YAZARLARIMIZ
Nesimi Yaşar
Yeminli Mali Müşavir
E. Maliye Başmüfettişi
nesimiyasara@gmail.com



Anayasa’ya Göre İdari Makamlara Yüklenen Görev ve Dava Açma Süresi

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11’nci maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu hükmü bulunmaktadır.

Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü

Madde 11 – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

 Hak arama hürriyeti

Madde 36 – Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ncı maddesine, 4709 sayılı Kanunun 16’ncı maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almaktadır.

Bu ek fıkranın gerekçesinde değişikliğin;

bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine

kolaylık ve imkan sağlanması amacıyla ve

son derece dağınık mevzuat karşısında

kanun yolu, merci ve sürelerin belirtilmesinin

hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından

zorunluluk haline gelmesi nedeniyle yapıldığı belirtilmiştir.

Yukarıda belirttiğimiz Anayasal düzenlemeler ve söz konusu gerekçeden anlaşılması gereken;

Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı;

  • başvurulacak yargı yeri veya
  • başvurulacak idari makamlar ile
  • başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk haline getirilmiştir.

Anayasanın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları ve diğer kamu kurum ve kuruluşları uymakla yükümlüdürler.

İlgi alanımız olan vergilendirme iş, işlem ve hukuku yönünden olaya baktığımızda;

Maliye idaresinin mükelleflerin haklı taleplerine olumsuz cevap vermesi halinde, söz konusu olumsuz cevapların altına mutlaka “bu olaya münhasır olmak üzere” başvurulacak yargı yeri, başvurulacak (diğer / üst) idari makamlar ve başvurusu süresinin de yazılması gerekmektedir.

Olumsuz cevapların altına belirtilen şekilde “başvurulacak yargı yeri, başvurulacak (diğer / üst) idari makamlar ve başvuru süresi yazılmaz ise; mükellefler bahse konu başvuruları hakkında vergi kanunlarındaki genel zamanaşımı süresi içerisinde her zaman “yargısal ve/veya idari” başvurularını yapabilirler.

Daha açık bir deyişle; idari makamların bu şekilde eksik (veya hiç) cevap vermemeleri halinde herhangi bir süre tahdidi olmaksızın mükelleflerin “yargısal ve/veya idari” başvuru hakları doğmaktadır.

Son olarak şunu da hatırlatalım ki; Anayasa’nın 40’ncı maddesinin ikinci fıkrası, ayrı bir yasal düzenlemenin varlığını gerektirmeyen, doğrudan uygulanabilir nitelik taşımaktadır.

Dolayısıyla yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak idari veya yargı mercileri ve kanun yolları ile sürelerini belirtmesi (ayrı bir yasa çıkartılmasına gerek olmadan da mevcut Anayasa hükmü karşısında) zorunludur.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek vermek gerekir ise;

mükellef KDV iade alacağı ile ilgili vergi idaresine bir soru sorduğunda (veya talepte bulunduğunda), vergi dairesinin sorulan soruya sadece kestirmeden “olumsuz” cevap vermesi yetmemekte, aynı cevabın altına mükellefin konu ile ilgili olarak başvurabileceği idari ve yargı mercilerini ve bu başvuruların süresini de eklemek durumundadır.

Şayet bu ekleme yapılmaz ise, mükellefin konu ile ilgili olarak genel zamanaşımı süresi içerisinde her zaman “yargıya” (veya daha farklı idari mercilere) gitmesi mümkündür.

Mahkemelerin de genel zamanaşımı süresi içerisinde açılan bu tür davaları (Anayasa’nın amir hükümleri doğrultusunda) “dava açma süresi yönünden” reddetmeleri mümkün değildir.

KAYNAK: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.

20.06.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM