Güray ÖĞREDİK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.MuhasebeTR.com Site Başyazarı
gogredik@mazarsdenge.com.tr
PROMOSYON, EŞANTİYON
VE NUMUNE ÜRÜN TESLİMLERİNİN FATURA VEYA FATURA BENZERİ BELGEYE BAĞLANMASI
GEREKİYOR
Tarih:
24.08.2007
Promosyon ürünlerin, numunelerin ve
eşantiyonların KDV karşısındaki durumu (50) seri numaralı KDV Genel Tebliği ile
açıklanmış ve teslimlerinde katma değer vergisi hesaplanmasına gerek olmayan bu
ürünler için yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği
belirtilmişti.
Son zamanlarda, gerek mali
müşavirlik sektöründe meslektaşlarımızdan duyulan ve gözlemlenen
gerekse çeşitli firmalardan iletilen bilgilere ve sorulara istinaden
edinilen bilgilere göre; indirimine izin verilen katma değer vergisinin iade
konusu yapılabilmesi ve kayıtlarda kabul edilmesi için bedelsiz promosyon,
eşantiyon ve numune ürünlerin tesliminin fatura veya fatura yerine geçen bir
belgeye bağlanması şartına, (50) seri numaralı KDVGT’nde ve ilgili diğer
mevzuatta bu yönde açık ve kesin bir düzenleme olmamasına rağmen bazı vergi
daireleri tarafından özel olarak dikkat edildiği gözlenmektedir. Bu nedenle,
(50) seri numaralı KDVGT’nde yazılı esaslara göre bedelsiz olarak ve bu nedenle
katma değer vergisi hesaplamaksızın teslimi yapılan promosyon, numune ve
eşantiyon ürünleri için sevk irsaliyesi veya irsaliyeli fatura düzenlenmesinin
ve bedel içermeyen söz konusu belgelere, teslimin içeriğine dair açıklayıcı
bir not yazılmasının, ileride oluşabilecek olası ihtilafları önleyeceği
görüşündeyiz.
Promosyon olarak adlandırılan
ürünler bilindiği gibi satışı yapılan esas ürünün/malın yanında, satışları
arttırmak amacıyla pazarlama tekniği kapsamında bedelsiz olarak bir başka ürünün
ya da aynı üründen bir veya bir kaçının daha bedelsiz olara müşteriye
verilmesidir. Bu tarz teslimlerde bedelsiz olarak verilen malın KDV mevzuatı
gereği faturada gösterilmesi “miktar iskontosu” şeklinde değil, “tutar iskontosu”
şeklinde olmalıdır. Yani, 100 YTL’lik (A) Malının yanında ayrıca 10 YTL’lik (B)
malı verilirse, fatura aşağıdaki gibi olmalıdır:
(A) Malı 100
YTL
(B) Malı 10 YTL
------------
Toplam: 110 YTL
İskonto 10 YTL
------------
KDV Matrahı 100 YTL
KDV %18 18 YTL
------------
Toplam 118 YTL
=======
Promosyon ürün eğer, “miktar
iskontosu” şeklinde gösterilirse, yani;
İlk şekil İkinci şekil
----------------------------------------
-------------------------------------------
(A) Malı 100 YTL (A)
Malı 100 YTL
(B) Malı 10 YTL (B)
Malı - 0-
------------
------------
Toplam 110 YTL KDV Matrahı
100 YTL
Bedelsiz (B) KDV
%18 18 YTL
Malı 10 YTL
------------
-----------
Toplam 118 YTL
KDV Matrahı 100 YTL
=======
KDV %18 18 YTL
-----------
Toplam 118 YTL
=======
İşte bu noktada işletmeye ait bir
malın bedelsiz işletme dışına çıkarılmasına izin vermeyen KDV Kanunu madde 27,
faturada “miktar iskontosu” olarak bedelsiz mal şeklinde gösterilen bu teslim
için, firmanın emsal bedel üzerinden KDV beyan etmeyerek vergi ziyaına sebebiyet
olması sonucunu götürecektir. KDV Kanunu madde 27 aşağıdaki gibidir:
“Madde 27: Emsal bedeli ve emsal ücreti:
1. Bedeli bulunmayan veya bilinmeyen
işlemler ile bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması
halinde matrah işlemin mahiyetine göre emsal bedeli veya emsal ücretidir.
2. Bedelin emsal bedeline veya emsal ücretine göre
açık bir şekilde düşük olduğu ve bu düşüklüğün mükellefçe haklı bir sebeple
açıklanamadığı hallerde de, matrah olarak emsal bedeli veya emsal ücreti esas
alınır.
3. Emsal bedeli ve emsal ücreti Vergi Usul Kanunu
hükümlerine göre tespit olunur.
4. Katma değer vergisi uygulaması bakımından emsal
bedelin tayininde genel idare giderleri ve genel giderlerden mamule düşen
hissenin bedele katılması mecburidir.
5. Serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek
teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede
gösterilen ücretten düşük olamaz”
Tekrar konumuza dönecek olursak,
promosyon, eşantiyon ve numune ürünlerin belgelenmesi mevzuunda promosyon ürün
teslimleri her şekilde vergi ve muhasebe uygulaması açısından fatura ve fatura
benzeri belgeye bağlanmak zorundadır.
Asıl sorun eşantiyon ve numune
olarak adlandırılan bedelsiz ürünlerde söz konusudur.
Pek çok sektörde tanıtım çok
önemlidir. Bunun yanı sıra gelenek ve göreneklerimize göre bayram ve yıl başı
gibi özel günlerde işletmeler önemli müşterilerine veya tedarikçilerine ya da
ilişkili oldukları diğer şirket, kurum ve kuruluşlara hediyelik bir çok değişik
bedelsiz ürün göndermektedir. Bu ürünler bazı zamanlar çok değerli
olabilmektedir.
Bilindiği gibi bir giderin vergi
mevzuatı açısından kabul edilebilmesi bu giderin ticari hayat ile ilgili olması,
genel kabul görmüş ticari teamüllere (miktar ve tutar olarak) uygun olması ve
elbette belgeye bağlanması ile mümkündür.
İşletmeler genel olarak hediye
veya numune olarak verecekleri bir ürün için kendi kayıtlarına giriş yapılırken
fatura veya benzeri belge teminini yeterli görmektedirler. Oysa vergisel açıdan
yapılacak bir incelemede bu bedelsiz ürünlerin gerçekten ticari teamüllere
(miktar ve tutar olarak) uygun bir şekilde ve gerçekten ticari hayat açısından
ilişkili olunan kişilere mi verildiğinin belgelenmesi istenebilecektir.
Bu konuda açık ve doğrudan bir Kanun
metni veya düzenleme olmamakla birlikte, KVK ve GVK’nın gider kabul edilme
şartlarına ilişkin maddeleri ile VUK’nun 3’üncü maddesinde yer alan
“vergilendirmede vergiyi doğrudan olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyeti esastır” hükmünden hareketle, işletmelerin bedelsiz teslimlerini
gerçekten de ticari açıdan ilişkili oldukları kabul edilecek kişilere yapıp
yapmadıklarını belgelenmek suretiyle ispatı istenebilir, düşüncesindeyiz.
Bu sebeple işletmeler, özel günlerde
veya faaliyetleri gereği eşantiyon ve numune teslimlerinde mutlak olarak
irsaliye ve bedelsiz fatura yada irsaliyeli fatura düzenlemeleri, bu belgelerin
ekinde ise yapılan teslimle ilgili gerekçeli bir nota (Örneğin; eşantiyon
veya numune verilen kişinin işletme ile alakası, neden böyle bir teslim
yapıldığı..v.b.) yer verilmesi ve karşı tarafından bu bedelsiz ürünleri
teslim aldığına dair irsaliyede kaşe ve imzasının olmasının doğru olacaktır,
düşüncesindeyiz.
Bazı işletmeler, özellikle eşantiyon
işlemini abartmakta, şirket ortaklarına ait şahsi harcamaları (giyim, süs
eşyası, çiçek, elektronik malzeme ve ürün…v.b.) sanki işletme ile ticari
çevreden alâkalı kişi ya da kişilere eşantiyon (hediye) ürün teslimi gibi
göstermek amacıyla, gider faturasının arkasına ya da ekine müşteri ya da
tedarikçi firmalardan birisinin veya yöneticisinin adı yazılmaktadır.
Bu gibi bir tespit, öncelikle (50)
seri numaralı KDVGT’nde yer alan miktar ve tutarsal açıdan ticari teamüllere
aykırılık yönünden KDV indiriminin reddini, GVK Madde 40 açısından giderin
ticari kazançla ilgili olmaması nedeniyle giderin reddinin ve hatta VUK Madde
30/4 açısından re’en takdire kadar gidecek bir eleştiri sürecini doğurabilir.
Elbette burada kilit nokta yine “emsal” olarak alınacak “miktar ve tutarsal
ticari teamül” olacaktır. İnceleme sonucunda çok somut bir veri olmasa bile, bu
tarz harcamaların göze batacak kadar fazla olması, işletmenin dolaylı olarak
diğer hesaplarının da daha detaylı incelenmesine de sebep olabilecektir.
Son olarak ise bu işlemlerin
muhasebe ve dönemsellik boyutuna değinmek istiyoruz. Promosyon, eşantiyon
veya numune olarak alınan mallara ait gider faturaları asla doğrudan gider
olarak kaydedilmelidir. Özellikle de yılın son birkaç günü tarihli olursa.
Öncelikle 157-Diğer Stoklar hesabında takip edilmeli ve yukarıda açıklandığı
şekilde teslimleri belgeye bağlandıktan sonra, teslim tarihlerine göre ilgili
gider hesabına çıkış kaydı yapılmalıdır.