Serbülent BAYRAK
Yeminli Mali Müşavir
E. Gelirler Başkontrolörü
sb.bayrak@yahoo.com
www.milenyumymm.com
DEVREDEN KDV SORUNUNA İNŞAAT SEKTÖRÜ ÖRNEĞİ
Tarih: 16.12.2008
Tamamen kayıt içinde ve
mevzuata uygun çalışmak isteyen ve 150 m2’nin altında konut inşası işiyle
iştigal eden bir inşaat firması için şöyle kabaca bir hesap yapalım.
Bir konutun birim metrekare maliyeti yaklaşık 900 YTL’dir (KDV hariç).
Bahsettiğimiz bu maliyet inşaatın ruhsat, iskan, proje dahil tüm maliyetini
kapsıyor ve tam donanımlı bir konut inşası için geçerli bulunuyor.
Konut inşasının arsa sahibiyle “yüzde 50 kat karşılığı” yapıldığı
varsayıldığında bu maliyet 1800 YTL/m2 oluyor.
1.800 YTL/m2’ye mal edilen konut ise en fazla 2.300 YTL’ye satılabiliyor.
Brüt karlılık yüzde 28.
Fena rakam değil.
Şimdi KDV’yi de hesaba katalım.
İnşaat maliyeti (1.800x1,18=) 2.124 YTL.
150 m2’nin altındaki konutların satışı durumunda
elde edilen hâsılat (2.300x1,01=) 2.323 YTL.
Görüleceği üzere KDV
hesaba katıldığında brüt karlılık yüzde 10’a düşüyor.
İnşaat yapım süresinin
bir-iki yılı bulduğu dikkate alındığında;
Bir.
İnşaat sektörüne bir-iki yılı bulan yatırım yapılmaktadır ve ancak yüzde 10 brüt
kar elde edilebilmektedir. Hâlbuki inşaat için harcanan paralar sermaye
piyasalarında değerlendirilse elde edilebilecek getiri, hiç risksiz, yüzde
15-20’ler civarındadır.
İki.
İnşaat sektörü, konut yapımında, % 18 gibi yüksek orandaki bir KDV yükünü en az
iki yıl üzerinde taşımaktadır. Bu oran aynı zamanda bankaların bir yıllık
krediler için uygulamakta olduğu faiz oranına da denk düşmektedir. Düşük
enflasyonlu günümüzde, eskisinden farklı olarak, KDV ağırlığı bariz bir şekilde
kendini hissettirir hale gelmiştir.
Üç.
Yüzde 10’luk getiri oranının düşük olduğu ve bu getiri oranının söz konusu
olduğu bir piyasaya girişin olmayacağı iktisadi bir gerçek iken, piyasada çok
sayıda inşaat firmasının var olmasının sebepleri ciddi bir biçimde araştırmayı
gerekmektedir.
KDV, bir finansman maliyeti olmamalıdır.
Şöyle bir soru akla
gelebilir:
“İyi ama karlılık
hesabında KDV neden hesaba katılıyor? Alım ile satımdaki yüzde 17’lik fark
(yüzde 18-yüzde 1) şirketlere iade edilmiyor mu?”
İndirimli orana tabi
işlemlerde KDV iadesi prosedüründen, yaşanan zorluklardan ve maliyetlerden uzun
uzun bahsetmeyeceğim. Şu kadarını söyleyebilirim:
“İnşaat yapımında geçen
iki yıllık süre ile nakden iade alımında ertesi yılın beklenmesi gibi bir
zorunluluğun bulunması, daha önce fiilen ödenen katma değer vergilerinin
iadesinin alınmasında üç yıllık bir bekleme süresi ortaya çıkarıyor.”
Günümüz ekonomik
göstergeleri de dikkate alındığında işin özeti şudur:
Bir. Katma değer
vergisi inşaat sektörü için ciddi ve taşınamaz bir külfet haline gelmiştir. Bu
vergi sektör için “finansman maliyeti” yaratmaktadır.
İki. Yüzde 17’lik KDV
farkı Hazine’de yaklaşık üç yıl süre beklemektedir. Aslında işin bu yönü bile
tartışılır durumdadır. Mevcut şartlar altında yüzde 17’nin tamamı Hazine’ye
intikal edememektedir.
Demire son altı ayda gelen
zamlar yüzde 50’leri bulmuş durumdadır.
Çimento için ise daha farklı
tarzda ama benzer netice veren bir durum söz konusudur.
Yani yüzde 18’lik KDV dahil
maliyetler yerinde de saymamakta, sürekli artmaktadır.
Daralma önlenmeli
Az değil…
İnşaat sektörüne bağlı olarak 1.000’i aşkın alt veya ilişkili sektör
çalışıyor.
Sektörün çok sayıda çalışanını ve yüksek düzeyde işgücü
yaratma potansiyelini de hesaba katmak gerekiyor.
Çok sayıda sektörle yakın ilişkisi bulunan inşaat sektöründe yaşanabilecek
daralma ya da sektör payının gayrisafi milli hâsıla içerisindeki payının düşmesi
işsizlik başta olmak üzere pek çok problemi beraberinde getirebilecek, sosyal
sorunlar ortaya çıkabilecektir.
Dolayısıyla sektöre sahip çıkmak ve önerilerine kulak tıkamamak gerekli ve
şarttır.
Önlem alınması bugün için daha da gerekli bulunuyor.
Beklentiler iyi değil.
Cumhuriyet tarihimizin en ağır ekonomik
daralmalarından birisinin yaşandığı 2001 yılından bugüne kadar geçen yirmi dört
çeyreklik süreçte milli gelir sürekli bir büyüme kaydetti.
2001 yılındaki yüzde 5.7'lik
küçülmenin ardından 2002'de yüzde 6.2, 2003'te yüzde 5.3, 2004'te yüzde 9.4,
2005'te yüzde 8.4, 2006 yılında yüzde 6.9 olan büyüme oranı, 2007'de yüzde 4.5'e
düşmüştür.
2006’nın ilk çeyreğinde yüzde 27.1, ikinci
çeyreğinde % 14.9, üçüncü çeyreğinde yüzde 21.3, son çeyreğinde yüzde 16.1 olan
inşaat sektöründeki büyüme oranı 2007’nin ilk çeyreğinde % 16.5, ikinci
çeyreğinde yüzde 15.7, üçüncü çeyreğinde yüzde 5.4, son çeyreğinde ise yüzde 5.0
olarak gerçekleşmiştir.

Talepteki durgunluk da göz
önünde bulundurulduğunda 2008 beklentileri
neresinden bakılırsa bakılsın hiç de olumlu görünmemektedir.
Şu bir gerçektir ki; ekonomisi
durgunluğa giren her ülke için öncelikle uygulanacak politika inşaat sektörünü
canlandırmaktır.
Şu durumda, sektörün KDV sorununu
çözmek ve bu vergiyi bir “maliyet olma” durumundan kurtarmak iyi bir başlangıç
politikası olabilecektir.
Bunun aksi bir durum, aynı
zamanda, kayıt içinde çalışanları cezalandıracağı gibi kayıt dışılığa daha da
fazla hizmet edecektir.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)