EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SON YAZILAR
BASINDAN YAZILAR
Amortisman Ayırımdaki Özellikler / Veysi Seviğ- - MuhasebeTR

Amortisman Ayırımdaki Özellikler / Veysi Seviğ-

Vergi Usul Kanunu’nun 328’nci maddesi gereği amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bu varlıkların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar-zarar hesabına geçirilerek muhasebeleştirilir. Söz konusu Kanun maddesinde yer alan “kayıtlı değer” ifadesi, gerçekte amortismana tabi tutulan iktisadi kıymetin net aktif değerini ifade etmektedir. Bir iktisadi kıymetin net aktif değeri, söz konusu iktisadi kıymetin defter değerinden konuya ilişkin iktisadi kıymetin birikmiş amortismanlarının düşülmesi suretiyle tespit edilebilmektedir. Bu durumda hesaplama yapılırken defter kayıtlarındaki rakamsal veriler dikkate alınır. Ancak söz konusu amortisman ayırımında olması gerekenden fazla amortisman ayrılmış ise fazla ayrılan kısım indirim konusu yapılamaz.

“Satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde, satıştan “tahassül eden” (sağlanan) kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir.”

Yasal düzenleme gereği bir iktisadi kıymetin satışı sonucunda elde edilen artı değerin kazancın üç yıl içerisinde kullanılması, aksi takdirde bu işlemden doğan kazancın vergilendirilmesi gerekecektir.

Üç yıllık sürenin hesaplanması konusunda uygulamada farklı görüşlere rastlanmaktadır. Konuya ilişkin idarenin görüşü amortismana tabi iktisadi kıymetin satıldığı yılın ilk yıl olarak kabulü şeklindedir. Dolayısıyla amortismana tabi kıymetin satıldığı yıl oluşan kar, söz konusu yılın sonu itibarıyla düzenlenecek olan bilançoda “Yenileme Fonu” hesabında yer alacaktır. Söz konusu bu değer ikinci yılda da yine aynı hesapta gözükecektir. Üçüncü yılda ise ilgili iktisadi kıymetin yenilenmemesi halinde üçüncü yılın vergi matrahına dahil edilmesi dolayısıyla vergilendirilmesi gerekecektir.

Vergi Usul Yasası’nın 329’ncu maddesinde ifade edildiği üzere “Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen ziyaa uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde bu fark kar veya zarar hesabına geçirilir.

Şu kadar ki alınan sigorta tazminatı ile ziyaa uğrayan malların yenilenmesi işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde tazminat fazlası, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapla azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu süre içinde kullanılmamış olan tazminat farkları kara ilave olunur.

Ancak; üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde söz konusu tazminat fazlası ilgili yılın matrahına eklenerek vergiye tabi tutulur.

Dolayısıyla yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin ediniminde (iktisabında) kullanılan tazminat fazlası yeni değerler üzerinden Vergi Usul Kanunu’nda yer alan hükümler uyarınca ayrılması öngörülen amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur.

Uygulamada yenileme fonu, yeni iktisap edilecek (işletmeye yeni dahil edilecek olan) amortismana tabi iktisadi kıymetin amortismanları ile mahsup edilmek suretiyle kullanılır. Buna göre yenileme fonunun ayrılabilmesi için; satılan ve yenilenecek olan iktisadi kıymetlerin, amortismana tabi iktisadi kıymetler olması gerekmektedir. Bu nedenle ilgili iktisadi kıymetin amortisman giderlerinin kaydedildiği hesaplar doğrudan kar-zarar hesaplarına aktarılarak kapatılmak yerine, öncelikle yenileme fonunun tutulduğu hesap ile karşılaştırılır.

Bu bağlamda da ilgili döneme ait amortisman giderlerini karşılayamaması halinde kalan amortisman gideri doğrudan kar-zarar hesabına aktarılır.

7103 sayılı kanunla Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici 30’ncu madde ile yatırım, Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin teşvik edilmesi amacıyla;

6948 sayılı Kanuna göre sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerin münhasıran imalat,

4691 sayılı Kanun, 5746 sayılı kanun ve 6550 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan mükelleflerin ise Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanmak üzere iktisap ettikleri yeni (kullanılmamış) nitelikteki makina ve teçhizat ile,

Yatırım teşvik belgesini haiz mükelleflerin belge kapsamında iktisap ettikleri makine ve teçhizatın Maliye Bakanlığınca ilan edilen faydalı ömür süresinin yarısı dikkate alınmak suretiyle kısa sürede itfa edilmesi mümkündür.

(İto | 14.01.2019)

GÜNDEM