YAZARLARIMIZ
Sabri Orta
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
SPK Denetçisi
sabriorta@hotmail.com



Mali Müşavir Gözüyle Yeni Af Kanununda Belirlenen Eksiklikler ve Öneriler

Yeni bir af kanunumuz daha yasalaşmak üzere, bu af kanunu kayıt dışı ekonominin önüne geçecekse, mükelleflerin ödeme ve kayıt dışından kaynaklı vergisel sorunlarına çare olacaksa bize de yeni çıkacak olan bu af kanununun vatanımıza, milletimize hayırlı olsun demekten başka çare kalmıyor.

Biz Mali Müşavirler ve Denetçiler olarak kendimizi yeni çıkacak olan bu af kanunun uygulamasından ve mükelleflerin bu kanundan en iyi şekilde istifade etmesinden sorumlu olarak görüyoruz.

Bu nedenle yeni af kanununun eksikliklerini, vergi idaresinin bundan önceki af kanunu kapsamında yaptığı yanlış yorumları ve af kanunundan daha fazla yararlanılması için önerilerimi buradan meslek camiası, mükellefler ve Maliye Bakanlığı ile paylaşalım istedim.

Şimdi Bu Af Kanunun Eksiklerini Ve Önerilerimizi Maddeler Halinde Özetleyelim, Sonra Detaylara Geçelim.

Bana Göre Af Kanununda Aşağıda Yazılı Eksikler Giderilmelidir.

  1. Vergiye Uyumlu Mükellefler İçin Bu Af Kanununa Özel Bir Madde Konulmalı, “Vergiye Uyumlu Mükellefler” De Bu Kanundan Yararlanmalı.
  2. Yeni Af Kanunun 5. Madde (3) B) 2)’ De “Hiç Beyanname Verilmemiş “ Cümlesi İle Başlayan Metin Yeniden Düzenlenmelidir.
  3.  Yeni Af Kanunu İle VUK 376. Maddesi Vergi Aslına Bağlı Olmayan Vergi Cezaları İçin Aynı Oranda İndirim Yapılmaktadır. O zaman Bu Bir Af Değildir.
  4. Aftan Yararlanılan Dönemlerde Beyanname Verilmemiş Olması Halinde Beyanname Verilip Verilmeyeceği Tartışmalıdır
  5. Kayıtlarda Yer Aldığı Hâlde İşletmede Bulunmayan Ortaklardan Alacaklar (131) Hesabı İle Kayda Alınan Emtia Karşılık Hesabının (525) Virman Edilememesi Somut Olarak Açıklanmalı.
  6. 525 No’lu Kayda Alınan Emtia Karşılık Hesabının Sermaye Artırımına Konu Edilmesi Gerekir.
  7. Şirketlerin Maddi Duran Varlıklarının Gerçek Değerine Getirilmesi İçin De Af Kanununda Düzenleme Yapılmalıdır.

ŞİMDİ EKSİKLİK OLARAK KABUL ETTİĞİMİZ MADDELERİN AYRINTILARINA VE ÖNERİLERİMİZE GÖZ ATALIM.

1. Vergiye Uyumlu Mükellefler İçin Bu Af Kanununa Özel Bir Madde Konulmalı, “Vergiye Uyumlu Mükellefler” De Bu Kanundan Yararlanmalı.

301 No’lu Gelir Vergisi genel tebliğinde “Vergiye Uyumlu Mükellefler” tarif edilmiştir.

Bu tebliğde belirtildiği üzere İlgili dönem beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması gerekmektedir. Ancak her bir beyanname itibarıyla 10.- TL’ye kadar yapılan eksik ödemeler, söz konusu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şartının ihlali anlamına gelmez. Denilmektedir.

Açıkçası 10 TL’sinden fazla bir tutarda borcunuzu zamanında ödememişseniz “Vergiye uyumlu mükellef” olarak kabul edilmiyorsunuz. Mükellefler 10 TL den fazla borcu ödemediği için vergi indiriminden yararlanamamaktadırlar. Bir damga vergisi borcu bile 10 TL den fazladır.

Bu konu bu af yasasında çözülmelidir.

2. Yeni Af Kanunun 5. Madde (3) B) 2)’ De Hiç Beyanname Verilmemiş Cümlesi İle Başlayan Madde Yeniden Düzenlenmelidir.

6736 sayılı kanununda yazılı metin ile yeni af kanunu metni ile aynıdır.

Bu madde ile hiç beyanname vermeyen veya bir-iki döneme ait beyannamelerini veren ( üç dönem den az ) mükellefler için getirilen bir af söz konusudur.

Bu maddeye metin olarak baktığınızda en fazla iki döneme ait beyanname verenler kastedilmekte olduğu açıktır. Ancak 6736 sayılı kanun uygulamalarında Maliye Bakanlığı bu maddeyi bir dönem içinde en fazla iki döneme ait beyanname değil, “tek bir beyanname dahi vermeyenler” olarak değerlendirip buna göre uygulama yapmıştır.

Örnek: Yılın 11 ayında beyanname verdiniz, sadece bir döneme ait beyanname vermediniz, Maliye Bakanlığı mükellefi bu madde kapsamına alıyordu.

Hâlbuki aynı kanunun bir üst paragrafında “en az üç döneme ait beyanname verilmiş olması” halinde kurum ve gelir matrah artışı zorunluluğu bulunmaz iken yılın on bir ayında beyanname verip, sadece bir ay beyanname vermeyen mükellefin gelir ve kurum matrah artışına zorlanması eşitlik ve adalet ilkelerine aykırıdır.

3. Yeni Af Kanunu İle VUK 376. Maddesi Vergi Aslına Bağlı Olmayan Vergi Cezaları İçin Aynı Oranda İndirim Yapılmaktadır. O Zaman Bu Bir Af Değildir.

Yeni af kanunu adı üzerinde bir “af kanunu” dur. VUK 376. Madde ise sürekliliği olan ve genel ceza indirimini düzenleyen bir maddedir.

Yeni af kanununda Vergi Aslına Bağlı Olmayan Vergi Cezaların da indirim oranı en az % 75 olmalı kalan % 25 i ise af kapsamında ödenmelidir.

4. Aftan Yararlanılan Dönemlerde Beyanname Verilmemiş Olması Halinde Beyanname Verilip Verilmeyeceği Tartışmalıdır.

Her ne kadar aftan yararlanılan dönemlerle ilgili olarak beyanname verilmeyen dönemlerde usulsüzlük ve özel usulsüzlük uygulanmayacağına dair hüküm varsa da beyanname verilmeyen dönemlerle ilgili beyanname verilip verilmeyeceği bu kanunda somut bir metin olmadığından bu konu tartışmalıdır.

Beyanname verilmemiş olması halinde beyanname verilip verilmeyeceği ile ilgili metin tebliğe veya kanuna konulmalıdır.

5. Kayıtlarda Yer Aldığı Hâlde İşletmede Bulunmayan Ortaklardan Alacaklar (131) Hesabı İle Kayda Alınan Emtia Karşılık Hesabının (525) Virman Edilememesi Somut Olarak Açıklanmalı.

6736 sayılı kanunda tartışmalara neden olan 131 ve 525 no’lu hesapların birbirleri ile virman edilememesi bu kanun veya tebliğinde açıkça belirtilmelidir.

131 no’lu hesabın aftan yararlanılan kısmı gerçekte olmayan (fiktif) bir tutardır, bu tutar için mükellef isterse bu kanundan yararlanmalıdır. 525 no’lu hesap ise gerçekte var olan ve aftan yararlanılarak işletmenin aktifine alınan bir tutarın karşılık hesabıdır.

Dolayısıyla gerçekte olmayan bir hesap ile fiili olarak şirket var olan ve şirket aktifinin karşılığı olan bir maddenin ( 525) birbiri ile virman edilmemesi gerekir.

6. 525 No’lu Kayda Alınan Emtia Karşılık Hesabının Sermaye Artırımına Konu Edilmesi Gerekir.

Yeni af kanununda 525 no’lu hesap ile ilgili mükelleflere vergisel bir takım avantajlar getirilse de 6111 ve 6736 sayılı af kanununa göre aftan yararlananlar için bu hesap tutarının şirketin sermaye artırımına konu edilmesi sicil ticaret memurluklarınca kabul edilmedi.

Şirketlerin öz sermayesi hesaplarında yer alan bu tutarların “aftan yararlanan mükellefler” (525) hesabında görülmesi şirketlerin kredibilitesi için iyi bir intiba bırakmamaktadır.

Bu konu ile ilgili ya kanunda yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

7. Şirketlerin Maddi Duran Varlıklarının Gerçek Değerine Getirilmesi İçin De Af Kanununda Düzenleme Yapılmalıdır.

 

Maddi duran varlıkların VUK’da yer alan değerleme ölçüsü maliyet bedeli olup, söz konusu kıymetler bu bedel üzerinden şirketlerin aktifinde yer alır.

Ancak şirketlerin maliyet bedeli üzerinden aktifleştirdikleri bina, arsa ve araziler gibi maddi duran varlıkları yıllar içinde maliyet bedelinin çok üzerinde bir değere sahip olabilmektedir.

Bugünkü gerçek değerinden değil, maliyet bedeli üzerinden şirketin aktifinde bulunan MDV’lar şirketlerin kredibilitesini önemli ölçüde etkilemektedir.

VUK’a göre bilanço düzenleyen ve bağımsız denetime tabii olmayan şirketler için bu durum şirketlerin aleyhine bir durum oluşturmaktadır.

Bu konularda da af kanununda yeni bir düzenleme yapılması zaruri olarak görülmektedir.

Sonuç:

Yukarıda yazılı eksikliklerin giderilmesi halinde yeni çıkarılacak af kanunu hem Maliye Bakanlığının hem de mükelleflerin bu kanundan azami ölçüde yararlanmasına katkıda bulunacaktır.

Yazıda belirttiğim eksikliklerin tamamlanmaması halinde yine bu kanun uygulamaları ile tartışmalara neden olacak, yine mükellef, Maliye Bakanlığı arasında yeni uyuşmazlıklara neden olacaktır.

Temennim, Maliye Bakanlığının bu makalemde yazılı eksiklikleri göz önüne alarak bu kanunu ve tebliğleri çıkarmasıdır.

08.05.2018

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM