Özkan CENGİZ
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
ozkan@alternatifymm.com
TÜRKİYE'DE MUHASEBE STANDARTLARI DEĞİŞİYOR
Tarih: 05.09.2007
Türk Muhasebe Sisteminde Vergi Usul
Kanunu’nun (VUK) 175 ve 257. maddelerine dayanılarak çıkartılan ve 26.12.1992
tarih 21447 (M) sayılı resmi gazetede yayınlanan “ 1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi
Uygulama Genel Tebliği” büyük bir atılım gerçekleştirmiş ve Tek Düzen Hesap
Planı uygulanmaya başlamıştır.
Bu büyük atılım tebliğin çıkış
tarihinden günümüze kadar olan süreçte Türk Muhasebe Sistemi uygulamacıları
tarafından benimsenmiş ve her geçen gün geliştirilmiştir. Bugün en küçük ticari
işletmeden en büyük sermaye şirketlerine kadar her kar merkezinde başarılı bir
şekilde uygulanan ilke ve prensipler vergi kanunları ile düzenlenmesinin de
etkisiyle vergi matrahının tespitine yönelik ilkeleri benimsemiştir.
Vergi matrahına yönelik gelişen Türk
Muhasebe Sistemi doğal olarak Finansal Raporların da bu kapsam da oluşmasına
sebep olmuştur. Ancak, özellikle küreselleşme sürecine giren ekonomilerde
Finansal Raporlardan yararlanan sadece mali idare olmamaktadır. Kredi
Kuruluşları ve Yatırımcılar başta olmak üzere işletme ile ilişkiye giren tüm
kişi ve kurumlar finansal raporlarla ilgilenmektedir. Vergi matrahı gözetilerek
hazırlanan Finansal Raporlar işletmenin gerçek verimliliğini ve finansal
durumunu yansıtamamaktadır. İşte bu ikilem Türkiye Muhasebe Standartlarının
yenilenmesi konusunu gündemimize taşıyan sebeplerin başlıcasıdır.
Gelişmiş ülkeler benzer sorunlarla
daha önceki dönemlerde karşılaşmış ve küreselleşme sürecinde ülkeler arası
ticari işlemlerin artması ile de ülkelerüstü bir standart belirleme ihtiyacı
ortaya çıkmıştır. Özellikle Coca-Cola, General Motors vb dünyanın bir çok
yerinde faaliyet gösteren şirketlerin ilgili ülkelerdeki faaliyetlerini
konsolide etme ihtiyacı ve her ülkede değişik muhasebe standartlarının bulunması
önemli sorunlar yaratmıştır.
Gerek sermaye piyasalarının etkisi
gerekse büyük şirketlerin baskısı ile 1973 yılında Uluslararası Muhasebe
Standartları Komitesi (International Accounting Standarts Committee – IASC)
Avustralya, Kanada, Fransa, Almanya, Japonya, Meksika, Hollanda, İngiltere,
İrlanda ve Amerika’nın katılımı ile oluşturulmuştur. Kurulduğu günden itibaren
standartların belirlenmesinde önemli çalışmalar yapan Komite 2000 yılında
bağımsız bir kuruluş olarak örgütlenen Uluslararası Muhasebe Standartları
Kurulu’na (IASB) görevini devretmiştir.
Muhasebe Standartlarının farklı
kurumlar tarafından farklı şekillerde belirlenmesi özellikle de Avrupa ile
Amerika kıtası arasında önemli farklılıklar yaratmıştır.(US GAAP, IAS) Oluşum
süreci birbirinden önemli ölçüde farklılık gösteren bu standartlar son dönem de
yaşanan gelişmeler ile birbirine yakınsaklaşması gerektiğini ortaya koymuştur.
Bu kapsamda çalışmalar başlasa da halen tam bütünleşme sağlanamamıştır.
Avrupa Birliği’nin oluşturulma
sürecinde üye ülkelerin tam olarak entegrasyonu gerekmektedir. Bu amaçla üye
ülkelerde düzenlemelerinin uyumlaştırılması çalışmaları yapılmıştır. Avrupa
Parlementosunun 19 Temmuz 2002 tarih ve 1606/2002 sayılı kararı 11 Eylül 2002
tarihinde yayınlanmıştır. Bu karar uyarınca üye ülkeler de faaliyet gösteren
bankalar ve sigorta kuruluşları dâhil tüm halka açık şirketler en geç 2005
yılından itibaren Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına (UFRS) uyumlu
finansal raporlar hazırlayacaklardır. Bu kapsamı ülkedeki tüm şirketleri
kapsayacak şekilde genişletmek üye ülkelerin insiyatifine bırakılmıştır.
2003 yılında yapılan uluslararası
araştırma da Türk Muhasebe Standartları Dünya’da Kenya’dan sonra Uluslararası
Finansal Raporlama Standartlarına en uzak ikinci ülke durumundaydı. Ancak o
günden bu güne yapılan ve yapılmakta olan çalışmalar ile Türk Muhasebe
Standartlarımız önemli ölçüde gelişme göstermiştir.
Bu kapsamda en önemli ilk çalışma
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından çıkartılan ve 15 Kasım 2003 tarihli
resmi gazetede yayınlanan Seri XI No:25 sayılı Sermaye Piyasasında Muhasebe
Standartları Hakkındaki tebliğdir. Bu tebliğ ile beraber Türkiye’de faaliyet
gösteren Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerine tabi şirketler 01.01.2005
tarihinden sonra sona eren hesap dönemi ile birlikte finansal raporlarını
UFRS’ye uygun olarak hazırlar hale gelmiştir. Seri XI No:25 sayılı tebliğ
yayınlandığı tarihte geçerli bulunan Uluslararası Finansal Raporlama
Standartlarının Türkçeye çevrilmesi ile oluşturulmuştur.
Bugün itibariyle iş dünyamızda
SPK’na tabi şirketlerin hem SPK hükümlerine göre hem de VUK hükümlerine göre
finansal raporlama yapması gerekliliği, Seri XI No:25 sayılı tebliğin son
değişikler için güncellenmemesi ve enflasyon muhasebesi uygulanmaması nedeni ile
UFRS’dan farklılık göstermesi, finansal raporlama açısından çok başlılık
yaratmıştır.
Bu çok başlılığın çözülmesi ve iş
dünyamızdaki işletmelerce uygulanan tek bir muhasebe standartları setine
ulaşılabilmesi için Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) oluşturulmuştur.
TMSK, farklı bir standart daha yaratmamak için Uluslararası Muhasebe
Standartlarının yayınladığı standartlara uyumlu standartlar yayınlama ilkesini
benimsemiş ve resmi çeviri prosedürlerini uygulamaktadır.
Ülkemizde benzer çalışmalar önceki
yıllara da da yapılmış ancak yaptırım gücü ile desteklenmediklerinden uygulamada
kullanılmamıştır. Halen TBMM’de bulunan Türk Ticaret Kanunu Taslağı hükümleri
gereği Türkiye’de Kurulu tüm ticari işletmeler ve sermaye şirketleri Finansal
Raporlarını TMSK’nun yayınladığı standartlara göre hazırlamak zorundadır. Türk
Ticaret Kanunu taslağının yasalaşması ile beraber halen yürürlükte olan Muhasebe
Uygulama Genel Tebliğlerine göre değil Türkiye Muhasebe Standartlarına göre
finansal raporlar hazırlanacaktır.
Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun gerek
Avrupa Birliği üyelik sürecinin bir gereksinimi gerekse de finans sektöründe
köklü değişiklikler meydana getirecek olan Basel II kriterleri başta olmak üzere
önümüzdeki günlerde yürürlüğe girecek birçok uygulamanın atıfda bulunduğu bir
kaynak olması nedeniyle en kısa zamanda kanunlaşması, bu nedenle de seçim
sonrası TBMM Genel Kurulu gündemine gelmesi beklenmektedir.
Uluslararası Muhasebe Standartlarına
tam uyum halinde yayınlanan Türk Muhasebe Standartlarına geçiş “TFRS 1 Türkiye
Finansal Raporlama Standartlarının İlk uygulaması” hükümlerine göre olacaktır.
Bu nedenle ilgili standartın hükümleri gereği bazı standartlar ilk uygulama
yılında uygulanmayacaktır.
Halen kullanmakta olduğumuz Muhasebe
Uygulama Genel tebliği hükümleri her ne kadar 5228 sayılı kanun ile getirilen
Enflasyon Muhasebesi uygulamaları ile ve 4842 sayılı kanun ile getirilen
Finansal Kiralama İşlemlerinin Muhasebe İşlemlerine yönelik çalışmalara ile
TFRS’ye belli konularda yakınlaşsa da halen oldukça farklılıklar göstermektedir.
SPK hükümlerine tabi şirketlerin 2005 yılında yaşadıklarına benzer bir sıkıntı
iş dünyamızda bulunan tüm şirketleri beklemektedir.
Bu sürece iyi hazırlanan şirketler
ile meslek mensupları süreci başarı ile geçirecek ve işletmelerinin gerçek
performansını gösteren finansal raporlara ulaşacaktır. Şirketlerimiz ve meslek
mensuplarımız benzer bir süreci enflasyon muhasebesi uygulamalarında da
yaşamıştır.
Yine Türk Ticaret Kanunu taslağında
bulunan Bağımsız Denetim zorunluluğu ile sistemin içerisine girecek olan
Bağımsız Denetim Şirketleri SPK’na tabi şirketlerde yaşadıkları tecrübelerinin
de yardımıyla katkı sağlayarak bu geçiş sürecini kolaylaştıracaktır.
Türk Muhasebe Standartları her ne
kadar ilk aşamada büyük yük getirecek gibi dursa da ilk geçiş yılı sonrasında
zorlukları kalmayacaktır. Bunun yanında işletmelerimizin yayınladıkları finansal
bilgilerin kalitelerinin artmasını sağlayacak aynı zamanda da piyasalarımızın
derinleşmesi içinde önemli katkılar sağlayacaktır.