|
||
Dr. Mustafa ALPASLAN
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir m.alpaslan@windowslive.com VERGİ BORCU DOLAYISIYLA BAŞKA ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARDAKİ ALACAKLARIN HACZİ
Tarih:
23.02.2010
I- VERGİ DAİRESİNİN BORÇLU MÜKELLEFLERE HACİZ BİLDİRİSİ TEBLİĞİ İŞLEMİ NEDİR? 6183 sayılı AATUHK’nun 79. maddesi 8/4/2006 tarih ve 26133 sayılı RG’de yayınlanan 5479 sayılı yasanın 5. maddesi ile değişikliğe uğramış ve yeni hükme göre Maliye Bakanlığı haciz konusunda önemli yetkilerle donatılmış bulunmaktadır. Buna göre AATUHK’nun 440 sayılı genel tebliği hükmü uyarınca idare vergi borcu bulunan mükelleflerin herhangi bir yerde, bankalarda veya üçüncü şahıslarda veya herhangi bir kurumda alacağının bulunduğunu tespit etmesi halinde “haciz bildirisi” tebliğ etmek ve buna göre de bu alacağı tahsil yoluna gidebilmektedir. Uygulamada bu yasa hükmü idare tarafından yanlış uygulanabilmektedir. Örneğin; miktar itibariyle ne kadar alacağı olduğunu tespit etmeden idare haciz bildirisi tebliğ yaparak mükellefin bütün alacağına haciz koyabilmektedir. Bu durum mükelleflerin alacaklı olduğu şirketler ve ilişkide bulunduğu kurumlardaki hak ve alacaklarına zarar verebilmektedir. Burada 7 günlük süre içerisinde ilgili kurum yanıt vermemesi halinde de borç ilgili kurumun zimmetinde olduğu varsayılmaktadır(1).
6183 sayılı yasanın 79.
maddesine göre borcun olmadığı veya malın kendisinde
bulunmadığını veya uhtesinde böyle bir mükellefin
alacağı bulunmadığını beyan etmeyen, yanıt vermeyen kişi
veya kuruluşlar adeta borçlu mükellef gibi aynı kefeye
konulabilmektedirler. Bu durum uygulamada çeşitli hatalı
işlemlerin yapılmasına neden olabilmektedir. Hatta bu
konuda bir yıl içerisinde menfi tespit davasının da
açılması zorunlu bulunmaktadır. 7 gün içerisinde cevap
vermeyen ve 1 yıl içerisinde de menfi tespit davası
açmayan kişilerin durumu ne olacaktır? Bu durum
kanımızca tartışılması gereken önemli bir konudur. Çünkü
alacaklı idare koyduğu haciz bildirisinde sadece kendi
alacağının dökümünü yapmaktadır. İdare, borçlu
mükellefin karşı taraftan ne miktarda hesabı cari
alacağının miktarı konusunda yeterli bir bilgiye sahip
değildir. II-VERGİ BORCU İLE İLGİLİ VERGİ DAİRESİNİN, MÜKELLEFİN ALACAKLI BULUNDUĞU 3. KİŞİLERDEN TAKİP ŞEKLİ/HACİZ BİLDİRİMİ NASIL OLMAKTADIR
Amme
borçlusunun, üçüncü şahıslar nezdindeki alacak, hak ve
malların haczi üçüncü kişilere tahsil dairesi
tarafından, tebliğ edilecek “haciz bildirisi ile” haciz
edilmesi mümkün bulunmaktadır(2). Haciz bildirisinde,
bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine
ödeyebileceği ve kamu borçlusuna yapılacak ödemenin
geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı
ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın kamu
borçlusuna verilmemesi gerektiği yazı ile bildirilir.
Bildirimde aksi takdirde kamu borçlusuna yapılan
ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek
zorunda kalacağı ile 6183 sayılı yasa 79. maddenin 3, 4
ve 5. fıkra hükümleri, 3. kişiye tebliğ edilir. III-VERGİ DAİRELERİNİN HACİZ BİLDİRİMİNDEKİ BANKALARA AİT ÖZEL UYGULAMA NASILDIR? Salt bankalara yönelik olarak özel bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır. 6183 sayılı yasanın 79. madde de, tahsil dairelerince düzenlenen “haciz bildirileri” esas olarak kamu borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edilmektedir. Diğer yandan, Maliye Bakanlığınca tespit edilen belirli limitleri geçen vergi borçları için, banka genel müdürlüğüne tebliğ işlemi elektronik ortamda haciz konulacaktır (3). Böyle bir tebligat veya haciz bildirisi, tüm şubeleri kapsayacak şekilde yapılmış sayılacaktır (4). Buna göre de, haciz bildirisini alan banka genel müdürlüğü, bütün şubelerinde yer alan borçlunun alacak ve hakkı bulunup/bulunmadığını tespit edecek ve buna göre tahsil dairesine bildirimde bulunacaktır. Bu yazıyı tebellüğ eden banka ise 7 gün içinde genel müdürlük, bütün şubelerinden kamu borçlusunun alacak ve hakkı olup/olmadığını öğrenmek ve yoksa olmadığını bildirmek zorundadır. Diğer yandan; a) Haczi için üçüncü kişide mal, alacak veya hakkın varlığı şart değildir. b) Haciz için üçüncü kişilere, haciz bildirimi (HB1) tebliğ edilmelidir. c) Haciz bildirimine karşı, 7 gün içinde mutlaka yanıt verilmelidir. Aksi halde, borcun zımni olarak, kabul edildiği varsayılabilir (5). d) Üçüncü kişinin bildirim süresi ve mal elinde, borç zimmetinde sayılır.
e)
Üçüncü kişinin
itiraz hakları saklıdır. IV- SONUÇ VE DEĞERLENDİRME a) Kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen kişiler, 7 gün içerisinde, haczi tebliğ eden idareye karşı itiraz etmemiş olması durumunda gidebileceği iki itiraz ve müracaat yolları bulunmaktadır. Bunlardan birisi menfi tespit davası açmak, diğeri de tebliğ edilecek ödeme emrine karşı, 7 gün içinde vergi mahkemesinde dava açmaktır. Menfi tespit davası, 5479 sayılı yasa ile yapılan düzenlemeler sonucunda getirilmiş olup, herhangi bir nedenle 7 günlük itiraz müddetini geçiren 3. şahsın, haciz bildirinin tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinde, yer alan borcu sahibi mükellefin, kendisinden alacağı olmadığını veya malın elinde olmadığını ispat etmek zorundadır. İspat yükü, davacıya aittir. Menfi tespit davası açılması, takibin durdurulması için kafi değildir. Ayrıca mahkemenin, takibin durdurulmasına, (teminat gösterilecek) karar vermiş olması gerekmektedir. b) Kamuya olan borcu 5.000.00 YTL’yi aşan kişilerin mal varlığı yurt çapında araştırılmakta ve araştırmalar bankalardaki hak ve alacaklar, tapu idaresi, trafik, vb. kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar üzerine haciz konulabilmektedir. Haczin kaldırılmasında ise, ayrı bir sorun mükellefi beklemektedir. Zira, ilgili borcun ödenmesi, gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılması için yeterli değildir. Çünkü, haciz çözümlerinde, diğer vergi dairelerinde, o mükellefin borcunun olup/olmadığı, ortaklıkları, ortağı olduğu şirketin vergi borcu da ayrıca VEDOP sorgulaması sonucuna göre, hacizlerin çözülüp/çözülmeyeceğine karar verilebilmektedir.
c) Sonuç
olarak, 6183 sayılı yasanın 79. maddesinde yapılan yeni
düzenlemeler pek çok mükellefi, ortaklıkları bulunduğu
şirketleri yakından ilgilendirmektedir. Alacaklı, tahsil
daireleri, (vergi daireleri) aciliyet arzeden
durumlarda, bulundukları illerin dışına bile, haciz
bildirileri tebliğ edip, tespit ettikleri mallar üzerine
haciz koyabilmektedirler. Böylece, vergi borcunu
ödemeyenler için, bankalarda para tutmak,
gayrimenkulleri saklamak gibi bir durum söz konusu
değildir.
DİPNOT: (1) Uygulamada vergi daireleri (SSK il müdürlükleri dahil) mükellefin ne kadar alacak miktarı olduğunu bilmeden, salt mükellefin vergi dairesine olan borç miktarı kadar karşı tarafa “haciz bildiri” tebliğ yapmaktadırlar. Oysaki önce mükellefin karşı tarafta ne kadar alacaklı olduğunu tespit etmek gerekecektir. (2) 6183 sayılı yasa md.79(5479 sayılı yasanın 5 md. Değişen şekli (3) ÖZBALCI Yılmaz, “Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun Yorum Ve Açıklamaları”, Özbalcı Mali Hukuk Bürosu 2006, Nisan, 2006, Ankara, S.609-612 (4)YILMAZ Kazım, age. S. 867
(5) ALPASLAN Mustafa - SAKAL
Mustafa, “Gelir İdaresince Yapılan Mal Varlığı
Araştırmaları Ve Hacizlerin Çözümünde Hukuksal Hatalar”,
Mali Pusula Dergisi, Yıl:2, Kasım 2006, Sayı:23, S.11
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
KAYNAK: Bu yazı www.MuhasebeTR.com adresinden alınmıştır. |