Kamu borçlarında mal bildirimine bağlı yaptırımlar

Önceki yazımda kamu borçları dolayısıyla kendisine ödeme emri tebliğ olunanların borcu karşılayacak miktarda mal bildiriminde bulunmasından, borcu karşılayacak miktarda malı olmasa da bu bildirimin verilmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Bu yazımda da mal bildirimi yükümlülüğüne bağlı olarak düzenlenmiş suçlardan söz edeceğim. Kamu borçları dolayısıyla mal bildirimi bulunma yükümlülüğe bağlı suçlar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmiştir. Ancak burada söz konusu suçları aktarmadan önce borçluları mal bildiriminde bulunmaya zorlama amacıyla ihdas edilmiş bulunan “tazyik hapsi”nden söz etmek istiyorum.

 

Hapsen tazyik

Tazyik hapsi, kişinin kanundan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi için bir işi yapmaya/yapmamaya veya bir şeyi vermeye cezaevi ile korkutarak zorlamak amacıyla uygulanan, bir yaptırımdır. Diğer bir deyişle zorlama hapsidir.

Kamu alacaklısı idareler ödeme emri tebliğ edildiği halde 15 gün içinde borcunu ödemeyen ve mal bildiriminde de bulunmayan borçlular hakkında, 6183 sayılı Kanunun 60. maddesi uyarınca hapsen tazyik talebinde bulunabilirler. Borçlunun hapsen tazyikine karar verme yetkisi icra ceza mahkemelerindedir. Bu konuda hak düşürücü sürelerin tespitinde İcra ve İflas Kanununun 347. maddesi uygulanmaktadır. Anılan maddeye göre “şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.” hükmü yer almaktadır.  Borçlu hakkında hapsen tazyik kararı verilebilmesi için tahsil dairesince icra ceza mahkemesine yapılacak başvurular için öncelikle suçun işlendiği tarihin ve idarenin suçu öğrendiği tarihin tespiti önem arz etmektedir. Buna göre, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini gösteren tebliğ alındısının, tahsil dairesine intikal ettiği tarihin suça ıttıla tarihi (suçu öğrenme günü) olarak kabul edilmesi gerekmekte, her halükarda suçun işlendiği tarihten itibaren bir yılı geçmemek kaydıyla suçu öğrenme tarihinden itibaren üç ay içerisinde icra ceza mahkemesine şikâyet yoluna gidilmesi gerekmektedir (kamu borçlusunun tüzel kişi olması halinde, mal bildiriminde bulunma yükümlülüğü kanuni temsilcilere ait olduğundan, hapsen tazyik kararının bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kanuni temsilciler hakkında alınması ve uygulanması gerekmektedir).  Bu şekilde alınan hapsen tazyik kararları, kesinleşmesini müteakip infaz için derhal yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. İnfaz, açık cezaevinde uygulanır.

 

 

Hapisle zorlama süresi en fazla üç aydır. Burada karar, bir mahkûmiyet kararı olmayıp bir zorlama kararı olduğundan, adli sicil kaydına işlenmez sadece savcılık tarafından tutulan özel bir deftere kaydedilir ve memuriyeti etkilemez. Hükmün verilmesinden itibaren 2 yıl içinde uygulanmayan zorlama hapsi zamanaşımına uğrar. Kişinin mal bildiriminde bulunması ile birlikte infaza son verilir ve kişi bırakılır.  

 

Suçlar

Mal bildiriminde gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması (md. 111- üç aydan bir yıla kadar hapis)) yahut yetersiz mal bildiriminde bulunanların yaşayış tarzlarının mal bildirimi ile uyumlu olmaması (md. 111- üç aydan bir yıla kadar hapis) veyahut yeterli mal bildiriminde bulunmayanların sonradan edindikleri mal ve kazançlarını bildirmemeleri (md.112- on günden bir seneye kadar hapis) veya borcunu ödemeyenlere ait malı kendisinde bulunanların yapılan talebe rağmen bu malları malı bildirmemeleri (md. 113- on günden altı aya kadar hapis) şeklindeki fiiller için çeşitli hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörülmüştür.

Ayrıca malı olmadığını bildirenler için getirilmiş bulunan son ikâmetgâh ve iş adresleri ile diğer sürekli mükellefiyetlerini bildirmeleri ve nüfus kayıt suretlerini vermeleri yükümlülüğüne uymayanlar için elli güne kadar adli para cezası verilmesi söz konusudur (md. 114).

 Doğru mal bildiriminde bulunan ya da haczi kabil mal veya gelirinin bulunmadığını doğru olarak beyan eden borçlular için bu cezaların uygulanması söz konusu değildir.

Anayasamızın 38. maddesinde ekonomik suça ekonomik ceza ilkesi benimsenmişse de, burada yaptırıma bağlanan fiiller, nakdi borcun ödenmemesi şeklindeki fiil olmayıp, kanundan kaynaklanan şekli yükümlülüklerin süresinde yerine getirilmemesinden veya yanıltıcı şekilde yerine getirilmesinden kaynaklı fillerdir. Öte yandan idarenin hürriyeti kısıtlayıcı ceza uygulamasının mümkün olmaması, vergi yargısının da kamu özgürlüklerini kısıtlayıcı cezaya hükmetmesinin mümkün olmaması sebebiyle, bu cezalara hükmedilmesi adli yargının alanına girmektedir.

6183 sayılı Kanun ile düzenlenmiş bu cezalar; kasten gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlarla, bildirilen malları borca yetmediği veya haciz ya da satışının çok güç olması nedeniyle ilave mal bildiriminde bulunması uyarısına rağmen, başka malı olduğu halde eksik bildirimde bulunanlara ve geçim kaynağı ve buna bağlı yaşayış tarzı bildirimlerini gerçeğe aykırı bir şekilde yapmış olanlara yönelik olarak düzenlenmiştir.  Borçlunun; başkasının mallarını kendi malı olarak bildirmesi veya bildirdiği mallar üzerinde üçüncü şahısların haklarını da aynı zamanda bildirmemesi, malı olduğu halde beyan ettiğinden başka malları olmadığını bildirmesi gibi haller, uygulamada borçlunun gerçeğe aykırı bildirim yaptığı hususundaki kastının karinesidir.


Kaynak:Bumin Doğrusöz / www.ekonomim.com