YAZARLARIMIZ
Gülen Gonca
Bilim Uzmanı
Uluslararası Ticaret Uzmanı
gulengonca@hotmail.com



AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE VERGİ KAYIP VE KAÇAKLARI

Tarih: 24/05/2005
  

GİRİŞ

Her geçen gün etkisini giderek daha fazla hissettiğimiz küreselleşme olgusu ekonomileri yeniden şekillendirmektedir. Bu durum doğal olarak vergilendirmeye ilişkin politikaların da gözden geçirilmesini, revize edilmesini gerekli kılmaktadır. Zira mobilite kazanan vergi kaynakları uluslararası  vergi faklılıklarından yararlanmaktadır. Ülkelerin ciddi vergi rekabetine girdiği bu yarışta vergi oranları düşmekte, devletler tarafından milyon dolarlarla ifade edilen teşvikler sağlanmakta, birçok alanda istisna ve muafiyetler gündeme gelmekte ve meydana gelen açıklar vergi tabanlarının genişletilmesi suretiyle karşılanmaktadır. 

Böyle bir durumda, rekabetin büyük firmalar lehine işlemesi gerçeği küçük firmaları, işletmeleri  hatta bireyleri  karlarını maksimize etmek, maliyetlerini düşürmek amacıyla  kayıtdışılığa,  vergi kaçırmaya yöneltmektedir. Çalışmada AB ülkeleri açısından vergi kayıp ve kaçaklarının boyutları incelenecektir.

1. VERGİ KAYIP VE KAÇAKLARI İLE KAYITDIŞI EKONOMİ KAVRAMLARININ  TANIMI - NEDENLERİ

Vergi kaybı; geniş anlamda vergiden kaçınma veya vergi kaçırma olarak kamu gelirlerindeki azalmayı ifade eden bir kavramdır. Dar bir çerçeveden bu kavram; devletin vergi kanunlarında isteyerek ya da istemeyerek yarattığı yasal boşluklardan yararlanılması nedeniyle kamu gelirlerinde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir. Belli faaliyetleri desteklemek için devletin alacağı gelirden vazgeçmesi  literatürde “vergi harcaması” olarak adlandırılmaktadır.[1] Bu harcamalar; vergi kaybına yol açan uygulamalar olmakla birlikte devletin sosyo-ekonomik amaçlara  ulaşmada kullandığı yaygın araçlardandır. Bazı vergi harcamaları, kamu harcamalarında olduğu gibi devlet için sürekli gelir kaybı yaratırken, bazıları uzun vadede gelir yaratacak uygulamalardır.  İşte uygulamalar; muafiyet, istisna, vergi indirimi ve diğer mali yükümlülüklere ilişkin terkin ve indirimleri ifade etmektedir.  

Vergi  kaçakçılığı ise, mükelleflerin bilerek veya bilmeyerek vergiye tabi olan geliri beyandışı bırakmaları suretiyle meydana gelen ve suç teşkil eden bir kavram olarak karşımıza çıkar.

 Vergi kayıp ve kaçaklarının nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz.[2]

*                        Mali ve ekonomik nedenler (enflasyon, gelir dağılımı, vergi adaleti)

*                        Hukuki nedenler (yasaların basit ve açık olmaması, sık değişikliğe uğraması, istisna ve muafiyetler, cezalardaki yetersizlik )

*                        İdari nedenler ( vergi idaresinin organik yapısı, personel yetersizliği, denetim mekanizması )

*                        Sosyal nedenler ( vergi ahlakı, mükellef psikolojisi )

*                        Siyasal ve baskı gruplarından kaynaklanan nedenler

Öte yandan devletin mali problemlerinden bir diğeri olan kayıtdışılık; vergi  kaçırma güdüsüyle  vergi idaresinin alanının dışına çıkarılan tüm faaliyetleridir.[3]   Kayıtdışılık  kavramı sadece ülkemizin değil tüm dünya ülkelerinin ortak sorunlarındandır. Bu bağlamda kayıtdışı ekonomiye neden olan faktörlere ilişkin tespitlere yer verecek olursak;

*                         Ekonominin  gelişmişlik  derecesi  Gelişmekte olan ekonomilerin en belirgin özelliklerinden biri kurumlaşmış işletmelerin azlığı, küçük ve orta işletme sayısının fazla olmasıdır. Bu durum kayıtdışılıkta etkili olabilmektedir.

*                         Ekonomide sürekli yaşanan yüksek enflasyon olgusu, kayıt dışı ekonomiyi büyüten bir neden olduğu gibi, aynı zamanda kayıt dışı ekonomi de enflasyonun artmasına neden olmaktadır.

*                         Ekonomik politikalar, ekonomik istikrarsızlık ve krizler kayıtdışılığa yol açan önemli bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır.

*                         Kayıtdışı ekonominin büyümesinde bir başka etken küreselleşmeye bağlı olarak esnek üretimin önem kazanmasıdır. Dünya ölçeğinde pazar ve rekabet koşullarının değişmesi, işvereni sürekli verimliliğini artırmak ve işgücü maliyetini düşürmek zorunda bırakmakta, bu ise üretimin esnekleştirilmesiyle mümkün hale gelmektedir.

*                         Gelir dağılımındaki adaletsizlik : Gelişmekte  olan ülkelerde orta sınıfın yokluğu, alt ve üst gelir gruplarında yığılmalara neden olmuştur. Gelirin  adil dağılım sergilemediğinin göstergesi olan bu durumda alt gelir grubuna mensuplar faaliyetlerini kayıtdışına yöneltmektedir.

*                         Vergi oranlarının yüksekliği : Vergi oranları konusunda optimalitenin yakalanması gerekir. Çok düşük vergi oranları da, çok yüksek vergi oranları da kayıtdışına yönelimi sağlayacaktır. Konunun anlaşılması bakımından Laffer eğrisi  önem teşkil eden bir örnektir.

*                         Vergi sisteminin karmaşıklığı : mükellefleri doğru beyanda bulunmamaya sevk eder.

*                         Devletin ekonomiye koyduğu yasaklar : Mal piyasalarında karaborsa oluşumu, emek piyasalarında denetimsiz istihdam, para piyasalarında tefecilik kamu müdahalesi sonucunda oluşan enformel sektörlere örnektir.

*                         Vergi afları : Çok sık yinelenen vergi afları olgusu mükelleflerde vergi cezalarından ve vergi aslının bir bölümünden kurtulma güdüsü yarattığından vergiden kaçınma yolunda eylem gösterirler.

*                         Vergi idaresinin etkinsizliği :Denetim mekanizmasının etkinsizliği kayıtdışına yönelişte önemli bir faktördür.

*                         Ahlaki ve sosyal nedenler arasında hızlı nüfus artışının, göçün, işsizliğin ve çarpık kentleşmenin işgücü piyasası üzerindeki etkileri nedeniyle de kayıtdışı istihdama zemin hazırlanmaktadır. [4]

2. AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNDE  VERGİ KAYIPLARI

Günümüzde sanayileşmiş ülkelerin çoğu yirmi ya da otuz yıl öncesine göre daha fazla vergi toplayabilmekle birlikte dikkatli biçimde bakıldığında mali boşlukların ülkelerin vergi sistemlerinin temelini ciddi biçimde kemirdikleri fark edilebilir.[5] Bu mali boşlukların çoğunluğu da küreselleşme olgusunun bir parçasıdır. Vergi kayıplarının diğer yüzünde vergi  harcamaları olgusu bulunmaktadır. Aşağıda bu kavramlar; alt başlıklarıyla ele alınacaktır.

2.1. KÜRESELLEŞMENİN NEDEN OLDUĞU VERGİ KAYIPLARI

Ekonomilerin entegrasyonu ve e-ticaretin artması vergiden kaçınma ve vergi kaçakçılığını kolaylaştırmakta, dolayısıyla arttırmaktadır. Dünya entegrasyonu arttıkça emek ve sermaye gibi üretim faktörlerinin vergi oranı düşük olan ülkelere kayma endişesi, ülkelerin vergilendirmede yüksek oran uygulama yetkisine sınır gelmektedir. Zira Avrupa Birliği Parlamentosu da her ülke vergi oranlarının doğal düzeylerine çekilmesi yönünde fikir beyan etmektedir.

Küreselleşmenin ortaya çıkardığı olgular ve neden oldukları vergi kayıpları aşağıda incelenecektir.

2.1.1. ELEKTRONİK TİCARET VE ULUSLARARASI İŞLEMLER

İletişim ve telekomünikasyon alanında meydana gelen değişiklikler dünya ticaretini farklı bir noktaya getirmiştir. Daha önceleri hayatımızda bulunan telefon, faks, televizyon, elektronik para transferleri elektronik ticaretin bir parçası sayılabilir. Ancak son on yılda yaygınlaşan internet kullanımı  dünya ticaretini faklı  ve geri dönülmez bir noktaya taşımıştır. Ticaretin ulaştığı bu yeni nokta ülkeler açısından ciddi vergisel sorun teşkil etmektedir. Bu sorunlardan bazıları; çeşitli ülkelerdeki vergi oranları ile matrahlarındaki farklılıkların üretim ya da ticaret sapmalarına neden olması, vergilendirme yetkisinin hangi ülke tarafından kullanılacağının belirlenmesi güçlüğü ve vergi idaresinin vergilemede temel aldığı fatura vs… belge izleme imkanının zayıflamasıdır. Ayrıca server ya da web sitesinin işyeri sayılıp sayılmaması konusunda da tartışmalar netlik kazanmış değildir. Bunlara şirket ve müşterilerin farklı ülkelerde olması nedeniyle farklı vergisel düzenlemelere tabi olmalarını ve işlemleri gerçekleştirenlerin yerinin tespit edilmesindeki güçlüğü ekleyebiliriz.

Aşağıda tablodan da görüleceği üzere e-ticaret yıldan yıla ciddi artış kaydetmektedir bu nedenle sorunlara yanıt bulunmakta gecikilmesi halinde devletlerin vergi kayıplarının hızla artacağı aşikardır.

İnternet alanında vergi uygulaması Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve OECD tarafından tartışmaya alınmıştır. AB Komisyonu üye ülkelerin birlikte hareket etmesini vurgulamakla birlikte internet ile yapılan ticaretin diğer ticaret aktivitelerinin vergilendirildiği şekilde olması gerektiğini savunmaktadır. İnternetteki KDV uygulaması tüketimin gerçekleştiği yerde uygulanmalıdır.

2.1.2. SICAK PARA HAREKETLERİ

Sıcak para; ülkeler arasındaki faiz oranları  ve döviz kurundaki değişmelere bağlı olarak spekülatif amaçlı portföy yatırımında bulunulmasıdır.[6] Sıcak para vergi oranlarında değişiklikler, enflasyon, istikrar gibi birtakım faktörlere duyarlıdır. Ülkeler yabancı sermayeyi teşvik amacıyla vergi almamakta ya da indirimli vergi imkanları sunmaktadırlar. Bu konuda Tobin Vergisi bir çözüm olarak öne sürülmüştür. Ancak Fransa bu konuda vergi koymama tarafında saf tutarken Malezya’da bu vergi uygulanmaktadır.

2.1.3. ZARARLI VERGİ REKABETİ

Vergi rekabeti ülkelerin sermaye çekmek amacıyla tanıdıkları vergisel teşviklerin diğer ülkelerin vergi tabanlarında aşınmaya neden olmasıdır.  Sermaye hareketlerindeki liberizasyonun  A.B. yi büyük bir vergi cennetine dönüştüreceği endişesi yaşanmaktadır. Bu süreç; finansal sermaye üzerindeki vergi yükünü hafifleterek  küçük ülkelere diğer ülkelerden kaynak akışı temin etme yönünde yararlı olurken, büyük ülkeler açısından da vergi kaybı doğurduğu açıktır[7].  Belçika, 1982 yılında ilk özel vergi rejimi uygulayan ülkedir.  Çok uluslu finansal şirketlerin Avrupa ‘da en rağbet ettiği ülke iştirak ve temettülerin yurtdışına transferi vergi dışı olduğu için Lüksemburg’ dur.  Hollanda sınırları içinde kurulmuş çok uluslu finans şirketleri için 1997’ de özel vergi rejimi kabul etmiştir. Portekiz özel bölgelerde yerel idarelerin kontrolünde otonom vergi sistemleri uygulamaktadir. Irlanda bankacilik, sigortacilik gibi akişkan faaliyetleri yürüten yabanci kuruluşlara 2005 yili sonuna kadar sürecek olan %10luk oran  (normal oran %32) uygulamaktadir. Ispanya’ da A.B. ülkesi şirketler ile uluslar arasi holding ve finansman şirketlerinin avantajli vergi rejimine tabi tutulmalari sözkonusudur.  Ayrica Ispanya, Kanarya Adalari’nın  ekonomik gelişimini desteklemek amacıyla ZEC serbest bölgesinde -İspanya’ya yerleşmiş olmayan kişilere mahsus -  %35 yerine % 1 vergi orani uygulamaktadir. Ingiltere 1979 yilinda döviz işlemleri üzerindeki denetimi kaldirdiktan sonra gelir ve kurumlar vergisi oranlarinda indirime gitmiş, 1984’te de yabancı firmaları kontrol kurallarını kanunlaştırmıştır.  Almanya ise 1990lı yıllarda % 60 olarak uyguladığı kurumlar vergisi oranını 2002 yılında kademeli olarak %38 e kadar indirmek zorunda kalmıştır.[8]

Bu durumu bertaraf etmek için A.B. içinde vergi ahenkleştirilmesi uygulaması gündeme gelmiştir. Ancak vergi rekabeti açısından avantajlı ülkeler bu duruma karşı çıkmaktadırlar.

Zararlı vergi rekabetinin önüne geçilmesi yolunda AB etkin bir statüye sahiptir.  AB Adalet Mahkemesinin vereceği kararlar yavaş da olsa AB üyesi ülkeler arasında yaptırım gücüne sahiptir. [9] Ülkeler; çeşitli konularda ve bölgelerde uyguladıkları vergi muafiyetleri sınırlandırmalı, karşılıklı olmak şartıyla uluslararası işlemlerle ilgili bilgi alışverişini kısıtlayıcı işlemleri ortadan kaldırmalıdır. Uluslararası çifte vergilendirmeyi önleyici anlaşmalar yapılmalıdır. Buna ilaveten vergi cennetleriyle çifte vergilendirmeyi önleyici çalışmalar yapılmamalıdır.

2.1.4. TRANSFER FİYATLAMASI

Transfer fiyatlaması, aynı ticari organizasyon içinde yer alan bir işletmenin farklı departmanları, bölümleri, şubeleri, bağlı ortaklıkları veya iştirakleri arasında mal ve hizmet satışında uyguladıkları piyasanın belirlemediği fiyatlardır. Transfer fiyatlaması yoluyla firma, yüksek vergi oranlarına sahip ülkedeki kazançlarını düşük oranlı ülkelere çekebilir.  Firmaların bunu yapmaktaki amaçları çifte vergilendirmeden kaçınmaktır.

Günümüzde dünya ticaretinin yaklaşık 1/3 ünün firmalar arası ticaretten oluştuğu göz önünde bulundurulursa transfer fiyatlamada çözüme gidilmesinin gereği daha iyi anlaşılacaktır.

Transfer fiyatlaması konusunda atılması gereken ilk adım ülkelerin üzerinde anlaştıkları transfer fiyatlama kurallarının uygulanmasıdır. Bu konuda OECD nin önerdiği model ise, emsal fiyat ilkesidir. Bu ilkeye göre transfer fiyatı içerilen 2 şirket aynı şirket yapısının bir bölümü değil gerçekten 2 ayrı şirketmiş gibi olacak olan  fiyatın aynısı olmalıdır. [10]

2.1.5.YURTDIŞI ALIŞVERİŞ

Son yıllardaki satış vergilerinin düşük olduğu yerlere düzenlenen seyahatlerdeki atışlar dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır. Çok sayıda küçük ülke müşteri çekebilmek için lüks mallar üzerinden alınan tüketim vergileri ile diğer satış vergilerini düşürmüştür. Halihazırda bir çok insan sırf sigara ve alkollü içki ya da otomobil almak için vergi oranlarının düşük olduğu bölgelere kaymaktadır.[11]

2.1.6. TÜREV ÜRÜNLER

Değeri bir başka varlığın veya malın değerine doğrudan bağlı olan finansal araçlar türev araç olarak adlandırılmaktadır.[12] Forward, swap, future, opsiyon işlemleri olarak çeşitlere ayrılan türev araçları varlığın sahibinin el değiştirmesine gerek olmaksızın bu varlıkla ilgili hak ve yükümlülüklerin ticaretine imkan sağlar. Bir başka deyişle “ileriki bir tarihte teslimatı yapılmak üzere herhangi bir malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. [13]”

Bu işlemlerin tanimlarina yer verecek olursak; Forward; tanim olarak vadeli döviz alim satim işlemidir. Temel özelligi organize piyasalarda yapilmamasi  dolayisiyla vade, miktar, fiyat gibi unsurlarin standart olmayip taraflarin karşilikli anlaşmasiyla belirlenmesidir. Swap işlemleri; döviz kuru ve faiz orani risklerinden korunabilmek, düşük maliyetli finansman saglamak, kisa dönemli aktif pasif yönetimi  stratejileri uygulamak, spekülasyon yapmak ve komisyon geliri elde etmek amaciyla gerçekleştirilmektedir. Futures , sözleşmenin taraflarina bugünden, belirlenen ileri bir tarihte, üzerinde anlaşilan fiyattan, standartlaştirilmiş miktar ve kalitedeki bir mali, dövizi veya kiymeti alma veya satma yükümlülügü getiren sözleşmedir. Vadeli işlem sözleşmesinin yapildigi tarihten itibaren vade sonuna veya pozisyonun kapatildigi tarihe kadar her gün taraflar arasinda tesis edilen teminat marji oranlari çerçevesinde nakit transferi gerçekleşir.[14] Futures ve opsiyon işlemlerinin temel özelligi ise, çogunlukla organize piyasalarda işlem görmekte bunun sonucu olarak da vade, sözleşme büyüklügü , fiyat gibi unsurlar ilgili borsalar tarafindan belirlenmektedir.

 Bu ürünlerin işlem gördükleri piyasalar türev piyasalar olarak adlandirilmakla birlikte  belirsizliklerden ve istikrarsizliklardan faydalanilarak vergiden kaçinmada kullanilabilmesidir. Sermaye geliri ile sermaye kazanç veya kayiplari yada kar paylari ile faizler arasindaki farkliliklarin ayirt edilemez hale gelmesi nedeniyle böyle bir durum sözkonusu olur.  Bu konuda vergi sistemleri yeterli degil. Ülkemizde de bu tür işlemler bankalar tarafindan bilgiler sakli tutularak  yapilmaktadir.

2.2. VERGI HARCAMALARI

“Vergi harcaması” olgusu, ilgili yükümlülükler çerçevesinde vergi toplanmasına yönelik harcamaları değil, sosyo-politik amaçlı uygulamalara yönelik vergi sisteminde (veya yasalarında) oluşturulabilecek mali teşvikler bazındaki muafiyet, istisna, vergi indirimi ve diğer mali yükümlülüklere ilişkin terkin ve indirimleri ifade etmektedir.

Vergi harcamaları, istisnalar, indirimler, mahsuplar, vergi kolaylığı, vergi ertelemesi şeklide olabilir.

Avrupa Birliği’nde vergi harcaması kavramı ülkeden ülkeye farklılıklar arz etmektedir. Örneğin Avusturya, “Genel vergi normundan gerçek veya tüzel kişilerin faaliyetleri dolayisiyla avantaj elde ettikleri istisnalar nedeniyle kaybedilen Federal hükümet gelirleri” tanımını kullanmaktadır. Benzer şekilde, Hollanda vergi harcamalarını “Kanunun öngördüğü temel yükümlülük sistemiyle uyumlu olmayan ve kanuni bir hükümden kaynaklanan vergi geliri kaybı veya ertelenmesi şeklindeki kamu harcaması” olarak tanımlamaktadır. Finlandiya ise daha özlü bir ifadeyle “destek amacıyla, temel vergilendirme yapısından sapma” şeklinde tanimlamaktadir.[15]

1965ten günümüze uzanan trendde genel olarak vergi gelirleri/ GSYIH oraninin sürekli arttigi ancak bu artişin son yillarda giderek azaldigi öne çikmaktadir.  Hollanda’da vergi yükü çok fazla olmasa da 1975 yılındaki seviyesinin altında olmakla beraber İngiltere’de vergi yükü çok uzun zamandır aynı seviyesini korumaktadır. İrlanda ve İsveç’te ise vergi gelirleri/ GSYİH oranı 1985 ve 1990lardaki en yüksek seviyelerinden aşağıya doğru bir inişe geçmiştir. Öte yandan Eski Doğu Bloğu ülkelerinde bu oranda bir azalma görülmektedir. Bu azalmanın nedeni ise bir ölçüde ciddi bir dönüşüm yaşayan ülkelerin yaşadığı vergi tabanı erozyonunun doğal bir sonucudur. A.B. alanındaki vergi oranları diğer bölgelerle kıyaslanmayacak düzeyde %40ların üzerindedir.  2004 yılı itibariyle toplam vergi gelirlerinin %80ninin üzerindeki kısmı üç temel kaynaktan sağlanmaktadır. Bunlar gerçek kişilerin gelirleri üzerinden alınan vergiler mal ve hizmetler üzerinden alınana vergiler ve sosyal sigorta katkı paylarıdır. AB açısından tüketim vergileri ve sosyal sigorta katkı payları daha önemli bir kaynak iken gerçek kişilerin gelirleri üzerinden alınan vergilerin daha az önemli olduğunu söylemek mümkündür. Kişisel gelir vergisinin en yüksek oranları düşerken gelir vergisi hasılatının göreli ağırlığı, oranlardaki kadar keskin bir azalma göstermemiştir. Gerçek kişilerin vergilerinden sağlanan vergi hasılatı 1980 de GSYİH nın %10.5 ini oluştururken 1998 yılında bu oran sadece %10.3 e düşmüştür. Gelirlerdeki bu beklenenden az azalma çoğu hükümet tarafından vergi tabanının genişletilmesi suretiyle finanse edilmiştir. Ayrıca gelir vergisindeki en  yüksek oranların düşürülmesinin yanı sıra tarifelerdeki dilim sayısı da azaltılmıştır. Kurumlar vergisine ilişkin trendlerde vergi tabanı genişletilmiş, oranlar düşürülmüştür. Avusturya Almanya,Finlandiya, Portekiz, İspanyada belirli sektör ve bölgelere dönük teşvikler, yatırım kredileri ve gayrimenkul bağlantılı vergi avantajları da dahil olmak üzere çok sayıda vergi teşviği sınırlandırılmış veya kaldırılmıştır. [16]

Almanya, 01.01.2004’ten itibaren II. Dünya Savaşindan bu yana tarihinin en büyük reform paketi olan “Gündem 2010”u yürürlüğe koydu. Reform paketinin yürürlüğe konmasındaki amaçlar; devletin şeffaflaştırılması, ekonomik kalkınmanın sağlanması, rekabet edebilirliğin geliştirilmesi, yatırımların teşvik edilmesi, istihdamın arttırılması, işsizliğin düşürülmesi, işgücü maliyetlerinin, vergilerin ve primlerin düşürülmesidir. Bu reform; iş piyasası / iş kanunu,  sosyal güvenlik sistemi,  ekonomi, maliye, eğitim / öğretim / Ar -Ge alanlarındaki reformları içeriyor. Bürokrasinin Ortadan Kaldırılması” inisiyatifi ile işverenlerin daha fazla girişken ve yatirimci olmalari hedefleniyor. Bu düzenleme ile özellikle KOBI’ler göz önünde bulundurulmuştur. Kurumlar ile iletişim hizlandirilacak ve kolaylaştirilacak, mevcut yasa anlaşilir hale getirilecek, gereksiz görülen düzenlemeler ortadan kaldirilacak, dolayisiyla rekabet edebilirlik artacaktir. 1 Ocak 2004’ten itibaren geçerli olacak vergi indirimleri 2004 yılında 15 milyar Euro’ yu kapsayacak. Vergi reformunun ikinci ve son aşamasi yaklaşik 7 milyar Euro vergi indirimi anlamina geliyor. Gelirin vergi dişi kalan kismi kişi başina olan 7.235 Euro’ dan 7.664 Euro’ ya çıkarılırken  en düşük vergi oranı %19.9’dan %16’ya düşürülecek, bu oran 1 Ocak 2005’ten itibaren %15  inecek. En yüksek vergi oranı %48.5’den %45’e, 1 Ocak 2005’te ise %42’ye düşürülecek.[17]

Italya’da cumhurbaşkani ödenegi, Vatikan ve Katolik Kilisesi tarafindan din adamlarina, memurlara, ücretlilere, elçilik ve konsolosluk mensuplarina yapilan ödemeler istisna kapsamindadirlar. 7 Nisan 2003 tarihinde kabul edilen 80 sayili kararname ile Italyan Vergi Sisteminde önümüzdeki iki yil içerisinde önemli degişikliklere gidilmesini öngören bir çerçeve reform tasarisi benimsenmiştir.[18] 01.01.2004 ten itibaren yeni kurumlar vergisi sisteminde yabanci yatirimlari teşvik edecek bir dizi düzenlemeye gidilmiştir. Bunlar arasinda grup şirketlerine bagli ortakliklarinin hesaplarinin vergi bakimindan  konsolide edebilmeleri imkani gibi  mali karmaşikliklarin önlenmesi, vergi tahsilatinda ekonomik ve mali etkinligin saglanmasi amaçli kolayliklar yer almaktadir. Ayrica, yabanci yatirimlara vergi kredisi, sürekli yerleşim halinde vergi istisna ve kolayliklari , gibi uluslararasi alanda geçerli bir dizi yeni prensipler getirmek suretiyle de rekabetçi bir vergi düzenine geçilmesi, yerli ve yabanci yatirimlarin teşvik edilmesi amaçlanmaktadir. Italyan sistemi için tamamen yeni olan, sermaye kazançlarinin, şirketlere katilim (participation) ve kar paylarindan (dividend) elde edilen gelirlerin vergilendirilmesinde vergi istisnasi saglanmasi hükümleri de içermektedir.[19] Ayrica bölgesel bazda üretken faaliyetlerden tahsil edilen %4,25 oranindaki IRAP (bölgesel gelir vergisi)nin kademeli olarak kaldirilmasi hedeflenmektedir. 

Belçika’da Flaman Bölgesinde toplam ihracatının %74'ü yapılmaktadır. Bölge, 180 milyar $ la dünyada yabancı sermayenin tercih ettiği yerler arasında  ilk sıradadır. Bölgede, sanayi sektöründe 1000, hizmet ve ticaret sektörlerinde 13.000 yabancı firma yatırım yapmış bulunmaktadır. Yabancı yatırımların bu derece yoğunlaşmasının nedenlerinin altında, sağlanan  yatırım teşvikleri yatmaktadır.  Sanayi Bölgeleri veya kalkınmış sanayi bölgelerinde kurulan tüm küçük ve orta ölçekli firmalar Flaman Hükümetince yapılan parasal yardımlara hak kazanmaktadırlar. Büyük ölçekli firmalardan ise yalnız sanayi kalkınma bölgeleri ile özel destek isteyen bölgelerde yatırım yapanlar bu yardımlardan istifade edebilmektedir.
Uygun koşulları taşıyan tüm yatırımlara bunun dışında federal düzeyde de mali teşvikler sağlanmaktadır. Hızlandırılmış amortisman, gayrimenkul vergi muafiyeti, yatırım indirimi, yabancı tabiiyetteki üst düzey kilit personel için özel vergi rejimi söz konusu teşvikler arasında sayılabilir. Genel yatırım teşvik priminin alınabilmesi için cari istihdama göre saptanan minimum bir yatırım miktarı bulunmaktadır. Kalkınma bölgesinde bir yatırım söz konusu olduğunda ise istihdamda artış yaratılması koşulu aranmaktadır. [20]

Çek Cumhuriyeti’ nde 2000 yılından itibaren teşvikler verilmeye başlanmıştır. İlk defa üretim gerçekleştirmek üzere şirket kuranlara ilk 10 yılda elde edecekleri kazanç üzerinden vergilendirme yapılmayacaktır. Bu ülkede de 2 yıl olan vergi tatili uygulaması 10 yıla çıkartılmıştır.

Macaristan, sağlamış olduğu geniş vergi teşvikleri sebebiyle yatırımcılar açısından cazip ülkelerden birisi haline gelmiştir. 2011 yılına kadar sürecek bir vergi tatili uygulaması sözkonusudur

Teşvikler bu şekilde olmakla birlikte rekabeti bozucu etki de yaratmaktadırlar.  Özellikle AB bünyesinde rekabeti bozduğu iddiasıyla teşviklerle ilgili birçok dava bulunmakta bu teşvikler devlet yardımı kabul edilerek Roma Anlaşmasında yeralan ayrımcılık yasağı ilkesi açısından değerlendirilmektedir.

Avrupa ülkelerinde teşvikler açısından da adeta bir savaş yaşanmaktadır. Teşvikler özellikle ileri teknolojinin uygulanacağı sektörlere verilmektedir. Devletler kısa sürede gerçekleşecek bu tür projelere maliyetlerinin %40 ından fazla teşvik verebileceklerini deklare etmişlerdir. Almanya, Advanced Micro Devices şirketi için 550 milyon $ devlet teşviği sağlanacağını karara bağlamıştır. Belçika mikro çip üretim fabrikalarını çekmek için 1997 de 300 milyon $dan fazla teşvik sağlamıştır. 1991 yılında Portekiz Ford ve Volswagen Firmalarına Setubal kentinde yatırım yapmaları için 680 milyon $ yardım yaptı. Genelleme yapmak gerekirse; İngiltere, İrlanda,İspanya sürekli olarak yabancı yatırımcıları çekmeye yönelik politikalar sergilerken Yunanistan, Fransa, İskandinav ülkeleri, Portekiz ve eski sosyalist Orta Avrupa ülkeleri son dönemde uyguladıkları politikalarla rekabete katılmaya başlamışladır. Buna karşın, Almanya, İtalya yabancı yatırımların çekilmesinde pek istekli görünmemektedirler.[21]

3. VERGİ KAÇAKÇILIĞI

Avrupa’da vergi kaçakçılığı giderek artış kaydetmektedir. Bu da işçiler üzerindeki vergi yükünün artmasında önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupa Birliği’ne üye ülkeler bu sorunla mücadelede ortak bir strateji izleme yolunda karar almışlardır. Bu konuda vergi sektöründe çalışan işçilerin eğitilmesini gerçekleştirerek vergi alanında etkin oluşumu sağlanmasına çalışmaktadırlar.[22] Ayrıca AB üyesi ülkelerdeki vergi memurları vergi kanunlarının uygulanması alanında işbirliği kuracaklar ve tüm ülkelerde daha etkin bir vergi sisteminin yaygınlaşması için uğraş vereceklerdir. KDV, Sigara ve alkollü içeceklerde kaçakçılığın yoğun olduğu gözlenmektedir.

AB de sigaralardan alınan vergi, ürün başına alınan bir sabit vergi, en popüler fiyat kategorisi (EPFK) adı verilen uygulamaya göre sektörün en çok satılan ürününün fiyatından hesaplanan bir oransal vergi ve satış üzerinden alınan katma değer vergisinden oluşuyor. EPFK üzerinden hesaplanan vergi alt sınır haline getiriliyor ve herhangi bir ürünün vergisinin bu alt sınırın altında olmasına izin verilmiyor. Böylece hem vergi kaybı önleniyor hem de caydırıcılık devam ettiriliyor. Böylelikle üreticiler de fiyatı pazar payı savaşı veya rekabetinde çok sık kullanamıyor. AB ülkelerinde sigaradan en yüksek vergiyi yüzde 80 ile Fransa alıyor. Fransa'yı yüzde 79 ile İngiltere izliyor.[23]

Romanya’da “çifte fatura” adı altında gümrük vergisini ve KDV ’yi düşürmek ve dolayisiyla kar marjini artirmak amaciyla bir uygulama mevcuttur. KDV gelirlerinin AB bütçesine gitmesinden ötürü, AB’ye daha az kaynak aktarmak amacıyla çift fatura düzenleniyor. Rüşvet konusunu da beraberinde getiren bu uygulamanın disipline edilmesi için Romen makamlarınca çalışmalar yürütülmektedir.[24]

Almanya’da  “Gündem 2010”  ile çalışanlar ile işyerleri üzerindeki vergi yükü vergi reformu ile getirilen indirimlerle azaltılması, vergi kaçıranlarla vergi ahlakı arasında bir köprü kurulması esaslarına yer verilmiş bulunmaktadır. Vergi kaçıranlarla vergi ahlakı arasında kurulmak istenen köprü çerçevesinde vergi affı öngörülmüş bulunmaktadır. Yasadan yaralanabilmek için 1993 - 2002 yılları beyan dönemlerine ilişkin yurtiçinde kara para kazanıp yüksek faiz karşılığı çalıştıran ve özellikle Almanya dışına vergilendirmemek için kaçırılan paranın ülkeye getirilmesi ve belli süreler içinde hesaplanacak verginin ödenmesi gerekmektedir. [25]

İngiltere’de son 25 yılda yapılan çok sayıda değişiklik sonucunda vergi sistemi oldukça karmaşık hale gelmiş ve vergi kanunlarının dili ve yapısı eleştirilmeye başlanmıştır. Bu nedenle, vergi sisteminin basitleştirilmesi amacıyla 1996 yılında Vergi Kanunlarının Yeniden Yazılması Projesi başlatılmıştır.[26] Bu projenin amacı; dolaysız vergi kanunlarının temel yapısında değişiklik yapılmadan daha açık ve basit hale getirerek vergi kaçakçılığının  önlenmesinde yol almaktır.  Ancak projenin amacına ulaştığını söylemek pek mümkün değildir. Uygulanan tüm ağır yaptırımlara ( hapis cezalarına, para cezalarına ) rağmen İngiltere’de her yıl 10 milyar sterlin vergi kaçırıldığı tahmin edilmektedir. Bu rakamların devlete ciddi zararlar verdiği gerekçesiyle vergi idaresi, son yıllarda müfettişlerin sayısını arttırmıştır. KDV’sini yanlış beyan eden, faturasız satış yapan kısaca KDV kaçıran işletmeler için ciddi yaptırımlar uygulanmaktadır. Hatalı bildirimde eksik bildirilen tutarın %100’u kadar para cezası uygulanır. Avrupa Birliğinin hedeflerinden birisi de tüm Avrupa Birliği ülkeleri için tek bir KDV oranı uygulaması başlatabilmektir. Ancak bu uygulamanın yürürlüğe girmesi zaman alacağa benzemektedir.

Uluslararası Vergi Kaçakçılığını Önleme Ve Verginin Tahsilinde Yardımlaşma Direktifi  

Vergi kaçakçılığı bütçede gelir kayıplarına yol açtığı gibi vergi adaletini bozmakta ve ekonomik düzen içindeki sermaye hareketlerinde ve rekabet şartlarında da eşitsizliklere yol açmaktadır. Bu direktifle,vergi kaçakçılığı ile  mücadele amacı ile üye ülkeler  vergi idareleri arasında  karşılıklı bilgi değişimi konusunda yardımlaşma ön görülmüştür.[27]

Komisyon özellikle akraba şirketler arasında cereyan eden vergisel amaçlı fon transferleri konularını incelemek ve bu fiillerin vergi kaçakçılığı olup olmadığı konusunda karar vermekle görevlendirilmiştir.

4. KAYITDIŞI EKONOMİ

Dışa açık ekonomik büyüme modeli benimsemiş fakir ülkeleri dünya milli gelirinden daha fazla pay alabilmek, uluslararası ticarette vergi rekabeti sağlamak amacıyla üretim maliyetlerini düşürücü -özellikle istihdam maliyetlerini- tedbirler alıp uygulamışlardır. Gelişmiş ülkelerse bu rekabetin bir parçası olarak 1970li yıllardan itibaren istihdam maliyetlerini düşürebilmek için çalışma saatlerini, işyerini esnekleştirme politikaları uygularken çok uluslu şirketler aracığılıyla üretimin emek yoğun aşamalarını emeğin maliyetinin düşük olduğu dünyanın çeşitli yerlerindeki enformel işletmelerde gerçekleştirmişlerdir. Gelirden yüksek pay alanlar marjinal maliyetlerini  düşürmek için  beyan dışı ekonomik faaliyetlere yönelmişlerdir. İtalya’da 1962 yılından beri ihracata dayalı büyüme modelinin benimsenmesiyle karı arttırmak için imalat sanayinin küçük ölçekli işletmelere yöneldiği ve kayıtdışılığa meydan verildiği bilinmektedir.[28] İtalya gibi İspanya, Yunanistan, Portekiz’de de istihdam mevzuatının  katı olduğu ülkelerle kayıtdışılık arasında pozitif bir korelasyon bulunmaktadır. Bu da bizi istihdamın yasal esnekliğinin istihdam maliyetlerini azaltmak suretiyle kayıtdışılığı azalttığı sonucuna götürür.

Kayıtdışılığa yol açan diğer bir faktör; yolsuzluktur. Bireylerin faaliyette bulunmak amacıyla lisans alırken rüşvet vermemek amacıyla kayıtdışılığa yönelecekleri yada kontrolden kaçmak amacıyla rüşvet verecekleri yönünde görüşler mevcuttur.[29] Yukarıda değinilen Romanya’da çifte fatura olgusu  bu duruma da uygun bir örnek teşkil eder.

Vergi yükü, kurumsallaşma ve kayitdişilik baglantisini saptamak için yapilan bir çalişmada vergi yükü yüksek olan Danimarka, Finlandiya, Norveç te yolsuzlugun yüksek oldugu ancak kayitdişiligin diger ülkelere göre nispeten azligi dikkat çekicidir. Bu durum adi geçen ülkelerin kurumsal yapisinin oturmuşlugundan, kamu hizmetlerinin etkin sunumundan, kayitdişiligin maliyetinin de yüksek olacagindan kaynaklanmaktadir. Vergi yükü Iskandinav ülkelerine göre düşük olan Yunanistan, Italya, Ispanya, Portekiz’de yolsuzluk oranı düşük, ancak kayıtdışılık fazladır.[30] Bu ülkelerde kayıtdışılığın fazla olmasının nedenleri arasında vergi ahlakının düşük oluşu, ırksal özellikler, son yıllarda yasadışı göçmen girişinin fazla olması gibi faktörler etkili olabilmektedir.

AB Komisyonu tarafından hazırlanan bir rapora göre kayıtdışı çalışma, Avrupa Birliği'ne Üye Devletler 'in tümünü etkilediğinden istihdam alanında ortak kaygı yaratan hususlardan biridir. Kayıtdışı çalışma, zaten baskı altında olan sosyal hizmetlerin finansmanını olumsuz yönde etkileyerek, bireylerin sosyal açıdan korunmalarını ve işgücü piyasasına ilişkin beklentilerini zayıflattığı gibi rekabet şartlarını da olumsuz etkilemektedir. Aynı zamanda, Avrupa'nın dayanışma ve sosyal adalet konusundaki ideallerine de ters düşmektedir. 
AB ülkelerinde kayıtdışı sektör ve kayıtdışı çalışma ile mücadele amacıyla uygulamaya konulan politika tedbirlerinin incelendiği rapor, söz konusu ülkelerin kayıtdışı sektöre esas olarak ekonomik bir sorun olarak yaklaştıklarını; vergi ve sosyal sigorta prim oranları gibi ücret dışı işgücü maliyetlerinde indirime gidilmesi, çalışma mevzuatının esnekleştirilmesi, standart dışı istihdam türlerinin yasal olarak tanınması, toplumu bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyaları yürütülmesi, bürokrasinin sadeleştirilmesi, kamu kuruluşları arasında koordinasyonun geliştirilmesi ve işçi-işveren kesimleriyle diyalog ve işbirliği içinde olunması gibi daha çok ekonomik nitelikli tedbirler aldıklarını belirlemektedir.[31]

OECD raporlarına göre Avrupa Birliği ülkelerinde kayıtdışı ekonomi 1974 yılından bu yana en az üç kat artmış durumdadır. Kayıtdışı ekonominin yıllık hacmi Almanya’da 370 milyar Euro ile Alman gayrisafi milli hasılasının yüzde 17'sini buluyor. 2003'te bu oran, %2 artış kaydetti. Almanya Maliye Bakanlığı, kayıtdışı ekonomiyi denetim altına almak için 7 bin iş müfettişinden oluşan bir birim kurulması yönünde karar almış, müfettişlerin  evlerde görülen 3 milyon 300 bin mini işin de vergilendirilmesi için de çaba göstereceğini açıklamıştır.[32] Ayrıca kayıtdışıyla mücadele için işe başlama gibi yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hapis cezasına bağlanmış, gelir vergisi, sosyal güvenlik primlerinde indirime gidilmiştir. Hükümet, düşük ücretli işlerle ilgili kolaylaştırıcı düzenlemelerinin kaçak çalışmayı nispeten frenleyeceği ancak bu tedbirlerin kayıtdışı ekonomik faaliyet hacmini sadece 10 milyar Euro azaltacağı belirtmektedir.[33]

AB nin yeni üyelerindeki kayıtdışı ekonominin yüksekliği endişe verici boyutlardadır. Bulgaristan,  

 Letonya ve Estonya’da  1991- 2001 yılları arasında kayıtdışı ekonominin GSMH nın %38 ini, Litvanya’da %36 sını kapsadığı görülmektedir. Slovakya %19 ile topluluk ortalamasına (%18) en yakın ülkedir. Yeni AB ülkelerinde halkın %28 kaçak işçiliği kabul ederken eski AB ülkelerinde bu oran % 33tür.[34]            

            İtalya’da özellikle vergilere karşi belli dönemlerde ciddi direnişler olmuştur. Devletin vergi kaybi sebebiyle getirmiş oldugu fatura sistemine karşin 1980 yilinda grev yapilmiştir. Maliye Bakanligi, elektronik yazarkasa ile kayitdişi ekonomiyle mücadeleye girince bu sefer rakamlar düşük gösterilmeye çalişilmiştir. Italya’da kayıtdışılığın önlenmesinde özellikle vergi yasaları ve sosyal güvenlik alanlarında çalışmalar yapılmaktadır. İnşaat, tarım, taşımacılık gibi kayıtdışılığın ön plana çıktığı sektörlerde vergi kanunlarında revizyonlar yapılarak vergi yükü azaltılmaya çalışılmalıdır. Kurumlar vergisinde her işçi başına belli miktarda mahsup imkanı tanınması yanında vergi affıyla mücadelesini arttırmış ve başta off-shore yatırımlara vergi kalkanı imkanı getirmiş, sosyal güvenlik alanında da vergi indirimleri sağlanmıştır. Ancak 1999-2001 arasında OECD ülkeleri arasındaki  “kayıtdışı ekonomi” ölçümlemelerinde %27 lik pay ile %30luk Yunanistan’ı takip etmektedir.[35]

   Hollanda’da da kayıtdışılığa karşı çeşitli önlemler alınmıştır. Hollanda’da mükellefler KDV numarası alma şartı koymuşlar, vergi yasalarında sadeleştirme ve oranlarda indirime gitmişlerdir.  Hollanda Gümrük İdaresi de kayıtdışıyla mücadelede etkin bir yere sahiptir. Gelişmiş otomasyon sistemi, etkin kontrol ve gözetim ile yoğun bilgi değişimi söz konusu olmakla birlikte özellikle, sahtecilikle mücadele ve beyan prosedürleri için gelişmiş modern bilgisayar sistemlerini kullanılmaktadır. Gümrük idaresinin bilgi sistemi, gümrük idareleri arasında elektronik bilgi akışını ve değişimini sağlamak ve desteklemek amacıyla Avrupa Komisyonunun IDA sistemine bağlanmıştır. Gümrük idaresinde çalışanların kalite seviyelerinin yükseltilmesi amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Mükellefler ile idare arasında fikir ve işbirliğini sağlama, yeni otomasyon sisteminin gelişimi ve sahteciliğe karşı ulusal ve uluslararası boyutta mücadele gümrük idaresinin öncelikleri arasında yer almaktadır.[36]

            Bilimsel bağlantısı kesin olarak bilinmemesine rağmen rüşvetle kayıtdışılık arasındaki bağlantı aşikardır. Zira gelişme yolunda olan ülkelerde, bürokrasinin yoğun yaşandığı, şirketlerin özgür girişimlerinin kısıtlandığı ülkelerde kayıtdışılık yüksek boyutlara ulaşmaktadır. Aşağıda AB ülkelerinde kayıtdışı yüzdeleri verilmiştir.

Tablo : 1 RESMİ GSYİH'NIN YÜZDESİ OLARAK KAYITDIŞI EKONOMİ (%) 

 

Ülkeler

%

Ülkeler

%

Yunanistan

27

Fransa

15

Macaristan

26

Almanya

14

İtalya

24

Avustralya

13

İspanya

22

Hollanda

12

Belçika

21

İngiltere

11

İsveç

19

Avusturya

10

Danimarka

19

İsviçre

8

Çek Cum.

15

 

 

Kaynak : [http://www.tisk.org.tr/isveren_sayfa.asp?yazi_id=249&id=15]   verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Erişim : 10/05/2005

 

Tablo : 1 AB Ülkelerinde Kayıtdışı Ekonominin Kayıtlı Ekonomiye Oranı (%)

 

Yıllar

Ülkeler

 

 

90-93

 

94-95

 

96-97

 

99-2000

 

2000-2001

 

İsveç

 

 

17.0

 

18.6

 

19.5

 

19.2

 

19.1

 

Belçika

 

20.8

 

21.5

 

22.2

 

22.2

 

22.0

 

Danimarka

 

15.0

 

17.8

 

18.2

 

18.0

 

17.9

 

İtalya

 

24.0

 

26.0

 

27.2

 

27.1

 

27.0

 

Hollanda

 

12.7

 

13.7

 

13.8

 

13.1

 

13.0

 

Fransa

 

13.8

 

14.5

 

14.8

 

15.2

 

15.0

 

İspanya

 

 

17.3

 

22.4

 

23.0

 

22.7

 

22.5

 

Avusturya

 

6.1

 

7.0

 

8.6

 

9.8

 

10.6

 

Almanya

 

 

12.5

 

13.5

 

14.8

 

16.0

 

16.3

 

İngiltere

 

11.2

 

12.5

 

13.0

 

12.7

 

12.5

 

Finlandiya

 

-

 

-

 

-

 

18.1

 

18.0

 

Yunanistan

 

 

27.2

 

29.6

 

30.1

 

28.7

 

28.5

 

Portekiz

 

 

 

15.6

 

22.1

 

22.8

 

22.7

 

22.5

KAYNAK : Gülay Akgül YILMAZ, “Kayıtdışı Ekonomi; Ulusal ve Küresel Boyutları ve Dinamiklerinin Analizi ”, 19.Maliye Sempozyumu verilerinden yararlanılarak düzenlenmiştir.

 

Topluluk içerisinde, 28 Nisan 1999 da Topluluğun bütçesini etkileyen, sübvansiyonların/teşviklerin kötüye kullanımını ve vergi kaçırılmasını, yolsuzluk ve Topluluğun mali çıkarlarına zarar veren yasa dışı faaliyetleri önlemek amacıyla  Avrupa Hile ile Mücadele Birimi (Fransızca sözcüklerin baş harflerinden oluşan şekli -OLAF) kurulmuştur. OLAF bu haliyle bagimsiz bütçeye sahip, Topluluktaki kurum kuruluş, acenta, ve ticari şirketlerin muhasebe kayitlarini  inceleyebilen, Interpol, Europol, üye gümrük idareleri,aday ve diger ülke gümrük idareleri ile işbirligi içinde olan bir denetim birimidir.

 

SONUÇ

Vergiler, ulusal egemenligin temel belirtilerinden biridir. Vergi Yasalari birtakim ilkelere, düşünce biçimlerine, politik, ekonomik ve sosyal tercihlere ve bir gelenege baglidirlar. Dolayisiyla her ne kadar ülkeler bazinda ayni adlarla vergiler salinmakta ise de; oranlar, teşvikler, istisnalar ve muafiyetler gibi birtakim uygulamalarla o toplumun kaldirilabilecegi bir kurum haline dönüşür, dönüştürülürler.

Küresel dünya açisindan, varolan sorunlara bakildiginda ortak hareket etme zorunlulugu göze çarpmaktadir. Zira e-ticaret, sicak para, zararli vergi rekabeti gibi sorunlar ülkelerin tek başina hareketini anlamsiz kilacaktir. Bu durumda uygulanacak politikalar, vatandaş - devlet  - uluslararası  işbirliği içinde değerlendirilmelidir. Ortaya atılan görüşler arasında vergilerin uyumlaştırılması gündeme gelse de siyasi ve ekonomik birliğin en etkin örneğini teşkil eden AB’ de bile tam anlamıyla yürürlüğe konabilmiş değildir. Dolaylı vergiler konusunda alınan yollara rağmen dolaysız vergiler konusunda tartışmalar sürmektedir O nedenle  de vergilerin tamamıyla ahenkleştirilmesi durumu -en azından yakın gelecekte- sözkonusu değildir.

 

KAYNAKÇA’yı Görmek İçin TIKLAYIN

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM