21.12.1999 gün ve 23913 sayılı
T.C. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4490 sayılı kanun, Türk
Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde
edilen kazançları (dar mükellefler dahil) Gelir ve Kurumlar Vergisinden istisna
etmiştir. 4490 sayılı kanunun amacı; oluşturulan Türk Uluslararası Gemi
Siciline tescil edilen gemiler ile turizm şirketi envanterlerinde kayıtlı ticari
yatların temin ve işletilmesinde kolaylık sağlamak suretiyle Türk denizciliğinin
geliştirilmesini hızlandırmak ve ekonomiye katkısını artırmaktır. Bu amacı
gerçekleştirebilmek üzere Denizcilik Müsteşarlığı nezdinde, İstanbul'da Türk
Uluslararası Gemi Sicili oluşturulmuştur.
4490 sayılı Türk Uluslararası
Gemi Sicili Kanunu’nda yer alan iki önemli terimin ne anlama geldikleri ise
aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
Gemi: Ticari amaçla
kullanılan her türlü yük, yolcu ve açık deniz balıkçı gemilerini,
Yat: Yat tipinde inşa
edilmiş, gezi ve spor amacıyla yararlanılan, taşıyacakları yatçı sayısı
otuzaltıyı geçmeyen, yük ve yolcu gemisi niteliğinde olmayan, turizm şirketi
envanterlerinde kayıtlı ve tonilato belgelerinde "Ticari Yat" olarak belirtilen
deniz araçlarını, ifade etmektedir.
4490 sayılı kanunun 12’nci
maddesinde Türk Uluslararası Gemi Sicili’ne gemilerini tescil ettirecek
işletmelere mali kolaylıklar sağlayan hükümler yer almaktadır. Ayrıca konuya
ilişkin, 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde açıklamalar yer
almaktadır. Bu düzenlemelerin özetleri aşağıdaki gibidir.
4490 sayılı kanunun 12’nci
maddesinde yer alan düzenlemeler;
1) Bu Kanun uyarınca oluşturulan
Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve
devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan
istisnadır.
2) Türk Uluslararası Gemi
Siciline kaydedilecek gemilere ve yatlara ilişkin alım, satım, ipotek, tescil,
kredi ve navlun mukaveleleri; damga vergisine, harçlara (aynı maddede, Türk
Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin ve yatların sahiplerinden aşağıdaki
harçlar ayrıca tahsil olunur denilmekte ve ilgili harçlarda istisna
uygulanmamaktadır.), banka ve sigorta muameleleri vergisine ve fonlara tabi
tutulmazlar.
3) Türk Uluslararası Gemi
Sicilinde kayıtlı gemilerde ve yatlarda çalışan personele ödenen ücretler gelir
vergisi ve fonlardan müstesnadır.
Kurumlar Vergisi Kanunu 1
seri no.lu Genel Tebliği’nde yer alan düzenlemeler;
Bu istisna, gerçek ve tüzel
kişilerin Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıt ettirdikleri gemilerin ve
yatların işletilmesinden ve devrinden elde ettikleri kazançları ile sınırlıdır.
Ancak, Türkiye'de inşa edilen gemi ve yatlardan anılan sicile kayıtlı olanların
işletilip işletilmediğine bakılmaksızın devrinden elde edilen kazançlar da
istisna kapsamında değerlendirilecektir.
Gemi işletmeciliği kapsamında
değerlendirilmeyen işlerde kullanılan (yüzer otel veya restoran) gemi ve yatlar
Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olsa bile söz konusu istisnalardan
yararlanamayacaklardır.
İstisna kazancın tespiti de
konuya ilişkin özellik arz eden bir durumdur. Anılan tebliğde yer alan
düzenlemeler şöyledir. İstisnanın uygulanabilmesi için gemilerin işletilmesinden
ve devrinden elde edilen hâsılattan, bu faaliyetlere ilişkin giderlerin
düşülmesi suretiyle istisna kazancın tespiti gerekir. Türk Uluslararası Gemi
Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesi sonucunda zarar doğması halinde, bu
zararın diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlardan indirilmesi mümkün
değildir. Aynı şekilde, gemiye ait amortisman ve itfa payları da dahil olmak
üzere bu faaliyet için yapılan giderler, istisna kapsamı dışında elde edilen
kazançlardan indirilemeyecektir.
Türk Uluslararası Gemi Siciline
kayıtlı gemilerle yapılan deniz taşımacılığı faaliyetlerinden elde edilen
kazançlar ile bu gemilerin devrinden doğan kazançlar istisnaya konu olacağından,
anılan faaliyetler nedeniyle doğan alacaklara ilişkin kur farkı ve vade farkı
gelirlerinin kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmaktadır. Öte
yandan, anılan faaliyetlerle ilişkili olmaksızın elde edilen kur farkı, vade
farkı gelirleri ile faiz, repo ve benzeri faaliyet dışı gelirler için söz konusu
istisna uygulanmayacaktır. İstisnadan yararlanılabilmesi için kayıtların,
istisna kazanç ile diğer faaliyetlerden elde edilen kazanç ayrımının yapılmasını
sağlayacak şekilde tutulması gerekmektedir.
Mükelleflerin, Türk Uluslararası
Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesi faaliyetinin yanı sıra başka
faaliyetlerinin de bulunması halinde, varsa müşterek genel giderlerin bu
faaliyetlerden elde edilen hasılata orantılı olarak dağıtılması suretiyle kazanç
tespitinin yapılması gerekmektedir.
Türk Uluslararası Gemi Siciline
kayıtlı gemilerin ve yatların işletilmesinden ve bunların devrinden elde ettiği
kazançların, kâr payı olarak dağıtılması halinde, kurum kazancının tamamen veya
kısmen gemi ve yatların işletmeciliğinden elde edilip edilmediğine
bakılmaksızın, gerçek kişi ortaklara dağıtılan kâr payları üzerinden
Gelir Vergisi Kanununun
94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt
bendine göre vergi kesintisi yapılması gerekmektedir. Ancak, tam mükellef
kurumlar vergisi mükelleflerine dağıtılan kâr payları üzerinden vergi kesintisi
yapılmayacak, anılan kurumlarca elde edilen kâr payları iştirak kazançları
istisnasından yararlanacaktır.
Türk Uluslararası Gemi Siciline
kayıtlı gemilere ait ihtiyaç fazlası malzeme ve sabit kıymetlerin, deniz
taşımacılığı faaliyetinin yürütülebilmesi için gemide bulunması zorunlu olan
malzeme ve sabit kıymetlerden olması halinde, bunların devrinden elde edilen
kazançlar istisnadan yararlanabilecektir.
Deniz taşımacılığında, zamana
veya yüke bağlı olarak geminin tamamını veya bir kısmını taşıtana tahsis etmek
suretiyle yük ve eşya taşıma taahhüt sözleşmeleri kapsamında yapılan
"Time-Charter İşletmeciliği" gemi işletmeciliği faaliyeti kapsamında
değerlendirileceğinden, söz konusu faaliyetlerden elde edilen kazançların
kurumlar vergisinden istisna edilmesi gerekmektedir.
Ancak, uluslararası gemi
siciline kayıtlı gemilerin zamana ve yüke bağlı olmaksızın doğrudan kiraya
verilmesi durumunda gemi işletmeciliği faaliyetinden söz edilemeyeceğinden elde
edilen kira gelirine istisna uygulanmayacağı tabiidir.
SONUÇ
Geminin tanımı, 4490 sayılı
kanunda kısmen yapılmış olmasına rağmen çok açık olarak tanımlanmamıştır,
gemiden ne anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca vergi kanunlarında da
geminin tanımı yer almamaktadır. Öncelikle geminin tanımını yapmak
gerekmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu 1 no.lu genel tebliğinde ise “gemi
işletmeciliği” kavramından bahsedilmektedir. Bu kavrama ilişkin açıklamaları ve
örnekleri çoğaltmak gerekmektedir.
Firmaların alacaklarına ilişkin
kur farkı ve vade farkı gelirleri kurumlar vergisinden istisna edilmiş ancak; bu
işlerden kazandığı bedelleri bankada veya kasasında tutması ve bu haldeyken kur
farkı geliri elde etmesi vergiye tabi tutulmuştur. Bu durum ticari bir gerçeklik
ile açıklanamayacağı gibi TUGS Kanunu’nun ruhuna da terstir. Yine gemi alımı
için kullanılan kredilere ödenen faizler istisna kazanç ile ilişkilendirilirken
bu kredileri ödemede kullanılan mevduat faiz gelirlerinin istisna kazanç ile
ilişkilendirilememesini de anlayamamaktayız. 4490 sayılı kanunun ruhuna uygun
düzenlemeler yapılmalıydı ve kur farkı ve faiz gelirleri de istisna kazanç
kapsamında değerlendirmeliydi.
Gemi işletmeciliği yapan
firmanın gemide çalışan personeli dışındaki personeline (yöneticiler, ofis
çalışanları ve diğer personel) ödenen ücretler bu istisnadan
yararlanamamaktadır. Ayrıca gemide çalışan personele ödenen ücretler damga
vergisine tabidir.
Kurumlar Vergisi Kanunu 1 seri
no.lu Genel Tebliği’nde yer alan, istisna kazancın dağıtımında tevkifata ilişkin
düzenlemelerde Gelir Vergisi Mükellefleri ile Kurumlar Vergisi Mükelleflerine
eşit davranılmamıştır. Bu eşitsizlik kurumlar aleyhine sonuçlanmaktadır.
Örneğin, Şahıs işletmelerinde kar dağıtımı diye bir şey olamayacağına göre gemi
kazancının tamamı vergiden istisna olacaktır. Ancak kurum ortağı gerçek kişi
için durum hiç de öyle değildir. Bu durumun adaletli bir düzenleme olmadığı
açıktır.
TUGS Kanununun amacı;
oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilen gemiler ile turizm
şirketi envanterlerinde kayıtlı ticari yatların temin ve işletilmesinde kolaylık
sağlamak suretiyle Türk denizciliğinin geliştirilmesini hızlandırmak ve
ekonomiye katkısını artırmaktır şeklindedir. Deniz taşımacılığı dünyada çok
önemli bir yere sahiptir. Türkiye denizcilik sektörü de dünyada yerini alabilsin
ve önemli bir yere gelsin diye TUGS Kanunu yapılmıştır. Vergisel düzenlemelerin
de aynı yönde ve amaçta yapılması gerekmektedir.