Bülent FIÇICI
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
bulentficici@maligundem.com
www.maligundem.com
ÜRETİCİLERİN YENİ
SORUNU, "AMBALAJ ATIKLARI"
Tarih:
16.04.2008
Son günlerde ambalaj
atıklarının kontrolü ile ilgili kiminle konuşsam konu hakkında hiçbir şey
bilmediğini fark ettim. Yönetmeliğin getirdiği sorumlulukları anlattığımda ise
“olur mu canım öyle şey” denildiğini duydum. Oysaki bu konu neredeyse tüm
üreticileri, satış noktalarını, tüketicileri ilgilendiren, yüksek para ve işyeri
kapatmaya kadar giden cezaları olan çok hassas bir konu.
Ambalaj atıkları konusunun ilk
çıkış noktası yine Avrupa Birliği Direktifleri, 94/62/EC numaralı direktiften
yararlanılarak hazırlanan yönetmelik 2004 yılında yayınlandı ve 2005 yılı
başından itibaren yürürlüğe girdi. 2007 de ise bazı ihtiyaçları karşılayamadığı
gerekçesi ise eski yönetmelik yerini yenisine bıraktı.
Yönetmelik kimi
ilgilendiriyor;
Bu yönetmelik plastik, kâğıt,
karton, metal, cam, ahşap ve tekstil üreticilerini, Bu malzemelerden yapılmış
her türlü ambalaj malzemesini kullanarak ürününü piyasaya süren tüm üreticileri,
bu ambalajlı ürünleri satan satış noktalarını, belediyeleri ve tüketicileri
ilgilendiriyor.
Ambalajı üretenlerin, satış
noktalarının, tüketicilerin ve belediyelerin yerine getirmesi gerekenler çok da
zor ve maliyetli değil.
Ancak, Yönetmelikte Piyasa
Süren diye tanımlanan, ürettikleri her türlü ürünü çeşitli şekilde
ambalajlayarak piyasaya sürenlerin sorumluluğu yenilir yutulur cinsten değil. Bu
işletmelerden, ürettikleri ürünü yurtdışına satanlar ve piyasaya sürdükleri
ürünlerin üzerindeki ambalaj malzemesi yıllık 3.000 Kg.ın altında kalanlar şu
anda kapsam dışı.
Piyasaya sürenlerin
yapmaları gerekenler;
-Öncelikle Çevre ve Orman
Bakanlığına müracaat ederek internet erişim şifresi ve kod numarası almak
zorundalar.
-Bir önceki yıl piyasaya
sürdükleri ürünlerin ambalajları Plastik, Kâğıt, Karton, Cam, Metal veya
Kompozit ise 2008 yılında bu atıkların %35 ini piyasadan toplatmak zorundalar.
Bu oran her yıl otomatik olarak artıyor 2012 yılında %40, 2020 yılında ise %60
a çıkıyor.
-Bu hedeflere ulaşmak ve
kaynakta atıkları ayrı ayrı toplatmak için belediyeler ve lisans almış
işletmelerle anlaşmalar yapmaları gerekiyor.
-Ambalaj atıklarının
kaynağında ayrı toplanması, geri dönüştürülmesi ve geri kazanılması konusunda
tüketicileri ve belediyeleri bilgilendirici eğitim faaliyetlerinde bulunmak, bu
eğitim ve yürütülen faaliyetlerle ilgili harcamaları karşılamak zorundalar.
- Bir önceki yıl piyasaya
sürdüğü ürünlerin ambalajları ile ilgili olarak takip eden yılın şubat ayı
sonuna kadar yönetmelik ekinde yer alan “Piyasaya süren müracaat formu”nu
doldurarak internet aracılığı ile Çevre ve Orman Bakanlığına göndermeleri
gerekiyor.
-Piyasaya sürülen ürünlerin
ambalajı bildirilirken doğru olmasına dikkat edilmeli, aynı zamanda ambalaj
üreticilerinin de hangi işletmeye ne kadar ambalaj malzemesi sattığını ayrıca
bakanlığa bildirdiği de unutulmamalıdır.
-2009 dan itibaren ise;
belediye ve lisanslı toplama işletmeleri ile yapılan sözleşmeleri, lisanslı
toplama ve ayırma tesislerinin giriş çıkış belgelerini, ambalaj atıklarının
lisanslı geri dönüşüm tesisine verildiğini gösteren belgeleri, ihraç edildi ise
gümrük çıkış beyannamelerini de internet aracılığı ile vermek zorundalar.
-Piyasaya sürmüş oldukları
ürünlerin içinde yer alan Ağır Metal Konsantrasyonlarının (Kurşun, cıva,
kadmiyum, krom) yönetmelikle belirlenmiş miktarların altında olduğunu kontrol
etmekle yükümlüdürler.
-En az atık üretecek, geri
dönüşümü sağlanabilecek, tekrar kullanıma uygun olacak ambalajları kullanmak
zorundalar.
-Geri kazanılabilir ambalaj
sembolü ve bakanlıkça verilen kod numarası bulunmayan ürünlerin piyasaya
sürülmesi ve satış noktalarında satılması yasaktır. Bu sebeple Piyasaya sürenler
Ambalaj üreticilerine bu sembol ve kodları yazdırmak zorundalar. Bu konuda Satış
noktalarının bu kod ve sembol olmayan üreticileri tespit ederek bakanlığa
bildirmekle zorunlu olduğu da unutulmamalıdır.
-İşletmeler, kullandıkları
ambalaja dikkat etmeleri dışındaki yükümlülüklerini yetkilendirilmiş kuruluşlara
bırakabilirler. Bu yetkilendirilmiş kuruluşlar, tüm ülke çapında piyasaya
sürülen ambalajın %25 inden fazlasını temsil eden, kar amacı gütmeyen, tüzel
kişiliğe haiz ve yetki almış kuruluşlar olmalıdırlar.
Cezai Yaptırımlar;
İlk yıl geri kazanım
hedeflerine ulaşılamaması halinde takip eden yıl o yıl için uygulanan geri
kazanım hedeflerine ilaveten eksik kalan miktarın %10 fazlasına ulaşılmaya
çalışılır. İkinci yıl da hedeflere ulaşılamazsa ceza ve idari yaptırım
uygulamalarına başlanır.
Bu yönetmeliğe göre
sorumluluklarını yerine getirmeyenleri 2872 sayılı Çevre Kanununun 20.maddesine
göre en az 6.933,00 YTL den başlayan ve işyerini kapatmaya kadar giden cezalar
bekliyor.
Sonuç;
Çevrenin korunması tabiî ki
tüm vatandaşların öncelikli konuları arasında yer almalıdır. Mümkün olsa da
doğaya zararlı atıkların belli bir yüzdesi değil, tamamı toplatılabilse. Ama ne
yazık ki, bu konuda da işin kolayına kaçılmış üretim işletmelerine yüklenilen
birçok maliyetle kayıt içindeki işletmeleri sıkıntıya sokan uygulamalara bir
yenisi daha eklenmiştir. Maalesef son yıllarda üretim yapmak değil menkul ve
gayrimenkul sermaye iradı elde etmek daha cazip hale gelmiştir.
Ulusal refaha ulaşmamızı
sağlayacak tek yol daha fazla üretim ve ihracattır. Üreticiye yeni yükler
getirmeyen, üretim yapmayı daha cazip hale getirecek uygulamalar diliyorum.
Kaynak: Atıklarının Kontrolü
Yönetmeliği (RG.24.06.2007–26562)
2872 Sayılı Çevre Kanunu