YAZARLARIMIZ
İbrahim Karaduman
Vergi Müfettişi
E. Gelirler Kontrolörü
karaduman1983@yahoo.com



Sermaye Piyasası Kanununa Tabi Şirketlerde Gerçeğe Aykırı Hesap Açılması veya Muhasebe Hilesi Yapılması Durumunda Uygulama

Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerin temsilcileri veya yetkilileri tarafından işlenen suçlarda uygulanacak yaptırımlar 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda düzenlenmiş durumda. Ancak bu kişilerin tabi olacakları tek kanun şüphesiz Sermaye Piyasası Kanunu değil. Ayrıca Türk Ceza Kanunu ve Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler de bu kişiler açısından bağlayıcı. Peki, bu şirketlerin temsilcileri veya yetkilileri tarafından muhasebe hilesi yapılması veya gerçek dışı hesap açılması durumunda devreye sadece Sermaye Piyasası Kanunu mu girecek? Belirtilen diğer kanunlarda bu konu düzenlenmiş mi? Düzenlenmiş ise hangisi uygulanacak? Yoksa hepsi birden mi uygulanacak? Bu sorulara ilişkin cevapların tümünü yazımızda bulacaksınız.

Gerçeğe aykırı hesap açılması ve muhasebe hilesi fiillerine ilişkin cezalar 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 112’nci maddesinde düzenlenmiş durumda. Maddeye göre; kasıtlı olarak gerçeğe aykırı hesap açanlar veya kayıtlarda her türlü muhasebe hilesi yapanlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine göre cezalandırılmakta. Yine maddeye göre; özel belgede sahtecilik suçundan dolayı cezaya hükmedebilmek için, sahte belgenin kullanılmış olması şartı da aranmıyor. Hem Kanunun bu hükmü, hem de Türk Ceza Kanununda tanımlı suçlar değerlendirildiğinde, ilgili hükmün “özel belgede sahtecilik suçu” olduğunu anlıyoruz. 5237 sayılı Kanunun 207’nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçuna baktığımızda ise; bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişinin, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını görüyoruz.

Dolayısıyla; ilk bakışta gerçeğe aykırı hesap açan veya muhasebe hilesi yapan Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerin temsilcilerinin veya yetkililerinin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını anlıyoruz. İşte bu noktada devreye Vergi Usul Kanunu hükümleri giriyor. Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerin tümü, çeşitli vergi mükellefiyetleri sebebiyle aynı zamanda Vergi Usul Kanunu hükümlerine de tabiler ve bu Kanun uyarınca defter (yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri) tutuyorlar.

Yukarıda belirtilen defterlerde gerçeğe aykırı hesap açılması veya muhasebe hilesi yapılması durumunda Vergi Usul Kanununun 359’uncu maddesi önemli hale geliyor. Bilindiği gibi, 359’uncu maddede “Kaçakçılık Suçları ve Cezaları” düzenlenmiş durumda. Bu suçların oluşumu için vergi ziyaı oluşması şartı da bulunmuyor. Maddeye göre; vergi ziyaı oluşsun ya da oluşmasın, vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunuyor.

O halde; gerçeğe aykırı hesap açan veya muhasebe hilesi yapan Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerin temsilcileri veya yetkilileri, hem Sermaye Piyasası Kanunu hem de Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrı ayrı mı cezalandırılacaklar? Burada da Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine bakmakta fayda var.

Türk Ceza Kanununun “Özel kanunlarla ilişki” başlıklı 5’inci maddesine göre; Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanıyor. Kanunun beşinci bölümü ise “suçların içtimaı”nı düzenliyor. Buna göre; biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç deniyor. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmıyor. Yukarıdaki durum bu kapsama girmiyor. Yine Kanunda zincirleme suç da düzenlenmiş durumda. Buna göre; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmediliyor. Yukarıdaki durum bu kapsamda da değil. Gelelim “fikri içtima”ya. Türk Ceza Kanununun 44’üncü maddesine göre; işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılıyor.

Yukarıda, 5’inci maddeye göre, genel hükümlerin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulandığını zaten ifade etmiştik. Tüm bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerin temsilcileri veya yetkilileri tarafından gerçeğe aykırı hesap açılması veya muhasebe hilesi yapılması halinde, hem “özel belgede sahtecilik” hem de “kaçakçılık suçunun” oluşmasına sebebiyet verildiğinden, Türk Ceza Kanununun fikri içtimaya ilişkin hükmü uygulanacak, fail ya da failler en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacaklardır.

Türk Ceza Kanununun 207’nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçu için öngörülen cezanın bir yıldan üç yıla kadar hapis olduğunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359’uncu maddesindeki kaçakçılık suçu için öngörülen cezanın ise on sekiz aydan üç yıla kadar hapis olduğunu görüyoruz. Maddelerdeki cezaların üst sınırlarının aynı olduğu hususunu dikkate aldığımızda, genel olarak alt sınırı yüksek olan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359’uncu maddesinin uygulanması gerektiğini söyleyebiliriz.

Ancak burada bir detay daha var. Vergi Usul Kanununun 359’uncu maddesinde; vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar için ceza öngörülmüş durumda. Şayet, Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerin temsilcileri veya yetkilileri tarafından, vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan bir defterde değil de, Sermaye Piyasası Kanunu genel tebliğleri uyarınca tutulan bir defterde (örneğin TMS ve TFRS’ye uyum kayıtlarının yapıldığı Sermaye Piyasası Muhasebe Defteri) muhasebe hilesi yapılmış veya gerçeğe aykırı hesap açılmış ise, sadece Sermaye Piyasası Kanununun 112’nci maddesi ve buna bağlı olarak Türk Ceza Kanununun özel belgede sahtecilikle ilgili 207’nci maddesi uygulanacak ve Vergi Usul Kanunu hükümleri devreye girmeyecektir.

NOT: Makalemiz www.vergisorunlari.com.tr adresinde yayınlanmıştır.

26.11.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM