Zeki Burak ÖZKÖSEMEN
MSc, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.ozkosemen.com
zburakozkosemen@yahoo.com
KANUNEN KABUL
EDİLMEYEN GİDERLER VE ŞİRKETTEN ÇEKİLEN DEĞERLERİN VERGİSEL BOYUTU
Tarih: 26.02.2008
1.
Giriş
Şirket; birden çok gerçek yada tüzel
kişinin bir araya gelerek artı bir değer yaratmak amacıyla oluşturduğu iktisadi
oluşumlardır. Ne yazık ki ülkemizde kurulan şirketlerin çoğu ( A.Ş yada LTD.) bu
fonksiyonu göz ardı edilerek kurulmuş, şirket ortakları için kimi zaman bir
vergisel avantaj sağlama aracı, kimi zaman sosyal bir statüye ulaşma aracı
olarak görülmüştür. Şirketlere olan bakış bu yönde olunca, kurulan ve
faaliyetine devam etmekte olan birçok sözde şirket, bu kavramın hakkını tam
olarak verememiştir. Bu noktada görülen en belirgin sıkıntı, şirket
ortaklarının, şirketin tüzel kişiliğini kabul edememesi ve şirket kasası ile
kendi kasasını ayırma eğilimine yanaşmamasıdır. Bu durumun başlıca sonuçları ve
taşıdığı potansiyel riskleri bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
2.
Kanunen Kabul Edilmeyen
Giderler
Kanunen kabul edilmeyen giderler (KKEG),
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun safi kazancın tespitinde indirilmesi kabul
edilen giderleri düzenleyen 40. maddesi kapsamına girmeyen ve gider olarak kabul
edilmeyen ödemeleri düzenleyen 41. maddesi kapsamında olan giderler ile 5520
Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun indirilecek giderleri düzenleyen 8., 9. ve
10. maddeleri kapsamında olmayan giderler ile indirimine izin verilmeyen
ödemeleri düzenleyen 11. maddesi kapsamındaki giderlerdir.
Çok geniş bir örnekleme
potansiyeline sahip olan bu tür giderlere, sıklıkla karşılaşılan bir örnek
vermek gerekirse; belgesiz giderler bu tanıma uygun düşecektir. İşletmeler iş
amaçlı kullanılması için ortaklarına, müdürlerine ya da personeline zaman zaman
avans verebilmektedir. Personel Avansları ya da Ortaklardan Alacaklar
hesaplarında takip edilen bu tutarlar, söz konusu harcamalara ilişkin belgeler
muhasebeye intikal ettikçe ilgili hesaplardan alınarak gider hesaplarına kayıt
edilmektedir. Kalan bakiyeler de ilgili belgelere ya da nakit iadelere göre
kapatılmaktadır. Bu uygulama bu sistem içerisinde fazla bir sorun teşkil
etmemekte, hesap bakiyelerinin mümkün olan en kısa sürede kapatılması
öngörülmektedir.
Sorun yaratan uygulama ise, bu
hesaplarda bulunan bakiyelerin herhangi bir belgeye ya da nakdi iadeye
dayanmadan kapatılarak, ilgili tutarların KKEG hesaplarına alınması durumunda
ortaya çıkmaktadır. Mükelleflerin en büyük yanılgısı, söz konusu tutarları KKEG
olarak dikkate aldıklarında tüm riskleri ortadan kaldırdıklarını düşünmeleridir.
İşin aslı maalesef bu şekilde değildir.
3.
Kar Dağıtımı
Şirketler faaliyet sonuçlarına göre
kar ya da zarar elde etmektedirler. Ve durum olayın mali ya da ticari olarak
değerlendirilmesi sonucuna göre farklı veriler elde edilmesine yol açmaktadır.
Nitekim, ticari açıdan karlı olan bir firma yararlandığı istisnalar vs.
nedeniyle matrah beyan etmeyebilmekte, tam tersi durumda ise ticari olarak
zararda olan bir firma KKEG vs. nedeniyle matrah ve dolayısıyla vergi beyan
edebilmektedir.
Şirketler, elde ettikleri Ticari
karı ortaklarına dağıtma yolunu seçebilmektedirler. Dönem ticari karından vergi
yükümlülükleri ve yasal yedekler düşüldükten sonra kalan miktar ortaklara
dağıtılabilmektedir. Ve bu tutar üzerinden mevcut mevzuat gereği %15 oranında
gelir vergisi stopajı yapılmakta ve şirket tarafından ilgili dönem muhtasar
beyannamesi ile beyan edilmektedir.
KKEG’ ler mali karın tespitinde
olduğu kadar ticari karın tespiti açısından da son derece önemli bir fonksiyona
sahiptirler. Nitekim, bu tür giderler şirketi ticari anlamda zararda
göstermesine rağmen mali yönden karlı gözükerek vergi ödemesine sebep
olabilmektedir. Ancak yazımın 2. bölümünde de belirttiğim gibi, bir gideri KKEG
olarak dikkate almak riskleri ortadan kaldırmamaktadır. KKEG’ ler nihayetinde
şirketten çekilen değerlerdir. 2.bölümde örnek olarak verdiğim belgesiz giderler
bu konuya güzel bir örnek oluşturmaktadır. Bir belgesiz gideri KKEG olarak
dikkate almanın tüm vergi yükümlülüklerini ortadan kaldırmaya yetmediğini bir
örnekle açıklamaya çalışalım;
Örnek:
Bir Ltd. Şti. ortağı iş ile ilgili
çıkacağı bir seyahatte kullanmak üzere şirketten 15,000 YTL tutarında avans
almıştır. Seyahat dönüşü harcamalarına ilişkin 3,000 YTL tutarında kanunen kabul
edilebilir nitelikte belge getirmiştir. Kalan 12,000 YTL ‘ye ilişkin olarak ise
herhangi bir belge sunamadığını ve bu tutarı da harcadığını beyan etmiştir.
Şirket muhasebesi de 12,000 YTL tutarındaki belgesiz harcamaları KKEG olarak
şirket defterine kayıt etmiştir. İlgili dönem sonunda şirket 3,000 YTL ticari
zarar elde etmiştir. Bu tabloya göre oluşan vergisel durum aşağıdaki gibidir:
|
12,000 YTL
KKEG YAZILMASI DURUMUNDA |
|
|
|
YTL |
|
A |
Ticari Kar/ Zarar |
-3.000,00
|
|
B |
KKEG |
12.000,00
|
|
A+B= C |
Matrah |
9.000,00
|
|
C*0,20= D |
KV %20 |
1.800,00
|
|
|
|
|
|
A-D |
Net Ticari Kar |
-4.800,00
|
|
|
|
|
|
|
TOPLAM VERGİ
YÜKÜ |
1.800,00
|
Aynı Şirketin ortağının belgesiz
harcama tutarı olan 12,000 YTL ‘yi şirkete iade ettiğini ve KKEG olarak dikkate
alınmadığı ve yıl sonunda oluşan karın ortaklara dağıtıldığı durumda meydana
çıkan vergisel tablo aşağıdaki gibidir:
|
12,000 YTL NIN
İADE EDİLMESİ DURUMUNDA |
|
|
|
YTL |
|
A |
Ticari Kar/ Zarar |
9.000,00
|
|
B |
KKEG |
0,00 |
|
A+B= C |
Matrah |
9.000,00
|
|
C*0,20= D |
KV %20 |
1.800,00
|
|
|
|
|
|
A-D |
Net Ticari Kar |
7.200,00
|
|
|
|
|
|
|
DAĞITILABİLİR
KAR* |
7.200,00
|
|
|
*Yasal yedekler
ve akçeler dikkate alınmamıştır. |
|
|
GV STOPAJI %15 |
1.080,00
|
|
|
|
|
|
|
TOPLAM VERGİ
YÜKÜ |
2.880,00
|
Örneklerden de görüldüğü gibi bir
harcamanın KKEG olarak dikkate alınıp alınmaması kurumlar vergisi açısından bir
farklılık yaratmamaktadır. Ancak söz konusu tutarlar şirketin kar dağıtımını ve
öz kaynak şekillenmesini etkilemektedir. Nitekim ikinci örnekte görüldüğü üzere
şirket 12,000 YTL ‘yi iade alır ve KKEG olarak dikkate almazsa, şirket 7,200 YTL
net kara ulaşmaktadır. Ve ortaklar bu tutarı talep ederlerse %15 oranında vergi
yüküyle karşılaşacaklardır. Dolayısıyla iki örnek arasında yaklaşık (yasal
yedekler ve akçeler dikkate alınmadığı için) 1,080 YTL vergi kaybı
yaratılmaktadır. Bu yüzden herhangi bir incelemede durumun tespit edilmesi
şirketi ciddi bir vergi cezası ile karşı karşıya bırakabilecektir. Çünkü KKEG
olarak dikkate alınan söz konusu tutar şirketten çekilen bir değerdir ve vergisi
ödenmemiştir. Bu yüzden bir ödeme ya da gideri kanunen kabul edilmeyen gider
olarak dikkate almak vergisel riskleri ortadan kaldırmamaktadır. Şirket karını
doğrudan etkilediği için şirketin ayırması gereken yasal yedek ve akçelerin
tutarını etkilemekte ve bu nedenle şirket öz kaynaklarının zayıflamasına neden
olmaktadır. Söz konusu durumlarda şirket öz kaynağından ortaklara bir servet
aktarımı söz konusudur ve bu tutar vergilendirilmemiştir.
4.
Sonuç ve Öneriler
Yukarıda açıklamaya çalıştığım
üzere, bir harcamanın belgesiz olması ya da kanunen kabul edilmeyen bir başka
gider niteliğinde olması ve vergi matrahının hesabında KKEG olarak dikkate
alınması riskleri ortadan kaldırmamaktadır. Giriş bölümünde değindiğim gibi,
şirket ortakları şirket kasasını kendi cüzdanları gibi değerlendirmekte ve şahsi
harcamaları ile şirket harcamalarını ayırmamaktadırlar. Ve uygulamada ortaklar
tarafında şirketten çekilen değerler genellikle KKEG olarak gösterilmekte ve
sorunun çözümlendiği düşünülmektedir. Ancak vergilendirilmeyen bir kazanç olarak
bu gibi durumlar vergisel olarak risk taşımaktadırlar. Ve herhangi bir tespitte
şirketler ciddi yükümlülükler altında kalabilmektedir.
Eğer şirket ortakları şirketten
sürekli para çekmekte ise; getirilebilecek en hızlı çözüm; şirket yönetiminde
bulunan ortaklara makul seviyelerde ücret verilmesi ve aylık bordro ile ücret
olarak vergilendirilmesidir. Yada yıl sonlarında ortaklara kar dağıtımı
yapılarak %15 oranında vergi kesintisinin ödenmesidir.