BASINDAN YAZILAR
İşyeri Devrinde Kıdem Tazminatı Sorumluluğu İki Yıl Mı? / Vedat İlki | Muhasebe TR

İşyeri Devrinde Kıdem Tazminatı Sorumluluğu İki Yıl Mı? / Vedat İlki

Muhasebe Kayıtlarında; Gider / Maliyet Hesaplarında KKEG (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider) Yer Alamaz!

KKEG ’ler İçin 689 Hesap Kullanılamaz!

18.03.1995 tarih ve 22231

Özellikle işletmelerde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri de işyeri devri ile birlikte,işverenlerin el değiştirmesi bunun sonucunda işçi alacaklarında devir eden ve devir alan arasında süre konusunda şikayetler yada münakaşalara çalışma hayatında sıklıkla rastlıyoruz.

4857/6'ıncı maddesinde konu açıkça ele alınmıştır.

''İşyerinin veya bir bölümünün devri ''

''İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.

 Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.

Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar.

Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.''

İki yıl sınırlı olmak hangi bağlamda;

Fazla Mesai,Prim,Ücret,Yıllık izin vs dediğimiz işçilik alacakları olarak mı anlamalıyız.

Evet diyebiliriz.

Oysa ki kıdem tazminatı açısından konuya yaklaştığımızda olay başka bir boyuta bürünecektir.

KIDEM TAZMİNATI AÇISINDAN SORUMLULUĞA DEVİRDE YARGI KARARI İLE BAKALIM

T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

Esas No. 2018/4089 Karar No. 2018/9860 Tarihi: 26.04.2018

 İŞYERİ DEVRİNDE DEVİR EDEN İŞVERENİN KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUĞUNUN İŞ YASASININ 6. MADDESİNDEKİ  İKİ YILLIK SÜREYLE SINIRLANDIRILAMAYACAĞI DEVİR EDEN İŞVERENİN DEVİR TARİHİNDEKİ İŞÇİNİN KIDEMİ VE ÜCRETİ ÜZERİNDEN HESAPLANACAK KIDEM TAZMİNATINDAN  SORUMLU OLACAĞI.

İş hukukunda işyeri devrinin kıdem tazminatına etkisi de uyuşmazlık konusudur. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.

SONUÇ:

Kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.

sayılı Resmi Gazetede yer alan 4 SERİ NO'LU MUHASEBE SİSTEMİ UYGULAMA GENEL TEBLİĞİ’nde:

‘’ …1 sıra No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile uygulamaya Konulan Muhasebe Usul ve Esasları, işletmelerin faaliyet sonuçlarının sağlıklı ve güvenilir bir biçimde muhasebeleştirilmesi; mali tablolar aracılığıyla ilgililere sunulan bilgilerin tutarlılık ve mukayese edilebilirlik niteliklerini koruyarak gerçek durumu yansıtmasının sağlanması ve işletmelerde denetimin kolaylaştırılması amacını taşımaktadır. Söz konusu düzenleme, vergi mevzuatı ve uygulamasından tamamen bağımsız olarak ve vergisel kaygılar ön planda tutulmaksızın hazırlanmıştır. Bu itibarla Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde vergi mevzuatına kıyasen farklılık gösteren düzenlemeler yer almaktadır.… vergi mevzuatında kıdem tazminatları için karşılık ayrılması öngörülmemişken Tebliğde, kıdem tazminatları karşılığı hesabının kullanılmasının zorunluluğu bu çelişkilere örnek olarak verilebilir. Keza, alınan ya da verilen ileri tarihli çekler vergi uygulamasında normal çek olarak kabul edilirken, Muhasebe Sisteminde "özün önceliği kuralı" gereğince alacak ya da borç senedi olarak kabul edilmekte ve reeskonta tabi tutulmaktadır.

Bu itibarla, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ile yapılan düzenlemeler, vergi mevzuatı ve uygulaması ile ilgili hiçbir hususu düzenlememekte veya değiştirmemektedir. Bu düzenlemeler sadece muhasebe sisteminin işleyişini açıklamaya yöneliktir.

Mükelleflerin bu hususa özellikle dikkat etmeleri ve Tek Düzen Muhasebe Sisteminin bazen vergi mevzuatına aykırı hususları da içerdiğini gözden uzak tutmamaları gerekmektedir.  …Buna göre, muhasebe usul ve esasları dikkate alınarak tanzim edilecek mali tablolarda yer alacak "Dönem Kâr'ı (Ticari Kâr) veya Zarar'ı ile vergiye matrah olacak Kar (Mali Kar) veya Zarar arasında meydana gelecek fark, bilanço ya da gelir tablosu üzerinde giderilmeyecek, vergiye tabi safi kazanç, mükellefler tarafından mali tablolar dışında hesaplanacaktır…’’

hükümleri yer almaktadır.

İşletmeler dönem içi muhasebe kayıtlarını, dış kurallar etkisinde değil, tamamen kendi kurallarıyla  yaparlar… İşletme için bir harcama giderse, gider kaydedilir. Elde edilen gelir işletme için gelirse, gelir kaydedilir… Gider veya gelirin Vergi mevzuatı  karşısında kabul edilip-edilmemesinin, dönem muhasebe kayıtlarına etkisi yoktur, olmamalıdır.  Asıl olan işletmenin kendi  ilkeleri ışığında gerçek Kâr/Zararının ortaya konmasıdır. İşletme sahipleri, bilgi gereksinimi duyan kesimler, kredi veren kuruluşlar ve ilgili kesimler açısından beklenen rapor  bu olmalıdır. 

İşletme, kendisi için gider olan her şeyi gider yazar, kendisi için gelir olan her şeyi de gelir yazar…

Gerek Tek Düzen Hesap Planı- Bilanço ve Gelir Tablosu ilkeleri, gerek se Türkiye Muhasebe Standartları ilkeleri doğrultusunda, işletme:

Stoklarında değer düşüklüğü varsa, karşılık yoluyla gider yazar. Kıdem tazminatlarını henüz ödeme olmadan da karşılık yoluyla gider yazar. Amortismana tabi iktisadi kıymetlerini faydalı ömürlerini kendisi tespit ederek amortisman hesaplar gider /maliyet yazar.  Amortisman uygulamasında iktisadi kıymetin kullanımını öne çıkarır, tüm iktisadi kıymetler için KIST amortisman hesaplar…  Stoklarla ilgili vade farklarını, kur farklarını, faiz ve benzeri borçlanma maliyetlerini, oluştukları dönemlerde doğrudan gider yazar…  Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin  satın alınmasıyla ortaya çıkan kur farklarını, vade farklarını, faizlerini gider yazar… Stok alışlarıyla ilgili vade farklarını oluştukları dönemde gider yazar… Satışlarıyla ilgili vade farklarını satış hasılatı içinde değil, finansman  geliri olarak raporlar… Yıllara yaygın inşaat taahhüt işleriyle ilgili kâr/zararını, işin bitirilmesini beklemeden, her dönem ayrı ayrı hesaplar ve raporlar…

Bu örnekler çoğaltılabilir… Sonuçta işletme, hiçbir vergisel etki altında kalmadan raporlama yapar.

Elbette, işletmelerin vergisel yükümlülükleri de vardır.

Vergi mevzuatımız açısından vergiye esas olacak kâr, mali kâr’dır.

İşletme, dönem içinde yaptığı  gelir-gider-maliyet-kâr-zarar vb. kayıtlarını, Vergi mevzuatımıza uyarlanması noktasında tek tek elden geçirir, varsa vergisel  farkları tespit eder. 

Vergi Kanunlarımız uyarınca kabul edilmeyen giderlerini, vergiye tabi olmayan gelirlerini, istisna ve indirim haklarını belirler… Bu işlemler dönem gelir/kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde Ticari K/Z’dan Mali K/Z’a geçiş usul ve esaslarına göre ‘’özel’’ olarak yapılır. Bu hesaplamalar sonucunda varsa Mali Kâr üzerinden  dönem vergisi hesaplanır, beyan edilir, ödenir.

İşletmelerde, Gelir Tablosunda yer alan ve dönem sonunda 690 hesaba aktarılan 600-689 kodlu hesaplarda izlenen tüm gelir, gider ve maliyet kayıtları, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri hükümlerine uygun olarak, Vergi Kanunlarımızın ilgili işlemin gider/maliyet veya gelir yazılmasına izin verip-vermediğine bakılmaksızın muhasebeleştirilir. Ancak, muhasebe kayıtlarının vergisel etkileri, işlemin yapıldığı tarihte eş zamanlı olarak Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG), ve/veya indirim/istisnalar şeklinde bilgi mahiyetinde ayrıca 9-Nazım Hesaplar’da izlenir.

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler 689-Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar(-) hesabında izlenemez! Veya, her hangi bir gider hesabında alt hesap olarak da yer alamaz. Aksine kayıtlar Tek Düzen Hesap Planına, uygulama Genel Tebliğlerine aykırıdır! 

(Alitezel.com | 08.11.2018)

GÜNDEM