SMMM Yrd. Doç. Dr. Süleyman UYAR
Akdeniz Üniversitesi Alanya İşletme Fakültesi
Dekan Yardımcısı suyar@akdeniz.edu.tr www.suleymanuyar.com.tr
RİSK ODAKLI DENETİM
Tarih: 26/09/2006
ÜRETİM İŞLETMELERİNDE SATIŞLARIN MALİYETİ TABLOSU’NUN ENFLASYONA GÖRE
DÜZELTİLMESİ
ÖZET
Yönetim anlayışındaki değişmeler, küreselleşme, teknolojik gelişmeler, yasal
düzenlemeler ve diğer faktörler şirketler için yeni fırsatlar ortaya
çıkarmaktadır. Fakat bu fırsatlar önemli riskleri de beraberinde getirmektedir.
Denetim alanında ortaya çıkan yeni yaklaşımlar da denetçinin denetim sürecindeki
rolünü etkilemektedir. Bu yaklaşımlar şirketlerde denetim anlayışını temelden
değiştirmekte, ortaya çıkabilecek riskleri etkin bir şekilde önlemeyi
amaçlamaktadır. Klasik denetim tekniklerinin şirket hakkında güvenilir bilgi
verme konusunda yetersiz kaldığı düşünülmektedir. Denetim sürecinde geçmişe
dönük finansal verilerin yanında şirketin ilerde karşılaşabileceği risklerin de
tahmin edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda bir risk yönetimi ve risk odaklı
denetim anlayışı ile işletme risklerinin belirlenmesi, ölçülmesi ve yönetilerek
en aza indirilmesi gerekmektedir.
1.GİRİŞ
İşletme faaliyetleri süreklilik temeline dayanır. Geleneksel denetim sürecinde
mali tablolar geçmişe dönük olarak denetlenmekte ve genelde finansal verilerden
hareket edilmektedir. Ancak geçmişe dayalı ve özellikle sadece finansal
verilerden hareketle işletmenin geleceğine ilişkin yargılara ulaşmak kolay
değildir. Bu bağlamda işletmenin hem geçmiş bilgilerinin hem de geleceğe ilişkin
tahminlerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yaşanan muhasebe skandalları işletmelerin gelecekte
karşılaşabileceği risklerin tespit edilmesi ve bu risklerin yönetilmesi gereğini
ortaya çıkarmıştır. Risk odaklı denetim işletmenin riskleri ve bu risklerin
yönetilmesi ve denetlenmesi üzerine odaklanan bir süreçtir. Risk odaklı denetim
yaklaşımında denetçiler şirketin başlıca risklerine ve bu riskleri
yönetebilmesini ve kontrol edebilmesini sağlayan sistemlere odaklanmaktadır. Söz
konusu denetim yaklaşımı temelde kurumsal yönetime dayanır ve kurumsal yönetimin
etkin bir biçimde uygulanıp uygulanmadığını saptamaya çalışır[1].
Bu bağlamda risk odaklı denetim, risk yönetimi ve kurumsal yönetim anlayışının
ayrılmaz bir parçası durumundadır. Risk odaklı denetim sürecinde uygun bir risk
yönetim bölümünün kurulması ve risklerin yönetilmesi konusunda iç denetim
bölümüne önemli görevler düşmektedir[2].
Çünkü iç denetim bölümü çeşitli yaklaşımlarla risk yönetimi ve kurumsal yönetim
uygulamasına daha fazla katkıda bulunmaktadır. Bu yaklaşımlar: proaktif bir
yapı, denetlenene “müşteri” olarak yaklaşma, risk yönetimi üzerinde yoğunlaşma,
denetim kalitesini süreklilik temelinde yükseltme, teknolojik olanaklardan daha
fazla yararlanma, dış kaynaklardan yararlanma, kurumsal yönetim uygulaması,
denetlenen tarafından kendi kendini değerleme ve denetlemedir[3].
Bu bağlamda iç denetim bölümü gelecekte bilgi teknolojilerine hakim olmanın
yanında risk ve değerlemesi konusunda uzman olmak durumundadır[4].
2.RİSK ODAKLI DENETİM UYGULAMASI
İç Denetim Enstitüsüne (The Institute Internal Auditor) göre risk;
organizasyonu bütünüyle etkileyebilecek olan faaliyetler ve mali kayıplar, etik
olmayan davranışlar, güvenilirliğin zarar görmesi ve yasal düzenlemeler ile
çalışma yönergelerine uygun olmama türünden bir olay ya da eylemin kurumu
olumsuz bir biçimde etkilemesidir. Başka bir ifade ile işletmenin amaçlarına
ulaşabilmesi veya belirlediği stratejileri başarılı bir şekilde uygulanmasını
engelleyen olay ve davranışlar şeklinde ifade edilebilir. Risk kavramını, sadece
olumsuz olaylar veya davranış modelleri olarak algılamamak gerekir. Pozitif bir
olayın gerçekleşmesi durumunda bundan yararlanamamak da risk kavramına dahildir[5].
Risk denetimi ise; finansal ve yönetsel sistem ve kontrol mekanizmalarının
risk, hata ve zayıflıkların belirlenmesi ve iyi uygulama örneklerinin
yaygınlaştırılması yoluyla mevzuata uygunluk, yönetim ve davranış standartları
ile iç kontrollerin denetimi konularına yoğunlaşan bir denetim türüdür.
İç Denetim Enstitüsü tarafından yayımlanan İç Denetim Mesleki Uygulama
Standartları 2010 nolu İç Denetim Mesleki Uygulama Standardına göre iç denetim
yöneticisi denetim faaliyeti önceliklerinin organizasyonun hedeflerine uyumlu
hale getirecek risk tabanlı planlama yapmalıdır[6].
Denetçiler tarafından risk değerlendirmesinin yapılması denetim birimindeki kıt
kaynakların verimli kullanılmasını ve veri tabanlarından olası risklere karşı
erken uyarı işaretlerinin alınması, önlemlerin gecikmeden uygulamaya konmasını
sağlayacaktır. Ayrıca risk değerlendirilmesi bu riskin işletmeye maliyeti,
personel üzerindeki olası etkileri ve yönetimin gerekli önlemleri alınması
konusunda işletmeye fayda sağlar.
Risk odaklı denetim süreci; risklerin tanımlanması, risklerin ölçülmesi,
risk ağırlıklarının belirlenmesi, risklerin sınıflandırılması, risklerin
minimize edilmesi veya transfer edilmesi aşamalarından oluşur. İşletmenin içinde
bulunduğu olası tüm riskler tanımlanır. Bu riskler ağırlık derecesine göre
sıraya konur ve risk seviyesi belirlenir. Risklerin azaltılması için gereken
önlemler alınır ve uygulanır. Risk denetimine ilişkin raporlama yapılır. Son
olarak risk yönetiminin etkinleştirilir ve denetlenir[7].
Risk faktörlerinin tanımlanması sürecinde işletmede karşılaşılan riskler:
iç kontrol sisteminin yeterliliği ve etkinliği, işletmenin aktif büyüklüğü,
likitide derecesi ve işlem hacmi, yönetim ve personelin yeterliliği, finansal
yapıdaki bozulma, üst yönetime hedefe ulaşma konusundaki baskı, faaliyetlerin
karmaşıklığı, yasal düzenlemelerin yoğunluğu, bilgi sisteminin genişliği,
operasyonların coğrafi dağılımı, organizasyonel, operasyonel ve teknik
değişiklikler ile bir önceki denetim tarihidir[8].
Riskler, analiz edilme sürecinde sahip oldukları özelliklere göre 3 açıdan
sınıflandırılabilir.
Bazı
riskler vardır ki bunların şirkette gerçekleşme olasılığı düşüktür. Ayrıca
riskin varlığı durumunda ortaya çıkacak zarar çok azdır. Bu tür riskler için
katlanılacak kontrol maliyeti daha yüksek olacağından herhangi bir çalışmaya
gerek kalmayacaktır. Şirketin bu risklere ve maliyete katlanması daha karlı
olacaktır.
Bazı
risklerin gerçekleşme olasılığı yüksek ancak ortaya çıkardığı zarar düşük
olabilir veya tam tersi olarak bazı risklerin gerçekleşme olasılığı düşük
ancak ortaya çıkaracağı zarar büyük olabilir. Bu alanlar ise orta derece
riskli bölgelerdir. Şirket ikinci dereceden bu riskli alanları denetleyebilir.
Asıl
denetlenmesi ve şirket kaynaklarının aktarılması gereken nokta ise 3. tip risk
alanıdır. Bu alanda risklerin hem gerçekleşme olasılığı yüksek hem de
gerçekleştiği zaman ortaya çıkaracağı zarar büyüktür. Denetçileri ve şirket
yönetimini asıl ilgilendiren riskler bu alandaki riskler olmalıdır. İşte bu
denetim tekniği risk odaklı denetimdir ve şirket için katma değer
yaratacaktır.
Türkiye’de risk yönetimi ve denetimi konusunda yapılan düzenlemeler
yenidir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından 8 Şubat 2001
tarihli Resmi Gazetede yayımlanan “Bankaların İç Denetim ve Risk Yönetim
Sistemleri Hakkında Yönetmelik” ve 10 Şubat 2001 tarihli Resmi gazetede
yayımlanan “Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesi ve Değerlendirilmesine
İlişkin Yönetmelik” etkin risk yönetim anlayışlarının geliştirilmesi için
yapılan düzenlemelerdendir. Yine Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yayınlamış
olduğu Kurumsal Yönetim İlkeleri işletmelerin faaliyetleri sırasında
kalabileceği risklerin olası etkilerini en aza indirmek amacıyla yönetim
kurulunun bir risk yönetim mekanizması oluşturması ve bu sistemin etkin şekilde
çalışabilmesi için gerekli önlemleri alması gerektiği belirtilmiştir[9].
3.SONUÇ
Sermaye piyasasında yatırımcıların korunması ve şirketlerde kurumsal bir yapının
oluşturulması bağlamındaki gelişmeler, denetimde risk odaklı bir yaklaşımın
benimsenmesini zorunlu hale getirmiştir. Bunun sonucu olarak denetim anlayışı
önleyici denetime doğru kaymıştır. Bu gelişmeler çerçevesinde Türkiye’de de
denetim yaklaşımı geleceğe dönük ve risk odaklı olmalı, denetçiler
denetledikleri işletmenin karşı karşıya bulunduğu riskleri ölçebilmeli,
işletmenin karşı karşıya kalabileceği riskleri önceden görebilecek yetenekte
olmalı, belli sektörler bazında uzmanlaşmalıdır.
Ülkemizde muhasebe denetim mesleğinin sağlam bir altyapıya kavuşması, denetim
sürecinde uluslararası gelişmelerin ve risk odaklı yaklaşımın hayata
geçirilmesi, mesleğe olan güven ve saygınlığın arttırılması gerekmektedir. Bu
durum sermaye piyasalarının gelişimine katkıda bulunacak ve sermaye birikiminin
ekonomiye kazandırılmasını sağlayacaktır.
KAYNAKLAR
Activeline; “Denetim
Açından Risk Değerlemesi”, Eylül 2000, s.6.
Akgül Başak
A.; “İç Denetimde Yeni Yaklaşımlar”, Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi,
MÖDAV, C:4, S:3, Eylül 2002, s.19-30.
Çetin Özbek; “İç
Denetimde Yeni Uygulamalar”, 7. Türkiye İç Denetim Sempozyumu, 29-30
Mayıs 2003, İstanbul..
Dana R.
Hermanson, Larry E. Rittenberg; Internal Audit and Organizational Governance,
The Institute Internal Auditor Research Foundation, Florida 2003, s.35.
Demirbaş Mahmut, “Denetimde
Eğilim ve Etkileşimler ve Türkiye’deki Mevcut Duruma Öneriler”, 22. Türkiye
Muhasebe Eğitim Sempozyumu, 21-25 Mayıs 2003, Antalya.
Kiracı Murat, “Hile Riski Değerlemesinin ve Hileleri
Bulmanın Denetimin Etkinliğindeki Rolü ve Türkiye'deki Denetim Firmalarına
Yönelik Bir Araştırma”, Muhasebe ve Denetime Bakış, Ocak 2005.
Marksi
Norman; “The New Age of Internal Auditing”,Internal Auditor,
December 2001, s.45.
Özerern
Baran; İç Denetim, Standartlar, Mesleğin Yeni Açılımları, Sayıştay
Yayınları, Ağustos 2000.
Ramamoorti
Sridhar; Internal Auditing: History, Evolution and Prospects, The
Institute Internal Auditor Research Foundation, Florida 2003, s.14.
Robert D.
Allen, Loebbecke James K., Sorensen Kenneth A., “Multilocation Audit Risk”,
Journal of Applied Business Research, Vol: 14, Fall 1998.
SPK; Kurumsal Yönetim
İlkeleri, Ocak 2005.
Şehsuvaroğlu Emre;
“Uluslar arası İç Denetim Standartlarının Departman Yönetimindeki Rolü”, 7.
Türkiye İç Denetim Sempozyumu, 29-30 Mayıs 2003, İstanbul.
Uzay Şaban; “İç
Denetimin Geleceği ve Yeni Eğilimler”, 22. Türkiye Muhasebe Eğitim Sempozyumu,
21-25 Mayıs 2003, Antalya s.228.
Yates Erroll
J. “Internal Audit – A Management Control”, Internal Auditor, December
2001, s.38.
Yüzbaşıoğlu Nejat;
“Dünya’da ve Türkiye’de Denetim”, İç Denetim Dergisi, Sayı: 5, 2002, s.9.
[1]
Nejat Yüzbaşıoğlu; “Dünya’da ve Türkiye’de Denetim”, İç Denetim
Dergisi, Sayı: 5, 2002, s.9
[2]
Sridhar Ramamoorti; Internal Auditing: History, Evolution and Prospects,
The Institute Internal Auditor Research Foundation, Florida 2003, s.14,
Şaban Uzay; “İç Denetimin Geleceği ve
Yeni Eğilimler”, 22. Türkiye Muhasebe Eğitim Sempozyumu, 21-25 Mayıs
2003, Antalya s.228.
[3]Erroll J. Yates “Internal Audit – A Management Control”,
Internal Auditor, December 2001, s.38, Baran Özerern; İç Denetim,
Standartlar, Mesleğin Yeni Açılımları, Sayıştay Yayınları, Ağustos 2000,
Allen Robert D., Loebbecke James K., Sorensen Kenneth A., “Multilocation
Audit Risk”, Journal of Applied Business Research, Vol: 14, Fall 1998,
Mort Dittenhofer; “Reengineering The Internal Auditing Organization”
Managerial Auditing Journal, V: 18, N: 8, 2001, Başak A. Akgül; “İç
Denetimde Yeni Yaklaşımlar”, Muhasebe Bilim Dünyası Dergisi, MÖDAV, C:4,
S:3, Eylül 2002, s.19-30, Mahmut Demirbaş, “Denetimde Eğilim ve Etkileşimler
ve Türkiye’deki Mevcut Duruma Öneriler”, 22. Türkiye Muhasebe Eğitim
Sempozyumu, 21-25 Mayıs 2003, Antalya.
[4]
Norman Marksi; “The New Age of Internal Auditing”, Internal Auditor,
December 2001, s.45
[5]
Dana R. Hermanson, Larry E. Rittenberg; Internal Audit and Organizational
Governance, The Institute Internal Auditor Research Foundation, Florida
2003, s.35
[6]
Emre Şehsuvaroğlu; “Uluslar arası İç Denetim Standartlarının Departman
Yönetimindeki Rolü”, 7. Türkiye İç Denetim Sempozyumu, 29-30 Mayıs 2003,
İstanbul.
[7]
Çetin Özbek; “İç Denetimde Yeni Uygulamalar”, 7. Türkiye İç Denetim
Sempozyumu, 29-30 Mayıs 2003, İstanbul.
[8]
Activeline; “Denetim Açından Risk Değerlemesi”, Eylül 2000, s.6