Güray ÖĞREDİK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.MuhasebeTR.com Site Başyazarı
gogredik@mazarsdenge.com.tr
KUR FARKLARININ
FATURA EDİLMESİ VE MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
Tarih:
10.08.2007
1- GİRİŞ
Bilindiği gibi, kur farklarının
KDV’ne tabi olup olmaması sürekli tartışılmakta olan bir konudur. Maliye
İdaresi, kur farklarının KDV’nin tabii olması gerektiği görüşündedir. Bir çok
yazar ve yargı kararı ise kur farklarının KDV’ne tabii olmadığı görüşündedir.
Çalışmamızda, kur farklarının KDV’ne
tabi olup olmaması değil, tabi olduğu kabulü ile muhasebede yapılması gereken
kayıtlar, kur farklarının nasıl takip edilmesi gerektiği ve ne zaman fatura
edilmesi gerektiği açıklanacaktır.
2- YASAL MEVZUAT AÇIKLAMALARI
Kur farklarının KDV’ne tabii olması
gerektiği, vergiyi doğuran olay ile ödeme tarihi arasındaki kur farklarının
KDV hesaplanarak fatura edilmesi gerektiği hakkında Maliye İdaresi görüşünü
açıklayan 14 numaralı KDV sirküleri ve 105 seri numaralı KDV Genel Tebliği’nin
ilgili bölümü aşağıdaki gibidir:
2.1- Katma Değer Vergisi
Sirküleri / 14
Konusu :Yurt İçi Teslimler ile İhraç
Kayıtlı Teslimlerde Aleyhe Oluşan Kur Farkları
Tarihi : 05.05.2004
Sayısı : KDV-14 /2004-14
İlgili olduğu maddeler : Katma Değer
Vergisi Kanunu Madde 1, 11, 20, 24, 26 ve 35
1. Giriş:
Bakanlığımıza intikal eden
olaylardan, yurt içi teslimler ile ihraç kayıtlı teslimlerde aleyhe oluşan kur
farklarının katma değer vergisine tabi tutulup tutulmayacağı konusunda
teredddüte düşüldüğü anlaşılmaktadır.
2. Yasal Düzenlemeler:
Katma Değer Vergisi Kanununun 1.
maddesinde verginin konusunu teşkil eden işlemler sayılmış, 11/1-c maddesinde
ise ihraç edilmek üzere ihracatçılara yapılan teslimler üzerinden hesaplanan
katma değer vergisinin ihracatçılar tarafından ödenmemesi, ödenmeyen bu verginin
de imalatçılar tarafından ilgili dönem beyannamesinde tecil ve ihracatın
gerçekleşmesini müteakip terkin edilmesi öngörülmüştür.
Aynı Kanunun;
- 20. maddesinde, katma değer
vergisi matrahının teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedel
olduğu; bedel deyiminin, alıcının ödediği veya borçlandığı para, mal ve diğer
şekillerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler
toplamını ifade ettiği,
- 24/c maddesinde, vade farkı, fiyat
farkı, faiz vb. unsurların matraha dahil bulunduğu,
- 26. maddesinde, bedelin döviz ile
hesaplanması halinde, dövizin vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari
kur üzerinden Türk parasına çevrileceği,
- 35. maddesinde ise matrahta
değişiklik vukubulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan
mükelleflerin bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan
mükellefin ise indirim hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun
şekilde ve değişikliğin vukubulduğu dönemde düzelteceği,
hüküm altına alınmıştır.
3. Yurt İçi Dövize Endeksli
Teslimlerde Aleyhe Oluşan Kur Farklarının Vergilendirilmesi:
Teslime konu mal yurt içinde
katma değer vergisi uygulanmak suretiyle satın alınmışsa malı satın alan
mükellef tarafından düzenlenecek faturada ;
- katma değer vergisi dahil
toplam bedelin dövize endeksli olarak belirlenmesi durumunda vergiyi
doğuran olayın meydana geldiği tarih ile ödeme tarihi arasında ortaya
çıkan aleyhe kur farklarına ait katma değer vergisinin, kur farkı bedeline iç
yüzde oranı uygulanmak suretiyle,
- dövize endeksli toplam
bedele katma değer vergisinin dahil edilmemesi durumunda vergiyi doğuran
olay ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan aleyhe kur farkları
üzerinden katma değer vergisi hesaplanarak,
ilgili dönemde her iki mükellef
tarafından genel usul ve esaslar çerçevesinde işlem yapılacaktır.
4. İhraç kayıtlı Dövize Endeksli
Teslimlerde Aleyhe Oluşan Kur Farklarının Vergilendirilmesi:
Kanunun 11/1-c maddesi hükmü
gereğince tecil-terkin uygulanmak suretiyle satın alınan mallara ait bedelinin
dövize endeksli olarak belirlenmesi durumunda, vergiyi doğuran olayın meydana
geldiği tarih ile ödeme tarihi arasında ortaya çıkan aleyhe kur
farkları ihracatçı tarafından düzenlenecek fatura ile belgelendirilecek ve kur
farkı üzerinden katma değer vergisi hesaplanmak suretiyle ihracatçı tarafından
beyan edilerek ödenecektir. Söz konusu hesaplanan katma değer vergisi imalatçı
tarafından genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılacaktır.
2.2- 105 Seri Numaralı KDV
Genel Tebliği
E. Vade Farkı, Kur Farkı ve
Matrahta Değişikliğe Yol Açan İşlemlerde KDV Uygulaması:
2. Kur Farkları
Bedelin döviz cinsinden veya dövize
endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi
doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine
ortaya çıkan kur farkı esas itibariyle vade farkı mahiyetinde olduğundan,
matrahın bir unsuru olarak vergilendirilmesi gerekmektedir.
Buna göre, teslim veya hizmetin
yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte
kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur
farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan
oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanacaktır.
Bedelin tahsil edildiği tarihte
alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı
tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı
tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.
3- KUR FARKLARININ MUHASEBEDE
TAKİBİ
3.1- KDV Dahil Toplam Bedelin
Dövize Endeksli Olarak Belirlenmesi
Örnek: 15.01.2006 itibariyle 10.000
USD bedelli mal, 1,40 YTL’den 14.000 YTL karşılığı, KDV hariç teslim edilmiştir.
KDV’si %18’den 2.520 YTL’dir. KDV’nin döviz karşılığı 1.800 USD’dir.
(31.03.2006 tarihinde 1 USD = 1,45 YTL.) (30.06.2006 tarihinde 1 USD = 1.55
YTL’dir.) (Ödeme tarihi olan 07.07.2006 tarihinde ise 1 USD = 1.50 YTL’dir. )
------------------------------ 15 / 01 / 2006
----------------------------------
120 ALICILAR
16.520,00.-
120.02 İhracat Alıcıları
120.02.01 ….. A.ş.
120.02.01.01 Mal Bedeli 16.520,00 (11.800 usd)
600 YURT İÇİ
SATIŞLAR 14.000,00.-
391 HESAPLANAN
KDV 2.520,00.-
----------------------------- 31 / 03 / 2006
----------------------------------
120 ALICILAR
590,00.-
120.02.01.03 Kur Farkı
646 KAMBİYO
KARLARI 590,00.-
(11.800 usd x 1,45 =17.110) – 16.520
----------------------------- 30 / 06 / 2006
----------------------------------
120 ALICILAR
1.180,00
120.02.01.03 Kur Farkı
646 KAMBİYO
KARLARI 1.180,00.-
(11.800 usd x 1,55 = 18.290) – 17.110
--------------------------- 07 / 07 / 2006
-------------------------------------
656 KAMBİYO ZARARLARI
590,00.-
120 ALICILAR
590,.00.-
120.02.01.03 Kur Farkı
(11.800 usd x 1,50 = 17.700 ) – 18.290 = (-)590
--------------------------- 07 / 07 / 2006
-------------------------------------
656 KAMBİYO ZARARLARI
1.180,00.-
120 ALICILAR
1.180,00.-
120.02.01.03 Kur Farkı
Kur farkı hesabının ödeme tarihi itibariyle
kapatılması
--------------------------- 07 / 07 / 2006
-------------------------------------
120 ALICILAR
1.180,00.-
120.02.01.01 Mal Bedeli
646 KAMBİYO
KARLARI 1.000,00.-
391 HESAPLANAN
KDV 180,00.-
(11.800 usd x 1,50 = 17.700 ) – 16.520 = 1.180,00.-
Vergiyi doğuran olay (15.01.2006) ile ödeme tarihi
(07.07.2006)
arasındaki kur farkı üzeriden iç yüzde ile KDV
hesaplanması,
fatura edilerek kayda alınması
-------------------------------- /
--------------------------------------------------
--------------------------------- 07 / 07 / 2006
--------------------------------
102 BANKALAR
17.700,00.-
120 ALICILAR
17.700,00.-
120.02.01.01
------------------------------------ /
--------------------------------------------
KDV dahil toplam bedelin dövize
endeksli olarak tespit edilmesi durumunda, kur farklarını ayrıca takibi ile
ödeme tarihi geldiğinde iç yüzde hesaplanarak gelir yazılacak ve fatura edilecek
kısmın tespiti bazı zorluklar içermektedir.
Geçici vergi dönemleri itibariyle
dövize endeksli alacağın değerlenmesi ve gelir ya da gider yazılacak tutarın
tespit edilmesi VUK madde 280 açısından ele alınacak bir konudur. Burada şöyle
bir düşünce akla gelebilir. Ödeme tarihi itibariyle hesap edilecek KDV açısından
değerleme dönemlerinde ortaya çıkan kur farkları KDV oranına göre iç yüzde
düşülerek kayıtlara alınabilir mi? Bu görüş hatalı olacaktır. Çünkü KDV
matrahının tespiti ile yabancı para cinsi alacağın değerlenmesi ayrı iki mevzuat
konusudur.
Bu nedenle bizim yukarıda bulduğumuz
çözüm, ödeme tarihi geldiğinde öncelikle kur farkı hesabında yer alan bakiyenin
kapatılması. Ardından, teslim tarihi (vergiyi doğuran olay tarihi) ile ödeme
tarihi arasındaki kur farkının kümülatif olarak tekrar hesaplanması ve bulunan
kur farkı tutarından iç yüzde ile KDV’nin tespit edilmesidir.
Ancak, bu çözüm yolu aynı yıl
içersinde ödeme olması hainde sorun yaratmayacaktır. Yıl değişimi, yani hesap
dönemi geçtikten sonra ödeme yapılması halinde ise iç yüzde ile hesaplanan KDV
tutarı kadar fazla bir gider veya gelir yazılmış olacaktır.
Örneğimizde, iki değerleme dönemini
2006’nın son iki geçici vergi dönemine (30/09 ve 31/12) ait olarak kabul edelim.
Ödemenin ise 2007 yılında (07.07.2007) yapıldığını kabul edelim. Bu durumda 2006
yılında (1.180 + 590) 1.770 YTL kur farkı geliri yazılmış olacaktır. Ödeme
tarihinde (07/07/2007) yapılan değerleme işlemi ise (590 YTL) cari yıla (2007)
ait bir kur farkı zararıdır. Ancak, KDV sirkülerinde de açıklandığı üzere kur
farklarının iç yüzde uygulanmak suretiyle fatura edilmesi gerekmektedir. Yani
kur farkı hesabı kapatılarak, 391- Hesaplanan KDV hesabına bir kayıt yapılmak
zorundadır. Örneğimizde bulduğumuz çözüm, kur farkı hesabının kapatılması,
teslim tarihi ile ödeme tarihi arasıda tekrar kur farkı hesap edilmesi, bulunan
tutar üzerinden de iç yüzde ile KDV ayrılmasıdır. Ancak, burada KDV mevzuatı
açısından Maliye’nin istediği işlem yerine getirilmekle beraber, VUK’na ve
KVK’na (Ticari Kazancın dönemselliğe göre tespitine) aykırı bir işlemde yapılmak
zorunda kalınmaktadır. Çünkü, teslim tarihi (KDV açısından vergiyi doğuran
tarih) ile ödeme tarihi farklı iki vergilendirme dönemine ait olmaktadır.
Kümülatif bir kur farkı hesabı iki ayrı vergilendirme dönemine (15.01.2006 –
07.07.2007) isabet etmektedir. 2007 yılında kapatılan kur farkı hesabı ile 1.180
YTL zarar yazılmakta, iç yüzde ile hesaplanan KDV’ye bağlı olarak ise 1.000 YTL
gelir yazılmaktadır. Yani, 391 hesaba giden 180 YTL, gider hesabında karşılık
bulmaktadır.
Bu sakıncanın sebebi ise VUK Madde
280 gereği, dövizli bakiyenin tamamının değerlemeye konu olması zorunluluğudur.
Değerleme dönemlerinde, ileride (ödeme tarihinde) iç yüzde ile KDV ayrılacak
diye KDV’ye isabet eden kısım kadar eksik kur farkı gider veya geliri yazılamaz.
Aslında bu yönde bir işlem
yapılırsa, 2007 yılında bahsettiğimiz sorun oluşmazdı. Çünkü, 2006 yılında gelir
yazılan 1.770 YTL’den iç yüzde ile %18’i düşülür ve gelir yazılacak tutar 1.500
YTL olurdu. 2007 yılında da ödeme tarihinde yapılan değerleme işlemi ile gider
yazılan 590 YTL yerine, iç yüzde ile %18’i mahsup edildikten sonra 500 YTL gider
yazılırdı. Bu durumda kur farkı hesabı (120.02.01.03) 1.000 YTL borç bakiye
verirdi. Bu bakiye zarar yazılarak kapatılırdı. Daha sonra ise 1.000 YTL
kümülatif kur farkı olarak fatura edilir, 1.000 YTL gelir yazılır, 180 YTL’de
391 hesaba alınırdı. Ancak, yukarıda da açıkladığımız gibi VUK madde 280 böyle
bir çözümlemeye izin vermeyecektir. Ancak, bulunan çözümde dönemselliğe aykırı
olmaktadır.
Bir diğer söyleyişle, KDV mevzuatına
uyalım derken VUK ve KVK’na aykırı bir işlem yapılmak zorunda kalınmaktadır.
3.2- Dövize Endeksli Bedele
KDV’nin Dahil Edilmemesi
Bu durumda yukarıda açıkladığımız
sorunların hiç birisi ile karşılaşılmayacaktır. Bu defa KDV’ne isabet eden
tutar için muhasebede ayrı bir detay hesap açılmalıdır. Kur farkı ise yine ayrı
bir detay hesapta takip edilecektir. İlk kayıt şu şekilde olacaktır:
------------------------------ 15 / 01 / 2006
----------------------------------
120 ALICILAR
16.520,00.-
120.02 İhracat Alıcıları
120.02.01 ….. A.ş.
120.02.01.01 Mal Bedeli 14.000,00 (10.000 usd)
120.02.01.02 Kdv 2.520,00
600 YURT İÇİ
SATIŞLAR 14.000,00.-
391 HESAPLANAN
KDV 2.520,00.-
--------------------------------- /
-----------------------------------------------
Bu noktadan sonra, her değerleme
dönemi itibariyle 120.02.01.01 hesapta yer alan 10.000 USD yabancı para cinsi
alacak değerlenecek, kur farkları 120.02.01.03 Kur Farkı hesabına
kaydedilecektir. KDV’nin izlendiği hesap ise YTL olarak takip edilecektir.
Ödeme tarihi geldiğinde,
120.02.01.03 hesapta yer alan bakiyenin üzerine %18 ilave edilerek KDV
hesaplanacak ve fatura edilecektir. Yukarıdaki örneğe göre, 07.07.2006 tarihinde
kur farkı cari hesabı 1.180 YTL borç bakiye vermektedir.
--------------------------- 07 / 07 / 2006
------------------------------
120 ALICILAR
1.392,40.-
120.02.01.01. Mal Bedeli
120 ALICILAR
1.180,00.-
120.02.01.03 Kur Farkı
391 HESAPLANAN KDV
212,40.-
----------------------------------- /
-------------------------------------
--------------------------- 07 / 07 / 2006
------------------------------
102 BANKALAR
17.912,40.-
120 ALICILAR
17.912,40.-
120.02.01.01 Mal Bedeli 15.392,40.-
120.02.01.02 Kdv
2.520,00.-
--------------------------------- /
----------------------------------------
Bu noktada şöyle bir soru akla
gelebilir. 391 hesaba kaydedilen tutar beyannameye taşındığında, matrah kısmı
gelir hesaplarında gözükmeyecek, bunu nasıl denkleştireceğiz? KDV beyannamesinde
beyan edilen her türlü rakamın, KDV oranına göre geriye yürütülerek bulunacak
matrahının, tekdüzen hesap planına göre mutlaka gelir hesaplarında yer alması
gerektiği yönünde bir zorunluluk yoktur. Önemli olan, beyan edilmesi gereken
KDV’nin eksiksiz olarak beyan edilmesi ve ödenmesidir.
4- SONUÇ
Görüldüğü üzere, kur farklarında KDV
aranması durumunda, KDV matrahının tespit edilmesi muhasebe açısından hiç de
kolay olmayacaktır. Özellikle, KDV dahil toplam bedelin dövize endeksli olması
durumunda çok büyük zorluklarla karşılaşılacaktır.
Önerimiz, dövize endeksli yapılan
satışlarda, KDV’nin dövize endeksli bedele dahil edilmemesi, ayrıca YTL olarak
takibi ve tahsilidir.
Buna bağlı olarak ise, bir takım
vergisel düzenlemeler yapılırken, olayın muhasebe kısmı ihmal edilmemelidir.
Vergi muhasebesi denen kavrama çok dikkat edilmeli, uygulamada zorluk çıkarak
düzenlemeler yapılmamalıdır. Ya da mutlaka bu yönde düzenleme yapılacaksa, “biz
yaptık oldu” denerek işin içinden çıkılmamalı, tebliğ ya da sirkülerler de bu
işlemlerin muhasebeye nasıl kaydedilmesini gerektiği, nasıl bir kayıt sistemi
istendiği Maliye tarafından açıklanmalı ve mükellefler zor durumda
bırakılmamalıdır. Kaldı ki, muhasebe çözümlemeleri de uygulamadan kopuk
olmamalıdır. Çünkü, sadece bir örnek üzerinde, bir tek işlem, bir tek fatura
kaydı ve tahsili yönünde detaylı açıklamalar yapılabilir. Ancak, bilinmelidir
ki, ticari hayatta en küçük ortalama bir işletmenin dahi bir hesap döneminde
binlerce fatura kesmesi olasıdır.