I-GİRİŞ
Mülga 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun “Örtülü kazanç”
başlığını taşıyan 17. maddesinde yer alan 4 bentte örtülü kazanç dağıtımından ne
anlaşılması gerektiği, örtülü kazanç dağıtımı yapılabilecek kişiler ve örtülü
kazanç dağıtımına konu olabilecek işlemler hüküm altına alınmış, aynı kanunun
“Kabul edilmeyen indirimler” başlığını taşıyan 15. maddesinin 3 numaralı
bendinde ise sermaye şirketlerince dağıtılan örtülü kazançların kurum
kazancının tespitinde indirilmesinin mümkün olmadığı kuralına yer verilmişti.
Bilindiği üzere, Türk Kurumlar Vergisi Kanunu Alman Kurumlar Vergisi Kanunu’ndan
esinlenerek düzenlenmiş olup, 1950 yılında yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu
kanunun “Örtülü kazanç” başlığını taşıyan 17. maddesinde kanunun yürürlük
tarihinden bugüne kadar sadece 1 numaralı bent hükmünde bir değişiklik yapılmış
olup, madde köklü bir revizyona uğramamıştı. Maddenin 1 numaralı bendinde örtülü
kazanç dağıtımına konu olabilecek işlemlere açıklık kazandırmak gayesiyle 2362
sayılı kanunun 12. maddesi ile “alım, satım” muamelelerine “imalat,
inşaat muameleleri ve hizmet ilişkileri” ilave edilmişti.
21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiş bulunan 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde
örtülü kazanç dağıtım konusu “Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç
dağıtımı” başlığı altında yeni hükümlere bağlanmıştır. Değişiklik 5422
sayılı yasa üzerinde yapılmamış, ilk defa 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi
Kanunu çıkarılarak gerçekleştirilmiş olup, transfer fiyatlamasına ilişkin 13.
madde hükmü 01.01.2007 tarihinden itibaren geçerlidir.
Bu yazımızda, Türk Vergi Sisteminde yerini alan transfer fiyatlandırması
yoluyla örtülü kazanç dağıtım konusu 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu
göz önünde bulundurularak değerlendirilmeye çalışılacaktır.
II-KAVRAMSAL AÇIKLAMA
5520 sayılı
yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü
kazanç dağıtımı” başlığını taşıyan 13. maddesi uluslararası gelişmeler
özellikle Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nın düzenlemeleri
dikkate alınarak düzenlenmiş olup, söz konusu maddede transfer
fiyatlandırmasına ilişkin olarak genel kurallar belirtilmiş bulunmaktadır.
Düzenlemenin amacı, ilişkili kişilerle mal veya hizmet alım ya da satımında
bulunan gerçek kişi ve kurumların gelirlerinin tam ve doğru olarak beyan
edilmesini sağlamak ve transfer fiyatlandırması yoluyla vergi matrahının
aşındırılmasına engel olmaktır. Türkiye’deki tam ve dar mükellef gerçek kişi ve
kurumların tamamı bu düzenlemenin kapsamı içinde olup, ilişkili kişilerle gerek
yurt içi gerekse yurt dışı faaliyetleri ile ilgili olarak yapılan mal veya
hizmet alım ya da satım işlemleri transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç
dağıtımı çerçevesinde değerlendirilecektir.
Transfer fiyatlandırması ile ilgili Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13.
maddesinin birinci fıkrasında, “kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere
uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal
veya hizmet alım veya satımı işlemlerinde bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen
transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır” denilmiş
ve ilişkili kişi kavramı maddenin yine üçüncü fıkrasında, emsallere uygunluk
ilkesi tanımı da maddenin beşinci fıkrasında yapılmıştır.
Mülga
Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerine bakıldığında örtülü kazanç dağıtımı
işleminin önüne geçilmesi için madde metinlerinin iki esas üzerine inşa edildiği
görülmektedir. Bunlardan birincisi yapılan işlemlerde “emsallere uygunluk”, bir
diğeri de şirket tüzel kişiliğinin bağımsız bir varlık olduğunu ortaya koyan
“ayrı varlık” prensibidir ki; her iki esas da aslında OECD Transfer Fiyatlaması
Rehberinin benimsediği iki esastır.
Transfer fiyatlaması ile yapılan düzenlemede maddi içerik konu itibariyle
yeni değildir. Yeni olan tek nokta, ilişkili kişiler arasında emsallere uygun
fiyat belirleme yöntemlerinin pozitif hukuk metnine dahil edilmiş olmasıdır.
Bunlar, karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış
fiyatı yöntemidir. Bu yöntemler, transfer fiyatlandırması standartlarının
oluşmasında uluslararası sıfat ve konumu genel kabul gören OECD’nin önerdiği
yöntemlerdir.
Transfer fiyatlandırması, bir işletmenin gelir-gider
veya kar paylaşımı açısından bağıntılı olduğu, kar paylaşımı açısından aynı
çıkar birliğine dahil olan ana şirket ve bağlı şirketlerde ya da yönetimi ve
denetimi açısından hakim durumda olduğu şirket, iştirak ve şubeleriyle,
karşılıklı olarak mal ve hizmet sunumunda uygulanan fiyatlamadır. Transfer
fiyatlaması bir vergi kaçırma olayının ifadesi değildir. Transfer fiyatlaması,
bağlı şirketler arasında gerçekleşen bir fiyatlama sistemidir. Bu şirketler
arasındaki transferlerde uygulanacak fiyat tespitinin bir iktisadi gereklilik
olduğu tartışmasızdır. Örümcek ağları gibi dünyayı saran şirket büyümeleri ve
birleşmeleri dikkatlerin bu konuda yoğunlaşmasına neden olmuştur. Konuyu vergi
idarelerinin takibe almasına ve araştırmasına yol açan etken ise, bu sistemin
yanıltıcı amaçlarla kullanılmasından başka bir şey değildir. Şirketler
arasındaki fiyatın, vergi kaçırma amacı ile değiştirilmesi halinde hükümetler
önemli gelir kayıplarına uğrayacaklardır. Fiyatların iktisadi gereklilik dışında
değiştirilmesi vergi kaçırmaktır; yani ülkelerin vergi yasalarının ihlalidir.
1-TRANSFER
FİYATLANDIRMASI YOLUYLA ÖRTÜLÜ KAZANÇ DAĞITIM KOŞULU
Kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü
olarak dağıtılmış sayılması için;
a)-İşlem yapan kurumun; sermaye şirketleri, kooperatifler,
iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflar ile bunlara ait iktisadi
işletmeler ve iş ortaklıklarını kapsaması, (Diğer taraftan, 5615 sayılı Kanunla
Gelir Vergisi Kanunu’nun 41. maddesine ilave edilen transfer fiyatlandırması ile
ticari ve zirai kazanç sahibi gerçek kişiler açısından da konu geçerli
kılınmıştır.)
b)-Alım-satım
işleminin ilişkili kişilerle yapılmış olması, (Bir kurum açısından ilişkili
kişi;
-Kurumların kendi ortaklarını,
-Kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi
veya kurumları,
-Kurumların veya ortaklarının idaresi, denetimi veya
sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu gerçek kişi
veya kurumları,
-Kurumların veya ortaklarının idaresi, denetimi veya
sermayesi bakımından nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları,
-Ortakların eşlerini,
-Ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece
dahil yansoy hısımları ve kayın hısımlarını ifade etmektedir. Maddede geçen
gerçek kişi ifadesi, Gelir Vergisi Kanunu’nun uygulanmasında gerçek kişi olarak
kabul edilip vergiye tabi tutulan şahıslar ile şahıs şirketleri ya da adi
ortaklıkları kapsamaktadır. Ayrıca, kazancın elde edildiği ülke vergi
sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı
düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı hususunun göz önünde
bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya
bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler kötüye kullanımların
önlenmesi amacıyla ilişkili kişilerle yapılmış sayılacaktır.)
c)-Bedel veya fiyatın emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak
tespit edilmiş olması,
d)-İşlemin mal veya hizmet alım veya satımı olması, (Mal veya
hizmet alım veya satım işlemlerinin kapsamı geniş tutulmuştur. Alım, satım
işlemleri, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri,
ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri
gerektiren işlemler mal veya hizmet alım-satımı kapsamında
değerlendirilmektedir.)
gerekir.
Bir olayda veya işlemde yukarıda belirtilen koşullar gerçekleştiğinde
kazancın örtülü olarak 13. madde de sayılan ilişkili kişilere aktarıldığı kabul
edilir. Fakat bu aktarım nedeniyle gerekli tarhiyatı yapabilmek için işlemin
sonuç hesaplarını (kar/zararı) etkilemesi, başka bir ifade ile örtülü kazanç
tutarının kayıtlara gider olarak alınmış olması gerekir. Bu durumda kayıtlara
gider olarak alınan tutarın 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun
“Kabul edilmeyen İndirimler” başlığını taşıyan 11. maddesinin 1/c bendine
göre kurum kazancının tespitinde indirimi kabul edilmeyecektir.
2-EMSALLERE UYGUNLUK İLKESİ
OECD'nin "Uluslararası Şirketler ve Vergi İdareleri İçin Transfer
Fiyatlandırması Rehberi" esas alınarak yapılan "emsallere uygunluk ilkesi,
ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım veya satımında uygulanan fiyat
ya da bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak
fiyat ya da bedele uygun olmasını ifade eder" şeklindedir. Burada, emsallere
uygun fiyat ya da bedel, aralarında ilişkili kişi tanımı kapsamında söz konusu
bu fiyat ya da bedeli etkileyecek herhangi bir bağ, ilişki olmayan kişilerin,
tamamen işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu, piyasa ya da
pazar fiyatı olarak da adlandırılan tutarı ifade etmektedir. Bu şekilde oluşan
fiyat ya da bedel, işlem anında hiç bir etki olmaksızın objektif olarak
belirlenen en uygun tutar olup, ilişkili kişilerle yapılan işlemlerde uygulanan
fiyat veya bedelin bu tutar olması gerekmektedir.
Aralarında ilişki bulunmayan gerçek kişi veya kurumlar arasındaki
işlemlerde fiyat, piyasa koşullarına göre belirlendiğinden, ilişkili kişiler
arasındaki işlemlerde de aynı koşullar geçerli olmalıdır. Dolayısıyla, taraflar
arasındaki ilişkinin mal veya hizmet fiyatlandırmasına herhangi bir etkisi
bulunmamalıdır.
İlişkili kişiler arasındaki mal veya hizmet alım ya da satım
işlemlerinde uygulanan fiyat veya bedelin piyasa fiyatını yansıtmaması
durumunda, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde uygulanan bu fiyat veya
bedelin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edildiği kabul
edilecektir.
3-TRANSFER FİYATLANDIRMASI YÖNTEMLERİ
Emsallere uygun fiyat ya da bedele ulaşmak için
öncelikle mükellefin ilişkisiz kişilerle yaptığı işlemlerde kullandığı fiyat ya
da bedel (iç emsal) kullanılacak, bu şekilde kullanılan fiyat ya da bedellerin
bulunmaması ya da güvenilir olmaması halinde doğrudan benzeri nitelikteki
mükellef ya da kurumların işlemleri (dış emsal) karşılaştırmada esas
alınacaktır. Bu belirleme, iç emsallerin ya da dış emsallerin birbirlerinin
karşıt seçeneği olduğu, yani bu emsallerden yalnızca birisinin kullanılması
gerektiği anlamına gelmemektedir. Emsallere uygunluğun saptanması amacıyla
karşılaştırma yapılması esnasında, gerek iç emsallerin gerekse dış emsallerin
birlikte kullanılması her zaman mümkündür. Amaç, en doğru ve güvenilir şekilde
emsallere uygun fiyat ya da bedeli tespit etmektir.
Bu ilkenin uygulanabilmesi, ilişkili kişiler
arasındaki işlemlerle ilişkisiz kişiler arasındaki işlemlerin
karşılaştırılabilir olmasına dayanmaktadır. Bu çerçevede, kontrol altındaki
işlemler ile kontrol dışı işlemler karşılaştırılırken aşağıdaki faktörlerin
incelenmesi gereklidir:
a)-Mal veya hizmetlerin nitelikleri,
b)-İşlev analizi,
c)-Ekonomik koşullar,
d)-İşletme stratejileri.
Emsallere uygun fiyat ya da bedelin tespitinde
mükelleflerin uygulayabileceği üç ayrı yöntem öngörülmüştür. Bu yöntemler,
OECD'nin "Uluslararası Şirketler ve Vergi İdareleri İçin Transfer
Fiyatlandırması Rehberi"nde "geleneksel işlem yöntemleri" olarak öncelikle
önerilen temel yöntemlerdir. Mükellefler, ilişkili kişilerle yaptıkları
işlemlerde bu yöntemlerden işlemin niteliğine en uygun olanını seçerek, söz
konusu yöntem doğrultusunda fiyat ya da bedeli belirleyeceklerdir. Bu
yöntemlerden hiç birisi emsallere uygunluk ilkesi çerçevesinde fiyat ya da bedel
tespitine olanak vermiyorsa, mükellefler kendi belirleyecekleri bir yöntem ile
anılan fiyat ya da bedeli belirleyebileceklerdir. Ancak, bu şekilde bir
belirleme yapabilmeleri için maddede öngörülen üç yönteme de başvurabilme
olanağının olmaması gerekmektedir. Bu durum, maddede dördüncü yöntem olarak
belirtilmiştir. Bu yöntemler arasında uygulama açısından herhangi bir öncelik
sırası yoktur, uygulama kıstası, "işlemin niteliğine en uygun yöntem"dir. Bu
bağlamda, işleme uygulanacak yöntemlerden birisi, emsallere uygun fiyat ya da
bedeli yansıtma açısından diğer yöntemlerden daha belirleyici ise yani "işlemin
niteliğine en uygun yöntem" ise, uygulanacak yöntem olarak söz konusu bu yöntem
seçilecek, diğer yöntemlere kesinlikle başvurulmayacaktır.
Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde
uygulayacağı fiyat veya bedelleri aşağıdaki transfer fiyatlandırması
yöntemlerini kullanarak tespit edebilirler:
1-Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi:
Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun
satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım veya satımında bulunan
ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek ya da tüzel
kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile
karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade etmektedir.
Bu yöntemin uygulanabilmesi için ilişkili
kişilerle yapılan işlemin, birbiriyle ilişkili olmayan kişilerin yaptıkları
işlem ile karşılaştırılabilir nitelikte olması gerekmektedir. Burada
karşılaştırılabilir nitelik kavramı, işleme konu mal veya hizmet ile işlemin
koşullarının gerek ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde, gerekse aralarında
ilişki bulunmayan kişilerin arasındaki işlemlerde benzer nitelikte olmasını
ifade etmektedir. Söz konusu işlemler arasında, ölçülebilir nitelikte küçük
farklılıklar varsa, bu farklılıklar düzeltilerek yöntemin uygulanması mümkündür.
Ancak, farklılıkların büyük olması ya da farklılıkların ölçülebilmesinin yani
somut bir biçimde, tespit işlemlerinde dikkate alınabilme olanağının mümkün
olmaması halinde, yöntemin de uygulanabilmesi mümkün olamayacaktır. Doğrudan
karşılaştırma yapılmasına olanak veren bu yöntem, karşılaştırılabilir kontrol
dışı işlemler için uygulamada en sık kullanılan yöntemdir.
2-Maliyet artı yöntemi:
Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal ya da hizmet
maliyet bedelinin uygun bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle
hesaplanmasını ifade etmektedir.
Buradaki uygun brüt kâr oranı, söz konusu mal
veya hizmet alım veya satım anında ilişkisiz kişilere satılması halinde
uygulanacak fiyatı yansıtan kâr oranını ifade etmektedir. Eğer koşullar uygunsa,
işlemi yapan mükellefin bu mal veya hizmetlere ilişkin olarak ilişkisiz
kişilerle yaptığı işlemlerde uyguladığı genel brüt kâr marjı (iç emsal), ideal
oran olacaktır. Karşılaştırma için gerekli işlem sayısı yetersizse, uygun brüt
kâr oranı kıstası, söz konusu mal veya hizmetin ilişkisiz kişilere satılması
halinde uygulanacak fiyatı yansıtan kâr oranı olarak dikkate alınacaktır. Bu
yöntem özellikle hammadde ve yarı mamuller ile imal edilen mallara ilişkin
işlemlerde uygulama alanı bulmaktadır.
3-Yeniden satış fiyatı yöntemi:
Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi
bir bağlantı bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde
uygulanacak fiyattan uygun bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade
etmektedir.
Bu yöntemde emsallere uygun fiyat ya da bedele
ulaşmak için temel alınan unsur, aralarında herhangi bir bağlantı bulunmayan
gerçek veya tüzel kişilere yapılması muhtemel satış ve bu satışta uygulanacak
fiyat ya da bedeldir. Varsayımlara dayalı olarak saptanan söz konusu fiyat ya da
bedelden uygun bir brüt satış kârı düşülerek ilgili işlem için emsallere uygun
fiyata ulaşılacaktır. Buradaki uygun brüt satış kârı, söz konusu mal ya da
hizmet için işlem anında uygulanabilecek, piyasa koşullarına göre belirlenen ya
da belirlenebilecek objektif nitelikte bir oran ile saptanan kârı ifade
etmektedir. Bu kâr tutarı düşüldükten sonra da mal ya da hizmetin ilişkili
kişilere satılmasında uygulanabilecek emsallere uygun fiyata ulaşılacaktır.
4-Diğer Yöntemler:
Emsallere uygun fiyata ulaşmada bu geleneksel
yöntemlerin hiç birisi uygulanamıyorsa, mükellef kendi belirleyebileceği ve daha
doğru sonuç verdiğine inandığı bir yöntemi de transfer fiyatlandırmasına konu
işlemlere uygulayabilir. Mükellefler, bu kapsamda uygulayabilecekleri yöntemleri
tamamen kendileri belirleyecekleri gibi, maddede sayılmayan ancak OECD'nin
"Uluslararası Şirketler ve Vergi İdareleri İçin Transfer Fiyatlandırması
Rehberi" nde belirtilen ya da diğer ülkelerin uygulamalarında karşılaşılabilen
yöntemleri de kullanabileceklerdir. Bu bağlamda uygulama olanağı bulabilecek
yöntemlerin en önemlileri, OECD'nin Uluslararası Şirketler ve Vergi İdareleri
İçin Transfer Fiyatlandırması Rehberi'nde "geleneksel işlem yöntemleri"ne
başvurma olanağının olmadığı haller için "diğer yöntemler" başlığı altında
önerilen kâr bölüşüm yöntemi ve işleme dayalı net kâr marjı yöntemidir. Bu
yöntemler, bağlantılı şirketler arasındaki işlemlerden doğan kârı temel
almaktadır.
4-BELGELENDİRME
Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit
edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve
belgelerin ispat edici kağıtlar olarak saklanması zorunludur. Bu doğrultuda,
seçilen yöntem ve uygulanmasına ilişkin bütün hesaplama ve işlemler ayrıntılı
olarak tutulmalı ve saklanmalıdır. Bu hesaplama ve belgeler, yöntemin seçilme
gerekçelerini açıklayan en önemli unsurlardır.
5-ANLAŞMA USULÜ (PEŞİN FİYATLANDIRMA
ANLAŞMASI)
Maddenin beşinci fıkrası ile mükellefin ilişkili
taraflarla yaptığı işlemlere ilişkin olarak belirleyeceği yöntem konusunda
Maliye Bakanlığına başvurarak anlaşma yapma olanağı getirilmiştir.
Uygulayacağı yöntem konusunda tereddüdü bulunan mükellef, Maliye Bakanlığı'na
başvurarak belli bir dönem için yöntem tespiti isteğinde bulunabilecektir.
OECD'nin Uluslararası Şirketler ve Vergi İdareleri İçin Transfer Fiyatlandırması
Rehberinde de önerilen ve bir çok gelişmiş ülkenin vergi sisteminde yer alan bu
uygulama için mükellefin Maliye Bakanlığına gerekli bilgi ve belgelerle birlikte
başvurması gerekmektedir. Yöntem üzerinde anlaşma sağlanması halinde, bu yöntem
üç yılı aşmamak üzere belirlenen süre ve koşullar altında kesinlik taşıyacaktır.
Bu şekilde tespit edilen yöntem, belirlenen koşullar altında eleştiri konusu
yapılamayacaktır.
Bu sistemin en büyük avantajı, mükellefler
açısından belli bir süre (üç yıl) için uygulanacak yöntemin kesinlik taşıması ve
herhangi bir eleştiri, ceza riski olmadan plan yapabilme, önünü görebilme
olanağı vermesidir. İdare açısından en büyük avantaj ise konunun başlangıçta
belli bir anlaşma ile belirlenmesi ve eleştiri sürecinden başlayarak yargı
sürecine kadar taşınabilecek bir işlemin getirdiği zaman ve iş yükünden tasarruf
sağlanmasıdır.
Peşin fiyatlandırma
anlaşmasının kapsamına kurumlar vergisi mükellefleri girmektedir. Bu çerçevede,
01/01/2008 tarihinden itibaren Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'na
kayıtlı mükelleflerin, 01/01/2009 tarihinden itibaren ise tüm kurumlar vergisi
mükelleflerinin ilişkili kişilerle yaptıkları yurt dışı işlemlerine ilişkin
olarak belirlenecek yöntem konusunda İdare'ye başvurmaları mümkün bulunmaktadır.
III-SONUÇ
İşletmeler ve
bağlı birimler arası mal ve hizmet hareketlerinin normal piyasa koşullarındaki
hareketlerden farklı olmaması gerektiği ilkesine dayanan transfer
fiyatlandırması uygulaması dünya çapında 1930’lara kadar uzanan zaman dilimi
içerisinde ifade edilmeye başlandı ise de yaygınlaşması 1990’lı yılları
bulmuştur. Bu açıdan uygulamanın hukuksal zemininin çok yeni ve farklı teorilere
açık olduğunu söylemek mümkündür. Mülga 5422 sayılı Kanunda yer alan örtülü
kazanç hükümlerinin en büyük eksikliği olan emsal bedele ulaşılmasında hangi
yöntemlerin kullanılacağının belirsizliği transfer fiyatlandırması uygulamasının
vergi sistemine dahil edilmesiyle ortadan kalkmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesinde yerini alan transfer
fiyatlandırması uygulaması, Türk Vergi Sistemi’nin uluslararasılaşması ve daha
önceki uygulamaların yetersiz kalması noktasında çok önemli bir adım olarak
değerlendirilmektedir.
Not: Bu yazı Vergi Raporu Dergisinin 103. sayısında yayımlanmıştır.