YAZARLARIMIZ
Mustafa Özden Düzgün
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Mali Hukuk Uzmanı
Marmara Üniversitesi
Mali Hukuk Ana Bilim Dalı Doktora Öğrencisi
ozdenduzgun@hotmail.com



Vergi Hukukunda İspat (Ekonomik Yaklaşım İlkesi)

Tarih: 10/05/2017

 

I-Genel Açıklama

Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesinin ispat başlıklı B fıkrasında yer alan, “Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır” hükmü gerçekte ispat kuralından çok vergi hukukunda ekonomik yaklaşıma kuralına ilişkindir. Buna göre vergi doğurucu işlem, olay ve hukuki durumların sadece dış görünüşleri, hukuki biçim ve isimleri değil, aynı zamanda bunların ekonomik anlam ve içerikleri de göz önünde bulundurulacaktır. Yapılmak istenen şey özün önceliğini yakalamak ve özün ne olduğunu bulup ortaya çıkarmaktır. Ekonomik yaklaşımla vergiyi doğuran olaya yol açan ekonomik ilişkinin gerçek mahiyetine ulaşılması amaçlanır.

II-Ekonomik Yaklaşım İlkesi

Ekonomik yaklaşım, vergi doğurucu olayların saptanmasında hukuki biçimlerinin ötesine geçilerek gerçek ekonomik nitelik ve içeriklerin esas alınması anlamını taşır. Vergiyi doğuran olayın ekonomik niteliğine ve işlerliğine göre belirlenmesine ve değerlendirilmesine ekonomik nitelendirme/irdeleme; vergiyi doğuran olaya uygulanacak hukuk kuralının ekonomik gerçekler göz önüne alınarak belirlenmesine ve anlamlandırılmasına ise, ekonomik yorum denir. Bu itibarla ekonomik irdeleme ve ekonomik yorum, ekonomik yaklaşım üst kavramının unsurlarını oluşturmaktadır. Ekonomik nitelendirme, vergiyi doğuran olayın niteliğinin ortaya konulması aşamasında; ekonomik irdelemeden sonra karar aşamasında yapılmaktadır. Vergi hukukunda amaca göre yorumun bir uzantısı “ekonomik yaklaşım” olarak ön plana çıkmaktadır. Vergi hukukunda yapılan amaçsal yorum, sonuçları itibariyle, genişletici nitelikte olabileceği gibi, daraltıcı nitelikte de olabilir. Vergi yükünün kanunun çizdiği çerçevenin dışına taşıracak genişletici bir yorum vergilerin kanuniliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

III-İspat

Vergilendirmede gerekli delillerin sunularak iddia konusunda karşı tarafı ikna edilmesi ve bu yönde kanaat uyandırması esastır. İddia sahibi olgulara ilişkin iddiasını ispatlamak amacıyla çeşitli araçlardan yararlanır.

Vergi Usul Kanunu’nun 3. Maddesi B fıkrasının ikinci paragrafında, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceğini; şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağını söylemektedir. Düzenlemede konulan kural, kanıt (delil) serbestisidir. Vergi İdaresi, vergilemede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetlerini, hukuka uygun olarak elde edilmiş olmak kaydıyla (AY. md.38/6), her türlü delil ile ispatlayabilir.

Kanun koyucu, Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinin ‘B’ fıkrasının son paragrafında, ispat külfetiyle ilgili  kuralı koyarken, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelenin gerçek mahiyetinin, iktisadi, ticari ve teknik icaplarla olayın özelliğine göre, normal ve mutad sayılan duruma uygun olması gerekliliğinden hareket etmiştir. Vergiyle ilgili her muamele bu icap ve durumlara uygun olmak zorundadır.

IV-Peçeleme

Mevzuatımızda peçeleme kavramına ve peçeleme sözleşmelerine ismen veya kavram olarak yer verilmemiş olup kavram literatür tarafından üretilmiştir. Vergi yükümlüleri ile vergi sorumlularının vergi kaçırma veya vergiden kaçınmak amacıyla özel hukuk biçimlerini olağan sayılmayacak şekilde kullanmalarına peçeleme, bu eylemi esas alan işleme de peçeleme işlemi denir. Bu durumda idare ve vergi yargısı organlarının vergilendirmede görünüşteki sözleşmeyi değil, gerçek ekonomik sonucu göz önüne almaları gerekir. Peçeleme işleminin tarafları kanunun sözüne uygun davranıyor görünmekle birlikte, onun amacını tamamen bertaraf etmektedir.

Ekonomik yaklaşım ilkesinin bir sonucu olarak, bir işlemin özel hukuk açısından geçersiz olması veya ahlaka aykırı olması o işlemin vergilendirilmesine engel değildir.

V-Kıyas Yasağı

Hukukta kıyas, bir olay hakkında kanunda yer alan kuralın, nitelikleri ve özellikleri ona benzeyen, fakat kanunda yer almayan diğer bir olaya uygulanmasıdır. Vergilerin kanuniliği ilkesi karşısında kural olarak kıyas yer bulmaz. Çünkü vergi yükünü değiştirici düzenlemeler sadece kanunlarla yapılabilir. Kanunda açık hüküm olmadıkça ekonomik yaklaşımın sınırını aşarak kıyas yoluyla hükümlerin genişletilmesine izin verilmemesi gerekir. Amaçsal yorum ve ekonomik yaklaşımın sınırı kıyas yasağı ile çizilmektedir.

VI-Tipleştirme ve Tipiklik

Vergi hukukunda tipleştirme, kanun koyucunun vergiye ilişkin genel, soyut kurallar koymasıdır. Vergi hukukunda kıyasın önüne geçilebilmesi için, yasama organının daha kanunları hazırlarken mümkün olduğunca geniş ve esnek tip kavramlardan kaçınması gerekir. Vergi hukukunda, soyut tip olan vergiyi doğuran olayın gerçek hayatta somut olarak gerçekleşmesine tipiklik denir. Ortaya çıkan sonuç vergilendirmedir.

 

KAYNAKÇA

KARAKOÇ Yusuf, Genel Vergi Hukuku, 7.Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2014

ÖNCEL Mualla- Kumrulu Ahmet- Çağan Nami, Vergi Hukuku, 25. Baskı, Turhan Kitabevi, Ankara 2016

ŞENYÜZ Doğan, YÜCE Mehmet, GERÇEK Adnan, Vergi Hukuku, 8. Baskı, Ekin Kitabevi, Bursa 2017

https://turgutcandan.com/2012/11/08/vergi-yargisinda-ispat/#_ftn1

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM