Tazminatların gider yazılmasında son durum

İşle ilgili olmak koşuluyla, sözleşmeye, mahkeme kararına veya kanun emrine istinaden ödenen tazminatlar, kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında gider olarak dikkate alınabiliyor.

Bu genel kuralın istisnası olarak, kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan tazminatlar indirim konusu yapılamıyor.

Tazminatların gider yazılması konusunda birçok net olmayan konu var. Bunlardan birisi de kusura bağlı olarak ödenen tazminatların gider yazılıp yazılmayacağı konusu.

Bu konuyu üç yıla yakın bir süre önce, 26 Ocak 2024 tarihli makalede yazmıştım. Aradan geçen sürede tespit edebildiğim üç yeni Danıştay kararı çıktı.

Bu kararlar çerçevesinde konuyu güncellemek istedim.

Mali idarenin görüşü

Gelir İdaresi maddede geçen “suç” kavramı yerine gerekçedeki “kusur” kavramını esas alıyor. Dolayısıyla da ortada bir suç olmasa da, teşebbüs sahibinin kusurundan doğan tazminatların gider yazılması kabul edilmiyor. Bu konuda bir değişiklik yok.

 

Yargı kararları

Tazminatların gider kaydedilmesiyle ilgili yargı kararları aynı yönde değil.

Bazı Danıştay kararlarında özetle; Kanun’da açıkça "suç” ibaresinin yer aldığı belirtilerek, suç kapsamına girmeyen kusurlu davranışlardan kaynaklanan tazminat ödemelerinin, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması kabul ediliyor.

Bu yöndeki dört karara 26 Ocak 2024 tarihi makalede yer vermiştim. O tarihten sonra tespit edebildiğim aynı yargılama sürecinde, aynı yönde verilmiş, bir Danıştay Dördüncü Daire kararı ve bir Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı var. Kurulun 24.12.2025 tarih ve E:2024/49 K:2025/1130 sayılı kararını aşağıda özetleyeceğim.

Özetlediğim kararlarla aynı yönde olmayan Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 03.11.2022 tarih ve E:2021/2555 K:2022/5433 sayılı kararını daha önceki makalemde özetlemiş ve değerlendirmiştim. O tarihten sonra aynı yönde yeni bir karar daha çıktı (Danıştay Dördüncü Dairesinin 27.04.2023 tarih ve E:2020/3522 K:2023/2373 sayılı kararı.). Yeni kararın gerekçesi, daha önceki kararın gerekçesiyle aynı, burada yeniden özetlemeyeceğim.

Yeni Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurul kararı

Hem en yeni tarihli olması hem de özelliği nedeniyle 24 Aralık 2025 tarihli Danıştay VDDK kararını özetleyeyim.

Karara konu olayda Vergi Mahkemesi, iş hukukunda, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında meydana gelen ölüm ve yaralanma ile sonuçlanan iş kazalarına sebebiyet veren sorumluların hem hukuki hem de cezai sorumluluğu bulunduğu, ayrıca tazminat ödemesine neden olan fiilin, ceza hukuku kapsamında bir suç olarak nitelendirilmesinin zorunlu olmadığı gerekçesiyle, iş kazalarından dolayı ödenen tazminatların gider kabul edilmeyeceğine karar vermiş. İstinaf talebini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi de kararı uygun bularak istinaf istemini reddetmiş.

Davacın temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, Kanun'un yalnızca suç oluşturan fiiller nedeniyle ödenen tazminatların gider olarak indirimini kabul etmediği, davacı tarafından ödenen tazminatların suç kapsamına girmeyen kusurlu davranışlardan kaynaklanmış olabileceği de göz önünde bulundurularak, işverenin sorumluluğunun, gerek kusur çerçevesinde gerekse ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan iş kazalarıyla ilgili olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş. (Danıştay Dördüncü Dairesinin 01.03.2022 tarih ve E:2018/191 K:202/1189 sayılı kararı.)

Bölge İdare Mahkemesi’nin ilk kararında ısrar etmesi üzerinde temyiz istemini inceleyen Danıştay VDD Kurulu, Dördüncü Dairenin kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle, ısrar kararını bozmuş. (Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 24.12.2025 tarih ve E:2024/49 K:2025/1130 sayılı kararı.)

Karar metninden, Danıştay VDD Kurul üyelerinden bir kısmının, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının farklı bir gerekçeyle bozulması gerektiği yönünde karşı oylarının olduğu anlaşılıyor. Karşı oy gerekçesinde özetle;

- Kanun’da suçlardan doğan tazminatların indirim konusu yapılamayacağının açıkça hükme bağlandığı, kanun koyucunun bilinçli biçimde "kusur" değil "suç" kavramını tercih etmiş ve gider olarak indirilemeyecek tazminat kapsamını, münhasıran suç teşkil eden fiillerle sınırlı tuttuğu,

- Somut olayda davalı İdarenin, ihtilaf konusu tazminatların suç teşkil eden fiillerden kaynaklandığı yönünde bir iddia ileri sürmediği, aksine kusurdan kaynaklanan tazminatların da indirim konusu yapılamayacağı yönündeki genişletici yorumu savunduğu, yargılama süreci boyunca söz konusu fiillerin suç teşkil ettiğine dair dosya kapsamına davalı İdarece intikal ettirilmiş somut bir bilgi veya belge de bulunmadığı,

- Bu durumda uyuşmazlığın çözümü bakımından, ihtilaf konusu iş kazalarının aynı zamanda suç teşkil edip etmediğinin ayrıca araştırılmasına gerek bulunmadığı,

Dikkate alınarak, davanın reddi yolunda verilen ısrar kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla karara katılmadıkları belirtiliyor.

 

Kısa değerlendirmem

Konuyla ilgili daha geniş bir değerlendirmeyi önceki makalede yazmıştım. Tamamını tekrarlamadan kısaca birkaç not düşeyim.

- Öncelikle Kanun’un lafzını açık görüyorum. Kanun “… suçlarından doğan …” dediğine göre, bu kavramın esas alınması ve Kanun’da sayılan kişilere suç izafe edilecek bir durum yoksa, ödenen tazminatın gider olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

- Madde hükmünün gerekçesinde yer alan “kusur” kavramı, Gelir İdaresi özelgelerinin de esas gerekçesi. Ancak hükmün lafzıyla gerekçesi bence açıkça çelişiyor. Bu durumda gerekçe önemini kaybediyor.

- İlgili maddede suç fiilini işleyenler sayılırken, ceza hukuku anlamında cezalandırılamayacağı açık olan tüzel kişiliği bulunan kurumun kendisinin de sayılması, kusurlu fiiller nedeniyle ödenen tazminatların gider kabul edilmeyeceği görüşünün en önemli argümanı. Buna ilişkin önceki makalede düşüncemi yazmıştım. Ek olarak, yukarıda özetlediğim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurul kararında yer alan tetkik hakiminin yorumunu da önemli bulduğunu söylemek isterim.


Kaynak:YMM Recep Bıyık / www.ekonomim.com