YAZARLARIMIZ
Tayfun Koru
Sosyal Güvenlik Denetmen Yrd.
t.tayfunkoru@gmail.com



Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde (SSİY) Yapılan Değişiklikler -2

Bir önceki yazımızda 05.12.2017 tarihli 30261 Sayılı Resmi Gazetede Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğe dair bilgiler vermeye çalışmıştık. Bu yazımızda da  SSİY’de yapılan diğer değişikliklere değinmeye çalışacağız.

Hastalık ve analık hallerinde, sigortalıların geçici iş görmezlik ödeneği almayı hak ettikleri rapor sürelerinde işten ayrılmaları durumunda işverenler ve sigortalılar açısından bir takım sorunlar ortaya çıkmaktaydı. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 40. Maddesine “Sigortalının, hastalık ve analık sigortası bakımından geçici iş göremezlik ödeneği almasına esas istirahat raporu süresi içinde, sigortalılık hâlinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, sigortalılığın sona erdiği tarihten sonra en fazla onuncu güne kadar geçici iş göremezlik ödeneği ödenir” ibaresi eklenerek ortaya çıkan sorunların çözülmesi amaçlanmıştır. Şöyle ki 30 günlük istirahat raporu olan sigortalının, rapor tarihinden sonraki 8. günde işten çıkışının yapılması halinde kalan 10 günlük süre için geçici iş görmezlik ödeneği ödenecek fakat rapor süresinin kalan 12 günlük kısmı için geçici iş görmezlik ödeneği verilmeyecektir.

Maluliyet Tespit İşlemlerinde Hastaneye Sevk

Yönetmeliğin 49. Maddesine şu cümle eklenmiştir: “ Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamındaki sigortalılardan, prim ve prime ilişkin her türlü borcu bulunanlardan, primi ödenmiş gün sayısı en az 1800 olanların sevk işlemleri yapılır ve buna ilişkin masraflar Kurumca karşılanır.” Yani artık, Maluliyet tespit işlemleri için  hastaneye sevk talep eden ancak borcu olduğundan dolayı bu talepleri reddedilen sigortalıların borçları olsa dahi 1800 gün ödenmiş primlerinin olması kaydı ile hastaneye sevk işlemleri yapılacak ve masraflar kurum tarafından karşılanacaktır.

İşyeri Kayıtlarının İbraz Edilmemesi Durumunda İdari Para Cezası

5510 Sayılı kanunun 86.Maddesi ikinci fıkrasında “İşveren, işyeri sahipleri; işyeri defter, kayıt ve belgelerini ilgili olduğu yılı takip eden yıl başından başlamak üzere on yıl süreyle, kamu idareleri otuz yıl süreyle, tasfiye ve iflâs idaresi memurları ise görevleri süresince, saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurlarınca istenilmesi halinde on beş gün içinde ibraz etmek zorundadır” hükmü yer almaktadır. Yönetmeliğe İlgili kanun maddesini tamamlayıcı nitelikte bir fıkra eklenerek idari para cezasının hangi madde hükümlerine göre verileceği açıklanmıştır. SSİY 107. Maddesine eklenen bu 10. fıkrada “Kurum mevzuatı uyarınca yapılacak inceleme nedeniyle gerçek ve tüzel kişilere veya tüzel kişiliği bulunmayan kurum ve kuruluşlara, yapılacak tebligata rağmen kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde Kanunun 102 nci maddesi hükümleri uygulanır.” denmektedir. Kayıt ve belgelerin 15 gün içinde kuruma ibraz edilmesi üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir husustur. Kayıt ve belgelerin kuruma 15 gün içinde ibraz edilmemesi işverenlerin küçümsenemeyecek tutarlarda para cezaları ile karşılaşmalarına neden olmaktadır.

Muhtarlarla İlgili Yapılan Değişiklik

690 sayılı KHK ile “Muhtarlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı olanların il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları, prim ödeme yükümlüsüdür.” hükmü, 2017 nisan ayında 5510 sayılı kanunun 87. Maddesine  eklenmişti. SSİY 108 maddesinde, bu madde hükmü “Muhtarlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılığı olanların primleri ise il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarınca takip eden ayın sonuna kadar Kuruma ödenir. Ancak il özel idareleri veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına sigortalılıkları Kurumca sonradan bildirilen muhtarlara ilişkin primlerin, bildirim tarihini takip eden ayın sonuna kadar ödenmesi gerekir” şeklinde açıklanmıştır.

Meslek Mensuplarının Sorumluluğu

Sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğine eklenen en önemli hususlardan biri de meslek mensubu tanımı ve bunların sorumluluklarını ihtiva eden EK-4. Maddedir. EK-4. Madde meslek mensuplarının sorumluluklarını şu şekilde açıklamaktadır:

(1) Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter kayıtlarına veya bu defter ve kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından işverenlerle birlikte 3568 sayılı Kanuna göre yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensupları da müştereken ve müteselsilen sorumludur.

(2) Kanun uyarınca düzenlenmesi ve verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin Meslek mensupları tarafından düzenlenmesi ve verilmesi amacıyla işverenler ve ilgili meslek mensupları arasında yazılı sözleşme düzenlenir.

(3) Bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sözleşmede Kanunun 86 ncı maddesinin on üçüncü fıkrasına dayanılarak Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılan Tebliğ eki sözleşmeler esas alınır.

(4) Meslek mensupları ile işverenler arasında düzenlenen sözleşmenin iptali halinde yeni sözleşme bir aylık süre içerisinde Kuruma bildirilir.

(5) Bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren ilk defa tescil edilecek işyerlerine ilişkin olarak işverenler ve meslek mensupları arasında düzenlenen sözleşmenin bir örneği gerekli görülmesi halinde Kurumca istenir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce tescil edilen işyerlerine ilişkin olarak Kanuna ait hususların da yer aldığı yeni sözleşmenin bir örneğinin gerektiğinde ibrazı istenir.

(6) Yazılı sözleşme ile yetki verilmiş meslek mensuplarının, Kanuna göre düzenledikleri muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde yer alan bilgilerin, defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasına kendi kusurlu davranışları ile sebebiyet verdiklerinin, Kurumca veya yetkili adli mercilerce tespit edilmiş olması halinde meslek mensupları ortaya çıkan prim kaybından, gecikme cezasından, gecikme zammından, idari para cezalarından ve Kanunun 96 ncı maddesi kapsamında fazla veya yersiz yapılan ödemelerden işverenlerle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur.

(7) Kanuna göre düzenlenecek ve verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin uygunluğuna esas olan defter kayıtları ve belgelerin saklanmasından ve ibrazından işverenler sorumludur.

(8) Kanuna göre düzenlenecek ve verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin defter ve kayıtlara ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından meslek mensuplarının sorumlu olması için, defter, kayıt ve belgelerin imza karşılığı veya yazılı tutanak yoluyla, bilgilerin ise mail, kısa mesaj veya yazılı tutanak gibi yollarla meslek mensuplarına intikali gerekir.

(9) İşveren veya işveren tarafından yetki verilen kişinin imzası olmayan veya bu kişiler tarafından intikal ettirilmeyen bilgi ve belgelere istinaden meslek mensupları tarafından düzenlenen defter, belge ve bilgiler için ilgili meslek mensupları sorumlu sayılacaktır.

Görüldüğü üzere yönetmelik ile meslek mensuplarının sorumluluk alanları bir hayli geniş tutulmaktadır. Yapacakları iş ve işlemlerdeki hatalardan bizzat sorumlu tutulacak olmaları, işveren ile birlikte bazı durumlarda müteselsil sorumlu tutulmaları, muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin Meslek mensupları tarafından düzenlenmesi ve verilmesi amacıyla işverenler ve ilgili meslek mensupları arasında yazılı sözleşme düzenlenmesi gibi hususlar, meslek mensuplarının daha özenli ve dikkatli olmaları gerektiği gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. İşverenlerle birlikte meslek mensuplarının sorumlu tutulmalarını; işlerini büyük bir titizlikle yapmaya çalışan meslek mensuplarının sehven yaptıkları hataları cezalandırmaktan ziyade, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sahte işyerlerinin ve sahte sigortalı bildirimlerinin önlenmesine yönelik bir adım olarak değerlendirmek daha rasyonel bir yaklaşım olacaktır.

Muhtasar Ve Prim Hizmet Beyannamesi Uygulamasına İlişkin Bazı Hususlar

01.07.2018 tarihinden itibaren geçerli olacak olan hususlar yönetmeliğe eklenen 5. madde ile açıklanmıştır. Buna göre:

 (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için aylık prim ve hizmet belgesinin düzenlenmesi ve verilmesine ilişkin bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-9 Aylık Prim ve Hizmet Belgesi, Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği’nin yürürlüğe girdiği beyanname döneminden itibaren kullanılmaz.

 (2) Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen sigortalılar için aynı fıkrada belirtilen EK-9 Aylık Prim ve Hizmet Belgesi, Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği’nin yürürlüğe girdiği beyanname döneminden önceki dönem/dönemler için kullanılır.

(3) Bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri saklı kalmak kaydıyla Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için 102 nci maddenin yedinci fıkrasındaki “aylık prim ve hizmet belgesi” ibaresi hariç olmak üzere bu Yönetmelikte aylık prim ve hizmet belgesine yapılan atıflar Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği’nin yürürlüğe girdiği beyanname döneminden itibaren muhtasar ve prim hizmet beyannamesine yapılmış sayılır.

 (4) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu Yönetmeliğin 102 nci maddesinin bir, üç ve altıncı fıkrasında geçen aylık prim ve hizmet belgesinin e-sigorta kanalıyla gönderilmesine ilişkin hüküm Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi Genel Tebliği’nin yürürlüğe girdiği beyanname döneminden itibaren muhtasar ve prim hizmet beyannamesi için uygulanmaz.

Belge, bildirge ve beyannamelerin kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi

Yönetmeliğe eklenen EK 7. Maddede “Kanuna göre Kuruma verilmesi gereken belge, bildirge ve beyannamelerin, daha az prim ödemek, yararlanamayacağı sigorta prim teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat işleri ve ihale konusu işlerde asgari işçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından haksız menfaat sağlamak gibi amaçlarla kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 üncü, 206 ncı ve 207 nci maddeleri kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulur. Bu bildirimler sonucunda prim ödenmiş olduğunun tespiti halinde primler Kuruma irat kaydedilir, primlerin ödenmemiş olması halinde ise tahsil cihetine gidilmez. Bu maddeyle ilgili usul ve esaslar Kurumca belirlenir.” denilmektedir. Bu hususta Sosyal Güvenlik Kurumunun son dönemlerdeki denetimlerinin sıklaştığı da göz önünde bulundurulmalı ve bu eylemlerden mütemadiyen uzak durulmalıdır.

Sürekli İş Göremezlik Derecesi % 50’nin Altında Olup Ölüm Geliri Bağlanamayanlar

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü % 50 oranının altında kaybetmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış iken, Kanunun yürürlük tarihinden önce ölen ve ölümün iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olmaması nedeniyle hak sahiplerine ölüm geliri bağlanmamış sigortalıların almakta olduğu sürekli iş göremezlik gelirinin, Kanunun yürürlük tarihine kadar aylık artışlarıyla güncellenmiş tutarı, Kanunun 34 üncü ve 97 nci maddesi hükümlerine göre hak sahiplerine gelir olarak bağlanır. Yönetmelikte  yapılan bu düzenleme ile bu ve benzeri durumda olan hak sahipleri, bağlı bulundukları Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerine müracaat ederek bu haktan faydalanabilme imkanına kavuşmuşlardır.

Her iki yazımızda da  sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinde yapılan değişikliklerin önem arz edenlerine değinmeye çalıştık. Sigortalıların, İşverenlerin ve meslek mensuplarının yapılan bu değişiklikleri göz önünde bulundurularak işlem tesis etmesi faydalarına olacaktır.

27.12.2017

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM