RSS | Sitene Ekle | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Asgari Ücret 2014 | 2014 Asgari Geçim İndirimi | Reklam | Bize Ulaşın    


YMM Nesimi Yaşar
İnşaat Yaptırmanın Vergisel Boyutları
(25.07.2014)
Kuyumculuk Muhasebesi ve İşlemleri

MUHASEBECİLERE VE MALİ MÜŞAVİRLERE ÖZEL İNTERNET SİTESİ DETAYLAR İÇİN TIKLAYINIZ

ÜCRETSİZ ÜYELİK

Ücretsiz üye olun,
güncel bilgiler e-posta adresinize gelsin.

 
E-Posta Adresiniz:

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Asgari Ücret 2014
Asgari Geçim İndirimi 2014
Basından Yazılar
E-Kitaplar
İstirahatli / Raporlu İşçinin Bildirimi
Fazla Mesai Ücreti Hesaplama
Kıdem Tazminatı Fonu
Pratik Bilgiler 2014
Güncel Mevzuat
Soru-Cevap
Tek Düzen Hesap
    Planı
Vergi Takvimi 2014
Videolu Soru-Cevap
    (Yeni)
Yazarlarımız

 SON YAZILAR
  Kocam Oğlumuza Kefil Olamaz Mı?

  Ücretten Kesme 1 Ayda 2 Gün Olabilir

  Ev Hizmetlerinde Çalışanlara Sürpriz Var

  Ekim 2008 Öncesi ve Sonrası İsteğe Bağlı Sigortalılık Sürelerinin Değerlendirilmesi Esası

  İnşaat Yaptırmanın Vergisel Boyutları

  Bayramdan Geç Dönmeyin!

  BAĞ-KUR Borcumu Ödemem Gerekir Mi?

  Bağış Amaçlı Alınan Araçlarda Muhasebe

  10.145 Güne Ne Kadar Emekli Maaşı Bağlanabilir?

  Adi Ortaklığın Sermaye Şirketine Dönüşmesi Halinde,Yeni TTK, Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve KDV Karşısındaki Durumu

  Bayramda Yurtdışına Çıkanlara Bazı Uyarılar

  Pırlantaya Hücum!

  Kiralanmış Gayrimenkullerde Özel Maliyet Bedeli ve Vergileme

  Muhtaç Yaşlılar ve Engelliler 2014 İkinci Yarısında Maaşlarına Artış Beklemesin


YAZARLARIMIZ
Muhsin KOÇAK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Hukukçu






SSK PRİM ALACAKLARI İLE İDARİ PARA CEZALARINDA ZAMANAŞIMI VE İTİRAZ YOLLARI

Tarih: 24.09.2007

GİRİŞ

1- SSK İDARİ PARA CEZALARI VE PRİM ALACAKLARINDA ZAMANAŞIMI


506 sayılı Kanunun 80'nci maddesinde 3917 sayıl Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağı öngörülmüştür, 3917 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre 8.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından; 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Sigortalar Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanunu madde 125'de öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Kanunu'nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarih olup, zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanununun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.

3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden ise; 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.

24.6.2004 Tarih ve 5198 sayılı kanunun 11 maddesi ile 506 sayılı kanunun 80’inci maddesine eklenen hükümle anılan sosyal sigortalar kurumu alacakları hakkında 6183 sayılı kanunun 51,102 ve 106 madde hükümleri hariç olmak üzere kurum alacakları hakkında hüküm ifade edeceği öngörülmekle zaman aşımı süresini 5 yıldan genel hükümler olan BK 125 ve 128 madde hükümleri uygulamasına geri dönülmüştür. Bu düzenleme ile 24.6.2004 tarihinden itibaren tahakkuk edecek kurum alacakları için zamanaşımı süresi 10 yıl olarak dikkate alınacaktır. Bu on yıllık zamanaşımı sadece kurumun prim alacakları ile ferrileri yönünden geçelirdir. Ancak İdari para cezalarında zamanaşımı süresi 506 sayılı kanunun 140'ıncı maddesine 9/5/2007 tarih ve 5655 sayılı kanunla eklenen 5'inci bent hükmü ile "Fiilin işlendiği günden itibaren beş yıl içinde tebliğ edilemeyen idarî para cezaları zamanaşımına uğrar. İdarî para cezaları hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. şeklinde ki değişiklik ile şayet ileride başka değişikliklere uğramazsa konu şimdilik açıklığa kavuşmuştur.


2- İDARİ PARA CEZALARI VE PRİM ALACAKLARINA KARŞI İTİRAZ MERCİİ

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında yer alan ve kurum tarafından işveren kişi ya da kurumlara uygulanan idari para cezları, üzerinde en çok konuşulan,tartışılan bir çok yazar tarafından makalelere konu edilip yazılan konuların başında geliyor. Bunun sebebi ise konuya çok ilgi duyulmasının yanı sıra sürekli bir biçimde kanuni değişikliklerin de konusu olmasıdır.

I- İDARİ PARA CEZALARININ KISACA GEÇMİŞİ

İdari para cezaları 506 sayılı Kanun’un 140. maddesinde düzenlenmiş bulunuyor. Söz konusu Kanun maddesi, “bir bütün olarak”, 14.05.1985 tarih ve 3203 sayılı Kanun 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanun 06.05.1993 tarih ve 3910 sayılı Kanun ve 29.07.2003 tarih ve 4958 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve yeniden düzenlenmiştir.

Bunlardan özellikle 3910 sayılı Kanun ile yapılan yeniden düzenlemenin etkili sonuçlar doğurduğunu söyleyebiliriz. Zira yapılan değişiklik ile SSK idari para cezaları asgari ücrete endekslenmiştir. İdari para cezalarının kanun ile değil de idarece belirlenmiş bir parametreye endekslenmesi çokça tartışılmış ancak Anayasa Mahkemesi’nin benzer bir konuda verdiği bir karar bu tartışmayı da neticeye bağlamıştır
Öte yandan, söz konusu Kanun maddesinin bazı fıkralarında da değişiklik yapan kanuni değişikliklerde bu zaman içinde yapılmıştır. 24.06.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanun ile prim belgelerinin süresinde verilmemesine ilişkin fıkra hükmü yeniden düzenlenmiştir. Aşağıda açıklanacağı üzere idari para cezalarına itiraz ve yargılama yeri değişikliğini içeren 506/140. maddesinin dördüncü fıkrası 08.02.2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile yeniden düzenlenmiştir.


II- YARGILAMA YERİ DEĞİŞİKLİĞİNDE BİRİNCİ AŞAMA


A- ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Süreç, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2002 tarih ve E. 2001/225, K. 2002/88 sayılı Kararı ile 506 sayılı Kanun’un 140. maddesinde daha önce yer alan, “Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurabilirler.” tümcesi Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesiyle başlamıştır,

Anayasa Mahkemesi Kararı’nda özet olarak, “idari para cezalarının idari makamlar tarafından kamu gücünün kullanılarak verilmesinden dolayı”, buna itirazında idari yargı yerine yapılması gereğine işaret etmiştir. Neticede söz konusu iptal kararının 26.02.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.

SSK idari para cezalarına ilişkin iptal kararının etkisi bununla sınırlı kalmamış ve bu kararı müteakip 4854 sayılı Kanun ile birçok Kanun’daki idari para cezaları ile ilgili olarak değişikliğe gidilmiş ve yargılama yeri olarak da idare mahkemeleri gösterilmiştir.

Buna benzer olarak, Anayasa Mahkemesi’nin, 17.02.2004 tarih ve E. 2003/72, K. 222004/24 sayılı Kararı (11) ile de 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 41. maddesinin, “Verilen para cezalarına karşı cezanın tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesi’nde itiraz edilebilir.” biçimindeki 9. fıkrasını Anayasa’ya aykırı bularak iptaline karar vermiştir.

B- 4958 SAYILI KANUN’LA GETİRİLEN DÜZENLEME

Söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararı sonrasında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda önemli değişiklikler yapan 4958 sayılı Kanun ile, idari para cezalarının düzenlendiği 140. madde tamamen değiştirilmiş ve idari para cezalarına itiraza ilişkin fıkra hükmü aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:

“İdari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kurum’a ödenir veya aynı süre içinde Kurum’un ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurum’ca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde İdare Mahkemesi’ne başvurabilirler. Mahkeme’ye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kurum’a ödenmeyen idarî para cezaları, bu Kanun’un 80. maddesi hükmü gereğince hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.”

Görüldüğü üzere itiraz sürelerinde yapılan değişiklikler bir yana yargılama yeri olarak idari mahkemeler gösterilmiştir. Aşağıda açıklanacağı üzere düzenleme ancak kısa bir süre uygulanabilmiştir.


III- YARGILAMA YERİ DEĞİŞİKLİĞİNDE İKİNCİ AŞAMA


A- KABAHATLER KANUNU İLE BAŞLAYAN YENİ SÜREÇ

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesi gereğince;

Bu Kanun’da; toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla;

a- Kabahatlere ilişkin genel ilkeler,

b- Kabahatler karşılığında uygulanabilecek olan idarî yaptırımların türleri ve sonuçları,

c- Kabahatler dolayısıyla karar alma süreci,

d- İdarî yaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu,

e- İdarî yaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar

belirlenmiş ve çeşitli kabahatler tanımlanmıştır.

Kanun’un 2. maddesinde de kabahat deyiminden; Kanun’un, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlığın anlaşılacağı; 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu; Kanun’un “Genel Kanun Niteliği” başlıklı 3. maddesinde ise Kabahatler Kanunu’nun genel hükümlerinin diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. İdari para cezası ise Kabahatler Kanunu’nun Birinci Kısmındaki “Genel Hükümler” bölümünde yer alan 17. maddesinde açıklanmıştır.

5326 sayılı Kanun’un 27. maddesinde ise uygulanan idari yaptırımlara, konumuz özelinde idari para cezalarına karşı “başvuru yolu” gösterilmiştir. Buna göre; idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.

B- ARA DÖNEM TARTIŞMALARI

Anlaşılacağı üzere “genel kanun” olma niteliği ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun genel hükümleri “özel kanun” olarak 506 sayılı Kanun hükümleri çatışmakla birlikte teorik olarak Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilecektir. Zira, yeni tarihli genel kanun ile eskisinden tamamen farklı yeni bir bakış açısı getirilmek isteniyor ise yeni tarihli genel kanunlar, eski tarihli özel kanunlara tercih edilecektir. Söz konusu tercihin bizzat kanun koyucu tarafından yapılması da mümkündür ( Kanun koyucu ise tercihini idari para cezalarına karşı sulh ceza mahkemelerine gidilmesi yönünde kullanmıştır.

Öte yandan, 21.11.2005 tarih ve E. 2005/84, K. 2005/105 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı’nda özet olarak, idari para cezalarına karşı olarak yapılan itirazın adli yargı (Sulh Ceza Mahkemesi) yerinde çözümlenmesine hükmetmiştir.

Kabahatler Kanunu’nun geçici 2. maddesinde, “Bu Kanun hükümleri, yürürlüğe girdiği tarih itibariyle idare mahkemelerinde dava açılarak iptali istenen idari yaptırım kararları hakkında uygulanmaz.” Geçici 3. maddesinde de, “Daha önce verilmiş olan idari para cezasına ilişkin kararlara karşı henüz iptal davası açılmamış olmakla birlikte dava açma süresinin geçmemiş olması halinde, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde 27. madde hükümlerine göre Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurulabilir.” denilerek geçiş dönemine ilişkin uygulama açıklanmış; 31.03.2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunla değişik 44. maddesinde ise, bu Kanun’un 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

Bu açıklamalara göre, Kabahatler Kanunu’nun uygulanabilmesi için idari yaptırımın, dayanağı olan Yasa’nın amacı dikkate alınarak, Kabahatler Kanunu’nun; 1. maddesinde belirtilen alanların korunmasına yönelik bulunması, 2. maddesinde yapılan kabahat tanımına ve 16. maddesinde belirtilen yaptırım türlerine uyması, 19. maddesinde sayılan geçici istisnalardan olmaması, 27. maddenin 1 numaralı bendinde itiraz yolu öngörülen idari yaptırımlardan olması gerekmektedir.

Diğer taraftan Maliye Bakanlığı’nın 437 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliği’nde (15) de konu ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Buna göre; 01.06.2005 tarihinden önce işlenen kabahatler ile ilgili olarak bu tarihten sonra alınan idari yaptırım kararları sonucunda verilen idari para cezaları bu Kanun hükümlerine tabi olacaktır. 01.06.2005 tarihinden önce idari yaptırım kararı alınmış kabahatler hakkında 5326 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayacak, ilgili mevzuatı çerçevesinde işlemler sürdürülecektir. 5326 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden sonra yürürlüğe giren Kanunlarda, anılan Kanun’un genel hükümlerinden farklı düzenleme içeren hükümlerin bulunması halinde, bu hükümler Kabahatler Kanunu’ndan sonra düzenleme getirmiş olduğundan, özel hüküm olarak dikkate alınarak uygulanacaktır. Bununla birlikte 5326 sayılı Kanun’un 17. maddesinde idari para cezalarının Devlet Hazinesi’ne ödeneceği hükme bağlandığından vergi dairelerince yapılacak iş ve işlemler Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2006/1 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi’nde açıklanmıştır.

Bunlardan başka, Kabahatler Kanunu’nun 20 ve 21. maddeleri ile soruşturma ve yerine getirme zamanaşımı süreleri de düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna göre; “Yirmibin Türk Lirası’na kadar idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi”/tahakkuk zamanaşımı süresi iki yıl iken, “Onbin Türk Lirası’ndan az idarî para cezalarına karar verilmesi halinde” tahsil zamanaşımı süresi üç yıl olarak öngörülmüştür. SSK ise bu süreleri 01.06.2005 tarihine kadar tahakkuk zamanaşımında 5 yıl, tahsil zamanaşımında ise 10 yıl olarak uygulamakta iken Kabahatler Kanunu’nun bu hususu değiştirdiği değerlendirilmektedir Aşağıda görüleceği üzere, 5454 sayılı Kanun ilse 506 sayılı Kanun’da değişiklik yapılırken bu hususa yönelik bir düzenlemeye gidilmemiştir!..

C- 5454 SAYILI KANUN’LA GETİRİLEN DÜZENLEME

5454 sayılı Kanun yürürlüğe girinceye kadar, yani 01.06.2005 ile 15.02.2006 döneminde Kurum’ca ve diğer ilgililerce yürütülecek işlemlere ilişkin herhangi bir düzenleyici işleme gidilmemiş ve hak kayıplarını da içeren bir geçiş dönemi yaşanmıştır. Neticede, 5454 sayılı Kanun ile Kabahatler Kanunu’na paralel bir düzenleme yapılmış; SSK idari para cezalarına karşı itiraz merciinin Sulh Ceza Mahkemeleri olduğu yönlü kanuni düzenlemeye gidilmiştir.

Bu değişiklik yapılırken kanun koyucunun yukarıda bahsi geçen Anayasa Mahkemesi kararlarını dikkate almadığı ve Kabahatler Kanunu’ndaki iradesini devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Oysa işaret edildiği üzere hem 4958 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanun uygulamasında hem de 4854 sayılı Kanun ile diğer birçok Kanun’daki idari para cezası uygulamasında “yargılama yeri” idare mahkemeleri olarak öngörülerek yukarıda yer verdiğimiz Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı uyum sağlanmış iken yeniden eskiye dönülmekte, uygulama adeta “yaz-boz tahtası”na çevrilmektedir

5454 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeye ise aşağıda yer verilmiştir:

“İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kurum’a ödenir veya aynı süre içinde Kurum’un ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurum’ca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî para cezası kararı kesinleşir. Sulh ceza mahkemesinin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer alan ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. 2.000 Yeni Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvuru üzerine verilen kararlar kesindir. Mahkeme’ye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenmeyen idarî para cezaları, bu Kanun’un 80. maddesi hükmüne göre tahsil edilir. İdarî para cezalarının, Kurum’a itiraz ve yargı yoluna başvurulmaksızın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, idarî para cezasına karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.” Şeklindeki düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay 10. dairesince, anayasa mahkemesine yapılan iptal başvurusu 06.04.2007 tarih ve 26485 sayılı resmi gazetede yayımlanan 04.10.2006 tarihli 2006/75 E. Ve 2006/99 K. Kararı ile yeniden anayasaya aykırı olduğu gerekçesi ile “17.7.1964 tarihli, 506 sayılı “Sosyal Sigortalar Kanunu”nun 140. maddesinin, 8.2.2006 günlü, 5454 sayılı Yasa’nın 5. maddesiyle değistirilen dördücü fıkrasının “Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren onbes gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine basvurabilirler.” biçimindeki üçüncü tümcesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE” şeklinde karar vermiştir. Bu kararı müteakip 20.05.2007 tarihli, 26527 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5655 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun ikinci maddesi ile, "17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 140 ıncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî para cezası kesinleşir.
Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenmeyen idarî para cezaları, bu Kanunun 80 inci maddesi hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. İdarî para cezalarının, Kuruma itiraz ve yargı yoluna başvurulmaksızın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, idarî para cezalarına karşı Kuruma itiraz etme veya yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak, Kurumca itirazın reddedilmesi veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi halinde, daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik ceza tutarı, 80 inci madde hükmü de dikkate alınarak tahsil edilir.

Fiilin işlendiği günden itibaren beş yıl içinde tebliğ edilemeyen idarî para cezaları zamanaşımına uğrar. İdarî para cezaları hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.” Şeklinde kanun maddesi yeniden yapılandırılmıştır.



SONUÇ


506 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca, 506 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere uygulanacak idari para cezalarına karşı önceden olduğu gibi, tebligatın alındığı günü takip eden günden başlanarak 15 gün içinde ilgili Sigorta İl/Sigorta Müdürlüklerine itiraz edilebilecek ve bu itirazlar, kurum İtiraz Komisyonu tarafından değerlendirilerek alınacak komisyon kararları, 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre ilgililere tebliğ edilecektir.

kurum İtiraz Komisyonu tarafından itirazı reddedilenler, itirazın reddine ilişkin komisyon kararlarının kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabileceklerdir. İdare mahkemesinde dava açılması idari para cezasının kurum tarafındank takip ve tahsil işlemlerini durumayacağı hüküm altına alınmış olduğundan tehiri icra ve yürütmenin durdurulması talepli olarak dava açılması gerekmektedir,aksi taktirde kurum dava sonucunu beklemeksizin alacağın takip ve tahsil işlemlerine devam edecek ve işverenlerin menkul ve gayrimenkul mal ve haklarına haciz tatbik edebilecektir.

506 sayılı kanunun 79 ve 80 maddelerine istinaden tahakkuk etmiş prim alacakları yukarıda da açıklandığı üzere zamanaşımı bakımından 10 yıllık süreye tabi olup
Kurum alacaklarının tahsilinde 21.7.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların özümlenmesinde, alacaklı Sigorta Müdürlüğünün bulunduğu yer İş Mahkemesi yetkili olacaktır.

Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz. Dava ve icra takibi açılmış olsa bile,prim ve diğer alacakların ödenmemiş kısmı için gecikme zammı tahsil edilme cihetine gidilecektir.Yine 506 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesinin beşinci fıkrasında, “Fiilin işlendiği tarihten itibaren beş yıl içinde tebliğ edilemeyen idari para cezaları zamanaşımına uğrar.” hükmü yer almaktadır.
Kanunda geçen “fiilin işlendiği tarih” ifadesinden kasıt, idari para cezasına konu olan suçun işlendiği tarihtir. Başka bir ifade ile, 506 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, idari para cezasına mesnet teşkil eden fiili, söz konusu yükümlüklerini yerine getirmeleri gereken sürenin son günü itibariyle işlemiş sayılmaktadırlar.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
06 Nisan 2007 Tarih, Sayı: 26485 resmi gazete
Anayasa Mahkemesi
Esas Sayısı : 2006/75
Karar Sayısı : 2006/99 Karar Gn : 4.10.2006

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)