Fahri Hikmet KÖKER
Yeminli Mali Müşavir
Köker YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı
hkoker@isbank.net.tr
YENİ BİR SEKTÖR
DOĞUYOR
Tarih:
09.05.2007
ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNİN, İŞ
MERKEZLERİNİN VE TOPLU KONUTLARIN (SİTELERİN) YÖNETİMİ VE İŞLETİMİ
Dünya’da yirminci yüz yılın
başlarında, Türkiye’de ise yirminci yüzyılın son çeyreğinde büyük şehirlere olan
göç nedeniyle şehir nüfusları hızla artmıştır. Yoğun trafik ve kalabalık içinde
hızlı tempoda yaşayan insanlar, zamanlarının büyük kısmını ev-işyeri ve
alışveriş merkezi üçgeninde geçirmeye başlamışlardır. Bu gelişmelere paralel
olarak özellikle büyük şehirler yatay ve dikey olarak çok hızlı bir gelişme
göstererek büyümüşler ve halen büyümektedirler.
Büyük şehirlerimizde ve
nüfusu belli bir rakamın üzerindeki illerimizde, alışverişin toplu olarak
yapıldığı, sinema ve eğlence alanlarıyla tam bir yaşam merkezi haline gelen
alışveriş merkezlerinin (AVM), ofis ve bürolar ile bunların ihtiyaçlarını
karşılayacak diğer iş kollarının toplu olarak bulunduğu iş merkezlerinin ve
toplu yaşamın verdiği avantajlardan ve sosyal imkânlardan yararlanmak isteyen
kişilerin tercih ettiği toplu konutların (Sitelerin) sayısı hızla artmaktadır.
İnsanlar, artık büyük
şehirlerde, hayatın akış hızına uyum sağlayabilmek için, içerisinde yeşil
alanlar, sosyal alanlar ve çocuk eğlence alanları bulunduran toplu konutlarda
oturmayı, tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılayabilecekleri alışveriş
merkezlerinden ihtiyaçlarını gidermeyi ve yine daha güvenli, daha kaliteli
çalışma şartları olan iş merkezlerinde çalışmayı tercih etmektedirler.
Son yıllarda sadece
İstanbul’da açılan ve faaliyette olan alışveriş merkezi sayısı 40’dan fazladır.
Buna Anadolu’nun diğer şehirlerinde açılan yaklaşık 90 adet alışveriş merkezini
de eklersek, tüm Türkiye’de 130 civarında faaliyette olan alışveriş merkezi
mevcuttur. Ayrıca halen inşa edilmekte olan veya plânlanan, önümüzdeki yıllarda
faaliyete geçecek olan alışveriş merkezlerinin sayısı yaklaşık 100 tanedir.
Çok hızlı gelişen bu
merkezlerin ve sitelerin yönetimi özellikle mali ve hukuki yönden oldukça
karmaşıktır. Bu tür yerleri toplu olarak kullanan insan sayısı çok fazla olduğu
halde, bu merkezlerin ve sitelerin yönetimini ve aralarındaki mali ve hukuksal
ilişkileri düzenleyen yasalar maalesef oldukça yetersiz kalmış ve bu hızlı
gelişmeye ayak uyduramamışlardır. Halen bu tür yerlerin yönetimi 634 Sayılı Kat
Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre yönetilmeye
çalışılmaktadır.
Bu tür yerler genellikle Kat
Mülkiyeti Kanunu kapsamında yer alan İş Merkezi Yönetimi, Site Yönetimi, Toplu
Yapı Kat Malikleri Kurulu, Apartman Yönetimi ve Bina Yönetimi gibi isimler adı
altında bağımsız bölüm sahipleri tarafından oluşturulan kurullar tarafından
yönetilmeye çalışılmaktadır. Alışveriş Merkezleri ise, kendi kurdukları işletme
ve yönetim şirketleri tarafından yönetilmektedir. Ancak hangi isim altında
olursa olsun, bu kurullar bu tür yerlerin yönetiminde ve işletilmesinde oldukça
zorlanılmaktadırlar. Örneğin; 26.6.2004 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5188
Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, Özel Güvenlik Şirketlerini devreye
sokmuş ve Kat Malikleri Kurullarının yönettikleri toplu yapıların güvenlik
hizmetleri 5188 Sayılı Kanun kapsamında kurulan güvenlik şirketlerine
yaptırılmaya başlanmıştır. Yine toplu yapıların temizlik, bakım, onarım, bahçe
işleri, yönetim, işletim ve muhasebe hizmetleri bu işleri yapan profesyonel kişi
ve kurumlara yaptırılmaktadırlar.
Mali ve hukuksal anlamda
sorunlar da bu aşamada başlamaktadır. Yönetim organları, toplu yapıların
güvenlik, temizlik, bakım onarım ve yönetim işlerini dışarıdan profesyonel
olarak bu tür işleri yapan kişi ve kurumlara yaptırmakta ve karşılığında fatura
almaktadırlar. Şimdiye kadar kullanılan ve halen Türkiye’de binlerce toplu yapı
yönetimlerince uygulanan yöntem şudur: Kat Malikleri Kurulları, Kat Mülkiyeti
Kanunu kapsamında Kat Maliklerinden, yaptıkları yıllık veya dönemsel bütçelerle
aylık aidat avansları toplarlar; karşılığında kat malikine verilen yönetimin
imzası ve kaşesi olan makbuzlar veya banka dekontları bir gider belgesi olarak
kat malikinin kayıtlarına alınır. Ancak bu belgeler Katma Değer Vergisi
içermediği için ve bu belgeleri düzenleyen yönetimler Katma Değer Vergisi
mükellefi olmadıkları için ödenen aidatların içerisinde KDV olduğu halde bu
belgeleri gider yazan mükellefler KDV’leri ayrıştırıp indirim konusu
yapamamaktadırlar. Bu tür toplu yapıların işletilmesi binaların ileri teknoloji
ile yapılan “akıllı binalar” olması nedeniyle oldukça pahalıya mal olmakta ve
kullanıcılar için indirim konusu yapamadıkları KDV’ler ayrı bir finans yükü
oluşturmaktadır. Alışveriş Merkezleri, kendi yönetim şirketleri tarafından
işletilmekte olduklarından, aidat faturaları KDV ile birlikte düzenlenmekte ve
yukarıda açıklandığı gibi bir sıkıntıyla karşılaşılmamaktadır.
Bu finans yükünü hafifletmek
için Kat Malikleri Kurulları işletimle ilgili işleri yaptırdıkları uzman yönetim
ve işletim şirketlerinden, faturalamayı kat maliklerine yapmalarını istemekte ve
bu şekilde kat maliklerini özellikle KDV açısından oluşan kayıplarından
kurtarmaktadırlar. Bu arada hukuki ve mali anlamda tereddütler hasıl
olmaktadır.
Şöyle ki;
— Kat malikleri, yönetim ve
işletme şirketleri ile doğrudan muhatap olmadığı halde, bu şirketlerin kendi
adlarına düzenledikleri faturaları ödemektedirler veya ödemek zorunda
kalmaktadırlar.
— Başka bir sorun, toplu
yapıların yönetim ve işletimi sırasında oluşan giderlerin dağıtımıyla ilgilidir.
Bu tür yerlerin işletim giderlerini birkaç kısma ayırmak gerekir.
-
Birinci kısım, tüm
malikleri ve/veya kiracıları ilgilendiren, toplu yapıların genel güvenlik,
temizlik, bahçe işleri, bakım onarım giderleri, sigorta giderleri vb.
giderlerdir. Bu tür giderler kat malikleri ve/veya kiracılar arasında Kat
Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre veya kat malikleri kurulunun alacağı
karara göre dağıtılmalıdır.
-
İkinci kısım, toplu
yapıların bazı bölümleri için yapılan özel harcamalardır. Bu tip harcamalara
örnek, özel güvenlik önlemi, özel bakım hizmeti veya özel bakım onarım
yapılan bölümler olabilir. Örneğin; 10 bloktan oluşan bir sitede bloklardan
birisi ortak karar alarak ilave güvenlik veya ilave temizlik isteyebilirler.
Bu tür harcamalar diğer 9 blok kat maliklerini ilgilendirmez. Dolayısıyla bu
giderler sadece o blok kat maliklerine paylaştırılmalıdır.
-
Üçüncü kısım, toplu
yapılarda bir veya birkaç bağımsız bölüme özel hizmetler yapılabilir. Bu
giderlerde sadece bu hizmeti olan bağımsız bölümlere yansıtılmalıdır.
Giderlerin dağıtılması ile
ilgili dikkat edilmesi gereken husus, tüm giderlerin dağılımında çok ayrıntılı
ve titiz bir “dağıtım anahtarı” yapılmasıdır. Bu hizmetlerle ilgili alınan
faturalar çok detaylı olmalıdır. Ortak harcamaların dağıtımında karar verilmesi
gereken, dağıtımın bağımsız bölümün toplam m2’si üzerinden mi o
bağımsız bölümü kullanan kişi sayısına göre mi dağıtılacağıdır.
— Diğer bir konu, Toplu
Konutların (sitelerin) veya iş merkezlerinin içindeki, mağazaların
bulunduğu çarşı kısımlarının güvenlik ve temizlik, bakım onarım harcamaları, bu
tür yerler çok yoğun kullanıldığı için, bu alanlara isabet eden giderlerin çok
yüksek rakamlara çıkmasıdır. Bu giderlerin tamamının mağaza sahiplerine veya
mağaza kiracılarına yansıtılması halinde bu işyerlerine düşen gider payı yüksek
meblağlara ulaşmaktadır. Bu işyerlerinin hizmet verebilmesi için bu giderlerin
bir kısmının tüm tesisi kullanan diğer kat maliklerine dağıtılması
gerekmektedir.
Uygulamada karşılaşılan diğer
sorunları da başlıklar halinde sıralayacak olursak,
- Henüz kat
mülkiyetine geçmemiş ancak kullanıma açılmış Toplu Konut, iş merkezlerinin Kat
Malikleri Kurulunun oluşturulmasıdır.
-
Gayrimenkullerin bakım ve onarım harcamalarında gayrimenkullerin demirbaşı
sayılacak veya gayrimenkulün değerini artıracak harcamaların kiracılara
yansıtılmaması, bu giderlerin çok iyi analiz edilerek adil bir şekilde dağıtıma
tabi tutulması,
- Kat
maliklerince, kat malikleri kurulu/site yönetimi banka hesabına ödenen aidat
avansları karşılığında işletme ve/veya yönetim şirketleri tarafından kat
malikleri adına düzenlenen faturaların gider kaydı ve cari hesap mutabakatı,
-
Gayrimenkullerin ortak alanlarının reklâm, tanıtım, fuar veya stand vb. geçici
veya kalıcı olarak kiraya verilmesi halinde, kira gelirlerinin bu gelirleri elde
edenlerin Gelir/Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi açısından yapması
gereken işlemlerin ve bu gelirlerin beyanlarının nasıl yapılacağı konusunda
tereddütlerin giderilmesi
gibi birçok sorunları
sıralamak mümkündür.
SONUÇ:
Sonuç olarak;
-
Sayıları hızla gelişen toplu
konut(site), İş Merkezleri ve Alışveriş Merkezlerinin daha iyi yönetilmesi ve
işletilmesi için site yönetim plânının çok iyi hazırlanması,
-
Giderlerin sorunsuz olarak
dağıtılması ve ileride oluşabilecek hukuksal ve mali sorunların giderilmesinde
iyi bir dağıtım anahtarının hazırlanması,
-
Bu tür toplu yapıların bina
detaylarının yönetici kişi ve kurumlar tarafından iyi bilinmesi,
-
Harcama belgelerinin
içeriğinin iyi hazırlanması,
-
Muhasebe sisteminin iyi
kurulması,
-
Seçilecek muhasebe
programının ihtiyaçlara cevap vermesi
gibi konularda iyi bir
plânlama ile sorunları asgariye indirmek gerekir. Ayrıca Maliye Bakanlığının bu
konularla ilgili olarak yapacağı düzenlemelerinde büyük önemi vardır.