Ozan USLU
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Yönetim Danışmanı
PAZARLAMA DEPARTMANIN DA PRİM SİSTEMİ
Tarih: 10.11.2007
Artan
rekabet koşullarında işletmelerin hedefleri kanaatimizce; satışlarını korumak,
kar elde etmek, satışlarını arttırmak, karını arttırmak silsilesiyle
sıralanmaktadır. İşletmenin nihai hedefi kardır. Giderlerin kontrolü,
maliyetlerin düşürülmesi gibi unsurlar kar elde etmeye vesile olsa da kar ancak
satış ile mümkündür. Satış yapılmaz ise ortada ne düşürülecek maliyet, ne de
kontrol etmeye gerek gider kalır.
Günümüzde ticaret “Kazan Kazan” “Kazan Kazandır” anlayışıyla yapılma(ktadır)(lıdır).
Kazan Kazan ilkesi başta işletme içerisinde uygulanmalıdır. Konumuz işletmenin
pazarlama sistemine yönelik prim sistemi olduğunu belirterek; Bu anlayışın
işletme ortakları ve pazarlama çalışanlarının, müspet durumlardan birlikte
nemalanması, menfi durumlara ise birlikte göğüs germesini sağlayacaktır.
Pek çok işletmede pazarlama departmanı prim sistemiyle çalışmaktadır. Prim
kelimesi Türk Dil Kurumunun Sözlüğünde şöyle tanımlanmıştır.
İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha
kolay ve çabuk ulaşmasını sağlamak amacıyla verilen para.
Tanım bize göre üç unsurdan oluşmaktadır.
a) İş yapanı isteklendirmek
b)verimini arttırmak,
c) sonuca daha kolay ulaşmasını sağlamak.
Ulaşılacak sonucun satış yapmak olduğu aşikârdır.
İşletmelerin uyguladıkları prim sistemleri faaliyet gösterilen sektöre,
sektördeki rekabet yapısına, içerisinde bulunulan ekonomik koşullara vb.
unsurlara göre değişmektedir. Yazımızda farklı pirim sistemlerinin avantaj ve
dezavantajlarını ortaya koyup, çözüm önerileri getirmeye çalışacağız.
Prim
sitemi kurulurken dikkat edilmesi gereken ilk unsur işletmenin müşteri
yapısıdır. Pek çok işletmenin müşterileri kendi içinde gruplara ayrılmaktadır.
1. Grup Müşteriler; İşletme için en büyük önemi arz eden müşterilerdir.
Sayısı az, satışlardaki oranı ise yüksektir. Bu müşteriler işletmenin rakipleri
içinde daima hedef müşteridir. İşletme bunları kaybetmeme, rakip ise kazanma
mücadelesi içerisindedir.
2. Grup Müşteriler; İşletme için ikincil önem arz eden, sayıları birinci
gruba göre daha çok ancak satışlardaki payı daha az olan müşterilerdir.
Üzerlerindeki rekabet daha düşüktür. Ciroda payı az olsa bile, nakit akışında
etkin rol oynarlar. Özellikle kriz dönemlerinde arz ettikleri önem artar.
3. Grup Müşteriler; Diğer Müşteriler olarak adlandırabiliriz. Sayıları
dönem dönem artar dönem dönem azalır. İşletmenin onlar üstündeki beklentisi daha
azdır.
Müşteri guruplarına göre
farklı prim sistemi kurulması sağlıklı olabilir.
Bir başka ayrım ise a) mevcut müşteriler ve b) potansiyel müşterilerdir. Mevcut
müşterilere yapılan satışlar ile yeni kazanılan müşterilere yapılan satışların
prim sitemi ayrılmalıdır.
Şimdi
uygulamada rastlanan prim sistemlerini avantajları ve dezavantajlarıyla
değerlendirelim.
1.Brüt Satışlar Üzerinden Prim; Hesaplanması oldukça kolaydır. Pek çok
işletme bu sistemi kullanır. Satış yapıldığı an önceden belirlenen oran
üzerinden pazarlama elemanına prim tahakkuk ettirilir.
Sistemin
dezavantajı; müşterinin aldığı mal veya hizmetten memnun kalmayıp iade etmesi
halinde, geri gelen mal veya hizmetin prim sistemine yansımamasıdır.
Veya;
Sonradan oluşabilecek, satılan mal ya da hizmetin beklenilen kalitede olmaması,
gerekli zamanda teslim edilmemesi gibi unsurlar sebebiyle uygulamada reklamasyon
adını alan müşterinin fiyat indirim talepleri sisteme dahil olmayacaktır.
Yani;
Satış elemanı malı satacak satış üstünden pirim alacaktır. İlerleyen dönemde
malın geri gelmesi veya değerinin müşteri tarafından düşürülmesi sisteme
yansımayacaktır.
2.
Net Satışlar Üzerinden Prim; Yukarıda belirtilen satış değerini düşüren
unsurlar bu hesaplama şekliyle bertaraf edilebilir.
Satış
elemanına prim; Satış iadeleri ve reklamasyon gibi satış bedelini düşüren
unsurlardan sonra kalan net bedel üzerinden ödenir. İlk sisteme göre nispeten
daha sağlıklıdır.
Burada
akla bir soru geliyor. Müşterinin reklamasyon talebi satış elemanını
ilgilendirir mi? O görevini ifa edip mal-hizmeti satmıştır. Reklamasyon malın
üretim kalitesinden kaynaklanabilir.
Kanaatimizce ilgilendirir. Bu durumda pazarlama elemanı düşük kalitede malı
müşteriye satmıştır. Ve o bedel üzerinden prim almalıdır.
3. Tahsil Edilebilen Net Satışlar Üzerinden Prim;
İşletmelerin mal veya hizmet satmaları ne denli önemli ise, satılan kıymetin
bedelinin tahsil edilmesi çok daha önemlidir.
Tahsil
edilemeyen satışlar üzerinden prim ödenmeli midir? Veya satış bedelinin tahsil
edilemeyeceğinin anlaşılmasından sonra satışın yapıldığı dönemde ödenen prim ne
olacaktır?
Satış
malın müşteriye tesliminde başlar, bedelinin işletmenin kasasına girdiği an
tamamlanır. Bu itibarla; Bedeli tahsil edilemeyen satışlar üzerinden prim
hesaplanmasında dikkate alınmalıdır.
4.
Zararına mal satışında prim uygulaması; İşletmeler dönem dönem stoklarını
eritmek, yeni müşteri kazanmak vb. nedenlerle zararına mal satarlar. Acaba
zararına satılan mal üzerinden prim ödenmesi doğrumudur?
Bazı
işletmeler bunun önüne geçmek için brüt satış karı üzerinden prim ödemesi
yaparlar. Brüt satış karı (=)satış bedelinden (-), iade ve indirimler ile (+)
satına malın maliyetinin toplamının düşülmesi suretiyle bulunur.
Tabii ki
işletmenin birden çok pazarlama ekibi olabilir. Bu durumda her bir ekibin
sattığı mal veya hizmet için brüt satış karının hesaplanması oldukça güç
olacaktır.
5.
Dönem Net Karı Üzerinden Prim Uygulaması; Bu sistemde satış elemanlarına
dönem sonlarında hesaplanan net kar üzerinden prim ödenir.
İşletmenin nihai hedefi kardır. Kar satış ile mümkün olmakla birlikte karı
etkileyen farklı bileşenler mevcuttur. Bu sistemde satış elemanlarının tüm
bileşenlerin etkisi ile ortaya çıkan net kar üzerinden prim alması amaçlanır.
Nispeten sağlıklı bir sistemdir.
Ancak
söyle düşünelim; Satışlar karlı şekilde yapılmış olsun. Kur farkı giderleri,
faiz giderleri ve genel giderler sebebiyle dönem zarar ile kapatılsın. Bu
durumda akla; Pazarlama bölümü görevini iyi bir şekilde yapmış ve karlı satışlar
gerçekleştirmiştir. Yönetime dayalı hatalardan dolayı ise zarar edilmiştir.
Dönem zararına ilişkin pazarlama departmanının kabahati bulunmamaktadır.
Veya;
Yine satışlar karlı şekilde yapılsın. Ancak işletmenin stok politikası
kontrolsüz olsun. Kontrolsüz stokların ya finansman maliyeti olacaktır, yada
alternatif yatırım maliyeti olacaktır. Yine stoklardan dolayı kur farkı maliyet
olarak karşımıza çıkabilecektir. Bununla birlikte satışları arttırmak için yoğun
bir pazarlama giderine katlanılmış olabilir. Bu bileşenler yine dönem net karını
etkileyecek olup pazarlama departmanını yakından alakadar eden unsurlardır.
6.
Satışların Vadesine Göre Prim Sistemi; İşletmelerin satışlarındaki vadeler
dönemlere, mal gruplarına, müşteri guruplarına göre değişiklik arz eder. Örneğin
Yazımızın başında yaptığımız ayrıma göre A grubu müşteriye daha uzun vade de
daha yüksek iskontoyla, B gurubu müşteriye ise daha kısa vadeli ve A grubuna
nispeten daha düşük iskontolu mal satışı yapılabilir. Hatta C gurubu müşteriye
iskontosuz ve peşin satış yapılabilir. Veya aynı mal aynı müşteriye farklı
dönemlerde farklı vadeler ile satılabilir. Yani her zaman vadenin uzaması satış
fiyatına bire bir yansımayabilir.
Bu
durumda vade ne olursa olsun prim aynı mı olmalıdır?
7.
Prim Ödeme Zamanı Ne Olmalıdır? Primlerin ödeme zamanı seçilen prim
sistemine göre farklılık göstermektedir. Brüt satışlara göre olan sistemde
satışın yapıldığı ay prim ödenebilir. Net satışlar üzerinden olan sistemde ise
yine satışında yapıldığı ay prim ödemesi olur ancak, daha sonra oluşan iade ve
reklamasyon gibi bedeller menfi olarak ilgili dönemin prim hesabında dikkate
alınabilir. Sistem tahsil edilebilen satışlar üzerinden prim vermeye yönelik
ise; a) tahsilatın yapıldığı dönemde prim ödenebilir, b) satışın yapıldığı ay
prim ödenir, satış bedelinin tahsili gayrimümkün olduğu anlaşılan dönem bedel
cari dönem priminden düşülür.
Brüt
satış karı veya net satış karı üzerinden prim ödemesi ancak düzenli bir muhasebe
sistemiyle mümkündür. Satışlar ve maliyetler departmanlara göre bölünmeli, her
bir departmanın yaptığı satışlara ait maliyetler ve karlılık ayrı ayrı
belirlenmelidir. Bu sistemde de sağlıklı olan üçer aylık periyotlarda
hesaplaşmak olacaktır.
Sonuç ve Önerilerimiz;
Satış ekibi işletmenin dış yüzü, vitrinidir. İşletme ile müşteri arasında köprü
kurarlar. Görevleri mal ve/veya hizmet satmak olsa bile sadece bununla
tamamlanmaz; müşteri kurumu onlar vasıtasıyla tanır. Başarılı kurulan prim
sistemi; satış ekibinin verimini arttırır, hedeflere sağlıklı şekilde
ulaşılmasını sağlar. Bununla birlikte, işletme ve çalışan arasında hakkaniyeti
sağlar.
Önemle belirtmeliyiz ki; Satış prim sistemi faaliyet gösterilen sektöre, işletme
kültürüne, pazar yapısına, işletmenin genel ücret sistemine ve hedeflerine göre
farklılık gösterir.
Farklı
sistemlerin avantaj ve dezavantajlarını göz önünde bulundurarak iyi bir satış
primi sistemi kurulurken dikkat edilecek temel kriterleri şöyle sıralayabiliriz.
a- Satış
indirimleri dikkate alınmalıdır. (reklamasyonlar)
b-
Müşteri grupları
dikkate alınmalıdır (Yeni kazanılacak müşteriler- mevcut müşteriler) / (A-B-C
grubu müşteriler)
c-
Brüt satış karlılığı
ve net karlılık dikkate alınmalıdır.
d-
İşletmenin stok
yapısı, stoklama maliyetleri ve alternatif maliyetler dikkate alınmalıdır.
e-
Finansman maliyetleri
dikkate alınmalıdır.
f- Satışı
arttırmak için yapılan pazarlama satış giderleri dikkate alınmalıdır.
g-
Satışların vadesi
dikkate alınmalıdır.
h- Müşterilere
satış sonrası verilecek hizmetlerin çeşitliliği ve niteliği dikkate alınmalıdır.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)