YAZARLARIMIZ
Samet Damla
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
samet-damla5@hotmail.com



İş Akdi İle Çalışanların Ücret Bordrolarında Gerçek Ücretlerini Yansıtmamasının İş ve Vergi Hukuku Açısından İrdelenmesi

1- GİRİŞ

Çalışma hayatımızda çalışanların ücretlerinin ücret bordrolarında gerçek ücretinden düşük gösterilmesi kronik sorun haline gelmiştir. Bu uygulama ile işverenler farkında olmadan veya önemsenmeyerek çalışanların ciddi hak kaybına uğrattıkları gibi kendileri de ileride telafisi güç zararlarla karşı karşıya kalmaları kaçınılmazdır.

İşverenin buradaki amacı çalışanın ücretinden kesilerek vergi dairesine yatırılan gelir vergisi ve damga vergisi ödemelerine ek olarak sosyal güvenlik kurumuna yapılacak prim ödemesi gibi maliyetleri düşürmektir. Bu tür uygulamalarda işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisi devam ederken herhangi bir sorunla karışılmamakta işçi işsiz kalma korkusuyla bazı haklarından dolayı mağdur olmayı göze almaktadır.

Genellikle iş ilişkisi sona ererken ücret ve benzeri alacakların hesabında ihtilafa düşülmektedir. Bunun sebebi ise işçi ücret ve benzeri alacaklarının hesabında gerçek aldığı ücreti dikkate alırken işveren ise bordro üzerinden kayıtlara aktarılan ücreti baz almaktadır.

2- KANUNLAR IŞIĞINDA ÜCRET

İşçi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin hayatını idame edebilmesi açısından ana geçim kaynağı olması sebebiyle ücret ciddi bir öneme sahiptir.

2.1- Anayasamızda Ücret: anayasamızın ücrette adalet sağlanması başlıklı 55.md.”Ücret emeğin karşılığıdır. Şeklinde düzenlenmiş ve devamında ”Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” denilerek ücretin adaletli bir şekilde belirlenmesine vurgu yapılmıştır.

2.2-  İş Kanunumuzda Ücret : 4857 Sayılı İş Kanunu ücret ve ücretin ödenmesi başlıklı 32. Md. “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.”şeklinde tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere işveren açısından ücret borcunun doğması işçi ile işveren arasında bir iş ilişkisi olması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Yani işçinin de işverene iş görme borcunu yerine getirmesi gerekmektedir.

Ancak, mezkur kanun ile bazı durumlarda iş görme borcu yerine getirilmeksizin işçinin ücret talep edebileceği hüküm altına alınmıştır.

 Bu durumlara kısaca değinirsek;

* İş Kanunu 24/lll ve 25/lll md. Gereği işçilere zorlayıcı nedenlerle çalışılmayan günlerde,

* İş Kanunu 46. Md. Gereği hafta tatili günlerinde,

* İş Kanunu 47. Md. Gereği milli bayram ve genel tatil günlerinde,

*İş Kanunu 57. Md. Gereği yıllık ücretli izin günlerinde,

Yukarıda sıralanmış olan iş kanunu ilgili maddeleri hükümlerince işçiye çalışması olmayan durumlarda da ücret ödemesi söz konusu olacaktır.   

2.3- Gelir Vergisi Kanunumuzda Ücret: 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ücretin tarifi başlıklı 61. Md. “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.’’ Şeklinde tanımlanmış ve “Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” Anlaşılacağı üzere ücretin başka adlar altında ödenmesi onun niteliğini değiştirmeyeceği madde hükmüyle açıkça belirtilmiştir.

3- ÜCRETİN MİKTARI, ÖDENMESİ VE TEVSİK EDİLMESİ

3.1- Ücretin Miktarı: İşçi ile işveren arasında yapılan sözleşmede, ücretin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu sözleşme özgürlüğü başlıklı 26.md(Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.)kapsamında ; 4857 Sayılı İş Kanunu 39. Md. ve Asgari Ücret Yönetmeliğince belirlenmiş olan asgari ücretten az olmamak kaydı ile belirlenmesi konusunda işçi ve işverene serbesti sunulmuştur. Ücret işçinin işyerindeki veya mesleğindeki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliğine ve kişisel özelliklerine uygun olmalıdır.

3.2-Ücretin Ödenmesi: Ücretin ödenmesi konusunda Türk Borçlar Kanunu’na  bakacak olursak ; 406.maddesince ücretin “Aksine âdet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir. Ancak, hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha kısa ödeme süreleri belirlenebilir.” 407.maddesince İşverenin “Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabî tutulan iş sahipleri, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. Her ödeme döneminde, işçiye hesap pusulası verilir.”  4857 Sayılı İş Kanunu 32.md ise Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İlgili madde hükmü gereği ücretin taraflarca yabancı para cinsinden belirlenmiş olsa dahi ödeme günündeki rayici baz alınarak Türk Parası ile ödenmesi gerekmektedir. İşverenin Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler.

Bilindiği üzere, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 21/05/2016 tarih ve 29718 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/06/2016 tarihinde yürürlüğe giren Ücret,Prim,İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik kapsamında 5 ve üzeri işçi çalıştıran işverenlerce ücret ve her türlü istihkakın banka kanalıyla ödenmesi zorunludur.

3.3- Ücretin Ödenmesine Dair İşveren Tarafından Düzenlenmesi Gereken Belgeler: işçi ile işveren arasındaki ücret ilişkisi ile ilgili düzenlenmesi gereken belgelerden olan ve genel anlamda bordro olarak adlandırılan bu belge kanunlarımızda çeşitli isimlerle kendine yer bulmuştur.

Vergi Usul Kanunumuzca ücret bordrosu olarak yer verilmişken  İş Kanunumuzca ücret hesap pusulası ve Sosyal Güvenlik Kanunumuzca ücret tediye bordrosu olarak karşımıza çıkmaktadır.. Kısaca tanımlayacak olursak;

A- Vergi Usul Kanunu 238.maddesince ücret bordrosu:  İşverenler her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu tutmaya mecburdurlar. Ücret bordrolarında en az aşağıdaki bilgiler yer almaktadır.

a- Hizmet erbabının soyadı, adı; ücretin alındığına dair imzası veya mührü (Ücretin ödenmesinde ayrıca makbuz alan işverenlerin tutacakları ücret bordrosuna imza veya mühür konulması mecburi değildir.);

b- Varsa vergi karnesinin tarih ve numarası;

c- Birim ücreti (Aylık, haftalık, gündelik, saat veya parça başı ücreti);

d- Çalışma süresi veya ücretin ilgili olduğu süre;

e-Ücret üzerinden hesaplanan vergilerin tutarı.

İşverenler en az yukarıda sayılan bilgileri içerecek şekilde ücret bordrosunu isteği doğrultusunda düzenleyebilecektir.

B-  İş Kanunu 37. Maddesince ücret hesap pusulası:  İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır.

Yine ücret bordrosunda olduğu gibi ücret hesap pusulasında da bazı bilgilerin yer alması gerekmektedir.

Ücret hesap pusulasında, ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.

C-  Sosyal Güvenlik Kanunu 102/5 maddesinde ; İşverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; işyerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması zorunludur.  Devamında  Belirtilen unsurlardan herhangi birini ihtiva etmeyen (imza şartı yönünden makbuz mukabilinde veya banka kanalıyla yapılan ödemeler hariç) ücret tediye bordroları geçerli sayılmaz.

Ayrıca, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 105. Md.gereği  İşverenler, Kuruma verdikleri prim belgesinde yazılı olanları doğrulayıcı nitelikte olmak ve Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin beş numaralı alt bendinde sayılan hususları içerecek şekilde aylık ücret tediye bordrosu düzenlemekle yükümlüdürler.

4-ÜCRET BORDROSU VE ÜCRET HESAP PUSULASININ İMZA AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Yukarıdaki açıklamalara bakacak olursak,

Vergi Usul Kanununca ; Ücretin ödenmesinde ayrıca makbuz alan işverenlerin tutacakları ücret bordrosuna imza veya mühür konulması mecburi değildir.

Sosyal Güvenlik Kanununca; Sigortalının imzasının bulunması zorunlu tutulmuştur. Diğer yandan, makbuz mukabilinde veya banka kanalıyla yapılan ödemelerde imza şartı aranmamakta.

İş Kanununca; Ücret hesap pusulasının düzenlenip işçiye verilmesi amaçlanmıştır. İşveren tarafından  imzalanması yeterli olmaktadır.

Görüldüğü üzere, ücret bordrosu ve ücret hesap pusulası açısından  imza zorunluluğu konusu  bir netlik kazanamamıştır. Ancak, işveren bu belgeleri işçiye verdiğini ispatlamakla yükümlüdür. Ücret bordrosu ve ücret hesap pusulasının imzalanmasının işçi ve işveren açısından değerlendirecek olursak;

İşçi açısından; Bu belgelerin işçi tarafından, öncelikle dikkatli ve son derece titizlikle içeriğinin incelendikten sonra imzalanması ciddi önem taşımaktadır. Eğer bu belgelerin içeriği gerçeği yansıtmıyorsa işçi imzalamaktan kaçınabilir. İmza konusunda işveren tarafından ısrar ediliyorsa da çekince (ihtirazi kayıt) koymalıdır. İşçilik alacakları için açacağı iş davasında gerçek ücret , işçinin işyerindeki kıdemi,  emsal ücret , banka kayıtları, ödeme makbuzları gibi belgelerin yanında tanık beyanlarıyla da tespit edilebilmektedir.

Buna ek olarak işçi fazla mesai ücretini almaması veyahut eksik alması ya da gerçekte yapılan fazla mesainin bordroya eksik yansıtılması gibi durumlarda söz konusu olmaktadır.  Bu tip durumlarda yine yukarıda belirtildiği üzere bordroda ‘’fazla mesai  hakkım saklı kalmak üzere’’ şeklinde ihtirazi kayıt  ile imzalanması işçinin iddiasını ispatlaması konusunda  ciddi önem arz etmektedir. Aksi halde bordroda gösterilen mesai ücretinin eksik aldığını, hiç almadığını ya da bordroda gösterilenden çok fazla mesai yaptığını yazılı belgelerle ispatlaması gerekecektir. Dolayısıyla  işçi için durum güçleşecektir. Nitekim Yargıtay kararları da bu yöndedir.  

İşveren açısından; Yukarıda belirtildiği üzere ücret bordrosu ve ücret hesap pusulalarının işçi tarafından imzalanması konusunda belirsizlik bulunmakta. Ancak ileride yaşanacak anlaşmazlıklarda işverenin mağdur olmaması için bu belgeleri düzenli olarak imzalatması önem taşımaktadır. Yargıtay kararları açısından imzalı belgeler ispat edici vesika olarak önem teşkil etmektedir. Ücret hesap pusulasının iki suret olarak düzenlenmesi ve ‘’Bir Suretini Elden Teslim Aldım’’ ibaresi eklenerek imza altına alınması işverenin bu belgeyi işçiye verdiğini ispat etmesinde kolaylık sağlayacaktır.

5- BORDROYA YANSIYAN ÜCRETİN GERÇEK DURUMU YANSITMAMASI

Çalışma hayatında işçiler işverenlerin vergi ve sigorta primi gibi birtakım yasal yükümlülüklerden kaçınma maksadıyla çeşitli uygulamalara maruz kalmaktadırlar. Bu uygulamalara kimi zaman işveren tarafından işçinin çalışma günlerinin puantaj kayınlarına eksik yansıtılması, kimi zaman işçiye sigorta yapılmaması olduğu gibi bazen de ücretin belge ve kayıtlara doğru aktarılmaması konu olmaktadır. Böylesi durumlar kayıt dışı istihdam olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışma hayatında işçilerin adeta kanayan yarasıdır. İşçi sadece ileride emekli maaşının olumsuz etkileneceği kanısıyla ve işini kaybetme korkusuyla bu tür uygulamalara sessiz kalarak katlanmaktadır. Genellikle işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisi sona erdiğinde işte o zaman rüzgarın seyri değişmektedir.

5.1- İş Kanunu Açısından; işçinin fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri, işsizlik ödeneği, geçici iş göremezlik ödeneği, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı gibi ödemeler hesaplanmasında gerçek ücret önemli rol oynamaktadır. Bordroya yansıyan ücret gerçek ücretten düşük gösterildiğinde işçi açısından büyük hak kayıplarına yol açmaktadır. Hatta emekli maaşını bile etkilemektedir. İşveren bu uygulamayla iş kanunu 24/ll-e bendince, işçiye kıdem tazminatı alarak haklı sebeple fesih hakkı tanınmış olur.

5.2-Yargıtay Kararları Açısından; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi. E.8001-K.12296 no’ lu kararında “İşçinin çalıştığı süreye ait sigorta primleri tamamen ödenmemiş veya gerçek ücretine göre noksan ödenmiş ise, davacı işi kabul etmemekte ve iş akdini feshetmekte haklı olur. Böyle olunca da ihbar tazminatı alamaz ise de, kıdem tazminatına hak kazanır” denilerek işçi lehine karar verilmiştir. 

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2007/1414 no’ lu kararında işçinin ücretinin sunulan belgelerden ziyade yaptığı işe ve işçinin pozisyonuna bağlı olarak değerlendirmiş meslek odalarından o mesleğin piyasa rayici olan ücretleri istenerek bu doğrultuda karar oluşturulmuştur.

Yargıtay’ın İçtihatları Birleştirme Kurulu 07.10.1953-8/7 Kararında Bir akdin şekil ve şartlarını tayinde, iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır. Devletin vergi ve sigorta primi alacağını daha az ödemek için işveren ile işçi arasında yapılan anlaşmalar muvazaalı (danışıklı) işlem olarak sayılmış ve  başından itibaren geçersiz olduğunu belirtmiştir.

5.3-Vergi Usul Kanunu Açısından; V.U.K gereği düzenlenmesi gereken ücret bordrosu düzenlenmemiş olması usulsüzlük cezası ile cezalandırılmakta. Ancak ücret  bordrosu vergi kanunlarına göre düzenlenmiş bir belge olduğundan  bordrodaki ücretin gerçeği yansıtmaması V.U.K 359 md. kapsamında değerlendirilerek ağır yaptırıma tabi tutulmuştur. V.U.K. 359/a-2 bendinde ‘’Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge’’ olarak tanımlamıştır. Ayrıca V.U.K. 306 No’ lu tebliğde ‘’sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin gerek düzenlenmesinin gerekse kullanılmasının kaçakçılık suçunun oluşması yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlenmesi, kastın karinesi olup, bunun ayrıca değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.’’ Hakim tarafından gerekli araştırma yapılacağı tabidir. Kaçakçılık suçunun kesinleşmesi sonucu işveren 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca zamanında tarh edilmeyen gelir vergisi için 3 kat vergi ziyaı cezası uygulanacaktır.

6-SONUÇ

Çalışma hayatında sık rastlanan bir durumdur işçilerin ücretlerinin ücret bordrosu ve ücret hesap pusulasına gerçeğinden düşük yansıtılması. Bordrodaki ücret banka hesabına yatırılmakta kalan tutar ise elden ödenmektedir. Şüphe yok ki bu tür uygulamalar kayıt dışılığa önemli ölçüde hizmet etmektedir. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere işveren tarafından ücretin bordroda düşük gösterilmesi durumunda iş hukuku ve vergi hukuku açısından çeşitli yaptırımlara maruz kalacağı ve en önemlisi, kaçakçılık suçunun kesinleşmesi sonucu 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalacağıdır. Unutulmamalıdır ki hakim tarafından gerekli araştırma yapılacaktır. İşverenlerin bu gibi durumlarla karşılaşmaması için işçilerin gerçek ücretleri üzerinden ücret hesap pusulası ve ücret bordrolarını kurallarına uygun bir şekilde düzenlenmesi ve saklanması önem kazanmaktadır. İşçiler ise imzalayacakları ücret bordrosu ve ücret hesap pusulası gibi belgelerin içeriğini titizlikle incelemelidir. Bu belgeler gerçek durumu yansıtmıyorsa hak kaybına uğramamak için çekince konulmalıdır.

KAYNAKÇA

  • 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu
  • V.U.K 308 No’ lu Tebliğ
  • 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu
  • 4857 Sayılı İş Kanunu
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 21/05/2016 tarih ve 29718 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak Ücret,Prim,İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
  • 5510 Sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu
  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2007/1414 No’ lu Kararı
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi. E.8001K.12296 No’ lu Kararı
  • Yargıtay’ın İçtihatları Birleştirme Kurulu 07.10.19538/7 Kararı

01.02.2018

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM