Cevdet AKÇAKOCA
Yeminli Mali Müşavir
cevdet@cevdetakcakoca.com
GÜNEYDOĞU’DA BİR KDV İNCELEMESİ
Tarih:
23.10.2007
1990’lı
yıllarda fazla miktarda ihracat KDV. iadesi incelemesi
yapıyordum. Belki, o zaman Yeminli Mali Müşavir
sayısının azlığından, belki de benim sanayi sektöründen
Yeminli Mali Müşavir olmam ve personelimin de bu konuda
ihtisas sahibi olması işlerimin önemli bir kısmının KDV.
iadesi incelemesi olması sonucunu doğurmuştu.
Tabii, bu incelemelerde insan çok enteresan olaylarla
karşılaşıyor. Yazıma konu ihracat ve KDV. iadeleri
Bursa’da bir tekstil firmasına ait. Firmanın sahipleri,
işlerini iyi bilen donanımlı, bilgili ve kibar
insanlardı. Bir yandan üretim yapılıyor, bir yandan da
yatırım devam ediyor. Firma, fabrikanın bodrum katında
çalışıyor, henüz üst katlar yapılmamış. Her ay artan
miktar ve tutarda ihracat yapılıyor. O sene yaz geldi.
Birdenbire firma atağa kalktı ve fabrika binası bitti.
Gösterişli, şahane bir show-room’u da olan çok güzel bir
fabrika binası oldu. İşçiler daha üst katlara,
yöneticiler ise caf caflı odalara taşındı.
Bu arada ben bilançolara bakıyorum. Jet hızıyla artan
kısa vadeli borçlar var. Muhasebeci ile konuşuyoruz. (Bu
yazıyı okurken muhakkak hatırlayacaktır.) Böyle giderse
bu firma gelecek sene Eylül ayında batar diye
hesaplamışım.
Yine ihracat devam ederken firma Güneydoğu’ da bir ilden
tişört aldı. Hem de onbinlerce.
Direkt olarak ilgili ilin Vergi Dairesi Müdürü ile önce
telefonda konuştum. Firmanın o ilde çalışan az sayıda
firmadan biri olduğu ve vergisel ödevlerini de çok iyi
yerine getirdiğini söyleyerek talebim üzerine bir de
yazı gönderdi.
Yalnız firmadan istediğim Kapasite raporu ve SSK
bildirgeleri bir türlü gelmiyor.
Güneydoğu’ daki bu firma yetkililerine oraya gelip
bizzat inceleme yapacağımı söyledim. Gelme kardeşim,
tutanağını herkes gibi gönder, biz imzalayalım, olur
biter işte diyorlar. Ben yine de geleceğimi söyledim.
Sesler sertleşti. Gelme yoksa........ havalarına
büründü. Otel ayrılmıyor vs. vs. Ben de bayılırım böyle
tehditlere. O tarihte ve bugün de Rahmetli Özal gibi
çizgi roman da okuyorum. Silahlara da tehlikeye de
bayılırım. (Mike Hammer romanı gibi oldu.)
Telefonla o ilin en güzel otelinde bir yer ayırttım.
THY’den bilet aldım. İstanbul’dan o ile gideceğim ve
akşam 7’00 de orada olacağım.
Yine firmaya telefon ettim. Gece 8’00 de muhasebe
servisinin hazır olmasını, geleceğimi söyledim. Kıyamet
koptu. Tabii dinlemedim.
Ertesi gün akşam 8’00 de firmanın şehirdeki muhasebe
bürosundayım. Karşımda 5-6 kişi. Ben, bir laf
söylediğimde kıyametler kopuyor. Neyse, masanın başına
geçtim. Defter ve belgeleri aldım. Personele bana 4-5
adımdan fazla yaklaşmamaları gerektiğini kibarca
anlattım. Kibarlıktan çok iyi anlıyorlardı.
Defter, belge ve kayıtlar birbirine uygun ve hakikaten
takdiri hakediyor. Kapasite raporu yok. İşçi sayısı 9
kişi. Tamam dedim. Ertesi sabah fabrikaya gidelim. Ben
şu oteldeyim. Beni arabanızla alacak mısınız, yoksa ben
mi geleyim dedim. Kendileri beni sabah alacaklarını
söylediler.
Gece, şehrin ileri gelenleri, ağaları ile tanıştık
otelde. Sohbetler ettik.
Ertesi sabah, bir kamyonetle şehrin 10-15 km. dışındaki
fabrikaya yola çıktık. Yolda dikkatimi çeken bir şey
oldu. Polisler, bizim arabayı görünce selam veriyor ve
trafik kapalı olsa bile bizim arabaya yol açıyorlar.
Derhal arabayı durdurdum ve polise bu arabanın ne
özelliği olduğunu sordum.
Polis; tabii bu arabaya yol veririm, önünü açarım dedi.
Bu fabrikada çalışan her bir kişi demek dağdan en az iki
kişinin inmesi demektir diye izah etti.
Uzun etmeyelim. Fabrikaya ulaştık. 5-6000 m2. lik bir
tekstil fabrikası.Pastal makinesinden, bilgisayarlı
kesme makinesi ve her türlü dikiş makinesine kadar çok
modern makineleri olan bir fabrika. 100’e yakın işçi
çalışıyor. İdari kısımda İstanbul’dan gelen müşteriler.
Her şey iyi. Fakat dediğim gibi resmi evraklarda (9)
işçi çalışıyor. Kapasite raporu yok.
İncelemelerimi tamamladım ve firma yetkililerine
kapasite raporu alınmadığı ve işçi sayısı düzgün
olmadığı takdirde Bursa’ya mal satamayacaklarını
söyledim. Sonra da kazasız belasız Bursa’ya döndüm.
Ancak, eşimin çıkan tansiyonunu ancak (3-4) ayda tedavi
ettirebildik.
Bursa’ya döndüğümde firmanın KDV. iadesini reddettim.
Yazımın başında belirttiğim gibi ertesi yıl Eylül ayı
gelmeden Bursa’daki firma maalesef iflas etti.
Güneydoğu’ daki firmanın’ da kapandığını daha sonra
vergi dairesi müdüründen öğrendim.
İşte size bir Güneydoğu’ da KDV. iadesi inceleme
macerası.
Bursa’daki firma iflas etti.
Güneydoğu’ daki firma kapandı.
Sonuçta kazanan kim oldu?
Not: Bu yazı Ekohaber gazetesinde yayınlanmıştır.