, elbette var!

Tebliğde yapılan açıklamalara göre,

- Sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklanan sermaye artışları,

- Sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından kaynaklanan sermaye artışları,

- Bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artışları,

- Ortaklarca veya Kurumlar Vergisi Kanununun 12. maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları,

- Şirkete nakdi sermaye dışında hisse senedi, tahvil veya bono gibi kıymetlerin konulması suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışları

- Bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışları

indirim tutarının hesaplamasında dikkate alınamıyor (1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 10.6 bölümü).

Emisyon primleri üzerinden nakdi sermaye artışı faiz indirimi hesaplanabilir mi?

Emisyon primli sermaye artırımlarında, emisyon primli artışa isabet eden kısım üzerinden nakdi sermaye faiz indirimi hesaplanıp hesaplanamayacağı konusu Danıştay’ın bu son kararlarına kadar tartışmalıydı. Çünkü, Danıştay ve Maliye farklı görüşte bulunuyordu! Ancak, Danıştay’ın son kararları Maliye lehine çıktı. Bu şekilde Danıştay ve Maliye arasındaki görüş farklılığı da ortadan kalktı!

Maliye’nin konuyla ilgili görüşü ne?

Maliye’ye göre; sermaye olarak tescil edilmeyen emisyon primleri üzerinden, Kurumlar Vergisi Kanununun 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca nakdi sermaye indirimi hesaplanması mümkün bulunmuyor. Ayrıca, emisyon primlerinin daha sonra sermayeye ilave edilmesi durumunda da sermayeye eklenmesi işlemi, bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi mahiyetinde olduğundan, söz konusu artış nedeniyle nakdi sermaye artışı indiriminden faydalanılması da söz konusu değil (GİB İstanbul VDB’nin 26.10.2022 tarihli ve E-62030549-125[10-2021]-1239258 sayılı Özelgesi).

Danıştay’ın bu konudaki görüşü nasıl?

Danıştay’ın bu konuda iki farklı görüşü bulunuyor.

Birinci görüşü, bir bozma kararında şu şekilde ifade edilmiş bulunuyor:

“Emisyon primi kazanç değil, yedek akçe niteliğinde olup, doğrudan bir sermaye unsurudur. Buna göre, emisyon priminin kazanç niteliğinde olmadığı göz önüne alındığında, 5520 sayılı KVK’da vergiden istisna tutulmamış olması halinde dahi, vergiye tabi tutulamayacak bir nakdi kaynak olduğu tabiidir. Bu durumda, emisyon priminin kazanç niteliği bulunmadığının ortaya konulmuş olması karşısında, söz konusu emisyon primleri üzerinden hesaplanan faizin kurum kazancından indirilebileceği sonucuna varılmıştır.” (Danıştay 3. Dairesi’nin 27.05.2025 tarihli ve E.2024/5601, K.2025/2530 sayılı Kararı).

Ancak, Bölge İdare Mahkemesi İstinaf Dairesi, Danıştay’ın söz konusu bozma kararına uymuyor ve aksi yöndeki ilk kararında ısrar ediyor. Israr kararı da Maliye lehine kesinleşiyor.

İkinci ve son görüşü ise, emisyon primli sermaye artırımlarında, emisyon primli artışa isabet eden kısım üzerinden nakdi sermaye faiz indirimi hesaplanamayacağı şeklinde!

Danıştay’ın bu konuda verdiği son tarihli kararlarının özeti şu şekilde:

“6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 519. maddesi uyarınca, kanuni yedek akçe olarak ayrılması zorunlu olan emisyon primleri “sermaye” ve "çıkarılmış sermaye” kavramlarının dışında tutulmuş olup, tek düzen muhasebe sistemi uygulamasında emisyon primli sermaye artışı nedeniyle elde edilen nakdin nominal sermayeye isabet eden kısmının 'ödenmiş sermaye” hesabına, kalan kısmının ise sermaye yedeği olarak "hisse senedi ihraç primleri” hesabına kaydedilmesi gerekir. Kanuni yedek akçelere eklenme zorunluluğu getirilen bu primlerin toplamı, sermayenin yarısını aşan bir tutara ulaşana kadar sadece zararların kapatılması, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçme ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilecektir. Öte yandan, indirimin düzenlendiği 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi suretiyle yapılan sermaye artırımlarının ise indirim hesabında dikkate alınmayacağının belirtildiğinden, anılan hüküm uyarınca "ticaret siciline tescil edilen ödenmiş sermaye nakdi artış tutarı” kavramının nominal sermaye artışına isabet ettiği dolayısıyla sermaye yedeği olarak ayrılması zorunlu olan ve üzerinde serbestçe tasarruf edilebilmesi esas sermayenin yarısını geçmesi koşuluna bağlanan emisyon primlerinin bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, emisyon primleri üzerinden hesaplanan faizin kurum kazancından indirilmesi mümkün bulunmadığından, yapılan tahakkukta hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” (Danıştay 3. Dairesi’nin 16.09.2026 tarihli ve E.2024/6224, K.2026/3661; aynı tarihli ve E.2024/2426, K.2026/3663, aynı tarihli ve E.2025/662, K.2026/3659 sayılı Kararları).

En çok halka açık şirketler olumsuz etkilenecek!

Danıştay’ın emisyon primli sermaye artırımlarında, emisyon primli artışa isabet eden kısmın nakdi sermaye faiz indirimi uygulamasından yararlanamayacağına ilişkin bu son kararlarından en çok paylarını halka arz ederek nakit sermaye sağlayan şirketler olumsuz etkilenecek!

Sonuç olarak;

Evet, böylece ciddi tartışmalara neden olan ihtilaflı bir konu daha netleşmiş oldu.

Danıştay, Maliye’nin görüşü ve uygulaması paralelinde, emisyon primli sermaye artırımlarında, emisyon primli artışa isabet eden kısmın nakdi sermaye faiz indirimi uygulamasından yararlanamayacağına hükmetti.

Bu kararlar, emisyon primli sermaye artışı yapan şirketlerde şok etkisi yarattı! Bundan en fazla, paylarını halka arz ederek nakit sermaye sağlayan şirketler etkilenecek!


Kaynak:YMM Abdullah Tolu / www.ekonomim.com