Türkiye, kayıtdışı ekonominin kol gezdiği, vergi
kaçağının son derece fazla olduğu ve de en adaletsiz
vergi tipi olan dolaylı vergilerin vergi gelirleri
içinde sistemde %70'lerde olduğu bir ülkedir.
Son birkaç yıldır bu adaletsizlikleri ortadan kaldırmak
ve kayıt içine alabilmek için bir çok çalışmalar
yapılmaktadır.
İşte bu yazımızda da son zamanlarda yapılan iki
düzenlemeden bahsedeceğiz.
Kira bedellerinin ödenmesi:
Bir çoklarımızın yine bildiği ve aıkça söylemediği
gibi kira gelirlerinde de ödenen Kira bedeli ile
belgelerde veya sözleşmelerde bildirilen kira bedeli
arasında da büyük farklar olmakta idi.
Devlet bu defa kira gelirlerini de kayıt altına
alabilmek için 29.Temmuz.2008 tarih ve 26951 sayılı
resmi gazetede 268 sayılı gelir vergisi genel tebliği
ile bir düzenleme yapmştır. Tebliğin kısaca özü şudur:
Vatandaş , 500 liradan fazla aylık kira ödemelerini
bankadan yapacaksın. O kadar!!!
Tebliğin içeriği aşaıdaki gibidir:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci
maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendiyle
Bakanlımıza, mükelleflere muameleleri ile ilgili
tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları
veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik
etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun
kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını
belirleme yetkisi verilmiştir.
Bu yetkiye dayanılarak, işyeri ve konut kiralama
işlemlerine ilişkin yapılacak tahsilat ve ödemelerin
banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle
tevsikine ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların
yapılmasına gerek duyulmuştur.
1. Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı Bakanlımıza verilen
yetkiye istinaden, - Konutlarda, her bir konut için
aylık 500 YTL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin, -
işyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların
kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin 1/11/2008
tarihinden itibaren banka veya Posta ve Telgraf
Teşkilatı Genel Müdürlü tarafından düzenlenen belgelerle
tevsik edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
2. Tevsik Zorunluluğu Getirilen şlemlerde Belge
Düzeni Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin
birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin Bakanlımıza
verdiği yetkiye istinaden 7.9.1995 tarih ve 22397 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan 243 sıra numaralı Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliği, 8.1.1996 tarih ve 22577 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan 246 sıra numaralı Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliği ile bankalara düzenleme zorunluluğu
getirilen, dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile
tevsik edilme zorunluluğu uygulaması eskiden olduğu gibi
devam edecektir. Önceki bölümde belirtilen banka veya
Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlü aracı kılınmak
suretiyle, para yatırma veya havale, çek veya kredi
kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan
tahsilat ve ödemeler karılında dekont veya hesap
bildirim cetvelleri düzenlendiğinden bu belgeler tevsik
edici belge kabul edilecektir. Bankaların internet
şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilatlar da aynı
kapsamdadır.
3. Teşvik Zorunluluğu Kapsamında Olmayan Tahsilat ve
Ödemeler Mükelleflerce, - Her bir konut için aylık
tutarı 500 YTL’ nin altındaki konut kira geliri ile -
Mahkeme ve icra yoluyla yapılan konut ve işyeri kira
gelirine ilişkin tahsilatlar Tebliğle getirilen
zorunluluk kapsamında değildir. Öte yandan aynî olarak
yapılan söz konusu ödemelerin bu zorunluluk kapsamında
olmadı tabiidir.
Örnek 1:
Bay (A)’ya ait olan iki adet konut 2008 yılında kiraya
verilmiş olup konutların aylık kira geliri 500’er
YTL’dir. Bu durumda Bay (A) 1/11/2008 tarihinden
itibaren söz konusu konutlara ait kira gelirlerini,
banka veya PTT aracılıyla tahsil edecek ve gerekli
durumlarda bu kurumlar tarafından düzenlenen belgelerle
tevsik edecektir.
4. Ceza Uygulaması Vergi Usul Kanununun mükerrer
355 inci maddesinde yer alan hüküm uyarınca, mükerrer
257 nci maddeyle getirilen zorunluluklara uymayanlara
özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir. Anılan
madde uyarınca bu Tebliğ ile 1/11/2008 tarihinden
itibaren getirilen zorunluluklara uymayanlara kesilecek
ceza, 2008 yılı için; - Birinci sınıf tüccarlar ile
serbest meslek erbabı hakkında 1.490 YTL’den, - İkinci
sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı
basit usulde tespit edilenler hakkında 680 YTL’den, -
Yukarıda yazılı bulunanlar dında kalanlar hakkında 320
YTL’den az olmamak üzere her bir işlem için bu işleme
konu tutarın %5’idir. 2009 ve sonraki yıllara ilişkin
olarak, Vergi Usul Kanununun Mükerrer 414 üncü maddesi
uyarınca bu yıllar için belirlenecek asgari ceza
tutarları dikkate alınacaktır.
Örnek 2:
Bayan (B)’ye ait olan ve 2008 yılına ilişkin aylık
450’şer YTL kira geliri bulunan ç adet işyeri için
kiracılar tarafından 250’şer YTL’lik kısım banka
aracılıyla, kalan tutarlar ise elden nakit olarak
ödenmiştir. İşyerlerini kiralayan mükelleflerden biri
birinci sınıf tüccar, diğerleri serbest meslek erbabı
olarak faaliyette bulunmakta olup Bayan (B)’nin gelir
vergisine ilişkin başka bir faaliyeti yoktur.
Bu durumun tespit edilmesi halinde Bayan (B) ile kiracı
mükellefler adına, işyeri için elden yapılan tahsilat
ve ödeme işleminin her biri için ayrı ayrı, Vergi Usul
Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde belirlenen ceza
tutarından az olmamak üzere özel usulsüzlük cezası
kesilecektir.
Elden yapılan tahsilat ve ödemelerin %5’inin asgari ceza
tutarının altında kalması halinde ise her bir işlem için
asgari ceza tutarı kadar ceza kesilmesi gerekmektedir.
Örneğimizde Bayan (B) ile kiracılara, "1/11/2008
tarihinden itibaren her bir işlem için, (elden yapılan
tahsilat ve ödeme tutarının %5’inin asgari ceza
tutarının altında kalması nedeniyle) 2008 yılına ilişkin
belirlenen tutarlarda ceza uygulanacaktır. Aynı durumun
2009 ve sonraki yıllarda da devam etmesi halinde bu
yıllar için belirlenecek asgari ceza tutarları dikkate
alınacaktır. Tebliğ olunur" denilerek düzenleme
yapılmış ve 1.11.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe
girmek üzere yayınlanmıştır.
Şimdi mükellefler bu tebliğdeki hükümleri yerine
getirmek zorundadır. Aksi takdirde yani tebliğ hükümleri
gereği ödemelerini banka vasıtasıyla yapmayanlar yarın
öbürgün bu kez " Maliye haksız yere bana ceza veriyor"
demesin diye hatırlatmak isterim.
2. Faturalarda Yabancı para birimi ve Türk para
birimi kullanılması:
Türkiye dünyaya açılmış, ihracat ve ithalat toplamı
yani dış ticaret hacmi 350 milyar doları aşmış bir ülke
olmuştur.
Birçok firma gerek yurt dışında ve gerekse yurt içinde
ticaret , ithalat, ihracat yapmaya başlamış ve bazı
kavramlar da bu meyanda karışmaya başlamıştır.
İşte bu kavram kargaşasına son verebilmek ve de biraz
daha gelir veya ceza geliri de temin edebilmek için
Maliye Bakanlığı 01.08.2008 tarih ve 26954 sayılı resmi
gazetede yayımlanan 385 sayılı Vergi Usul kanunu genel
tebliği ile yeni bir düzenleme yaparak bu konudaki
cezaların neler olacağını açıklamıştır.
Tebliğin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, 213 sayılı Vergi
Usul Kanunu ile ilgili bazı konularda tereddütler
oluştuğu anlaşılmş olup, söz konusu tereddütleri
gidermek ve uygulama birliği sağlamak amacıyla aşağıdaki
açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür.
Yabancı Para Biriminde Düzenlenen Faturalarda Türk Para
Birimi Karşılığı Bulunmaması Durumunda Uygulanacak Ceza
Vergi Usul Kanunun 229'uncu maddesinde faturanın tanımı
yapılmış, 230'uncu maddesinde ise faturada bulunması
gereken asgari bilgiler sayılmıştır.
Bu asgari bilgiler içerisinde malın veya işin fiyatı ve
tutarı da yer almaktadır.
Anılan Kanunun 215 inci maddesinde de, kayıt ve
belgelerde Türk Para biriminin kullanılacağı, belgelerin
Türk Parası karşılığı gösterilmek şartıyla yabancı para
birimine göre de düzenlenebileceği, yurt dındaki
müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk Parası
karşılığı gösterilme şartı aranmayacağı hükme
bağlanmıştır.
Söz konusu Kanunun 352'nci maddesinin II-7 bendinde,
vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların
kanunen belli şekil ve muhteviyatı ve ekleri ile
bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere
uyulmamış olması fiili II. derece usulsüzlük
sayılmıştır.
Aynı Kanunun 215'inci maddesine göre, yurt içindeki
müşteriler adına yabancı para biriminde düzenlenen
faturalarda, yabancı para birimi tutarı ve Türk para
birimi tutarı yer almak zorundadır.
Yabancı para biriminde düzenlenen faturada, Türk para
birimi tutarı karılı bulunmaması usule ve şekle ilişkin
bir usulsüzlük olup, bu fiil dolayısıyla mükellef adına
anılan Kanunun 352 nci maddesinin II-7 bendi uyarınca
ikinci derece usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.
"Yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen
faturalarda ise Türk para birimi karşılığı gösterilme
şartı aranmayacağı tabiidir. Tebliğ olunur"
denilerek yurt içinde kullanılan faturalarda Türk parası
birimi karşılığının bulunmaması halinde ikinci derecede
usulsüzlük cezası kesileceği açıklanmış ve bir ihtilaf
konusu daha sona ermiştir.