YAZARLARIMIZ
İbrahim Döner
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
ibrahimdoner66@gmail.com



Karbon Ticareti ve Karbon Vergisi

Değerli okurlar, bu makalemde karbon ticaretinin amacını, Türkiye’de uygulanan karbon ticareti sistemin özelliklerini, biyogaz enerji üretim tesislerinden elde edilen karbon sertifikası satış gelirinin nasıl olduğu, karbon ticareti yapıldığı zaman ilgili vergi sistemlerimize göre faturaların nasıl kesileceği ve karbon gelirlerinin nasıl vergilendirileceğini anlatacağım.

GİRİŞ:

Karbon Ticaretinin ortaya çıkışı

Karbon ticaretinin temelini Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto protokolü oluşturmaktadır.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik eylem, stratejileri ve yükümlülükleri düzenlemektedir.

Kyoto Protokolü ise 1997 yılında imzaya açılmış olup, sanayi üretimi ağır olan ülkelerin imzalaması ile 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Kyoto Protokolü, hem geniş katılımlı uluslararası bir protokol olması hem de imzalayan ülkeleri bağlayıcı hükümler içerdiğinden önemli bir protokoldür. Bu protokol, bazı mekanizmalar kullanılarak sera gazı salınımını azaltmayı hedeflemektedir.

Yenilenebilir enerji kaynakları tesislerinde üretim sonucunda atmosferdeki sera gazı emisyonları artmakta olup, bu artışta en büyük pay fosil yakıtların yakılmasıyla çevreye verilen karbon gazı zararlarından kaynaklanmaktadır. Yenilenebilir enerji teknolojileri (güneş, rüzgâr, jeotermal, hidrolik ve biokütle gibi) çevreyi fosil enerji teknolojilerinden çok daha az etkiler. Çünkü kirleticisi yoktur. Enerji üretimi sonucu Sera gazı emisyonlarında yaşanan bu artış, başta küresel ısınma, iklim değişiklikleri, çevresel olaylar olmak üzere büyüme ve kalkınma üzerinde de olumsuz etkilere sahiptir. Sera gazı emisyonlarının neden olduğu, küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin olumsuz etkilerini azaltmayı hedefleyen Kyoto Protokolü’yle birlikte öne çıkan konu ise karbon ticareti olmuştur. Karbon ticaretinin bir diğer adı ise Emisyon Ticareti’dir.

1. Karbon Piyasası ve Karbon Ticareti nedir?

Karbon piyasası, karbon izinlerinin alınıp satıldığı bir piyasa olup, Emisyon Ticareti mekanizması çerçevesinde belirli bir emisyon hedefi olan ülkelerin kendi aralarında emisyon izinlerinin bir bölümünün alınıp, bir bölümünün satılabilmeleri imkânı sağlamaktadır. Bu kapsamda ülkelere karbon emisyon kotası tahsis edilmekte ve üye ülkelerin bu kotaları, kendi ülkelerindeki üreticiler arasında paylaştırması beklenmektedir. Herhangi ülke ya da üretici kendi kotasını aşarsa, daha az üreten ülke ya da üreticiden karbon kotası satın alabilmektedir. Yâda emisyon hedefi olan bir ülke hedefinden daha fazla emisyon azalımı yaptıysa, bu azaltım hedefine ulaşamayan bir başka ülkeye satabilmektedir.

2. Karbon Ticaretinde Türkiye’nin Durumu

Ülkemizde, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve  Sözleşmesine Yönelik Kyoto protokolüne katılmamızın uygun bulunduğuna dair 5836 sayılı kanun yayınlanmıştır. Bu kanuna göre Kyoto protokolüne katılımımız uygun görülmüştür.

Ülkemiz, Kyoto Protokolün ilk yükümlülük döneminde (2008–2012 yılları arası) protokolün esneklik mekanizmalarından yararlanamamıştır. Bu dönemde katılımcı ülkelerin gerçekleştirmesi öngörülen yükümlülükler ülkemiz için hiçbir bağlayıcılık teşkil etmemiştir. Ülkemiz, Kyoto Protokolü’nün Ek-I listesinde yer aldığı için yapılan emisyon ticareti, Gönüllü Karbon Piyasasına yöneliktir. Gönüllü Karbon Piyasaları Kyoto Protokolü Esneklik Mekanizmalarından bağımsız olarak faaliyet göstermektedir.

Gönüllü Karbon Piyasası; bireylerin, işletmelerin, etkinliklerin, kurum ve kuruluşların, firmaların, kar amacı gütmeyen kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak azaltımı ve dengeleyebilmelerini kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan bir pazardır.

Gönüllü Karbon Piyasalarına yönelik projeler ülkemizde geliştirilmekte ve uygulanmakta olup, Türkiye Gönüllü Karbon Piyasasında önemli bir role sahiptir. Küresel iklim değişikliklerine duyarlı şirketlerin faaliyetleri ile ortaya çıkardıkları karbon salınımına karşılık, başka bir şirketin aynı miktarda karbon tasarrufu sağlayan projesinde belgelendirdiği karbon azaltımı sertifikasını satın alma çerçevesinde çalışan Gönüllü Karbon piyasasında fiyatlar, zorunlu Karbon Piyasasına göre daha düşüktür. Türkiye’de sistemin çalışması ise, lisansı olan firmalar enerji ve sanayi şirketleri için sera gazı salınımını azaltan projeler geliştirmektedir. Bu projeler neticesinde gönüllü karbon sertifikasyonu elde edilip dünya çapında piyasada satışı yapılmaktadır.

Ülkemizde, gönüllü Karbon Piyasası faaliyetleri 09.10.2013 Tarihli, 28790 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Gönüllü Karbon Piyasası Proje Kayıt Tebliği ile yürütülmektedir. Karbon gazı elde etmek isteyen firmaların ve kuruluşların gözetimi ve denetimi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmaktadır

Gönüllü karbon piyasası özellikleri

  • Proje veya piyasa temellidir.
  • Katılım için herhangi bir sınırlama yoktur.
  • Kyoto Protokolü kapsamında zorunlu olarak uygulanan esneklik mekanizmalarına benzerdir.
  • Piyasanın en önemli özelliği Kyoto Protokolü kapsamındaki zorunlu süreçlerden ayrılmasıdır.
  • Gönüllü Karbon Piyasası’nda kurum ve kuruluşlar hedeflerini, devletin belirlediği politikalar ve hedeflerden bağımsız olarak geliştirilebilirler.
  • Karbon salınımı nötr olmak isteyen organizasyonlar atmosfere salınımı gerçekleştirdikleri sera gazlarını hesaplayarak bu emisyonlarını azaltmak ve dengelemek için emisyon azalımı sağlayan projelerin üretmiş oldukları karbon kredilerini satın alırlar.

 

3. Karbon piyasası oyuncuları

  • Yatırımcılar
  • Karbon piyasası danışmanları
  • Karbon piyasası proje geliştiricileri
  • Karbon piyasası ayak izi şirketleri
  • Projeyi fonlayanlar
  • Yetkilendirilmiş bağımsız denetleyici kuruluşlar
  • Gönüllü karbon standart kurumları

 

4. Karbon Sertifikası Kredisi

Bir karbon kredisi bir ton karbondioksiti (CO2) temsil etmektedir. Bu amaçla elde edilen krediler belirli bir değer üzerinden ulusal ve uluslararası şirketler aracılığı ile satılmakta, elde edilen katma değer ise sera gazı salınımını azaltacak teknolojilerin uygulanması ve yaygınlaştırılması amacıyla kullanılmaktadır. Bu sayede sera gazlarının emisyonuna sebep olacak projelerin dünya genelinde yaygınlaştırılması için bir finansman yaratılmış olacaktır. Birçok karbon ticareti gerçekleştiren şirket, kurumsal ve bireysel müşterileri için oluşturdukları karbon kredilerini satın almakta ve bunları kapasite artışı yapan ancak karbon emisyonu kotasını artıramayan müşterilerine satmaktadırlar. Bu karbon kredileri yatırım fonlarından, karbon kredisi geliştirme şirketlerinden satın alınabilmektedir. İki tip karbon kredisi bulunmaktadır. Bunlar aşağıdaki gibidir.

a) Karbon Denge Kredisi:  Rüzgâr, güneş, hidro ve biyokütle yakıtlardan elde edilen enerji üretimini kapsamaktadır. Denge kredisinin amacı temiz enerji üretimidir.

b)Karbon Azaltım Kredisi: Ağaçlandırma, yeniden ağaçlandırma, okyanus–deniz ve toprak iyileştirme çabalarını kapsamaktadır. Bu kredilerin her ikisinin amacı da Global Karbon Emisyon krizini çözmeye yöneliktir.

Karbon finansmanının enerji sektöründe faaliyet gösteren firmalara kazandırdıkları Kyoto Protokolü’nün sera gazı salımlarını azaltma fikri yatmaktadır. Gelişmiş ülkelerde sera gazı salım azaltımı bedeli yüksek olduğundan ekonomik açıdan daha uygun bir yöntemle salım azaltımlarının sağlanabileceği düşünülmektedir. Karbon ticareti yenilenebilir enerji sektörüne ek bir finansman sağlayarak projelerin riskini azaltmakta, bu tarz projelerin hayata geçmesini sağlamaktadır. Böylece bu şirketler saldıkları karbondioksit miktarını, başka bir yerde karbondioksit emisyonu yapmayan veya yaptığı karbondioksit miktarını azaltan projeleri destekleyerek sıfırlamaktadırlar.

5. Karbon Ticareti Alım Satım sözleşmeleri (ERPA)

Karbon Emisyon Azaltımı Alım Satım Sözleşmesi (ERPA): Karbon emisyonu haklarının alıcısı ile satıcısı arasında yapılan bir sözleşmedir. Karbon emisyonu haklarının alınması, satılması, iktisabı ve devri hususlarını düzenleyen yazılı bir hukuki çerçeve sağlar.

6. Karbon Ticaretinin Vergilendirilmesi

Karbon Vergisi: Karbon içerikli yakıtlardan (kömür, doğalgaz gibi fosil yakıtlar) ve bu yakıtların içerdikleri karbon miktarına göre alınan bir vergidir.

Karbon vergisinin temel amacı ise hazineye gelir elde etmenin ötesinde ekolojik düzeni korumak ve çevreyi koruyucu davranışların daha da ön plana çıkmasını sağlamaktır.

Karbon vergisinin önceliğini İskandinav ülkeleri yapmıştır. İlk olarak 1990 yılında Finlandiya’da uygulanmıştır. Daha sonra sırasıyla Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka gibi Avrupa Ülkeleri takip etmiştir. Günümüzde halen birçok ülkede uygulanmaktadır. (Fransa, İtalya, Kanada)

Karbon vergisinin özellikleri

  • Karbon vergisi atmosferdeki karbon miktarını azaltabilecek etkin bir araçtır.
  • Spesifik bir vergidir. Emisyon salımı ölçümlerine göre belirlenip alınmaktadır.
  • Negatif dışsallıkları azaltmakta önemli rol oynamaktadır.
  • Piyasa temelli olan Karbon Vergisi diğer karbon azaltım yöntemlerine göre daha etkindir.
  • Elde edilen vergi bazı ülkelerde karbon azaltım ve iklim değişikliği etkilerini geliştirmek için kullanılırken, bazı ülkelerde merkezi bütçeye gelir kaydedilmektedir.

7. Karbon Vergisinin Uluslararası Mevzuat Hükümleri Yönünden İncelenmesi

Ulusal vergi mevzuatında karbon ticareti ile ilgili ve uygulayıcı ülkelerin vergisel sistem düzenlemeleri incelendiğinde karbon gelirlerinin, vergiye tabi bir hizmet mi yoksa gayri maddi hak gelirimi olacağına ilişkin kıstasların belirlenmesi gereği duyulmuştur.

Uygulayıcı ülkelerdeki düzenlemelere bakıldığında vergi mevzuatlarında karbon ticaretine konu edilen işlemin bir sertifika alım satım işi olması gerektiği kararlaştırılmış ve üye ülkeler karbon alış satış işlemlerini gayri maddi hak olarak vergilendirilmesi gerektiğine karar vermişlerdir.

Uygulayıcı ülkelerin karbon gelirini gayri maddi hak olarak kabul etmesinin gereği olarak gayri maddi hak şu şekilde tanımlanacaktır. Kişilerin yaratıcı uğraşları sonucunda meydana getirdiği, maddi bir varlığı olmayan, zekâ ve düşünce ürünleri üzerindeki haklar olarak belirlenecektir.

Karbon Vergisinin Gayri Maddi Hak Bedeli Olarak 2017 OECD Vergi Anlaşmaları Modeli Uygulaması Açısından İncelenmesi

OECD Vergi Anlaşmaları Model Uygulamasının 12. maddesinde gayri maddi hakların kiralanması ve kullanılması karşılığında yapılan ödemeler üzerindeki çifte vergilemenin önlenmesi düzenlenmiştir. Bu maddede, gayri maddi hak bedelleri aşağıdaki gibi olduğu belirlenmiştir

  • 1.fıkra ile bir akit Devlette doğan ve diğer akit Devletin mukimi olan bir lehtara ödenen gayri maddi hak bedellerinin yalnızca bu diğer Devlette vergilendirileceği belirtilmiştir.
  • 2. fıkrada “gayri maddi hak bedeli” teriminin geniş bir tanımı yapılmaktadır. Buna göre, sinema filmleri dâhil olmak üzere edebi, artistik, bilimsel her nevi telif hakkının, her nevi patentin, alametifarikanın (marka), desen veya modelin, planın, gizli formül veya üretim yönteminin veya sınai, ticari, bilimsel tecrübeye dayalı bilgi birikiminin kullanma, kullanma hakkı karşılığında ödenen her türlü ödemeler ile ticari, sınai veya bilimsel makine-teçhizatın kiralanmasından kaynaklanan ödemeler de bu madde kapsamında yorumlanacaktır.
  • 3.fıkrada, gayri maddi hak bedeli lehtarının diğer Devlette bir iş yerinin bulunması ve bu iş yeri ile bu gayri maddi hak bedeli arasında etkin bir bağ bulunması halinde, bu ödemeye bu maddenin değil, fakat 7 inci madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
  • 4. fıkrada, hak bedeli ödeyicisi ile lehtar arasında özel bir ilişkinin bulunması ve ödenen bedelin böyle bir ilişkinin olmadığı kişiler arasında ödenen gayri maddi hak bedelini aşması halinde, bu madde hükümlerinin yalnızca son bahsedilen bedele uygulanacağı; aşan kısmın, bedeli ödeyen kişinin mukim olduğu devletin vergi mevzuatına göre vergilendirileceği belirtilmiştir.

OECD Model Anlaşmasında gelir unsurları genelde Royalty olarak adlandırılmaktadır. Oysaki bizim mevzuatımızda bu gelir unsurları Gayri Maddi Hak olarak vergilendirilmektedir.

Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması Hükümleri (ÇVÖA)

OECD Model Anlaşmasının 12 inci maddesinde yer alan yukarıdaki hükümlere bazı farklarla Çifte Vergilendirmeyi Önlenme Anlaşması hükümlerinde yer verilmiştir. Buna göre;

Türkiye’nin Almanya, ABD, Fransa, Güney Kore, İngiltere, İsrail, İtalya, Moğolistan, Özbekistan, Romanya, Rusya ve Singapur ile imzaladığı ÇVÖA’nda, gayri maddi hakların kullanımı veya kullanım hakkının yanı sıra, satışı karşılığında yapılan her türlü ödemelerin de 12’ inci madde kapsamında gayri maddi hak bedeli olarak değerlendirileceği ve kaynak ülkede vergilendirilebileceği hükme bağlanmıştır. Vergilendirme yapılırken çifte vergi önleme anlaşması yapılan diğer ülkelere ve vergi kesintisi oranlarına dikkat edilmelidir.

8. Türk Vergi Mevzuatında Karbon Sertifika Vergisinin Yasal Durumu ve Vergilendirilmesi

Karbon vergisinin mükellefi ve vergiyi doğuran olay

Türk Vergi Mevzuatımızda mükellef ve vergiyi doğuran olay gibi vergiye ait kavramlara, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yer verilmiştir. İlgili kanunun 8’inci maddesinde mükellef kavramı “vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir  denilmektedir. İlgili kanunun 19’uncu maddesinde vergiyi doğuran olay kavramı ise, “Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın    vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar” şeklinde tanımlanmıştır.

Karbon vergisinin mükellefi ise “kirleten öder prensibi” gereğince kirleten yani fosil yakıt tüketen gerçek veya tüzel kişilerdir.

Türk Vergi Mevzuatımızda enerji tesislerinden, fosil yakıtlardan çevreye salınan karbon gazından karbon vergisi adında herhangi bir vergi alınmamaktadır. Mevzuatımızda karbon vergisi adında hiçbir verginin de tanımı yapılmamıştır. Karbon vergisinin uygulandığı ülkelerin genel prensibi çevreyi kirleten öder mantığıdır. İlgili kanunları incelediğimiz zaman karbon vergisinin çevre vergisi uygulamalarına benzer olduğu anlaşılmaktadır. Ülkemiz mevzuatında çevre vergileri ise kirleten öder prensibi gereği devlet tarafından belirlenmiş ve kanunlarımıza yer almıştır. Uygulamada çevre ile ilgili olduğu söylenebilecek vergiler aşağıdaki gibidir.

Çevre Temizlik Vergisi:  Belediye ve mücavir alanlar içinde binaların oluşturduğu kirlilik ve çevresel atıkların temizliği Belediyeler tarafından yapılmaktadır. Belediyeler tarafından sunulan bu hizmetin karşılığında bu hizmetin sunulduğu taşınmazlarda oturan kişilerden tahsil edilen vergiye Çevre Temizlik Vergisi denilmektedir. Bu vergi Belediyeler tarafından çevrenin temiz tutulması karşılığında alınmaktadır.

Motorlu Taşıt Vergisi: 197 Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu uyarınca araçların doğaya salmış olduğu emisyon oranına, aracın yaşı ve koltuk sayısına göre her yıl tutarları belirlenen bir taşıt vergisidir. Buradaki amaç çevresel kirliliğe sebep olan taşıt kullanıcılarından çevreye verilen zarardan bir nevi belirli oranlarda vergi almaktır.

Özel Tüketim Vergisi: Bu vergi konusunda genellikle lüks tüketim malları akla gelmektedir. Aslında akaryakıt üzerinden de ÖTV alınmaktadır. Akaryakıt bedeli üzerinden alınan ÖTV fiyatı yükselterek, tüketim kısıldığından bir nevi çevre kirliliğine katkıda bulunmaktadır.

Gelir Vergisi Kanunu’nda Karbon Sertifikası İşlemlerinin Gayri Maddi Hak Olarak Kabul Görülmesi Halinde Vergilendirme İle İlgili Kurallar

Bireysel İşletmeler Yönünden Vergilendirme

Karbon geliri, gelir vergisi kanununda sayılan unsurların birçoğunu yakından ilgilendirmektedir. Gelir Vergisi Kanunu ticari kazanç kısmına baktığımız zaman Gayri maddi hak bedellerinin işletmede satışı veya kiralanması durumunda niteliğine bakılmaksızın ticari kazanç olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.

Yurt içindeki bireysel işletmelerin, yurt dışındaki gönüllü karbon piyasalarında yapacakları karbon sertifikası satışlarından elde edecekleri gelirlerin safi tutarı, GVK’nun 1 inci maddesi hükümleri kapsamında, bir gayri maddi hak satışından sağlanan değer artış kazancı olup, Gelir Vergisi tarifesine göre % 15‐35 arasında değişen oranlarda Gelir Vergisine tabi olacaktır.

GVK nın 80. maddesinin ikinci fıkrasında, GVK’ nın 70 inci maddesinin birinci fıkrasının 5 numaralı bendinde atıfta bulunularak, yazılı hakların (ihtira beratları hariç) elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artış kazancı olarak vergilendirileceği belirtilmiştir.

GVK ’nın 70. Maddesinin 1.fıkrasının 5. Bendinde belirtilen değer artış kazançları ise; arama, işletme ve imtiyaz hakları ve ruhsatları, ihtira beratı, alametifarika, marka, ticaret unvanı, her türlü teknik resim, desen, model, plan ile sinema ve televizyon filmleri, ses ve görüntü bantları, sanayi ve ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar sayılmaktadır. Bu fıkra hükmüne göre bireysel işletmelerin karbon sertifikası devir işlemleri ve emisyon hakları da bu kapsama girmektedir.

Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Karbon Sertifikası İşlemlerinin Gayri Maddi Hak Olarak Kabul Görülmesi Halinde Vergilendirme ile İlgili Kurallar

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3. Maddesinde tam ve dar mükellef kurumların tanımı yapılmış, dar mükellef kurumların Türkiye’de elde ettikleri kazançların vergilendirileceği hüküm altına alınmıştır. İlgili madde metninde dar mükellefiyet kurumların hangi kazanç türlerinden vergi alınacağı da detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Sayılan bu kazanç türlerinden elden edilen gelirin Türkiye’de elde edilmesi ve daima temsilci bulundurması halinde gelir vergisi kanununun ilgili hükümlerinin tatbik olunacağı belirtilmiştir.

Kurumlar Vergisi Stopaj oranı tespit edilirken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

  • Ödemenin hangi ülkeye yapıldığına dikkat edilmelidir
  • Ödeme yapılan ülke ile Türkiye arasında çifte vergi önleme anlaşması olup olmadığına bakılmalıdır.
  • Çifte vergi önleme anlaşması varsa gayri maddi hak kazancı söz konusu olduğunda ilgili anlaşmalara bakıp, ilgili iki ülke anlaşmasının vergi oranları belirlenmelidir.
  • Karbon sertifikası yurtdışı alım işlemleri gayri maddi hak olduğundan genel kurumlar vergisi stopaj oranı %20’dir. Çifte vergi önleme anlaşması olan ülkelerde teslim işlemleri yapıldığı zaman ilgili anlaşmalara göre değişmekle birlikte genelde %10 kurumlar vergisi stopaj kesinti yapılmaktadır.

Karbon Ticaretinde Karbon Sertifikası İşlemlerinin Kamu Otoritesi Tarafından Hizmet Olarak Kabul Edilmesi Halinde Vergilendirme

KDV kanununun 1 inci maddesi hükümlerine göre, Türkiye'de yapılan ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisinin konusunu oluşturmaktadır.

KDV kanununun bu hükümleri çerçevesinde, yurt içinde faaliyet gösteren bir işletmenin sahibi olduğu karbon sertifikasını yine yurt içinde faaliyet gösteren bir başka işletmeye devretmesi de bir hizmet olarak katma değer vergisine tabi olacaktır. Verginin oranının ne olacağı konusunda Bakanlar Kurulu yetkili bulunmaktadır. Karbon sertifikası satışı ile ilgili özel bir oran belirlenmediği takdirde, bu satış, % 18 oranında katma değer vergisine tabi olacaktır.

Yurt içinde faaliyet gösteren bir kurumun sahibi olduğu karbon sertifikasını yurt dışında faaliyet gösteren bir başka dar mükellef kuruma satması halinde, bu satış KDV kanununun 11 inci maddesi hükümleri uyarınca katma değer vergisinden istisna edilecektir. Kanunun anılan maddesinde, ihracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler, yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler, vergiden istisna edildiği hükme bağlanmıştır.

 Yurt içinde faaliyet gösteren bir işletmenin yurt dışında faaliyet gösteren dar mükellef bir kurumdan karbon sertifikasını satın alması halinde, bu işlem karbon gelirinden yurt içinde faydalanılacak olması sebebiyle katma değer vergisine tabi olacak, bu verginin ödenmesi yükümlülüğü ise yurt içindeki işletmeye ait olacaktır. Daha net bir anlatımla, KDV kanununun 9. maddesinde mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları veya diğer ilgili bir şahsı verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hüküm altına alınmıştır. Yurt dışında satın alınan bir hizmetin, katma değer vergisine tabi olmasının ön koşulu, hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de yararlanılmasıdır. Bunlardan birinin varlığı halinde, yurt dışından satın alınan hizmetin, Türkiye ile ÇVÖA imzalamış bir ülkeden satın alınan karbon sertifikası ile ilgili fatura tutarı önce, ÇVÖA’da belirtilen vergi oranı dikkate alınarak brütleştirilecek, hesaplanan brüt tutar üzerinden ÇVÖA’da belirtilen oranda kurumlar vergisi tevkifatı ve brüt tutar üzerinden % 18 oranında KDV tevkifatı yapılacaktır

Türkiye ile ÇVÖA imzalamış bir ülkeden satın alınan hizmetlerle ilgili fatura tutarının kurumlar vergisi tevkifatına tabi olup olmadığını anlamak için de ÇVÖA hükümlerine bakılmalıdır. Anlaşma hükümlerine göre, hizmetin niteliği dikkate alınarak hizmet alan ülkeye vergileme hakkı verilip verilmediğine bakılmalı, verilmişse tevkifat yapılmalıdır. Fatura bedeli üzerinden Kurumlar Vergisi tevkifatı yapılmadığı durumlarda, % 18 oranındaki KDV, brütleştirilmiş tutar üzerinden değil, fatura tutarının TL karşılığı üzerinden hesaplanacaktır

Karbon sertifikası olarak kayıtlara alınacak faturaların hesaplama yöntemleri

1) XYZ A.Ş. Yurt dışından, ülkemiz ile ÇVÖA imzalamış bir ülkeden 50.000 USD tutarında karbon sertifikası satın almıştır. Şirket, adına düzenlenen fatura üzerinden aşağıdaki şekilde kurumlar vergisi tefkifatı ve katma değer vergisi tevkifatı hesaplayıp, Kanunla belirlenen süre içinde vergi idaresine beyan edecek ve belirlenen süre içinde de ödeyecektir.

İlgili fatura hesaplamaları aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

Genel Kurumlar Vergisi Stopaj Oranı: %20

Çvöa imzalan ülkeler arasındaki stopaj oranı: %10

Sorumlu sıfatıyla KDV tevfikatı oranı %18

Fatura tarihindeki TCMB alış kuru: 3,50 TL

Faturanın TL karşılığı: 50.000 USD x 3.50 TL = 175.000 TL

Brütleştirme katsayısı: ( 1-,10) =0,90

Bürüt tutar (stopaj matrahı) 175.000 x 0,90 = 194.444 TL

Kurumlar vergisi stopajı: 194,444 x 0,10: 19.444

Sorumlu sıfatıyla KDV: 194.444 X 0,18= 34,999 TL

2) Karbon sertifikasının satın alındığı yukarıdaki örnekteki, ülkemiz ile ÇVÖA imzalamamış bir ülke olması durumunda, ödenecek kurumlar vergisi tevkifatı ve katma değer vergisi tevkifatının tutarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.

Genel Kurumlar Vergisi Stopaj Oranı: %20

Çvöa imzalamayan ülkeler arasındaki stopaj oranı: %20

Sorumlu sıfatıyla KDV tevfikatı oranı %18

Fatura tarihindeki TCMB alış kuru: 3,50 TL

Faturanın TL karşılığı: 50.000 USD x 3.50 TL = 175.000 TL

Brütleştirme katsayısı: ( 1-,0,20) =0,80

Bürüt tutar( stopaj matrahı) 175.000 x 0,80 = 218,750TL

Kurumlar vergisi stopajı: 218,750 TL x 0,20: 43,750 TL

Sorumlu sıfatıyla KDV: 218.750 TL X 0,18= 39,375 TL

Yararlanılan kaynaklar

www.muhasebetr.com

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Gönüllü Karbon Piyasası Proje Kayıt Tebliği

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Piyasasında, uygulama sonucu oluşan bilgi ve tecrübeler

Kyoto Protokolü ve protokolün ekleri

Çifte Vergi Önleme Anlaşmaları

OECD Vergi Anlaşmaları Modeli

Kurumlar vergisi kanunu

Gelir vergisi kanunu

KDV kanunu

17.04.2018

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM